<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yeni Journal, Yeni nesil habercilik, Haber, Haberler, Son Dakika Haberler, Güncel Haber</title>
    <link>https://www.yenijournal.com</link>
    <description>Yeni Journal gündem ve gündemin öne çıkan başlıklarını yeni bir perspektif ve habercilik anlayışıyla, anlaşılır, sade ve doğru bir şekilde sunmaya çalışmaktadır.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenijournal.com/rss/roportaj" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 11 May 2026 15:41:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/rss/roportaj"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Heavy Vehicles Turkey ile Dijital Yollarda Gerçek Bir Yolculuk]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/heavy-vehicles-turkey-ile-dijital-yollarda-gercek-bir-yolculuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/heavy-vehicles-turkey-ile-dijital-yollarda-gercek-bir-yolculuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Simülasyon oyunlarına ilgi, Türkiye’de son yıllarda hiç olmadığı kadar artmış durumda. Bu alanda adını sıkça duyduğumuz ekiplerden biri de Heavy Vehicles Turkey (HVT). Euro Truck Simulator 2 için geliştirdikleri otobüs ve harita modlarıyla dikkat çeken ekibin kurucusu Emin Doğuş Güraksın, mod yapımcılığındaki serüvenini ve ekibin geleceğe yönelik hedeflerini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>“Otobüs tutkusu, yıllar içinde bir ekibe, sonra da bir markaya dönüştü.”</em></strong></p>

<p></p>

<p><strong>BEGÜM SILA EREN</strong></p>

<p></p>

<h2><strong>Heavy Vehicles Turkey Kurucusu Emin Doğuş Güraksın ile Özel Röportaj</strong></h2>

<p></p>

<p>Türkiye’de simülasyon oyunları denildiğinde akla gelen en yetkin topluluklardan biri <strong>Heavy Vehicles Turkey (HVT)</strong>.<br />
Euro Truck Simulator 2 için geliştirdikleri otobüs ve harita modlarıyla ulusal ve uluslararası oyuncuların beğenisini kazanan ekip, Türk simülasyon topluluğuna yön veriyor.<br />
Biz de HVT’nin kurucusu <strong>Emin Doğuş Güraksın</strong> ile oyun dünyasındaki yolculuğunu, ekibinin hikayesini ve gelecek planlarını konuştuk.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.08" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114108.jpeg" width="1920" /></p>

<h3>🟢 <strong>Bu yolculuğa nasıl başladınız? Oyunculuktan mod yapımcılığına geçiş süreciniz nasıl oldu?</strong></h3>

<p>Bu yolculuğa başlamadan önce, ben bir oyuncu olarak başarılı firmaların çıkardığı simülasyon oyunlarını oynayarak başladım.<br />
Bu oyunlarda zaman geçirirken, oyunların el verdiği ölçüde çekicileri modifiye edip rotalar arasında yolculuk yaparak keyif aldım.</p>

<p>Ancak zamanla oyunlarda karşılaştığım eksiklikler veya “Ben olsam şöyle yapardım” dediğim noktalar, beni bu oyunlara mod geliştiricisi olma yoluna itti.<br />
Özellikle çocukluk yıllarımdan itibaren otobüslere olan ilgim ve yük taşımacılığı yapılan oyunlarda otobüs modları geliştirme isteğim, bu yolculuğun temelini attı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.08 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114108-1.jpeg" width="1920" /></p>

<p>2009 yılında, kendim gibi mod geliştiricileriyle tanışarak <strong>18 Wheels of Steel: Haulin’</strong> için Türk otobüs modlarını çıkararak mod yapımcılığına amatör olarak adım attım.<br />
Yıllar içinde <strong>Euro Truck Simulator</strong> ve <strong>German Truck Simulator</strong> gibi yeni çıkan oyunlara da otobüs modları geliştirdim.<br />
Şu anda ise <strong>Euro Truck Simulator 2</strong>’de otobüs modları geliştirerek bu yolculuğuma devam ediyorum.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.07" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114107.jpeg" width="1920" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Heavy Vehicles Turkey (HVT) nasıl ortaya çıktı?</strong></h3>

