Adalet Bakanlığı'nda üst düzey değişim: Çok sayıda genel müdür görevden alındı
Adalet Bakanlığı'nda üst düzey değişim: Çok sayıda genel müdür görevden alındı
İçeriği Görüntüle

Adalet Bakanı Akın Gürlek, üniversite döneminde maddi zorluklar yaşadığını belirterek "Üniversitede her derse girip hocanın ağzından ne çıkarsa not alırdım, notları da satardım. O zaman Marmara Hukuk'ta ilk bilgisayar yazılı ders notunu veren bendim. Hem maddi olarak çok faydası oldu hem de ders başarımı artırdı" dedi. Birinci sınıfta ayrıca “Ekmek Teknesi” dizisinde bir bölümde figüran olarak yer aldığını da ifade etti.

Programda isim vermeden muhalefete yönelik eleştirilerde bulunan Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra muhalefetin yemin töreninde tepkileri üzerine çıkan Meclis'teki kavga hakkında da "Daha önce milletvekillerimiz, grup başkanımız 'karışıklık olabilir' dedi, bu kadar karışıklık olacağını tahmin etmiyordum. Çok şaşırdım, burası Meclis'in kürsüsü, millet iradesini size teslim etmiş, metin okumak usulü bir işlem, yakıştıramadım" dedi.

Yargı mensuplarının hedef gösterilmesine karşı çıkan Gürlek, “İsim vererek eleştirmek, meydanlarda yuhalatmak yanlış. Bizim de çocuğumuz var. Yargıda bir ismin ön plana çıkması doğru olmaz. Ailemiz var, sürekli televizyonlarda ismimizin çıkması hoş olmaz” diye konuştu. Eşinin de hâkim olduğunu belirten Gürlek, hakkında yapılan yorumlara ilişkin yaklaşımını ise “Eşim ‘şöyle karar verdin, televizyonda böyle diyorlar’ gibi şeyleri takip ediyor ama ben bakmıyorum. Karar verdiysem ve vicdanım rahatsa, kimin ne dediği beni ilgilendirmiyor” sözlerini kullandı.

Eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan Gürlek, içerik üreticisi Adem Metan’ın programında İstanbul’a ilk gelişi, öğrencilik yılları ve mesleğe geçiş sürecinin yanı sıra, bakanlık dönemi ve son yıllarda kamuoyunda tartışma yaratan gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Gürlek'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Hukuk bölümüne karşı hep bir sempatim vardı"

"Nevşehir'de bir köyde dünyaya geldim, birkaç yıl köy okulunda uyudum, ailem İzmir'e göç etti. Genelde ailem ticaretle uğraştı ama çok parlak bir ticaret geçmişi yok.

Hukuk fikrim lisede gelişti. Hep hukuka karşı bir sempatim vardı.

Maddi durumumuz pek parlak değildi, sınırlı imkânlar vardı. Üniversitede İstanbul'a geldim, öğrenci yurdunda kaldım. Sonra -2'de öğrenci evinden geçtim. Şartlar zordu, şu an çok iyi... Maddi olarak çok zor durumdaydık. 1-2 ay anketörlük yaptık. Öğrenciliğim maddi olarak zor durumda geçti.

2. yıl derslere devam etmek zorunda kaldım. Bir yandan maddi olarak zor durumdayım bir yandan dersler... Garsonluk yaptım, anketörlük yaptım...

"Ders notlarımı sattım"

"İkinci sınıfta tanıştığım bir arkadaşım hayatımı değiştirdi. 'Ben ders notu tutuyorum, beraber tutalım' dedi. Ders notları çok kıymetliydi o zaman, ikinci sınıfta hocanın ağzından ne çıkıyorsa yazmaya başladım. Eve gelip de bilgisayara geçirmek zorundasınız. Marmara Hukuk'ta ilk bilgisayara yazılı not veren bendim. Okulda tanınırlığım da arttı. İşi profesyonelleştirdik, üçüncü sınıfta ses kaydı almaya başladık. Hem maddi olarak iyi bir duruma geldik hem de derslerde başarı sağlıyorsunuz. Ders notlarından para alınca düzenli gelirim oldu, cebimde parayla memlekete döndüm. Avukatlık stajına başlamayıp bu işe mi başlasam diye bile düşündüm!"

