YAŞAM

Türkiye'de yılda ortalama 180 bin çocuk suça karışıyor

Adalet Bakanlığı verilerine göre, suça sürüklenen çocuk sayısı 2022'de 176 bin 128'e, 2023'te 177 bin 174'e ulaştı. Son 10 yılın istatistikleri arasında en yüksek suça sürüklenen çocuk sayısı 188 bin 926 olarak 2024'te kayıtlara geçerken, bu sayı 2025'te 186 bin 256 oldu.

Türkiye'de suça sürüklenen çocuk sayısı 2022'de 176 bin 128'e, 2023'te 177 bin 174'e ulaştı. Son 10 yılın istatistikleri arasında en yüksek suça sürüklenen çocuk sayısı 188 bin 926 olarak 2024'te kayıtlara geçerken, bu sayı 2025'te 186 bin 256 oldu.

Anadolu Ajansının (AA) "Küçük Yaş, Büyük Suç" başlıklı dosyasının ilk haberinde Türkiye'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin soruşturma dosyalarına yansıyan istatistikler ele alındı.

AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, 85 milyonu aşan nüfusa sahip Türkiye'de 0-17 yaş aralığında 21 milyon 817 kişi bulunuyor. Nüfusun yüzde 25,5'ine tekabül eden bu oran, Türkiye'de yaşayan her 4 kişiden 1'inin çocuk yaşta olduğunu gösteriyor.

Adalet Bakanlığı verileri ise Türkiye'de son yıllarda suça sürüklenen çocuklar konusunda dikkat çekici bir artış olduğunu gözler önüne seriyor.

Verilere göre, 2015'te suça sürüklenen çocuk sayısı 158 bin 560, 2016'da 146 bin 737, 2017'de 145 bin 210, 2018'de 157 bin 96, 2019'da ise 161 bin 378 olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu dönemde suça sürüklenen çocuk sayısının genellikle yatay seyrettiği gözlemlenirken, 2020'de Kovid-19 salgınının da etkisiyle suça sürüklenen çocuk sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 25,8 düşüşle 119 bin 769 oldu.

Son 10 yıllık sürede suça sürüklenen çocuk sayısı yüzde 17,47 arttı

2021'de 134 bin 464 çocuğun suça karıştığı belirlenirken, bu oran 2022'de önceki yıla göre yüzde 31 artışla 176 bin 128'e, 2023'te ise 177 bin 174'e ulaştı.

Son 10 yılın istatistikleri arasında en yüksek suça sürüklenen çocuk sayısı 188 bin 926 olarak 2024'te kayıtlara geçerken, bu sayı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 1,4 düşüşle 186 bin 256 oldu.

İstatistik verilerine göre, 2015'ten 2025'e geçen 10 yıllık sürede suça sürüklenen çocuk sayısı yüzde 17,47 artış gösterdi.

Suç tipleri içinde kasten yaralama, hırsızlık, hakaret ve tehdit başı çekiyor

Mevcut veriler doğrultusunda 21 milyonu aşkın çocuğun yaşadığı Türkiye'de 2025'te suça sürüklenenlerin sayısı yaklaşık yüzde 0,88'e tekabül ediyor.

2025'te suça sürüklenen çocukların ağırlıklı olarak karıştıkları suç tipleri ise kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, yağma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak, dolandırıcılık, çocukların cinsel istismarı ve diğer suçlar olarak sıralandı.

"Toplumda en çok tartıştığımız konu cezasızlık algısı"

Adalet psikolojisi üzerine uzun yıllar üniversitelerde eğitim veren avukat Cemalettin Gürler, söz konusu istatistiklere ilişkin yaptığı değerlendirmede, özellikle Kovid-19 döneminden sonra suç oranının yükselişe geçtiğine dikkati çekti.

Bu durumu "korkunç" olarak nitelendiren Gürler, şunları kaydetti: "Bu artışın birçok nedeni var. Sosyoekonomik, kültürel ve hukuki birçok bileşen bir araya gelerek suça sürüklenen çocukları oluşturuyor. Yani suça sürüklenen çocuk sadece bir gerekçeden beslenmiyor, birden fazla gerekçeyle bu suç örgütleri ve suç yapıları oluşuyor. Bir yandan ekonomik yoksunluk, bir yandan medya ve çeşitli mecralardan kolay, çabuk, hızlı para kazanan kişiler ve yapıların varlığı bunda etkili. Ayrıca oluşan ekonomik uçurumlar, bölgesel kültürler, inançlar, duygular, duruşlar, düşünüşler... Bunların hepsi birlikte değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuğun yapısını oluşturuyor. Burada en önemli paradoks şu; çocuklarımızı suç ve suçludan korumak, topluma kazandırmak kaygısıyla ceza infaz hukukunda çocuğu kollayan hükümler, suç örgütlerinin elinde suçluyu koruyan birer 'zırh' oldu. Bugün toplumda en çok tartıştığımız konu da cezasızlık algısı."

