EKONOMİ

Cevdet Yılmaz: Enflasyonda beklentimiz yüzde 20'li rakamları görmek!

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "(Enflasyon) Ocak ayında beklentimiz yüzde 20'li rakamları, yüzde 30'un altını görmek şeklinde. 2026'da sıkı para politikamıza devam edeceğiz. Orada sağlam duruş devam edecek" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025'te temel makroekonomik göstergelerde öngörü ve hedeflerin önemli oranda gerçekleştiğini belirterek, "Orta Vadeli Program'ımızın (OVP) temel hedeflerine, öngörülerine ulaştığımızı rahatlıkla ifade edebiliriz." dedi.

Yılmaz, İstanbul'da ekonomi basını ile bir araya gelerek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin milli gelirinin 2025'te 1,5 trilyon doları aşmasını beklediklerini vurgulayan Yılmaz, "Kişi başına düşen gelirimiz de 17 bin doların üstünde. OVP rakamı 17 bin 748 dolar." diye konuştu.

Yılmaz, "2025 yılını temel olarak değerlendirirsek, temel makroekonomik göstergelerimizde öngörü ve hedefler önemli oranda gerçekleştirilmiştir. Hedefler yüzde 100, nokta atışı tutar mı? Böyle bakmamak lazım. Hedefin çevresinde bir yerdeyseniz hedefinizi büyük oranda yakalamışsınız demektir. İstikamet önemlidir. Yani çizdiğiniz hedeflere doğru mu gidiyorsunuz? Onlardan bir sapma mı var? Buna bakmak lazım." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, zaman zaman burada "Yüzde 12 dediniz, niye yüzde 11 oldu" gibi eleştirilerin yapıldığını anımsatarak, "Saygıyla karşılıyoruz tabii ama gerçekten hedefe ulaşıldı mı, ulaşılmadı mı derken bence iki şeye bakılmalı. Hedefe yakın bir seviyede miyiz ve aynı doğrultuda mı değişim var? Bunlar varsa aslında büyük oranda hedeflerinize ulaştınız demektir. Orta Vadeli Program'ımızın temel hedeflerine, öngörülerine de ulaştığımızı rahatlıkla ifade edebiliriz." şeklinde konuştu.

"Cari açığı düşürmemiz OVP açısından en önemli başarılardan"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonun öngördükleri takvim çerçevesinde ilerlediğini belirterek, 2024 Haziran'dan bu yana 44,6 puanlık düşüş yaşandığını, sadece tüketimle değil üretim, yatırım ve ihracatla sağlanan dengeli bir büyüme yakaladıklarını anlattı.

Hem enflasyonu düşürmeyi hem de büyümeyi aynı anda başardıklarını dile getiren Yılmaz, son yıllardaki en önemli gelişmelerden birisinin cari işlemler açığındaki düşüş olduğunu söyledi.

Cari açık düşünce dış finansman ihtiyacının da düştüğünü kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye bunu başardı. Son dönemde ciddi anlamda bir cari açık düşüşü oldu ve bu yıl yüzde 1,4 civarında cari açık bekliyoruz. Bundan sonraki yıllarda benzer seviyelerde, yüzde 1'e doğru inen bir beklentimiz var. Bu son derece önemli. Çünkü bizim kalkınma tarihimizin en önemli meselesi cari açık meselesidir. Cari açığı düşürürseniz riskleri düşürmüş oluyorsunuz. Çok daha yönetilebilir bir ortam oluşmuş oluyor. Dolayısıyla bunu başarmamız OVP açısından en önemli başarılardan biri."

Yılmaz, işsizliğin 31 aydır tek hanede seyrettiğini, bütçe açığının son derece olumlu bir performans gösterdiğini kaydederek, makroekonomik göstergelerdeki iyileşen görünümle yatırımcıların Türkiye'ye bakışının olumlu yönde değiştiğini, 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) düştüğünü, rezervlerin arttığını anlattı.