<p>Uzun yıllar boyunca simülasyon oyunlarına mod geliştiren kişilerle farklı platformlarda bir araya gelerek modlar geliştirdim ve bu süreçte belirli bir topluluk oluşturmayı başardım.</p>

<p>2018 yılında, kendi ismimle kurduğum <strong>Heavy Vehicles Turkey</strong> topluluğunu, oyuncuları ve mod yapımcılarını bir araya getirmeyi amaçlayarak oluşturduk.<br />
Başlangıçta, topluluk özel bir kitleyle ve public bir yapıya sahip olmadan, ekip olarak bu sürece adım attık.</p>

<p>2021 yılında ise <strong>Euro Truck Simulator 2</strong> için başarılı modlar geliştiren <strong>Harun Aras</strong> ile yollarımız kesişti.<br />
Bu dönemde birlikte public olarak modlarımızı geliştirip oyuncularla buluşturacağımız topluluğun temellerini attık.</p>

<p>Hazırlık süreçlerinin ve projelerin belirli bir aşamaya gelmesiyle, <strong>2022 yılı itibariyle Heavy Vehicles Turkey</strong>, public bir platform olarak kendisinden ve ekibinden söz ettirmeye başladı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.10" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114110.jpeg" width="1920" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Ekibinizden ve birlikte yürüttüğünüz projelerden bahseder misiniz?</strong></h3>

<p>Bu platformun kurucusu olarak, ekibimden bahsetmek ve onlara bu yolculukta bana yol arkadaşı oldukları için teşekkür etmek isterim.<br />
İlk olarak, daha önce bahsettiğim gibi, Harun Aras ile yollarım kesişti ve birlikte başarılı bir topluluğun ilk adımını attık.</p>

<p>Tamamen otobüs modu oluşturan bir platform olarak yola çıktık.<br />
Bu noktada, ekibimize kaliteli ve gerçeklik algısı yüksek modeller sunan <strong>İsmail Arslan</strong> ve <strong>Yağız Bakırcı</strong> da dahil oldu, böylece ekibimizi büyütmeye başladık.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.12" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114112.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Zamanla, sadece otobüs modu yapmanın yeterli olmadığına ve bu otobüslerin gerçek Türkiye yollarında da oyuncularla buluşması gerektiğine karar verdik.<br />
Bu düşünceyle, 2023 yılında <strong>“Road to Heavy”</strong> adıyla bir harita modu projesine başladık.<br />
Bu projede amacımız, oyunun kendi ölçeği dışına çıkarak bağımsız bir harita geliştirmekti.</p>

<p>Bu süreçte ekibimize <strong>Mustafa Dağdelen</strong>, <strong>Furkan Zabun</strong> ve <strong>Alperen Çetinkaya</strong> gibi yeni arkadaşlar katıldı.<br />
Artık HVT, hem harita hem de otobüs geliştirme ekibi olarak yoluna devam ediyordu.</p>

<p>Zamanla ekibimize yeni arkadaşlar da katıldı; son olarak grafik tasarım konusunda bana yardımcı olan <strong>Berkant Terzi</strong> ve harita projemizde yapay zeka trafik araçlarını oluşturan <strong>Emre Odabaşı</strong> da ekibimize dahil oldu.</p>

<p>Tüm ekibime, bu yolculukta beni yalnız bırakmayıp destek oldukları için tekrar teşekkür etmek isterim.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.10 (8)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114110-8.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Ekibiniz şu anda kimlerden oluşuyor?</strong></h3>

<p><strong>Güncel Ekip Listesi:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· <strong>Emin Doğuş Güraksın</strong> (Kurucu, 3D Artist, Grafik Tasarım Uzmanı)</p>