"4 ay sonra bu suçu işleseydi, müebbet alacaktı"

Takip ettiği bazı davalardan örnekler veren Gürler, "Manisa'da bir davam var. 18 yaşını doldurmasına 4 ay kalmış çocuk pompalı tüfekle gidiyor, bir evi basıyor. Evin iki kızını yaralıyor, babayı da öldürüyor ve hiçbir gerekçesi yok. En son diyor ki, 'Ben onun kızını seviyordum da kızın nişanlanacağını duydum, onun için yaptım.' Aslında tamamen kişisel husumetten kaynaklanıyor. 4 ay sonra bu suçu işleseydi, müebbet alacaktı. Ancak şahıs 5 yıl sonra aramıza dönecek. Ailesi de şahıs cezaevindeyken 'Aslanlar cezaevinde yatar.' diye sosyal medya paylaşımı yapıyor." ifadelerini kullandı.

"Tarzları trend değil, delil karartma yöntemi"

Çetelerin çocukları kullandığının altını çizen Gürler, çocukların suç nedeniyle cezaevine girdikten sonra örgüt içinde konum kazandığını belirtti.

Cezaevinden çıkan çocukların çoğu zaman havai fişekler, müzikler ve araç konvoylarıyla karşılandığını, işlediği suçun adeta alkışlandığını anlatan Gürler, çocukların bu durum dolayısıyla suç örgütlerinin içine daha da bağlandığını söyledi.

Suça sürüklenen çocukların giyim ve dış görünüşlerinin büyük ölçüde birbirine benzediğine işaret eden Gürler, bu görünümün dışarıdan bakıldığında bir moda ya da trend gibi algılandığını ancak gerçekte bunun "bir delil karartma yöntemi" olduğunu dile getirdi.

Gürler, şöyle devam etti: "Saçları yanlardan ve arkalardan sıfıra yakın, hepsi aynı model. Üstte genellikle şişme mont veya geniş bir kıyafet, altında rahat spor bir pantolon veya eşofman. Arkadan baktığınızda bunların hepsi çok benziyor. Eğer bu sizin oğlunuz, kızınız değilse ayırt etmeniz mümkün değil. Aslında burada yaptıkları şey çok basit. Siz bunu bir trend falan zannediyorsunuz, bu bir delil karartma yöntemi. Çünkü bir eylemi işlediğinde aynı kıyafetten o bölgede 100, 150, 200, 300, 500 kişi olduğunda siz suç işleyeni tespit etmekte çok zorlanıyorsunuz. Gene mesela son zamanlarda biliyorsunuz bu motosikletle kurye işi çok yaygınlaştı ve bir anda bunun tüm olanaklarından faydalanan, maske takan veya kask takan suç örgütü elemanları türedi."

Sosyal medya ve TV dizileri için uyarı

Mevcut adalet sistemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürler, "polis yakalasın, hakim tutuklasın" anlayışının artık çözüm üretmediğini, yeni politikalar geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Sosyal medya ve televizyon dizilerinde de mafya ve silahlı yapıların normalleştirildiğine dikkati çeken Gürler, bu içeriklere sürekli maruz kalan çocuklarda sağlıklı davranışların gelişmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Gürler, suça sürüklenen çocuklarla ilgili sorunların ortadan kaldırılmasına ilişkin şu önerilerde bulundu: "Bu suçların oluşmasına sebep olan kültürel ortamın ortadan kaldırılması, çocuklarımıza umut vadedecek alanların oluşturulması gerekiyor. Çocuklarımızın ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını giderecek yapılar ve sosyal devletin güçlendirilmesi, kolluk içinde suç örgütleriyle birlikte hareket eden 'çürük elma' diye tanımladıklarımızın temizlenmesi de önemli. Ayrıca, çocuklara yönelik bir değerler çalışması ve eğitimi yapılması, aile kurumunun güçlendirilmesi gerekiyor. Suç işleyenler hakkında ıslahevlerinin, cezaevlerinin de önce ıslah edilmesi gerekiyor. Bu uzun vadeli bir çalışma, bu hasarı tamir etmemiz en az 10 yıl ya da 20 yılımızı alacak."