20 yaşında genç bir kadın, sosyal medyanın hayatının kontrolünü nasıl elinden aldığını jüriye anlattı. Çocuk yaşta başlayan kullanımın zamanla neredeyse tüm gününü kapladığını, gecelerin sabaha karıştığını ve uykunun giderek yerini ekran süresine bıraktığını söyledi. Defalarca bırakmayı denediğini ancak bir döngü içinde yeniden geri döndüğünü ifade etti. Kullanımı arttıkça kaygı, depresyon ve dış görünüşüne yönelik takıntıların da yoğunlaştığını dile getirdi.
Washington Post'un haberine göre; genç kadın, Meta ve YouTube’a karşı açılan davada verdiği ifadede “Sürekli orada olmak istiyordum” dedi. Kaliforniya’daki jürinin şirketleri ihmalkar bulması ve 6 milyon dolar tazminata hükmetmesi, teknoloji şirketlerini hesap verebilir kılma çabalarında bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Bilimsel araştırmalar da bu yargı süreciyle paralel ilerliyor. Artan sayıda çalışma, yoğun sosyal medya kullanımının yalnızca ruh sağlığını değil; dikkat, hafıza ve odaklanma gibi bilişsel işlevleri de etkilediğini ve bazı bulgulara göre bu etkinin hızlanmış yaşlanmaya benzediğini ortaya koyuyor.
Araştırmalar aynı zamanda bu etkilerin geri çevrilebileceğine işaret ediyor. Çözüm ise oldukça basit: ara vermek.
ABD’de ortalama bir kişi günde yaklaşık 4,5 ila 5 saatini telefonda geçiriyor. Bu süre daha düşük seviyede, günde 2-3 saat olsa bile yılda yaklaşık 1,5 aya denk geliyor.
Georgetown Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Kostadin Kushlev, “Hepimizin telefonlarla biraz sağlıksız bir ilişkisi var” diyor.
“Dijital detoks” kavramı bir moda gibi görünse de, PNAS Nexus’ta yayımlanan ve 467’den fazla katılımcıyı kapsayan geniş ölçekli bir araştırma, kısa süreli bir uzaklaşmanın bile çarpıcı sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu. Bulgulara göre bu etki, yaşa bağlı bilişsel gerilemenin yaklaşık 10 yılını telafi edecek düzeyde.
Araştırmanın yazarlarından Alberta Üniversitesi’nden Noah Castelo, çalışmanın kendi deneyiminden doğduğunu belirtiyor. Castelo, akıllı telefonların günlük yaşam üzerindeki etkisini fark ettiğini ifade ederek “Bu teknolojiler, arkadaşlarla akşam yemeği gibi aslında keyifli olan aktiviteleri sekteye uğratabiliyor” diyor.
İki haftalık detoksun etkisi
Araştırmada katılımcılar, iki hafta boyunca telefonlarında internet erişimini engelleyen bir uygulama kullandı. Arama ve mesajlaşma ise serbest bırakıldı; yani akıllı telefonlar geçici olarak “tuşlu telefon”a dönüştürüldü.
Bu süreçte katılımcıların günlük internet kullanımı 314 dakikadan 161 dakikaya düştü. İki haftanın sonunda ise sürdürülebilir dikkat, ruh sağlığı ve genel iyilik hali gibi alanlarda belirgin iyileşmeler görüldü.
Araştırmacılara göre dikkat süresindeki artış, yaşa bağlı 10 yıllık gerilemeye eşdeğer büyüklükteydi. Depresyon belirtilerindeki azalma ise bazı antidepresanlardan daha güçlü, bilişsel davranışçı terapiye ise benzer düzeydeydi.
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise kuralları tam uygulayamayan katılımcıların bile fayda görmesi oldu. Ayrıca iki haftalık sürecin ardından yapılan takiplerde olumlu etkilerin devam ettiği gözlendi.
Kushlev, “Sonsuza kadar kendinizi kısıtlamak zorunda değilsiniz. Kısmi bir dijital detoks bile, birkaç günlüğüne bile olsa işe yarıyor” diyor.
Araştırmalar, telefon üzerinden internet kullanımının bilgisayara kıyasla daha olumsuz etkiler yarattığını da gösteriyor. Bunun nedeni ise telefon kullanımının daha “dürtüsel ve bilinçsiz” olması. İnsanlar yürürken, film izlerken ya da biriyle konuşurken bile sosyal medyada vakit geçirebiliyor.
Bu durum, yapılan aktivitelere verilen dikkati azaltıyor ve alınan keyfi düşürüyor. Kushlev, “Bu tür dikkat dağınıklıkları, deneyimin duygusal kalitesini düşürüyor; daha az tatmin edici sohbetlere ve ilişkilere yol açıyor” diyor.
Hukuki süreç ve şirketlerin tepkisi
Söz konusu davada jüri, günler süren değerlendirmelerin ardından 10’a karşı 2 oyla şirketlerin ihmalkar olduğuna hükmetti. Kararın ardından Meta ve YouTube temyize gideceklerini açıkladı. Meta, genç kullanıcıları korumaya yönelik adımlar attığını savunurken; YouTube ise kendisini “sosyal medya platformu değil, sorumlu şekilde inşa edilmiş bir yayın platformu” olarak tanımladı.
“Goldilocks” sorunu: Ne kadar kullanım fazla?
Dijital detoks araştırmaları henüz erken aşamada. Bu nedenle, yalnızca belirli saatlerde kullanımın kısıtlanması ya da sadece sosyal medyanın sınırlandırılması gibi daha hedefli yöntemlerin de etkili olup olmayacağı araştırılıyor.
Harvard Üniversitesi’nin JAMA Network Open’da yayımlanan ve yaklaşık 400 kişiyi kapsayan bir çalışması, sadece bir haftalık telefon kullanımını azaltmanın bile kaygıyı yüzde 16,1, depresyonu yüzde 24,8 ve uykusuzluğu yüzde 14,5 oranında azalttığını ortaya koydu.
Ancak uzmanlara göre herkes sosyal medyadan aynı şekilde etkilenmiyor. Harvard Tıp Fakültesi’nden John Torous, bu durumu “Goldilocks problemi” olarak tanımlıyor: Bazı insanlar için kullanım fazla ya da yetersizken, bazıları için ideal seviyede kalabiliyor.
Torous, özellikle kendini başkalarıyla kıyaslama eğilimi yüksek olanlar, uykusu bozulanlar ve gerçek hayatta sosyal bağ eksikliğini internetle telafi etmeye çalışanların daha riskli gruplar arasında olduğunu belirtiyor.
Yeni araştırmalar yolda
23 ülkeden 8 binden fazla katılımcıyı kapsayan yeni bir araştırma ise sosyal medya kullanımını günde uygulama başına 5 dakika ile sınırlandırmayı inceliyor. Çalışmanın sonuçlarının önümüzdeki yılın başında açıklanması bekleniyor.
Araştırmanın yanıt aradığı sorulardan biri de, ABD ve diğer Batı ülkelerinde akıllı telefon kullanımının neden daha olumsuz etkiler yarattığı. Araştırmacılara göre bunun nedeni kültürel olabilir: Daha rekabetçi ve bireyci toplumlarda psikolojik yük artıyor olabilir.
Ancak bu sorunun yanıtı hala net değil. Araştırmacı Steven Rathje, “Bu durum, bu toplumlardaki stres seviyeleriyle ilgili olabilir. Ama nihayetinde hâlâ büyük ölçüde bir gizem” diyor.