<p>· <strong>Harun Aras</strong> (Kurucu Ortak, 3D Artist, Converter)</p>

<p>· <strong>Mustafa Dağdelen</strong> (Harita Editörü, 3D Artist, Converter)</p>

<p>· <strong>Alperen Çetinkaya</strong> (Harita Editörü)</p>

<p>· <strong>Furkan Zabun</strong> (Harita Editörü)</p>

<p>· <strong>Berkant Terzi</strong> (Grafik Tasarım Uzmanı)</p>

<p>· <strong>Emre Odabaşı</strong> (Yapay Zeka Editörü, 3D Artist)</p>

<p>Ekip listesinde yer almayan bazı arkadaşlarımız ekibimizden ayrıldığı için güncel listeye eklenmemiştir.<br />
Ancak kuruluş sürecimizde büyük emekleri geçtiği için hepsine ayrıca teşekkür etmek isteriz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.10 (5)" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114110-5.jpeg" width="1920" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Türkiye’de simülasyon oyunlarına olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></h3>

<p>Türkiye’de simülasyon oyunlarına olan ilgi, geçmiş yıllardan beri süregelen bir durum.<br />
Son yıllarda ise sosyal medyada öne çıkan içerik üreticileriyle birlikte bu tür oyunlar daha fazla merak konusu haline geldi.</p>

<p>Bu oyunlar, yaş ayrımı gözetmeksizin her kitleden oyuncunun ilgisini çekiyor.<br />
Özellikle yıllardır yük taşımacılığından sıkılan oyuncu kitlesi, son dönemlerde sosyal medyada otobüslerin ve yolcu taşımacılığının eğlenceli yanlarını keşfederek bu oyunlara daha fazla ilgi göstermeye başladı.<br />
Birçok oyuncu roleplay yaparak daha keyifli vakit geçiriyor.</p>

<p>Biz de bu keyifli anları oyuncularımıza sunmak adına daha fazla mod üretmeye ve sunmaya devam ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.09 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114109-1.jpeg" width="1920" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Modlarınızı geliştirirken hangi yazılımları kullanıyorsunuz?</strong></h3>

<p>Modlarımızı geliştirirken tek bir yazılım veya araç üzerinden ilerlemiyoruz.<br />
İhtiyaca yönelik farklı yazılım ve araçlardan faydalanıyoruz.</p>

<p>Modelleme için <strong>3ds Max</strong>, <strong>SketchUp</strong> ve <strong>Blender</strong> gibi programları kullanıyoruz.<br />
Ekibimizdeki üyelerin farklı program becerilerine sahip olması bu çeşitliliği doğuruyor.<br />
Grafik tasarım tarafında ise <strong>Adobe Illustrator</strong> ve <strong>Photoshop</strong>’u tercih ediyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.12 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114112-1.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Bir modun geliştirilme süreci ortalama ne kadar sürüyor?</strong></h3>

<p>Bir araç veya harita modunun geliştirilme sürecini kesin bir zamana bağlamak zordur.<br />
Bu süreç, yapılan aracın veya haritadaki bölgenin detayına göre değişkenlik gösterir.</p>

<p>Mod yapımına başlamadan önce, yapılacak aracın veya haritadaki bölgenin analizini yapıyoruz.<br />
Araç modu için referans toplamak ya da aracın yanına giderek <strong>3D scan (tarama)</strong> yöntemiyle modelleme referansı çıkarmak gibi yöntemler kullanıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.11 (5)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114111-5.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Harita projelerinde ise yapılacak bölgeye seyahat ederek yerinde referanslar topluyoruz.<br />
Bölgeyi analiz ederek kendimize bir iş planı oluşturuyoruz.</p>

<p>Genel olarak, duyurduğumuz tüm projeler yaklaşık <strong>bir yıl içinde</strong> oyunculara sunuluyor.<br />
Ancak oyun sürümleri değiştikçe veya gerçek hayattaki araç ve bölge güncellemeleri oldukça bu modları da yeniden düzenlememiz gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.11 (6)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114111-6.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Gerçek markalarla lisans anlaşmalarınız var mı?</strong></h3>

