CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.

Toplantıya ilişkin açıklamada bulunan Parti Sözcüsü Öztrak, hükümetin ekonomi politikasını eleştirdi.

Kaynağı belli temiz fonların Türkiye'ye gelmediğini, kaynağı belirsiz paraların aklanmaya geldiğini öne süren Öztrak, hükümetin bunlarla ilgili hiçbir denetim yapmadığını savundu.

Öztrak, bu yılın 10 aylık döneminde Türkiye'ye gelen kaynağı belirsiz paranın önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 116 arttığını, 21 milyar dolara çıktığını ileri sürdü.

2010'dan sonra ülkeye bu şekilde giren paranın 51 milyar dolar olduğunu iddia eden Öztrak, "Bu paralar kimin? Hırlının mı, hırsızın mı?" sorularını yöneltti.

Milletin, toplumun, kendisini bir arada tutan ortak değerlerle var olduğunu, ahlak kurallarının, toplumun temelindeki bu ortak değerlerin en kıymetlisi olduğunu vurgulayan Öztrak, şöyle devam etti:

"Hükümet, el kadar çocukları bile koruyamaz hale geldiyse artık bu ülkede neyi konuşacağız? Bu topraklarda 6 yaşındaki bir çocuğun kendinden yaşça çok büyük bir sapıkla sözde evlendirilerek yıllarca tecavüze maruz kaldığını midemiz bulanarak öğrendik. Bu ahlaki çürümenin bir tarafında bu sapıklıkları yapanlar varsa diğer tarafında yapılanlara sessiz kalanlar var. Çok açık söyleyelim bu konuda sessiz kalmak, tavır almamak bu ahlaksızlığa ortak olmaktır."

Bu skandaldan devletin 2020'den beri haberdar olduğunu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının bütçe konuşmasında itiraf ettiğini söyleyen Öztrak, "6 yaşında cinsel istismara uğrayan bir çocuğun hakkını hukukunu korumak yerine, onun için adalet talep etmek yerine, bu ahlaksızlığı kutsal değerlerin arkasına gizlemeye çalışmak rezaletin daniskasıdır." dedi.

DEVA Partili İlçe Başkanı ve 100 üye AK Parti'ye geçti DEVA Partili İlçe Başkanı ve 100 üye AK Parti'ye geçti

6 yaşındaki çocuğun cinsel istismara uğradığı iddiasının yargıya intikal ettiğini, savcı iddianamesinin de kabul edildiğini belirten Öztrak, yargının "Tutuklamaya gerek yok." dediğini, duruşmanın mayısa bırakıldığını ifade etti.

- "Açlık sınırının da yoksulluk sınırının da çok altında"

Öztrak, işsizliğin ekonomide beşeri kaynakların etkin kullanılamaması anlamına geldiğini, büyük bir israf ve kayıp olduğunu dile getirdi.

İşsizlik verilerinin açıklandığını hatırlatan Öztrak, "Ekim ayı itibarıyla ülkemizde gerçek işsiz sayısı 7 milyon 608 bin kişi olmuş. Bu, dünya üzerindeki 96 ülkenin nüfusundan fazla. Çalışmayanlar zaten yoksulluğun pençesinde ama artık ülkemizde çalışanlar da yoksul. Bugün dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 7 bin 786 lira. Yoksulluk sınırı 25 bin 365 lira. Ülkemizde 5 bin 500 liralık asgari ücret, artık ortalama ücret oldu. Bu rakam açlık sınırının da yoksulluk sınırının da çok altında." şeklinde konuştu.

Asgari Ücret Tespit Komisyonunun çalışmalarına başladığını belirten Öztrak, komisyon üyelerinden ve hükümetten gelen her açıklamanın asgari ücretlinin ümitlerini biraz daha kırdığını söyledi.

