Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu’na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere 20 Eylül’de New York’a ulaştı. Erdoğan’ın 20-23 Eylül tarihlerini kapsayan ziyareti kapsamında 22 Eylül’de Genel Kurul’a hitap etmesi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve çeşitli ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmesi planlanıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dışişleri, ekonomi, enerji, ticaret ve güvenlik alanlarından geniş bir heyetin eşlik etmesi, New York programının yalnızca Genel Kurul konuşmasından oluşmadığını ortaya koyuyor. Programda çok sayıda ikili görüşme de yer alıyor.
Genel Kurul, liderler için diplomasi merkezine dönüştü
Soğuk Savaş döneminde BM Genel Kurulu ağırlıklı olarak diplomatların ve dışişleri bakanlarının faaliyet gösterdiği bir platform olarak öne çıkarken, sonraki yıllarda devlet ve hükümet başkanlarının katılımı giderek arttı. Genel Kurul toplantıları böylece liderlerin ülkelerinin politikalarını dünya kamuoyuna anlattıkları bir kürsünün ötesine geçerek geniş kapsamlı bir diplomasi buluşmasına dönüştü.
Liderlerin Genel Kurul’a katılımında uluslararası görünürlük ve ülkelerinin politika gündemini duyurma gibi unsurların yanı sıra, diğer liderlerin bulunduğu bir toplantıda yer almamanın yaratabileceği diplomatik ve siyasi maliyet de etkili oluyor.
New York programları ise BM Genel Kurulu’nun bir başka işlevini öne çıkarıyor: aynı şehirde bulunan çok sayıda liderle kısa süre içinde ikili görüşmeler yapabilme imkanı.
BM Genel Kurulu kürsüsü devletlerin dünyaya seslendiği alan olurken, toplantının marjındaki görüşmeler liderlerin birbirleriyle doğrudan temas kurduğu diplomatik zemini oluşturuyor.
Bir haftada yoğun görüşme trafiği
Bir devlet başkanının başka bir ülkeye gerçekleştireceği resmi ziyaret, güvenlik, protokol, ulaşım ve heyet organizasyonu başta olmak üzere uzun bir hazırlık süreci gerektiriyor. Üstelik bu tür ziyaretler çoğunlukla tek bir ülkeye ve sınırlı sayıda görüşmeye odaklanıyor.
BM Genel Kurulu ise aynı seyahat kapsamında çok sayıda ülkenin lideriyle görüşme olanağı sağlıyor. Erdoğan’ın 2016-2025 dönemindeki New York programları da bu yoğun diplomasi trafiğini ortaya koyuyor.
2019’da Erdoğan’ın Genel Kurul marjında gerçekleştirdiği 16 ikili görüşme, aynı yıl yaptığı 14 resmi ziyareti geçti. 2024’te New York’ta 14 ikili görüşme gerçekleştirilirken yıl içindeki resmi ziyaret sayısı 12 oldu.
Kısa bir lider görüşmesi ile kapsamlı bir resmi ziyaretin gündemi ve sonuçları aynı olmasa da bu rakamlar, yıl boyunca farklı seyahatlere yayılan üst düzey temasların birkaç gün içinde gerçekleştirilebildiğini gösteriyor.
New York’ta aynı şehirde bulunan liderler arasında kısa aralıklarla toplantılar düzenlenirken, dışişleri bakanları ve diğer kabine üyeleri de eş zamanlı temaslar yürütüyor. Erdoğan’a 81. Genel Kurul kapsamında geniş bir bakanlar heyetinin eşlik etmesi de diplomatik trafiğin yalnızca cumhurbaşkanlığı düzeyinde kalmayacağını gösteriyor.
Tartışmalı görüşmeler için daha düşük siyasi maliyet
BM Genel Kurulu’nun sunduğu imkanlardan biri de bazı görüşmelerin siyasi maliyetini azaltması.
Bir ülkeye resmi ziyaret gerçekleştirmek veya tartışmalı bir lideri Ankara’da ağırlamak, iki ülke arasındaki ilişkinin seviyesine dair güçlü bir siyasi mesaj taşıyor. Bu tür ziyaretler iç kamuoyunda tepkiye veya üçüncü ülkelerin ilişkilerde politika değişikliği olduğu yorumuna yol açabiliyor.
New York’taki çok taraflı ortam ise bu sembolik yükü azaltabiliyor. Liderler şehre birbirlerini ziyaret etmek için değil, BM toplantısına katılmak için geliyor. Bu nedenle ikili görüşmeler, mevcut programın bir parçası olarak sunulabiliyor.
Erdoğan’ın 2024’te Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile New York’ta görüşmesi bu açıdan dikkat çeken örneklerden biri oldu. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin tarihsel hassasiyetleri ve Güney Kafkasya’daki bölgesel dengeler dikkate alındığında, aynı görüşmenin Ankara veya Erivan’da resmi bir ziyaret kapsamında yapılması daha güçlü bir siyasi mesaj taşıyabilirdi.