"Ekmek Teknesi'nde oynadım"

"Birinci sınıfta sürekli iş arayışındaydım. Dizi setleri falan vardı, Ekmek Teknesi'nin bir bölümünde oynadım hatta... Kahvedeki bir kalabalığı canlandırdık. 'Baba büyüksün' diyerek alkışlıyoruz, bir miktar para verdiler... Sonradan Hasan Kaçan'a söyledim. Kahveye giriyor, sohbet ediyor, biz sadece alkışladık, görevimiz bitti, cüzi miktarda bir para verdiler.

İstanbul'u tanıma fırsatım oldu öğrencilik yıllarımda, bende ayrı bir yeri var. İstanbul, hayatı tanımak için ayrı bir şehir. Maddi olarak öğrencilik dönemim zor geçti ama mutluyduk."

Gürlek set ortamında geçen kısa bir deneyimin ardından yıllar sonra başrol oyuncusu Hasan Kaçan ile yeniden bir araya geldiğini de anlattı.

"Ortada suç varsa savcılık görevimi yaptım"

"Devletim beni okuttu, belirli bir görev verdi. Ben dosyadaki delillere rağmen bunu görmezsem kendimle çelişirim. Tehditler oldu, itibarsızlaştırma çalışmaları oldu, bunları duymazdan geldim.

"Bazı önemli davalara bakmak nasip oldu, vicdanen rahatım"

"Devlette her zaman görev yapmak olur. Yani ben yorgun olduğumu düşünmüyorum. Yaptığım işlerden de vicdanen rahatım. Mesela sürekli olarak diyorlar işte siz verdiğiniz karar şu şekilde, bu şekilde. Ben vermiş olduğum kararlardan atmış olduğum kararların tamamına vicdanım rahatım.

Hukukta bir denetleme mekanizması var. Bir hakim olarak bir karar verdiğiniz zaman o kadar denetlenebiliyor. Ne demek? Bir karar Yargıtay'a gidiyor, istinafa gidiyor. Benim İstanbul'da bazı önemli davalara bakmak nasip oldu. O kararlar onaylanarak geldi. O kararlar demek ki doğru bilindi. Bunun altını çizmek istiyorum. Şimdi bazen muhalefet diyor şu kararı verdi, bu kararı verdi diyorlar. Bu kararlar Yargıtay takrir etti. Bunun altını çizmek lazım.

Ben sadece görevimi yaptım. Yani sonuçta devlet bize bir görev vermiş, bir makam vermiş. Ben görevimi yapmak zorundayım. Bir ortada bir suç varsa bir yolsuzluk varsa savcının neyse görevini onu yapmak zorunda. İşte savcı şuna bakmaz. dosyanın kapağındaki taraflara bakmaz. Suç var mı, yok mu ona bakar. O konuda da kimseyi ayırmadık."

Eşiyle nasıl tanıştı?

"Ben o zamanlar Artvin'de hâkimdim. Eşim de Erzurum'da görev yapıyordu. Ortak arkadaşlarımız vardı, onlardan biri vesile oldu, tanıştık, biraz da kısmet oldu...

Evde hukuksal tartışmalarımız olmaz, daha çok insani tartışmalar olur. Eşim 'şöyle karar verdin, televizyonda böyle diyorlar' vs... Ben o konulara hiç bakmıyorum, ben karar verdiysem, vicdanım rahatsa kimin ne dediği beni ilgilendirmiyor. Eşim daha meraklı.

Ailemle vakit geçirmek beni rahatlatır, televizyon izlerim, sinema filmleri izlerim, takip ettiğim diziler var. Kitap okurum, maç izlerim. Enstrüman çalmak veya bir spor dalını keşfedemedim. Hangi takım tuttuğumu söylemeyeyim ama futbolu severim, takip ederim."