<p>Şu anda gerçek araç üreticileriyle herhangi bir iş birliği veya lisans anlaşmamız bulunmuyor.<br />
Ancak planlarımız doğrultusunda yalnızca otobüs değil, çekici ve diğer araç gruplarında da mod desteği sunmayı hedefliyoruz.</p>

<p>ETS2’ye resmi otobüs desteği geldikten sonra araç üreticileriyle temas kurarak iş birliği adımları atmayı planlıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.12 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="772" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114112-3.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Oyunculardan gelen geri bildirimleri nasıl topluyorsunuz?</strong></h3>

<p>Oyuncuların geri bildirimlerini sosyal medya hesaplarımız üzerinden <strong>DM</strong> yoluyla, ayrıca <strong>Discord sunucumuz</strong> ve <strong>web sitemiz</strong> üzerindeki <strong>ticket sistemi</strong> ile topluyoruz.<br />
Bu sayede hem hata bildirimlerini hem de geliştirme önerilerini doğrudan değerlendirme şansı buluyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.11 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114111-2.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>En çok ilgi gören modlarınız hangileri?</strong></h3>

<p>En çok talep gören ve bizi öne çıkaran modlarımız, <strong>Mercedes-Benz Travego</strong> ve <strong>Tourismo</strong> modelleridir.<br />
Son dönemde ise harita projemiz <strong>Road to Heavy</strong>, farklı şehirlerin eklenmesiyle diğer harita modlarına göre daha fazla talep görmeye başladı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.11 (9)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114111-9.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Sosyal medya tarafında hangi platformlarda aktifsiniz?</strong></h3>

<p>Topluluğumuzun büyümesi için ağırlıklı olarak <strong>Instagram</strong>, <strong>YouTube</strong> ve <strong>Discord</strong> üzerinden ilerliyoruz.<br />
Ayrıca kullanıcılarımız bizleri daha yakından takip etmek için <strong>web sitemizi</strong> de ziyaret edebilirler.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.11 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114111-3.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Yeni kullanıcılarla etkileşim süreciniz nasıl ilerliyor?</strong></h3>

<p>Yeni kullanıcılarla tanışmak bizi çok mutlu ediyor.<br />
Bizleri oldukça seven ve destekleyen güçlü bir topluluğumuz mevcut.<br />
Her geçen gün yeni oyuncuların aramıza katılması bizi motive ediyor.</p>

<p>Genel olarak çok olumlu geri dönüşler alıyoruz.<br />
Bunu da modlarımızı geliştirirken oyuncuların fikirlerini dikkate almamıza ve onların hayallerine dokunmamıza borçluyuz.</p>

<p>Olumsuz geri dönüşlerde ise, eğer bir hata veya gözden kaçan bir durum varsa gerekli düzenlemeleri yaparak geri dönüş sağlıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.10 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114110-1.jpeg" width="1920" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Yakında çıkacak projelerinizden bahseder misiniz?</strong></h3>

<p>Yakında çıkacak modlarımızdan kısaca bahsetmek isterim.<br />
Otobüs kategorisinde <strong>Setra 516 HD/2</strong> ve <strong>Setra 517 HDH</strong> modellerini, ayrıca <strong>Mercedes-Benz Travego 15-17 SHD (eski jenerasyon)</strong> modunu <strong>2026 yılı</strong> içinde tamamlamayı hedefliyoruz.</p>

<p>Harita projemizde ise <strong>İstanbul</strong> şehrini, görkemli <strong>Esenler Otogarı</strong> ve <strong>Alibeyköy Otogarı</strong> ile entegre ederek yakın zamanda oyunculara sunmayı planlıyoruz.<br />
Ek olarak, 2026 yılı içinde <strong>Marmara’nın Trakya yakasına</strong> ve <strong>Karadeniz’in tamamına</strong> erişmeyi hedefliyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.11 (4)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114111-4.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Yurt dışı topluluklarla da iş birliği yapıyor musunuz?</strong></h3>

