DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 63’üncü Ulusal ve 37’nci Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katıldı. Hacı Bektaş Veli Türbesi’ni ziyaret eden Hatimoğulları, etkinlik kapsamında Hacı Bektaş Veli Meydanı’nda kurulan festival alanında konuştu.
Alevilerin tarih boyunca inançlarından uzaklaştırılmaya çalışıldığını ve çok yönlü asimilasyon politikalarına maruz bırakıldığını söyleyen Hatimoğulları, Koçgiri, Dêrsim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarına dikkat çekti. Suriye’de de Alevilere yönelik saldırıların sürdüğünü belirten Hatimoğulları, kadın ve gençlerin kaçırıldığını ve din değiştirmeye zorlandığını söyledi.
“Suriye’deki Alevi canlar yalnız değildir” diyen Hatimoğulları, Türkiye’deki Alevilerle birlikte dayanışma içinde olduklarını ifade etti.
“Dergah Alevilere iade edilmeli”
Alevilerin tüm baskılara rağmen inançlarından vazgeçmediğini belirten Hatimoğulları, Hacı Bektaş Veli, Hallac-ı Mansur ve Pir Sultan Abdal üzerinden Alevi inancının direniş geleneğine vurgu yaptı.
Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın Alevi toplumu açısından tarihsel ve inançsal hafızanın önemli bir parçası olduğunu söyleyen Hatimoğulları, dergahın Alevilere iade edilmesi gerektiğini belirtti.
Hatimoğulları ayrıca cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını, Alevi yurttaşların inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve eşit yurttaşlık hakkının Anayasa’da açık biçimde tanımlanmasını istedi.
Alevilere yönelik katliamlar, ayrımcılık ve nefret suçlarıyla yüzleşilmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, bunun için Meclis’te bir komisyon kurulması ve devlet adına resmî özür dilenmesi çağrısında bulundu.
Eğitim müfredatındaki tekçi anlayışı da eleştiren Hatimoğulları, özgürlükçü ve laik bir eğitim anlayışının hâkim olması gerektiğini ifade etti.
“Silahların susması en büyük kazanım”
Konuşmasında Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Hatimoğulları, Kürt sorununun çözümü ve silahların susması amacıyla yaklaşık iki yıldır görüşme trafiğinin sürdüğünü söyledi.
Çerçeve yasanın Meclis’ten çıkmasını önemli bir adım olarak değerlendiren Hatimoğulları, yasanın uygulanmasının da en kısa sürede başlaması gerektiğini belirtti.
Hatimoğulları, silahların yaklaşık iki yıldır susmasını sürecin en önemli kazanımı olarak nitelendirerek, “Ne bir asker cenazesinin, ne bir Kürt gencinin, gerillanın cenazesinin gelmemesi, ne Kürt annenin, ne Türk annenin ağlamaması inanın bu sürecin en önemli ve en temel kazanımı” dedi.
Ancak çerçeve yasanın çıkmasının bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmediğini vurgulayan Hatimoğulları, Türkiye’de kayyım uygulamalarının, belediye başkanlarının tutuklanmasının ve belediyelere yönelik operasyonların sürdüğünü söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen Osman Kavala, Can Atalay, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde tutulduğunu belirten Hatimoğulları, demokratikleşme mücadelesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Aleviler sürecin tam kalbinde”
Silahların susmasının Türkiye toplumu açısından önemli bir fırsat yarattığını söyleyen Hatimoğulları, barışın toplumsallaşması için farklı toplumsal kesimlerin ortak mücadele yürütmesi gerektiğini belirtti.
“Aleviler bu sürecin neresinde?” sorusuna yanıt veren Hatimoğulları, Alevilerin sürecin dışında değil, “tam yüreğinde, tam kalbinde” olduğunu söyledi.
Hatimoğulları, barış ve demokratik toplum anlayışının Kürtler, Türkler, Lazlar, Çerkesler ve diğer halkların yanı sıra tarih boyunca yok sayılan, asimilasyona ve baskıya maruz kalan Aleviler ile Hristiyanlar başta olmak üzere tüm inançların eşit yurttaşlık hakkına kavuşmasını gerektirdiğini belirtti.
“Alevi’siz barış olmaz” diyen Hatimoğulları, farklı halk ve inançların haklarının yalnızca söylem düzeyinde değil, yasalar ve Anayasa’da güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
“Birlik, tek tipleşmek değildir”
Hatimoğulları, demokratik bir cumhuriyet mücadelesinin merkezinde eşit yurttaşlık hakkının bulunduğunu belirterek kadınların öldürülmediği, işçilerin ve yoksulların güvenceli bir yaşam sürdüğü, doğanın tahrip edilmediği bir düzen talep ettiklerini söyledi.
Hacı Bektaş Veli’nin öğretisinin ortak yaşam için güçlü bir yol gösterdiğini ifade eden Hatimoğulları, birlik kavramının farklılıkların ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini vurguladı.
Hatimoğulları, Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” çağrısını bugünün demokratik toplum anlayışıyla “Eşit olalım, özgür olalım. Birbirimizin hakkını ve yaşamını güvence altına alalım” sözleriyle ifade etti.
Hatimoğulları, özgürlük, barış, eşitlik, kardeşlik ve adalet mücadelesinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını tamamladı.