"Sanal bahse ciddi bir darbe vurduk"

"Sanal bahis çok kirli bir ailem, herkes oynuyor. Bizim adliyemizde intihar eden bir polisten de çok etkilenmiştim. Gençleri kucağına çeken, uyuşturucu gibi kurtuluşu zor olan bir illet! Ama bunula mücadele ettik. İnsanların ocaklarını söndürüyorlar. Sanal bahse ciddi bir darbe vurduğumuzu düşünüyoruz ama bu gelişen bir şey, takip etmek lazım."

"Meydanlarda yuhalatmak olmaz"

“Tabi biz insanız. Hepimizin ailesi, çoluk çocuğu var. Yani bir sosyal çevremiz var. Yani şu isim vererek özellikle eleştirmek, işte meydanlarda yuhalatmak bu bence yanlış. Çünkü neden? Bizim de çocuğumuz var yani. 11 yaşında çocuğumuz var, okula gidiyor şimdi. Akın Gürlek deyince herkes şöyle bir bakıyor.”

"Babam camiye gitmiş 'senin oğlan şöyle böyle demişler"

Gürlek, ailesinin özellikle bu görünürlükten etkilendiğini belirtirken, babasıyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Yani babam bir defa aramıştı, işte camiye gitmiş, oradakiler demiş işte senin oğlan şöyle böyle falan. İnsan etkileniyor. Yani ben etkilenmiyorum çok şükür ama sonuçta mutlaka herkesin bir ailesi var, bunlar etkileniyor. Bunlar bence hoş değil.”

"En büyük problem yargılamanın uzaması"

"Adalet konusunda en büyük problem yargılamanın uzaması... Vatandaş hangi davanın ne kadar sürede biteceğini bilecek. Bilgilendireceğiz, geri bildirim yapacağız; sistem kuruluyor. Davaların ne kadar sürede biteceği aslında sistemde belli, ama o süreyi aşınca bir şey yapılmıyor. Artık hâkim arkadaş süreyi asmışsa, neden aştın diyeceğiz, gereğini yapacağız, somutlaştıracağız. İş yoğunluğundan kaynaklanan bir sorun varsa yeni mahkeme kuracağız. Hâkimden kaynaklanan bir sorun varsa 'seninle ilgili işlem başlatıyoruz' diyeceğiz.

Cumhurbaşkanımıza tekrar teşekkür ediyorum. Adalet Bakanlığı'nı ben biliyorum. Bu bir avantaj, arkadaşlarımızı sahaya dağıttık, onlar da kendi alanlarında çalışmaya başladı. Cumhurbaşkanımız Resmi Gazete çıkmadan aradı, söyledi. İnşallah Cumhurbaşkanımızın yüzünü kara çıkartmayacağız.

Bir memlekette adalette güven varsa, hukuka güven varsa istikrar da var. Yatırımcı da geliyor, ekonomi de gelişiyor. İnşallah kısa sürede çalışmalarımızı yasalaşmaya götüreceğiz."

Yemin töreni krizi: Çok şaşırdım!

"Böyle bir şey beklemiyordum. Daha önce arkadaşlar söylediler karışıklık olabilir diye. Hâkim ve savcılık yaptık, belirli bir sosyal ağırlığınız var, fanusun içinde yaşıyorsunuz. Biz böyle bir ortamda yaşıyorduk. Daha önce söylediler milletvekilleri, grup başkanımız dedi karışıklık olabilir diye, bu kadar karışıklık olacağını bilmiyordum. Bir de TBMM en seçkin yer, ben hiç beklemezdim... Ben metni okurken ortalık karıştı, ne olduğunu şaşırdım, ama biz hâkim ve savcı olarak bunlara alışığım. Çok şaşırdım, burası Meclis'in kürsüsü, millet iradesini size teslim etmiş, metin okumak usulü bir işlem, yakıştıramadım. Televizyondan izleyince de şaşırdım. Türkiye'nin en saygın kurumunda kavgalar da olabilir ama kürsüye gelmeler, fiziki saldırılar hoş olmadı, keşke yaşanmasaydı, kurumları yıpratmamamız lazım."