Çözüm Süreci olarak bilinen Terörsüz Türkiye Komisyonu tarafından kabul edilen 107 sayfalık süreç raporunun tamamı yayımlandı. Terörsüz Türkiye hedefi çerçevesinde hazırlanan metinde, sorunun yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağı vurgulanırken, kalıcı çözüm için kök sebeplerin ortadan kaldırılması gerektiği belirtildi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE KOMİSYONU RAPORUNDA ÇOK KATMANLI ÇÖZÜM VURGUSU
Terörsüz Türkiye Komisyonu raporunda, meselenin güvenlikle sınırlı bir alan olmadığı, çok katmanlı ve çok yönlü bir yapıya sahip olduğu ifade edildi. Kalıcı çözümün ancak sorunun temel nedenlerinin giderilmesiyle mümkün olacağına dikkat çekilen metinde, toplumsal barışın güçlendirilmesinin uzun vadeli bir perspektif gerektirdiği kaydedildi.
Raporda, yalnızca Türkiye’de yaşayan Kürt vatandaşların değil, sınırlar dışında yaşayan Kürtlerin de Türkiye ile gönül bağının bulunduğu kabul edildi. Ortak tarih, kültür ve medeniyet vurgusu yapılarak, huzura ve müşterek çıkarlara dayalı ortak gelecek iradesinin altı çizildi. Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel sürekliliğe dayandığı belirtilen değerlendirmede, iki halkın aynı coğrafyanın sahipleri, aynı ülkenin yurttaşları ve ortak bir medeniyetin mirasçıları olduğu ifade edildi.
Metinde, tarihî sürekliliğin merkezinde “kardeşlik hukuku” kavramının yer aldığı belirtildi. Farklılıkların çatışma gerekçesi haline getirilmemesi gerektiği kaydedilirken, bu farklılıkların ortak yaşamın zenginliği olarak kabul edilmesini hedefleyen bir toplumsal denge anlayışının benimsendiği bildirildi.
ORTAK GEÇMİŞİMİZ ORTAK GELECEĞİMİZİN PUSULASIDIR
Raporda “Ortak geçmişimiz ortak geleceğimizin pusulasıdır” ifadesiyle, tarihsel birikimin geleceğe yön veren temel unsur olduğu vurgulandı. Ortak gelecek hedefinin vatandaşlık bağını güçlendireceği, toplumsal bütünleşmeyi kalıcı hale getireceği ve terörün açtığı yaraların kapanmasına imkân tanıyacağı belirtildi.
Birlikte yaşama tecrübesinin, ortak sevinç ve acıların toplumsal hafızada yalnızca geçmişe ait bir unsur olarak kalmayacağı ifade edildi. Bu birikimin, ortak geleceğin inşasında güçlü bir dayanak oluşturacağı kaydedildi. Uzun vadeli bir istikamet belirlenmesi gerektiği vurgulanan raporda, toplumsal barışın kalıcılaşması için kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç olduğu belirtildi.
Komisyonda dinlenen kişilerin mutabakat alanlarına da raporda geniş yer verildi. Tutanaklara dayalı içerik analizi bulgularına göre, silahların bırakılmasıyla kalıcı huzurun sağlanması konusunda toplumun farklı kesimlerini buluşturan güçlü bir ortak zemin bulunduğu ifade edildi. Bu zeminin, kardeşlik hukuku ve ortak acıyı ortak umuda dönüştürme yaklaşımı etrafında şekillendiği aktarıldı.
Uluslararası ve bölgesel boyutun da önemli bir tamamlayıcı unsur olduğuna dikkat çekilen raporda, iç huzurun güçlenmesinin bölgesel istikrarı destekleyeceği ve Türkiye’nin küresel ölçekte siyasal ağırlığını artıracağı belirtildi.
PKK’NIN FESHİ VE SİLAH BIRAKMA SÜRECİNDE GÜVENLİK KRİTERLERİ
Terörsüz Türkiye Komisyonu raporunda PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler de yer aldı. Fesih ve silah bırakma kararlarının yalnızca kamuoyuna yapılan beyanlarla sınırlı değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Bu adımların istihbarat ve güvenlik birimlerince, sınır dışındaki durumlar dâhil olmak üzere takip ve teyit edilmesi gerektiği kaydedildi.
Silah bırakmanın ölçülebilir kriterlerle tespit edileceği belirtilirken, sahadaki doğrulama süreçleriyle kamu düzeni açısından öngörülebilirliğin sağlanmasının amaçlandığı ifade edildi. Sınırlar dışındaki gelişmelerin de güvenlik yol haritasının tamamlayıcı bir unsuru olduğu bildirildi.
Tespit sürecinin ardından idari ve hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulacağı vurgulanan raporda, oluşabilecek boşlukların kapatılması için kapsamlı bir çerçeve hazırlanması gerektiği kaydedildi. Fesih ve silah bırakma yönündeki adımların hız kazanmasının, hukuki düzenlemelerin de aynı açıklık ve öngörülebilirlikle hayata geçirilmesini zorunlu kıldığı belirtildi.
Silahların susmasının tek başına kırılganlıkları ortadan kaldırmayacağı ifade edilen raporda, silahsız döneme geçen kişilerin topluma kazandırılmasının hedeflenmesi gerektiği vurgulandı. Toplumla uyum sürecinin, çözüme dayalı siyasetin en zorlu ancak vazgeçilmez alanlarından biri olduğu aktarıldı.
Metinde, sürecin başından itibaren “Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu” korumayı esas alan bir yaklaşımın benimsendiği kaydedildi. Her iki tarafın hassasiyetlerini gözetmeyen bir dilin yeni kırılmalara yol açabileceği belirtilirken, hedefin yalnızca asgari müştereklerde buluşmak değil, birlikte yaşamın azami zeminini güçlendirmek olduğu ifade edildi.
Terör gerçeğinin göz ardı edilmeden, toplumun tüm kesimlerinin makul taleplerine karşılık verilmesinin esas alındığı vurgulanan raporda, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kapsamlı ve çok boyutlu bir sürecin yürütüldüğü kaydedildi.