Enflasyonda yüzde 30'un altını hedeflediklerini ancak eylüldeki hareketlilik ile tarımda yaşanan don ve kuraklığın bunu engellediğini bildiren Yılmaz, "Aynı yıl içinde hem don hem kuraklık yaşadık. Bu her zaman yaşanan bir durum değil. Dönemsel konjonktürel bir durum. Tarım sektöründe dolayısıyla yıl genelinde yüzde 6 civarında bir daralma bekliyoruz." dedi.

"(Enflasyon) Ocakta beklentimiz yüzde 30'un altını görmek"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonun yüzde 30'un üzerine kalmasının sebeplerinden birisinin hizmet enflasyonundaki katılıklar olduğunu belirterek, "Onları kırıyoruz ama orada daha hızlı bir şekilde kırılması gerekiyor. Hizmet enflasyonu daha inatçı. Eğitim, kira gibi kalemleri kastediyorum özellikle. Yüzde 30'un üstünde kalmamıza sebep oldu ama ocak ayında beklentimiz yüzde 20'li rakamları, yüzde 30'un altını görmek şeklinde." diye konuştu.

Enflasyonun alt kalemlerindeki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, bu alandaki yıllık beklentilerin iyileşmesinin önemine işaret etti.

Yılmaz, reel sektörün ve hane halkının enflasyon beklentisinin hala yüksek olduğuna değinerek, "Dolayısıyla önümüzdeki dönem özellikle beklentiler kanalıyla bir iyileşme sağlanması yüzde 20'nin altına inme hedefimize büyük destek olacaktır. Reel sektör piyasa katılımcılarına biraz yakınsarsa bu durum enflasyonla mücadelemize büyük güç verecektir. Önümüzdeki dönem beklentiler kanalına daha fazla yoğunlaşacağız, daha güçlü iletişimle beklentileri iyileştirme yönünde çaba sarf edeceğiz." açıklamasında bulundu.

"Mesleki eğitime daha fazla ağırlık vermek atıl iş gücünü azaltacak"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, küresel olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin geçen yıl 273,4 milyar dolar mal ihracatına imza attığını, bu rakamın OVP ile fazlasıyla uyumlu olduğunu belirterek, hizmet ihracatının da 123 milyar dolara ulaştığını, toplamda 396 milyar doları aştıklarını anlattı.

Gelecek yıl 410 milyar dolar mal ve hizmet ihracatı hedeflediklerini dile getiren Yılmaz, cari açığın 22 milyar dolarla oldukça sürdürülebilir bir seviyede olduğunu söyledi.

Kadınların iş gücüne katılımını artıracaklarını kaydeden Yılmaz, mesleki eğitime daha fazla ağırlık vereceklerini, bunun atıl iş gücünü azaltacağını söyledi.

Yılmaz, "Burada medyaya da görev düştüğüne inanıyorum. Üretmenin, çalışmanın, emeğin değerini topluma daha fazla anlatmamız lazım. Özellikle yeni kuşaklara daha fazla aktarılmalı. İnsanlar ekonominin içinde olmayı, çalışmayı, emek harcamayı, üretmeyi daha prestijli görmeli ki iş gücü piyasasına, girişimciliğe gelip katılsınlar. Üretim kültürünü geliştirme atıl iş gücünü azaltmada önemli bir unsur." şeklinde konuştu.

"Bütçe açığında 2025'i yüzde 3 seviyesinde kapatmış olacağız"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, deprem harcamaları nedeniyle son yıllarda bütçe açığının arttığına değinerek, sözlerine şöyle devam etti: "2025 yılında OVP'de yüzde 3,6 olarak ifade ettik. Ama son aylarda gelirlerde çok iyi bir performans çıktı ortaya. Dolayısıyla bütçe açığının milli geliri oranı muhtemelen yüzde 3,6'dan çok daha düşük seviyede olacak. Yani yüzde 3, hatta bir miktar yüzde 3'ün altında olma ihtimali bile belirdi. Milli gelir martta netleştiğinde bu oranı net bir şekilde hesaplama imkanımız olacak. Ama şu anki tahminimiz deprem etkisine rağmen 2025 yılını yüzde 3 seviyesinde kapatmış olacağız. Yüzde 3,6'yı deprem etkisini çıkardığınızda yüzde 2,8 olarak hesaplamıştık. Dolayısıyla yeni rakam yüzde 2'ye yakın. Deprem etkisini saymazsak bütçe açığının milli geliri oranı yüzde 2'ler seviyesinde olacak. Bu gerçekten çok ciddi, olumlu bir performans."

