Toplantıda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ekranlarda, manşetlerde ve siyaset koridorlarında "arınma" kelimesinin çokça dile getirildiğini, sadece belirli bir kesimin arınmasının yeterli olmayacağını söyledi.
Topyekun "siyasetin ve sistemin arınması gerektiğini" söyleyen Arıkan, "Siyasetin üzerine çöken kirli gölgeyi, menfaat ilişkilerini, liyakatsiz kadrolaşmaları kökünden kazımadan bu ülkeye huzur getiremezsiniz." dedi.
Yeni anayasa tartışmalarına değinen Arıkan, "Türkiye adım adım yeni bir siyasi zemine hazırlanırken, toplumun dikkati siyasi operasyon iddiaları, yargı süreçleri ve peş peşe gelen kriz başlıklarıyla başka alanlara yönlendiriliyor. Peki, anayasayı bu kadar acil kılan nedir? Biz yeni anayasaya karşı değiliz. Ancak anayasa öyle sıradan bir metin değildir. Anayasa, bir milletin geleceğini belirleyen ana iradedir. Millet adına yazılacak hiçbir gelecek metin, bu siyasi fırtınaların arasında, bu toz bulutlarının içinde, cevapsız soruların gölgesinde hazırlanamaz, hazırlanmamalı." ifadelerini kullandı.
İslam dünyasının "vadedilmiş topraklar" safsatasının kıskaçları arasında adım adım parçalandığını ve coğrafyanın yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını ifade eden Arıkan, "bu durumu kınamayla, yumuşak güçle ve diplomasiyle geçiştirmenin, Türkiye'yi bu yeni konjonktüre uyumlu hale getirmekten başka bir şey olmadığını" savundu.
Arıkan, "Hiç kimse olmasa da biz Saadet Partisi olarak buna sonuna kadar direneceğiz. Bu zihniyetin hedeflerini gerçekleştirmesine müsaade etmeyeceğiz. İsrail vadedilmiş topraklar şeriatıyla geliyorsa biz de çevresi mübarek kılınan vadedilmiş Mescid-i Aksa haritasıyla geliyoruz." diye konuştu.
Ateşkese rağmen Gazze'ye düzenlediği saldırılar nedeniyle İsrail'e tepki gösteren Arıkan, "Dış politikada sessizliği, eylemsizliği yol tutmuş iktidara sesleniyorum: Ankara Zirvesi sıradan bir zirve olmamalıdır. Ankara Zirvesi, İsrail açısından sonun başlangıcı olmalıdır, İsrail dışlanmalıdır. Türkiye, NATO içinde İsrail'e tanınan bütün imtiyazların reddedilmesini sağlamalıdır." değerlendirmesini yaptı.
"Siyasete müdahale eden her yargı kararına karşıyız"
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP'nin tek parti döneminden beri iktidara gelemediğini, bunun nedeninin "derin milletle bağı koparmak" olduğunu söyledi.

Davutoğlu, "CHP içinde karşılıklı tartışma yaşayanlara önce bu muhasebeyi yapmalarını rica ederim. Gerçekten CHP önemli bir kurumdur, önemli bir siyasi yapıdır ve bu yapının korunması veya kendi içinde bir mücadelede yok olmaması için önce bu muhasebeyi yapmaları lazım." şeklinde konuştu.
İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin iptaline ilişkin karar verilmesi ve daha sonra Resmi Gazete'de yayımlanan kararla bu hükmün iptal edilmesini değerlendiren Davutoğlu, "Bilgi Üniversitesi kapatıldı, 48 saat sonra açıldı. O 48 saat içinde öğrenciler işkence çekti, öğretim üyeleri 'Ne olacağız?' dedi. Devlet aklı varsa ve (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan bu aklı kullanıyorsa 48 saat içinde kararını niye değiştirdi? İzah etsin." sözlerini sarf etti.
Doruk Madencilik işçilerinin haklarının verilmesine ilişkin 3 bakanın birden 15 Mayıs'ta ödemelerin yapılacağına yönelik söz verdiğini hatırlatan Davutoğlu, bu sözün tutulmadığını öne sürdü.
İstinafın CHP kurultay kararına yönelik tartışmalara değinen Davutoğlu, "Kim haklı kim haksız, o ayrı tartışma. Biz pozisyonumuzu söyledik. Siyasete müdahale eden her yargı kararına karşıyız. Ama bütün yolsuzlukların da sonuna kadar üzerine gidilmesi taraftarıyız." diye konuştu.
Davutoğlu, "Eğer bir yolsuzluk, yanlışlık vardıysa 2,5 sene neden beklediniz? YSK, anayasal bir kurum. YSK'nin nihai kararı tartışmaya açılırsa hangi seçim ve seçmen kendini emniyette hisseder? Verilmek istenen hava şu, 'Ne yaparsanız yapın biz iktidarda olmaya devam edeceğiz. Öyle bir sistem getirdik ki kimin iktidarda olacağına biz karar vereceğiz.' İşte bizim bununla mücadele etmemiz lazım." dedi.
"Devlet tutup da bazı şirketlerin hisse senedini fiyatı düşmesin diye satın almaz"
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kurban Bayramı'nda pek çok kesimin ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiğini söyledi.
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarına ilişkin eleştirilerde bulunan Babacan, tarımda acil destek sistemleri kurulmasını istedi.

Babacan, beklenen enflasyon oranının yükselmesi nedeniyle asgari ücrete yönelik zam oranının arttığını belirterek, "Belli ki 6 ayın sonunda enflasyon yüzde 20 civarında gerçekleşecek, bırakın yıl sonunu. 'Yıl sonunda yüzde 20'nin altına düşeceğiz.' diyorlardı, ilk 6 ayda yüzde 20'lik enflasyon gerçekleşecek. 1 Temmuz'da asgari ücrete ara zam şarttır. Bu ilk 6 ayda oluşan yüzde 20 enflasyonun sebebi asgari ücretlimiz değil, ülkeyi yönetenlerdir." görüşlerini paylaştı.
Ali Babacan, "mutlak butlan kararı sonrası borsaya müdahale edildiği" iddialarına yönelik, şu ifadeleri kullandı:
"Daha önce bunun örneği görülmemiş. Devlet tutup da bazı şirketlerin hisse senedini fiyatı düşmesin diye satın almaz, böyle bir şey yok. Sayıştay da denetleyemiyor. Ama Meclis çatısı altında soruyorum: Varlık Fonu o piyasanın hareketli olduğu günlerde borsa düşmesin diye hangi şirketlerin hisse senetlerini aldı da fiyatlarını yükseltti ve aldı da göz yumdu? Bu adalet mi, şeffaf yönetim anlayışı mı?"



