SİYASET

TBMM Başkanı: Terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz!

Süreç komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Yazım ekibinin tamamladığı ortak rapor taslağı ile ilgili takdim konuşması yapıldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Yeni anayasa hazırlama Komisyonumuzun görevi olmamakla birlikte ülkemiz için yerine getirilmesi gereken ortak ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmakta" dedi. Bu arada, rapor komisyonda kabul edildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Kurtulmuş'un konuşmasından satırbaşları:

"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz. Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.

88 SAAT ÇALIŞMA YAPILDI, 4 BİN 199 SAYFA TUTANAK TUTULDU

Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır. “Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır.

Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Ana raporun eki olarak beş ayrı ek hazırlanmıştır. Bunlar; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin listesi, komisyonun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital listelerinin web sitesi linkleri ve QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, bugüne kadar gerçekleştirilen 20 toplantının özetleri ile dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri ve kişilerin listesidir. Ayrıca, bu 21’inci toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmaları da tutanakların tam şekliyle, toplantı özetinin eki olarak yayımlanacaktır. Şimdi bu konuyla ilgili yaptığımız çalışmaları da ihtiva eden takdim konuşmamı gerçekleştiriyorum.

"TERÖR MESELESİNDE TARİHİ SÜREÇTEYİZ"

Değerli arkadaşlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansıması ve ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz, üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir.

On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri artan bir biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekâlet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı hâline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir şekilde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dinî farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır.

"TÜRKİYE, BÖLGEMİZDE BÜTÜNLEŞTİRİCİ POLİTİKALARIN ÖNCÜSÜ OLMAYA DEVAM EDECEKTİR"

Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir. Türkiye, bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir. Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye’nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hâle getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emeller karşısında daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir.

Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.

İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir.

Sükûnetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve millî dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihî bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclisin denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin tecelligâhı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihî sorumluluğun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, acılarımızı inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları dinmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz, milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, önyargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimsenerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılmış ve ele alınmıştır. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler, Meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır.

"RAPOR AF MAHİYETİNDE DEĞİLDİR"

Elinizdeki rapor, komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan metinlerinin okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, millî iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi, demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır. Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, örgütsel yapının feshi ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir.

Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna da işaret etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir.

"LİTERATÜRDE 'TÜRKİYE MODELİ' OLARAK TANIMLANACAĞINA İNANIYORUZ"

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükûnu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor hâline getirmiştir. Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler, kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya koymayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde Türkiye modeli olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.

Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir. Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir.

Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Parti temsilcilerinden değerlendirme

"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunun görüşüldüğü toplantıda, siyasi partilerin temsilcileri değerlendirmelerde bulundu.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 21. toplantısı gerçekleştirildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, 5 Ağustos'ta başlayan yoğun çalışma sürecinin bugün sonuna geldiklerini söyledi. Sürece destek veren parti liderlerine ve Komisyon üyelerine teşekkür eden Gül, Komisyon'da teröre karşı çok güçlü bir duruşun ortaya konduğunu ifade etti.

Güçlü, özgür, demokratik hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü daha da güçlendireceklerine işaret eden Gül, "Demokratik reformları sürdürecek bir anlayışla meseleye bakıyoruz. Bu konuda, sadece bir güvenlik perspektifine de sıkıştırmadan meseleyi güçlü bir perspektifle ele alıyoruz. Güvenlikten elbette taviz yok ama özgürlüğü de hayata geçirecek uygulamalar herkesin hafızasındadır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de Kürt ile Türk'ü kimsenin ayıramadığını anlatan Gül, "Bu bizim en güçlü yanımız. Acıyı da, sevinci de beraber yaşayan topluluklar olarak, bir millet olarak, bu ülkede yaşayan 86 milyon olarak hiçbir şekilde bir etnik çatışmayı asla yaşamadı bu topraklar. Kardeşliğini hep güçlendirmiştir." diye konuştu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, "Buradan bir 'Türkiye ittifakı' çıkmıştır. Bir 'Türkiye uzlaşısı' çıkmıştır. Türk demokrasi tarihinde çok önemli bir eşik aşılmıştır ve Türk demokrasisi gerçekten sorun çözme yeteneğini test etmek suretiyle çok önemli bir imtihanı başarıyla vermiştir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ve burada yürütülen işler bir devlet politikasıdır, bir millet politikasıdır ve biz tarihin doğru tarafında duruyoruz." diye konuştu.

Bu konuda, tarih boyunca atılan adımlar ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Yayman, "Bizim bu meseledeki ana fikrimiz, biz bu meselenin çözümü için gerekirse baldıran zehri içeriz ve yine çözeriz noktasındayız. Biz meseleyi bir etnik mesele, bir kimlik meselesi olarak asla görmüyoruz. En başından beri meseleyi bir demokratikleşme meselesi olarak gördük." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, anayasal düzen, Anayasa'nın ilk 4 maddesi ve bu kapsamdaki diğer kırmızı çizgilerinin tartışmaya açık olmadığını, pazarlık konusu yapılamayacağını ifade etti.

