Volkan ESER’in Özel Haberi
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şervan Gökhan ile ‘Sarı Serum’u konuştuk. Son zamanlarda ölümcül vakalara sebep olan ‘Sarı Serum’un bilinmeyen yönlerini, Genel Yayın Yönetmenimiz Volkan Eser’e bir bir sıralayan Gökhan, vatandaşın son derece dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Toplumda özellikle grip, soğuk algınlığı ve halsizlik gibi basit şikayetlerde sıkça başvurulan “sarı serum”, uzmanlara göre ciddi ve göz ardı edilen bir hayati risk barındırıyor. Ankara Yıldırım Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şervan Gökhan, sarı serum uygulamalarının standart bir içeriği, dozu ve bilimsel tedavi protokolü olmadığını vurgulayarak, “Bu uygulama çoğu zaman faydasız ama riski gerçek bir müdahaledir” dedi.
DAMAR YOLU EN HIZLI VE EN TEHLİKELİ YOLDUR
Prof. Dr. Gökhan, sarı serumun basit bir vitamin desteği gibi algılanmasının büyük bir yanılgı olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “Serum dediğiniz şey, damar yoluyla verilen bir ilaç karışımıdır. Yani vücuda en hızlı ve en kontrolsüz etki eden yoldur. İçine katılan B vitaminleri, C vitamini, magnezyum ve diğer ilaçlar, daha önce hiç sorun yaşamamış kişilerde bile dakikalar içinde anafilaktik şok, solunum durması ve ölüme neden olabilir.”
STANDART YOK, KONTROL YOK
Sarı serumun bilimsel olarak kabul edilmiş bir içeriği ve dozu bulunmadığını belirten Gökhan, özellikle birden fazla vitamin ampulünün aynı anda ve hızlı verilmesinin, yüksek doz C vitamini ve kalp ritmi izlenmeden uygulanan magnezyumun ölümcül etkileşimler doğurabildiğini söyledi.
RİSKLİ GRUPLARDA TEHLİKE DAHA BÜYÜK
Uzmanlara göre alerjik bünyesi olanlar, astım hastaları, kalp ve ritim bozukluğu bulunanlar, böbrek ve karaciğer hastaları, yaşlılar ve çocuklar sarı serum açısından yüksek risk grubunda yer alıyor. Üstelik bu kişiler daha önce aynı serumdan fayda görmüş olsa bile, risk her uygulamada yeniden ortaya çıkabiliyor.
EVDE SERUM, SESSİZ FELAKET
Ölümlerle sonuçlanan vakaların önemli bir kısmında serumun evde, otel odasında ya da acil müdahale donanımı olmayan merkezlerde uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Gökhan, “Bu ortamlarda gelişen ani bir alerjik reaksiyona zamanında müdahale etmek çoğu zaman mümkün olmuyor. Dakikalar içinde geri dönüşü olmayan tablolar ortaya çıkıyor” dedi.
GOOGLE VE SOSYAL MEDYA EN BÜYÜK TUZAK
Röportajda, internet ve sosyal medyanın oluşturduğu yanlış algıya da dikkat çekildi. “Google’da ‘sarı serum’ aratıldığında karşınıza bilimsel uyarılar değil, ‘neye iyi gelir’ başlıkları çıkıyor. Bu da toplumda bu uygulamanın normal ve faydalı olduğu algısını pekiştiriyor” diyen Gökhan, sarı serumun bilimsel bir tedaviden çok dijital çağın şehir efsanesine dönüştüğünü ifade etti.
ACİLLERDE BİLİM DEĞİL, TALEP BELİRLEYİCİ OLUYOR
Acil servislerde birçok hastanın serumu açıkça talep ettiğini belirten Gökhan, “Hekimler yoğunluk, baskı ve şikayet tehdidi arasında sıkışıyor. Bir noktadan sonra tıbbi gereklilik değil, hasta memnuniyeti belirleyici hale geliyor. Bu durum sürdürülebilir değil” dedi.
DENETİM VE SINIRLAMA ŞART
Uzmanlar, standart içeriği olmayan ve çoğu zaman tıbbi gereklilik taşımayan sarı serum uygulamalarının sıkı denetim altına alınması, evde serum uygulamalarının sınırlandırılması ve topluma açık bilimsel bilgilendirme yapılmasının zorunlu olduğunu vurguluyor. Yine uzmanlara göre “iyi gelir” düşüncesiyle yapılan sarı serum uygulamaları, doğru hasta ve doğru koşullar dışında uygulandığında önlenebilir ama ölümcül sonuçlara yol açabilen ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda.