DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Okullarda güvenlik, demir kapılarla olmaz. Güvenlik, okulların duvarını yükseltmekle olmaz. Güvenlik, okulları karakollara çevirerek olmaz. Bunlar güvenliği sağlamaz. Güvenliği sağlayacak şey çocukları eşit koşullarda, parasız ve bilimsel eğitim imkanına kavuşturmakla, yoksulluğu azaltmakla olur." dedi.
Koçyiğit, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına değinerek, Türkiye'de ilk defa böyle bir olayın yaşandığını belirtti.
"Ülke olarak çocukları korumakla sorumluyuz. Bu olayların münferit bir olay olmadığını ve bir anlık bir öfkenin sonucu olmadığını ifade etmemiz gerekiyor" diyen Koçyiğit, Türkiye'de çocukların eşit koşullarda büyüyemediğini söyledi.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Gün geçtikçe izole olan çocukların, yalnızlıklarına dokunacak, onların kendilerini ifade edebilecekleri, duygularını anlatabilecekleri ve psikolojik olarak desteklenebilecekleri mekanizmaların olmadığını düşünüyoruz. Genelleşen bir şiddetle karşı karşıyayız. Toplumsal barış olmadığı için ne yazık ki bugün hayatımızın her anında bir şiddet sarmalı var." değerlendirmesinde bulundu.
Okullarda güvenliğin sağlanması konusunun önemine dikkati çeken Koçyiğit, "Okullarda güvenlik, demir kapılarla olmaz. Güvenlik, okulların duvarını yükseltmekle olmaz. Güvenlik, okulları karakollara çevirerek olmaz. Bunlar güvenliği sağlamaz. Güvenliği sağlayacak şey çocukları eşit koşullarda, parasız ve bilimsel eğitim imkanına kavuşturmakla, yoksulluğu azaltmakla olur. Çocukları psikososyal destek, kamusal destek mekanizmalarıyla desteklemekle olur. Onları duymakla, görmekle, dokunmakla, hissetmekle, sorunlarına çözüm bulmakla olur." ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri devam eden, sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni eleştiren Koçyiğit, birçok düzenlemeyi içeren kanun teklifinin "hak temelli, eşitlikçi ve kamusal perspektiften" uzak olduğunu iddia etti.
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmayı hatırlatan Koçyiğit, Tunceli'nin küçük bir il olduğunu, kentin her metrekaresinin MOBESE kameralarıyla takip edildiğini vurguladı.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in, tutuklanan oğlu Mustafa Türkay Sonel'i korumak için soruşturmayı kararttığını iddia eden Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu konuya sadece bir cinayet ve bu cinayetin örtbas edilmesi meselesi olarak bakamayız. Her insanın can ve mal güvenliğinden sorumlu olan bir mülki idare amirinin oğlu bir cinayet işliyor ve kendisi bu cinayeti örtbas etmek için devletin bütün birimlerini harekete geçiriyor, makamını kullanıyor, yetmiyor bütün aileyi ve kamuoyunu da yanlış yönlendirip günlerce Munzur Barajı'nda arama çalışmaları yaparak dikkatleri sürekli dağıtıyor."
Hasankeyf Barajı'nda cansız bedenine ulaşılan Rojvelat Kızmaz olayının da soruşturulmasını isteyen Koçyiğit, Gülistan Doku dosyası aydınlatıldığında Kızmaz'ın akıbetinin de ortaya çıkacağını savundu.
Koçyiğit, Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolan ve 15 Ekim 2024'te göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş dosyası ile diğer dosyaların da aydınlatılması gerektiğini dile getirdi.