Yılmaz, maastricht kriterine göre yüzde 60 olan kamu borç stokunun milli geliri oranının Türkiye'de yüzde 24,5'e kadar düştüğünü belirterek, "Dünyada şu anda devletlerin en büyük problemlerinden biri, gelişmiş ülkeler dahil olmak üzere, yüksek kamu borç stoku. Özellikle pandemi bunu daha da artırdı. Dünyada çok ciddi bir borç sorunu, özellikle kamu borç sorunu var. Türkiye böyle bir soruna sahip olmayan nadir ülkelerden." diye konuştu.

Türkiye'nin toplam borçluluk oranının da ortalamanın epey altında olduğunu vurgulayan Yılmaz, Kur Korumalı Türk lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarını (KKM) ihtiyaç kalmadığı için sonlandırdıklarını, uyguladıkları program sayesinde TL'nin toplam mevduattaki payının yüzde 31,6'dan yüzde 61'e yükseldiğini anlattı.

"Çeşitli kesimler için çok daha düşük oranlarda finans kullanma imkanı sağlanacak"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 26 Aralık haftası itibarıyla TCMB rezervlerinin 194 milyar dolara yükseldiğini, CDS'nin 1 Aralık itibarıyla 2018'den sonraki en düşük seviyesine, 205 civarına düştüğünü, gelecek dönemde 200'lerin altını görebileceklerini söyledi.

Uyguladıkları programın özellikle emek yoğun sektörlerde bazı sıkıntılara yol açtığını bildiklerini anlatan Yılmaz, "Toplamda bir sorunumuz yok. İhracatımız artıyor, makro düzeyde sanayimiz gelişiyor, sanayi ihracatımız artıyor ama sektörel bazda birtakım etkilenmeler söz konusu. Onlara dönük olarak da çeşitli uygulamalar yapıyoruz." şeklinde konuştu.

Yılmaz, genel politika dışında çeşitli kesimlere ve sektörlere dönük olarak seçici finansal enstrümanlarının bulunduğunu ifade ederek, "2026 için şunu söyleyebilirim: Bir taraftan bu enflasyondaki, faizlerdeki düşüş genel finansal maliyeti aşağıya çekecek. Diğer taraftan selektif bazda uyguladığımız programlarla da çok daha düşük oranlarda finans kullanma imkanı çeşitli kesimler için sağlanmış olacak. Bunlar arasında ihracatçılar çok önemli." dedi.

Cevdet Yılmaz, ihracatçılara, KOBİ'lere, esnafa, tarım sektörüne, çiftçiye, yatırımcılara, yüksek teknolojili yatırımlara, emek yoğun sektörlere sunulan desteklere ilişkin örnekler paylaştı.

"2026'da toplam milli gelirimizin 1,7 trilyon dolara yaklaşmasını bekliyoruz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu yıla ilişkin küresel ekonomiye dair beklentilerden bahsederek, korumacılık ve belirsizlikler nedeniyle küresel ticaretin büyümeden daha hızlı düştüğünü söyledi.

Türkiye'nin ihracatının büyük kısmının ticaret ortaklarına olmasının kendisine avantaj sağladığını dile getiren Yılmaz, bu ülkelerdeki büyüme performansına ilişkin beklentilerin nispi de olsa 2025'ten daha olumlu olduğunu, bu durumun da Türkiye'yi pozitif etkileyeceğini bildirdi.

Yılmaz, ABD ve Avrupa'daki merkez bankalarının faiz indirimlerini sürdüreceğini, bu durumun gelişmekte olan ülkelere, dolayısıyla Türkiye'ye finans akımını artıracağını kaydederek, emtia ve petrol fiyatlarının daha ılımlı bir seyir içinde olmasını beklediklerini ifade etti.