BM Genel Kurulu’nun çok taraflı ortamı ise iki lidere, karşı tarafın başkentini ziyaret etmenin sembolik yükünü üstlenmeden diyaloğu sürdürme imkanı sağladı.
Uzak ülkelerle temas için diplomatik fırsat
Genel Kurul haftasının bir diğer işlevi coğrafi erişim. Türkiye’nin bütün ülkelerle ayrı ayrı üst düzey ziyaret programları gerçekleştirmesi zaman ve kaynak açısından mümkün değil.
Erdoğan’ın New York’ta Guatemala, Vietnam, Mozambik, Gine-Bissau ve Burundi gibi Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı düzeyindeki seyahatlerinde daha seyrek yer alan ülkelerin liderleriyle görüşmesi, Genel Kurul’un diplomatik erişimi nasıl genişlettiğini gösteriyor.
Bu ülkelerin her birine ayrı ziyaret düzenlemek uzun seyahatler, güvenlik ve protokol hazırlıkları ile önemli maliyetler gerektirirken, BM Genel Kurulu farklı kıtalardan liderleri aynı şehirde buluşturuyor. Böylece Ankara, geleneksel ortaklarının dışındaki ülkelerle de üst düzey temas kurabiliyor ve ileride geliştirilebilecek ilişkiler için ilk temasları daha düşük maliyetle gerçekleştirebiliyor.
Kriz bölgeleriyle temas için de kullanılıyor
New York’taki diplomatik temaslar, savaş ve ağır siyasi krizlerden etkilenen ülkeler açısından da önem taşıyor.
Erdoğan, incelenen dönemde BM Genel Kurulu marjında Libya liderleriyle üç, Sudanlı liderlerle iki, Lübnanlı liderlerle iki ve Rusya’nın geniş çaplı saldırılarının ardından Ukrayna lideriyle bir kez görüştü.
Libya’daki siyasi bölünmüşlük, Sudan’daki iç savaş, Lübnan’ın bölgesel çatışmaların etkisine açık konumu ve Ukrayna’daki savaş, bu ülkelere yapılacak resmi ziyaretleri güvenlik ve lojistik açısından zorlaştırıyor.
New York’taki çok taraflı ortam, Erdoğan’ın bu ülkelerin liderleriyle doğrudan temas kurmasına imkan verirken, Türkiye’nin arabuluculuk, insani yardım ve bölgesel krizlerin yönetimine ilişkin yaklaşımını aktarması açısından da bir zemin oluşturuyor.
Türkevi diplomasi trafiğinin merkezlerinden biri
Türkevi’nin 2021’de BM binasının karşısında hizmete girmesi de Türkiye’nin New York’taki diplomatik faaliyetlerini kolaylaştıran unsurlardan biri oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk bakanların çok sayıda görüşmeyi Türkiye’ye ait tek bir mekanda gerçekleştirmesine imkan sağlayan Türkevi, konumu ve toplantı organizasyonlarına sunduğu olanaklarla New York programının önemli merkezlerinden biri haline geldi.
Binanın tek başına diplomatik kapasite oluşturması mümkün olmasa da Türkiye’nin New York’taki görünürlüğünü artırması ve çok sayıda görüşmenin aynı merkezde gerçekleştirilmesini kolaylaştırması bakımından işlevsel bir altyapı sağlıyor.
Diplomasinin bilançosu görüşme haritasında
Erdoğan’ın BM 81. Genel Kurulu kapsamındaki ziyaretinin bilançosu yalnızca Genel Kurul’da yapacağı konuşma üzerinden değerlendirilmeyecek. Görüşülen liderler, bu ülkelerin Türkiye’nin geleneksel diplomatik çevresinin ne kadar dışında olduğu ve temasların resmi bir başkent ziyaretinde gerçekleştirilmesinin ne ölçüde mümkün olduğu da ziyaretin diplomatik kapsamını ortaya koyacak.
Bir görüşmenin yapılması tek başına siyasi anlaşma veya kalıcı yakınlaşma anlamına gelmese de liderlerin yüz yüze görüşmesi, askıya alınmış temasların yeniden başlaması ve tarafların tutumlarını doğrudan değerlendirmesi açısından önemli bir fırsat yaratıyor.
Erdoğan’ın New York ziyaretleri, BM Genel Kurulu’nun Türkiye açısından iki ayrı işlev taşıdığını gösteriyor. Türkiye bir yandan Genel Kurul kürsüsünden küresel meselelere ilişkin görüşlerini aktarırken diğer yandan toplantının marjında yoğun bir ikili diplomasi yürütüyor.
Bu temaslar resmi ziyaretlerin yerini almıyor; ancak onları tamamlayan, daha fazla ülkeyle kısa sürede ve daha düşük diplomatik maliyetle temas kurulmasını sağlayan bir mekanizma oluşturuyor. Bu nedenle Erdoğan’ın New York ziyaretinin diplomatik bilançosu, yalnızca Genel Kurul konuşmasında değil, 81. Genel Kurul haftası sonunda ortaya çıkacak görüşme trafiğinde de aranacak.