Öztrak, şunları kaydetti:

"Bizim asgari ücret konusunda teklifimiz açıktır. Açlık ve yoksulluk sınırlarını dikkate alarak hem geçmiş dönemdeki refah kayıplarının telafisi hem de önümüzdeki yıl çalışanları enflasyona ezdirmemek için asgari ücret 10 bin 128 lira olmalıdır. Çalışanlarının yarısından fazlasının asgari ücret veya civarında bir maaş aldığı ülkemizde bu, çalışanların rahatlamasını sağlayacaktır.

Diğer taraftan asgari ücretin işverenleri ezmemesi, işsizliği de enflasyonu da azdırmaması gerekir. Çünkü asgari ücret, hükümetin verdiği bir ücret değildir, işverenin ödediği bir ücrettir.

Bu sıkıntılı dönemde devlet de taşın altına elini koymalıdır. Gereken fedakarlığı yapmalıdır. İşverenlere verilen yüzde 5'lik SGK prim desteği, yüzde 10'a yükseltilmelidir. Bu destek işçinin SGK primine de yansıtılmalıdır. Ayrıca asgari ücretin daha emekçinin cebine bile girmeden vergiye gitmesini önlemek üzere vergi dilimleri derhal yeniden enflasyonu dikkate alarak düzenlenmelidir."

Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT) 1999 öncesi hizmet dökümlerinin tutulmamasının hayal kırıklığı yarattığını aktaran Öztrak, "Devlet kurumlarıyla var olur, hafızasıyla yaşar. Hafızasını da evrakında, arşivinde tutar. Birileri çıkıp 'Evrak yok' diyorsa bu, devlet yok demektir." dedi.

Hükümete seslenen Öztrak, "Artık EYT meselesinde ne yapacaksanız yapın. Milleti daha fazla perişan etmeyin." ifadesini kullandı.

- "Siyasetin kadının kılık kıyafetinden elini çekmesi için yasa teklifini verdik"

CHP Sözcüsü Öztrak, açıklamasının ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"Jeremy Rifkin'in Türkiye'ye gelmemesi konusunda bazı eleştiriler vardı. Kılıçdaroğlu ile Almanya'ya gidecek. Rifkin sonraki süre zarfında Türkiye'ye gelecek mi?" sorusuna Öztrak, "Rifkin, Genel Başkanımızın danışmanlarından biri. Genel Başkanımız ne zaman uygun görürse kendisiyle görüşür." yanıtını verdi.

"Anayasa değişikliği teklifine CHP'nin tavrı oylamada ne olacak?" sorusuna karşılık Öztrak, "Bizim yasa önerimiz ortada. Siyasetin kadının kılık kıyafetinden elini çekmesi için bu yasa teklifini verdik. Genel Başkanımız söylemiş 'Bizim önerilerimize ters düşmüyorsa karşı çıkmayız' demiş. Genel Başkanımızın sözleri son derece açık, tevile gerek yok." diye konuştu.

"İYİ Parti Genel Başkanı, Gelecek ve DEVA partilerine 'Oyunuz kadar konuşun göndermesi' yaptı. Birkaç gün önce de 'Masanın sahibi biziz' demişti. Değerlendirmeniz nedir?" sorusuna Öztrak, "Ben o konuşmaya baktım. Sayın Genel Başkanın konuşmasında böyle bir ifade geçmiyor. Bu soru, son zamanlarda hükümetin sık sık tevessül ettiği fitne çıkarıp masayı devirme çabasının bir parçası gibi görünüyor. Bu yapılanlar gülünç, hedefine de hiçbir zaman ulaşmayacak." yanıtını verdi.

"Adalet Bakanı Bozdağ, Kılıçdaroğlu'nun Adalet Bakanlığına yürümesiyle ilgili 'Sayın Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığından randevu istemedi. Eğer randevu istemiş olsaydı kendisine randevu verirdim.' dedi. Siz bu açıklamayı nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Daha Genel Başkanımızın neden oraya geldiğini bile idrak edememiş. Genel Başkanımız sana 'Savcıların elini tutma, bırak adalet işini yapsın, bu rezalet hak ettiği cezayı görsün.' demek için ordaydı, çayını içmek için değil."