Cevdet Yılmaz, "Bu 3 faktör bize güç verecek küresel anlamda. Ticaret ortaklarımızın nispeten daha iyi büyümesi, küresel finansal koşulların nispeten iyileşmesi, emtia fiyatlarının ılımlı seyretmesi... Bu 3 küresel koşul büyümemizi ve enflasyonla mücadelemizi destekleyici mahiyette." dedi.

Türkiye'nin geçen yılın 9 ayında yüzde 3,7 büyüdüğünü anımsatan Yılmaz, "Yıl genelinde yüzde 3,3 gibi bir tahminimiz var. Bu yıl büyüme biraz daha ivmelenecek diye bekliyoruz. Yüzde 3,8 bir reel büyüme beklentimiz var. Tahminlerimizin gerçekleşmesi halinde 2026'da toplam milli gelirimizin 1,7 trilyon dolara yaklaşmasını, kişi başına gelirimizin 19 bin dolarlara yükselmesini bekliyoruz." şeklinde konuştu.

"Sıkı para politikasındaki sağlam duruş sürecek"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu yıl enflasyonun yüzde 20'nin altına inmesini beklediklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "2026'da sıkı para politikamıza devam edeceğiz. Orada sağlam duruş devam edecek. Enflasyonla mücadelemize finansal taraftan destek olmaya devam edeceğiz. Nitekim biliyorsunuz yeniden değerleme oranını birtakım ürünlere tam olarak yansıtmadı Sayın Cumhurbaşkanımız. Finansal mali politikalarla aslında enflasyonla mücadelemize destek var. Maliye politikası tarafından enflasyonla mücadeleye daha fazla destek öngörüyoruz. Bir taraftan da yapısal reform gündemimiz, dönüşümler, arz yönlü politikalarımız var. Bunlar da enflasyonla mücadelemizin bir parçası. Sadece olayı para politikasından ibaret görmüyoruz. Hem para politikası hem maliye politikası hem yapısal dönüşümlerle bütüncül bir programa sahibiz. Koordineli bir şekilde hareket ediyoruz."

Enflasyonu düşürmeyi öncelikli hedef olarak belirlerken büyümeden fedakarlık etmediklerini, tam aksine daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyümeyi öngördüklerini, sosyal dengeleri daha da iyileştirmek için bunu yaptıklarını anlatan Yılmaz, "Enflasyonla mücadelemizi bu anlamda kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerine dair bir soru üzerine Yılmaz, arz yönüyle enflasyonu artırma ihtimalini göz ardı etmeden sağlıklı bir büyüme hedeflediklerini söyledi.

Yılmaz, burada karmaşık bir ilişki olduğunu ancak bunu doğru kurguladıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Büyüme ile enflasyonu eş zamanlı politikalarla yönettik. Nitekim bunu da başardık doğrusu, yani 2023'te, 2024'te, 2025'te bunu başardığımızı söyleyebiliriz. Özellikle 2024 ve 2025'te hem büyüdük hem de enflasyonu ciddi anlamda düşürme imkanımız oldu. Aynı anlayışla devam edeceğiz. Gelecek sene biraz daha ivme kazanacak bu ilişki, daha olumlu bir noktaya gelecek büyümemiz. Ama öyle aşırı bir büyüme, enflasyona zarar verici ölçekte bir büyüme de öngörmüyoruz elbette."

"Her zaman diplomasiden ve barıştan yanayız"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, uluslararası kuralların ve kurumların çok zayıfladığını, ekonomik güç dengelerinin değiştiğini, teknolojik dönüşümün hızla sürdüğünü, teknoloji şirketlerinin çok daha güçlü ve egemen bir konuma yükseldiğini, yeni bir normalin oluştuğunu anlattı.

