Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Narin Güran cinayeti davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Narin Güran'ın babası Arif Güran ile görüştüğünü belirten Demirtaş, görüşme öncesinde dava dosyasını hukukçu gözüyle incelediğini ifade etti.
Dosyadaki deliller ışığında suçu somut delillerle ispatlanabilen tek kişinin Nevzat Bahtiyar olduğunu öne süren Demirtaş, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve amca Salim Güran hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının ise "tam bir hukuk faciası" olduğunu savundu.
Mahkeme kararının kamuoyu baskısından etkilendiğini ileri süren Demirtaş, ceza hukukunun temel ilkesi gereği mahkûmiyet kararlarının dedikodu veya ihtimallere değil, şüpheden uzak somut delillere dayanması gerektiğini belirtti.
"Şüpheden sanık yararlanır" ilkesini hatırlatan Demirtaş, mevcut dava dosyasındaki delillerin anne ve amca hakkında verilen cezaları desteklemek için yeterli olmadığını iddia ederek, bu kişilerin suçluluğunun evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığını ifade etti.
İstinaf Mahkemesi ile Yargıtay incelemelerinde söz konusu cezaların bozulması gerektiğini savunan Demirtaş, yeni delil veya yeni itiraflar ortaya çıkmadığı sürece mevcut dosya kapsamıyla bu mahkûmiyetlerin hukuken sürdürülemeyeceğini öne sürdü.
Demirtaş, "Sırf kamu vicdanını tatmin etmek için suçlu olduğu ispatlanmamış insanlara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermek gerçek adalet değildir" ifadelerini kullanarak, kamu vicdanını asıl yaralayacak durumun gerçek faillerin dışarıda olması ihtimali olduğunu dile getirdi.
Açıklamasının sonunda Diyarbakır Barosu başta olmak üzere hukuk çevrelerine çağrıda bulunan Demirtaş, Adalet Bakanlığı'nın dosyayı yeniden inceleyerek kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay'a başvurmasını istedi.
Demirtaş, açıklamasını "Narin'in hatırası, ailesi ve kamuoyu bunu hak ediyor" sözleriyle tamamladı.
Demirtaş'ın açıklamasının tamamı şöyle:
Merhabalar, Bugün Narin'in babası Arif Güran ile görüştüm. Görüşme öncesinde, dava dosyasını hukukçu gözüyle inceledim. Dosya kapsamındaki deliller ışığında, suçu somut delillerle ispatlanabilmiş tek isim Nevzat Bahtiyar’dır. Yine dosya kapsamındaki deliller ışığında, Narin'in annesi Yüksel Güran’ın, Narin’in ağabeyi Enes Güran'ın ve amcası Salim Güran’ın suçlu bulunup ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları tam bir hukuk faciasıdır. Görünen o ki, basının yönlendirmesiyle oluşan yoğun kamuoyu baskısı, mahkemenin karar sürecini gölgelemiştir. Kişisel görüşler bir kenara bırakıldığında ceza hukukunun en temel kuralı, mahkumiyetin dedikodulara veya ihtimallere değil, somut ve şüpheden uzak delillere dayanması gerekliliğidir. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, dava dosyasındaki mevcut deliller anne ve amcaya bu cezanın verilmesi için teknik olarak yetersiz kalmaktadır. Anne ve amcanın suçlu oldukları, hukukun evrensel ilkeleri gereğince şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır. Dolayısıyla İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay denetimlerinde bu cezaların kesinlikle bozulması gerekirdi. Hukuk bunu gerektirirdi çünkü yeni bir delil veya yeni itiraflar ortaya çıkmadıkça mevcut dava dosyasına göre annenin ve amcanın suçlu oldukları ispatlanamamıştır. Sırf kamu vicdanını tatmin etmek için suçlu olduğu ispatlanmamış insanlara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermek gerçek adalet değildir, kamu vicdanını tatmin etmez. Kamu vicdanını asıl yaralayacak olan durum, belki de Narin'in gerçek katilleri dışardayken annesinin, abisinin ve amcasının cezaevinde olmalarıdır. Başta Diyarbakır Barosu olmak üzere ilgili tüm hukuk çevrelerini bu dosyada adaletin sağlanması için çaba sarf etmeye davet ediyorum. Adalet Bakanlığının, dosyayı titizlikle inceleyerek kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay’a başvurmasını rica ediyorum. Narin'in hatırası, ailesi ve kamuoyu bunu hak ediyor. Selam, sevgilerimle…