Raporda, herhangi bir kişiye yönelik özel bir düzenleme yapılmadığını vurgulayan Zorlu, "Türkiye Cumhuriyeti terörle mücadelesini sahada nasıl kararlılıkla yürütüyorsa hukuk zemininde de bu kararlılığına devam ettirecektir." diye konuştu.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, bu süreçte ortaya çıkan ortak iradenin net olduğunu belirterek, bu iradenin "Evlatlarımız değil, silahlar toprağa gömülsün" şeklinde gerçekleştiğini aktardı.

Raporun, terör örgütünün silah bırakmasını ve kendini tasfiye etmesini objektif, delile dayalı ve devlet ciddiyeti içinde tespit edilmesini merkeze aldığını kaydeden Yüksel, sürecin hiçbir pazarlığa dayalı olmadan, devletin egemenlik yetkisi içinde ve kurumlar arası mutabakatla yürütülmesinin "meşruiyet, öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik" açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.

Yüksel, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Raporda öngörülen yaklaşım, dış modelleri kopyalamayan, Türkiye'nin güvenlik tecrübesi, hukuk düzeni ve toplumsal yapısına uygun, özgün bir Türkiye modeli ortaya koymaktadır. Terörsüz Türkiye vizyonu, dış şablonlarla değil, millet iradesine, devlet aklına ve tarihsel birikime dayanan milli bir yol haritası ile hayata geçirilmektedir. Bu çerçevede önerilen müstakil ve geçici mahiyetteki kanun yaklaşımı ne bir af düzenlemesi ne de cezasızlık algısı doğuracak bir modeldir. Amaç, ağır suçlarla bireysel sorumluluğu net biçimde ayıran, mağdur adaletini koruyan, şiddeti reddedenlerin ise topluma onurlu dönüşünü mümkün kılan, ölçülü ve denetlenebilir bir sistem kurmaktır."

"İnfaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür"

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, süreçte söylenmedik söz kalmadığını, partisine çok sayıda iftira atıldığını ancak bunlara cevap vermeye gerek duymadıklarını söyledi.

Komisyon'un, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesini, temel ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını dönüştürmek gibi bir misyonunun bulunmadığını vurgulayan Yıldız, milletin tamamını kucaklayan, terörle mücadele kavramından taviz verilmeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapılmadan ve milli güvenlik kaygıları göz ardı edilmeden çerçeve metnin hazırlandığını bildirdi.

Yıldız, "Bizim merkezi yapımız, milli devlet yapımız kuşatıcıdır, özgürlükçü ve demokratiktir." dedi.

Türk siyaset kurumunun, tarihi bir adımla önemli bir sorunu çözmek için güçlü bir fikir birliği ortaya koyduğunu kaydeden Yıldız, yapılan çalışmalar neticesinde "tarihi mesele" üzerinde söylenen her sözün tutanaklara geçtiğini dile getirdi.

Kamu vicdanını sızlatmadan bazı düzenlemeler yapılacağını bildiren Yıldız, "Öncelikle ezelden beri söylediğimiz gibi bizim infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım. Burada eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemesi gelmektedir." diye konuştu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyum konusundaki ihtilaflara değinen Yıldız, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına da Anayasa Mahkemesinin kararlarına da bir hukuk devletinin gereği olarak uymak zorundayız." dedi.

Cezaevlerinden çok sayıda haber ve mektup aldığını dile getiren Yıldız, "Hasta ve yaşlı mahkumlar var, zaman zaman el atılsa da yine yüzlerce kişi ya hastaneye gidememekte ya da cezaevinde kendi bakımını, hayatını idame ettirecek durumda değildir. Komisyonumuz, raporunda bu konuya da değinmiştir. Meclisimizin ilk yapacağı işler arasındadır." ifadelerini kullandı.

"Bu rapor, lafta ve rafta kalmamalıdır"

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, raporun ilk 5 bölümünde kullanılan dilin "son derece sorunlu olduğu, belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını içerdiği, kendilerini kapsamadığı" gerekçesiyle eleştirilerde bulundu.

Emir, raporun 6. bölümdeki yasal düzenleme önerileri ile 7. bölümündeki demokratikleşme önerilerinin partisi ve 86 milyon vatandaş için önemli bir beklenti oluşturduğunu dile getirdi.

Komisyon görevini yaparken Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti ve adalete dair bir ilerleme kaydedilmediğini savunan Emir, bu açıdan Komisyon çalışmalarının "beklenen umudu doğurmadığını" ileri sürdü.

Raporun herkese bir ödev yüklediğini aktaran Emir, "Bu rapor, lafta ve rafta kalmamalıdır. Bu raporun içeriğindeki o genel çerçeveye uygun olarak yasal düzenlemeler, idari adımlar, iktidarın atması gereken adımlar, yargının atması gereken adımlar ivedilikle atılmalı ve Türkiye'nin önüne barışını inşa etmiş, kavgalarını azaltmış, demokrasi standartlarını yükseltmiş, hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş ve adaletini ayağa kaldırmış bir umut yeşertmek zorundayız." diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi de raporda faili meçhullere ilişkin beklentilerinin karşılanmadığını dile getirerek, "Başta eşim ve Cumartesi Anneleri olmak üzere tüm faili meçhullerin sorumluluğunu taşıyıp hissetmemden dolayı bu rapora benim onay vermem kendi açımdan vicdani değildir." ifadesini kullandı.