<p>Evet, yurt dışındaki benzer topluluklarla ses ve stüdyo projeleri konusunda bazı anlaşmalarımız mevcut.<br />
Yurt dışından da ciddi bir oyuncu kitlesi ilgisi görüyoruz.<br />
Bu nedenle bu tarz iş birliklerini gelecekte daha da artırmayı planlıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.08 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114108-2.jpeg" width="1920" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Simülasyon oyunlarına ilgi duyan gençlere ne önerirsiniz?</strong></h3>

<p>Simülasyon oyunlarına ilgi duyan gençlerimize tavsiyem, bu oyun türünü mutlaka deneyimlemeleri.<br />
Bütçelerine uygun bir setup kurarak daha gerçekçi bir deneyim yaşayabilirler.<br />
Bu sayede oyunları roleplay tadında ve daha sürükleyici bir şekilde oynayabilirler.</p>

<p>Bu tür oyunlar, hem keyifli vakit geçirmenizi sağlar hem de motor becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olur.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.11 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114111-1.jpeg" width="1600" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Mod yapımına yeni başlayacaklara önerileriniz neler olurdu?</strong></h3>

<p>Mod geliştirmeye yeni başlayacaklara tavsiyem, bunu ana iş olarak değil, bir hobi veya öğrenim süreci olarak görmeleridir.<br />
Gerçek hayattaki iş, okul ve aile düzenlerinden zaman çalmadan ilerlemeleri çok önemli.</p>

<p>Biz de yıllardır bu şekilde ilerliyoruz; profesyonel iş hayatımızın yanında boş vakitlerimizi mod geliştirmeye ayırarak hem yeni insanlarla tanışıyor hem de yetkinliklerimizi artırıyoruz.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.07 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114107-1.jpeg" width="1920" /></p>

<hr size="3" width="100%" />
<h3>🟢 <strong>Son olarak neler söylemek istersiniz?</strong></h3>

<p>Bizlere bu röportajda yer verdiğiniz için size ve ekibinize teşekkür ederiz.<br />
Medyada fark edilmek bizleri gerçekten mutlu etti.</p>

<p>Umarım verdiğimiz cevaplarla simülasyon tutkunlarına faydalı olabilmişizdir.<br />
Bizi seven, takip eden ve yeni keşfedecek tüm kullanıcılarımıza söz veriyoruz:<br />
<strong>Her zaman en kaliteli ve gerçekçi mod deneyimini sunmaya devam edeceğiz.</strong></p>

<p>Bu amaçla yolculuğumuza kararlılıkla devam edeceğiz.</p>

<p><strong>— Emin Doğuş Güraksın (Kurucu, Heavy Vehicles Turkey)</strong></p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2025 10 27 At 11.41.09 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114109-2.jpeg" width="1920" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/heavy-vehicles-turkey-ile-dijital-yollarda-gercek-bir-yolculuk</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-27-at-114110-3.jpeg" type="image/jpeg" length="38505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlhami Işık: PKK ay sonunda kongreyi toplayıp, kendini feshedecek!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/ilhami-isik-pkk-ay-sonunda-kongreyi-toplayip-kendini-feshedecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/ilhami-isik-pkk-ay-sonunda-kongreyi-toplayip-kendini-feshedecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır temsilcimiz Çınar Ayser Çınar'a konuşan ''Balıkçı'' lakaplı yazar İlhami Işık, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Işık, PKK’nın ay sonunda kongre kararı alarak, kendini feshedeceğini ileri sürdü. Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’ın da çok yakında tahliye edileceğini söyleyen Işık, ''Demirtaş'ın tahliyesi bu sürecin sembolü olacak ve bu da sıcağı sıcağına olacak'' dedi. İşte gündemi sarsacak çarpıcı röportajımız...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinde arabuluculuk yapan yazar İlhami Işık, yeni sürece dair Yeni Journal'ın sorularını yanıtladı.</p>