Tarife savaşları, korumacılık eğilimleri ve jeopolitik çatışmalardan bahseden Yılmaz, bunları arzu etmediklerini ancak bu gerçeklere göre kendilerini daha ihtiyatlı bir konumda tuttuklarını, liderlik avantajlarının bulunduğunu, politikalarını ve bütçelerini bu yeni ortama ve risklere göre hazırladıklarını, daha ihtiyatlı politikalar hayata geçirdiklerini söyledi.

Yılmaz, savunma ve havacılık sanayisinde gelinen noktaya değinerek, bu başarılara çok güçlü bir siyasi irade sayesinde ulaşılabildiğini vurguladı.

Savunma sanayisinin güvenlik, yüksek katma değer ve bağımsız dış politika açısından önemine işaret eden Yılmaz, Türkiye olarak her zaman diplomasiden ve barıştan yana olduklarını, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm taraflarla diyalog içinde olmaya devam edeceklerini bildirdi.

"(Türkiye'ye gelen yabancı yatırım) 10 ayda yüzde 35 arttı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarının 2025'in 10 ayında 11,6 milyar dolara yükseldiğini, yaklaşık yüzde 35 artış olduğunu vurguladı.

Yılmaz, "Dünyada küresel yatırımın daraldığı, çok artmadığı bir dönemde Türkiye Cumhuriyeti olarak yüzde 35 artırmışız FDI'mızı (uluslararası doğrudan yatırım). Kim ne derse desin, yatırımcı güveni, doğrudan sermaye akışı artmış durumda. Bunun da çok somut bir rakamsal göstergesi bu. Yıllıklandırılmış, 12 aylık verimiz ise 14,7 milyar dolar. Bunu daha da artırmak istiyoruz." açıklamasında bulundu.

"Destek mekanizmalarımızı güçlendireceğiz"

Cevdet Yılmaz, krediye erişime ilişkin bir soruya karşılık, genel finansal ortamın iyileşme yolunda ilerlediğini ve faiz indirim döngüsüne girdiklerini, enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu anlattı.

Finans tarafında makro gidişatın iyi olduğunu dile getiren Yılmaz, "Genel gidişata ilave olarak 'selektif, seçici' dediğimiz mekanizmaları da imkanlarımız ölçüsünde kullanıyoruz. Esnaftan çiftçiye, nitelikli yatırımlara varıncaya kadar bu finansal koşulları güçlendiriyoruz. Emek yoğun sektörleri destekliyoruz. Dolayısıyla bu ikisini bir arada sürdürmeye devam edeceğiz. Hem genel finansal durumu iyileştirecek hem de belli alanlara daha yoğun bir şekilde, selektif bir şekilde destek veren mekanizmalarımızı güçlendireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, yapısal reformların sonuçlarının hemen alınmadığını, yapısal reform yapan ülkelerin geleceğinin daha parlak olduğunu, beklentilerin iyileşmesiyle yansımanın öne çekilebildiğini ifade etti.

Hem reel sonuçların hem de beklenti kanalıyla oluşturulan etkiler nedeniyle yapısal reformların çok kıymetli olduğunu vurgulayan Yılmaz, burada meclis onayı gerektirmeyen düzenlemelerin hızla yapılabildiğini, kanun gerektiren konularda meclisten yetkinin alındığını, TBMM'de 6 grubun bulunduğunu ve kanun çıkmasının uzun süreç gerektirdiğini söyledi.

Yılmaz, "İç tüzük keşke zamanında değiştirilebilse, daha etkili çalışsa bu mekanizmalar' diye gönlümüzden geçiyor ama yapacak bir şey yok. Mevcut durumumuz tabii ki saygı duymak zorundayız. Neyse usuller ona uygun bir şekilde devam edeceğiz." diye konuştu.

Yakın zamanda Meclis'te hayata geçirilen düzenlemelerden bahseden Yılmaz, "Ama Cumhurbaşkanımızın dediği gibi özellikle reformlara daha fazla yoğunlaşacağımız bir yıl olacak 2026 yılı. Güçlü bir program (Türkiye Yüzyılı Reform Programı) hazırladık partimizdeki arkadaşlarla birlikte." ifadesini kullandı.

"Birçok başlıkta gıda konusundaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gıda arzına ilişkin bir soruya karşılık, gıda fiyatlarının ve arzının özellikle dar gelirliler için çok önemli olduğunu, bu grubun harcamasında gıdanın payının nispeten daha yüksek olduğunu belirtti.

Gıda fiyatlarının sosyal adalet açısından da etkisinin bulunduğunu dile getiren Yılmaz, "Buna büyük önem veriyoruz. Bu sene yaşanan kuraklığa, dona rağmen gıda fiyatlarını aldığımız tedbirlerle olabildiğince belli bir seviyede tutmayı başardık. Önümüzdeki dönemde de bu konu en hassas olduğumuz konulardan biri bu olacak. Bir taraftan arzı artırma, bir taraftan arz açığı varsa hızlı bir şekilde bunu çözmeye dönük tedbirler geliştiriyoruz." şeklinde konuştu.

Yılmaz, bu alanda yaptıkları çalışmalardan bahsederek, "Önümüzdeki dönemde de sulama yatırımlarının artmasından tutun, soğuk zincirin geliştirilmesine, jeotermal seracılığın desteklenmesine varıncaya kadar birçok başlıkta gıda konusundaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz." dedi.

"(Vergi yapılandırma) Bu konu gündemimizde yok"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, vergi yapılandırmaya ilişkin bir soru üzerine, "Bu konular gündemimizde yok. Düzenli ödeme alışkanlığının toplumumuza yerleşmesi gerekiyor. Bir firma zora düştüyse bununla ilgili gerek bankacılık sisteminde, gerek vergisel konularda, gerek prim konularında uzlaşma mekanizmaları, yeniden yapılandırma mekanizmaları var. O mekanizmaların çalışmasının daha doğru olduğuna inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Genel politikalarının "kayıt dışılığın azaltılması, her şeyin kayıt içinde gerçekleşmesi" olduğunu vurgulayan Yılmaz, burada önemli ilerlemeler sağladıklarını, istihdamda yüzde 50'nin üzerinde olan kayıt dışılılığı yüzde 26'lara düşürdüklerini anlattı.

Dijitalleşmenin kayıt dışılığı azaltmada önemli bir unsur olduğuna dikkatei çeken Yılmaz, "Dolayısıyla kara parayla, bu tür konularla mücadelede mutlaka kayıtlılığı destekleyici. Kayıtlılık arttıkça elbette vergi gelirleri artıyor. Kayıtlılık arttıkça, kayıt dışılık azaldıkça, ekonomi daha kayıtlı bir ekonomi haline geldikçe, kamu maliyesi de çok daha sağlam bir zeminde şekillenmiş oluyor." açıklamasında bulundu.

"Doğrudan yatırımlarda hareketlenme bekliyoruz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çin ile ticarete ilişkin bir soruya karşılık, burada dengelerin Türkiye aleyhine olduğunu, bunun yatırımlarla, turizmle ve finansal akımlarla dengelenmesi gerektiğini vuguladı.

Rusya ile ticarette yaşanan dengesizliğin enerji ithali kaynaklı olduğunu kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti: "Bir taraftan milyonlarca Rus turist geliyor ülkemize. İşte hizmet alanında kazançlarımız var, yatırımlar var. Dolayısıyla diğer kalemler bir denge sağlıyor. Ama Çin'le ilgili baktığımızda maalesef Çin'in dünyadaki yaptığı yatırımlarda çok az bir payımız var. Turizminde de yine aynı şekilde. Ama son dönemde turizmde bir adım atıldı, uçak seferleri artırıldı. Biz de birtakım vize kolaylıkları getirdik. Dolayısıyla orada herhalde bir hareketlenme olacak. Yatırımlarda da bir hareketlenme bekliyoruz doğrusu. Daha fazla yatırım, doğrudan yatırım olmasını, herkesten, yani burada bir ayrım yapmıyoruz doğrusu. Nereden gelirse gelsin önemli olan yatırımın niteliği. Kaliteli yatırımları çekmek için gayretimizi sürdürüyoruz."