<p>Bir önceki çözüm sürecinde yer alan ve kamuoyunda ‘Balıkçı’ olarak bilinen İlhami Işık, İmralı görüşmelerini ve sürecin gidişatını değerlendirdi. İşte detaylar…</p>

<p><img alt="Thumbs B C B97C1C70238Bbf05335B36F6Eab7Ff8E" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/04/thumbs-b-c-b97c1c70238bbf05335b36f6eab7ff8e.jpg" / width="864" height="486"></p>

<p>''BU SÜREÇ BİR DEVLET POLİTİKASIDIR''</p>

<p><em><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 yıl sonra DEM Parti'nin İmralı heyetiyle Beştepe'de görüştü. DEM Parti, görüşmenin "son derece olumlu ve yapıcı bir atmosferde" gerçekleştiğini açıkladı. Siz bu tarihi görüşmeyi nasıl yorumluyorsunuz?</strong></em></p>

<p>Son yazımda da bu konuyu ele almıştım. Bu görüşmeyi, Ekim'de başlayan sürecin, siyasi iradenin sahiplenmesi olarak görmek gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar hep güvenlik bürokrasisi ve istihbarat bürokrasisi üzerinden gidiyordu süreç, her ne kadar Sayın Devlet Bahçeli’nin çıkışları, konuşmaları, açıklamaları olmuş olsa da Sayın Erdoğan'ın sanki bu konuda ikinci planda, yani biraz uzak duruyormuş gibi bir imajı vardı. Aslında öyle değildi ama verilen imajı oydu. Bugün bu görüşmeyle hem o imaj da yıkıldı, hem de o fotoğraf verildi. Bu süreç artık bir devlet politikası çünkü devletleşme iddiasında olan bir iktidarla karşı karşıyayız. Sayın Bahçeli'nin de dünkü açıklaması oydu. Bu bir devlet politikasıdır diye. Eğer bu tanım doğruysa bu süreç artık devletin kendi politikası ve devlet güvencesinde yürütülen bir politikadır. O anlamda bu fotoğraf onun ifadesidir diye düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Bahceli 26" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/04/bahceli-26.webp" / width="1280" height="720"></p>

<p>''KONGRE MUŞ MALAZGİRT’TE OLMAYACAK''</p>

<p><strong><em>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 20 Mart'ta yaptığı açıklamada PKK'ya 4 Mayıs'ta Muş'un Malazgirt ilçesinde kongresini toplaması için çağrı yapmıştı ancak PKK kongre için net bir tarihi açıklamadı. Sizce kongre ne zaman toplanır?</em></strong></p>

<p>Beklenti bu ayın sonlarına doğru olması yönünde. Tam günü vermek biraz zor olur çünkü güvenlik nedeniyle hangi gün olacağı söylenmez. Bu da oldukça normal bir şey ama çok olağanüstü bir şey olmazsa kongrenin ay sonunda toplanmasını bekliyoruz. Bunu herkes bekliyor. Devletin de beklentisi bu yönde, İmralı’nın da beklentisi bu yönde.</p>

<p><strong><em><img alt="I M G 6193" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/04/i-m-g-6193.JPG" / width="5472" height="3648"></em></strong></p>

<p><strong><em>Peki neden Muş Malazgirt?</em></strong></p>

<p>Sayın Bahçeli’nin o açıklaması işin ciddiyeti açısından sembolik bir şeydi. Dikkat ettiyseniz Sayın Bahçeli’nin ilk açıklaması da ‘’Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun’’ şeklindeydi. Bu aslında işin ciddiyetini ve bu konuda ne kadar açık olduklarının bir göstergesiydi. Elbette ki kongre Muş Malazgirt’te olmaz, dediğim gibi bu sadece sembolik bir açıklamaydı ve tahminimce bu ayın sonunda sürecin finali şekillenecek gibi gibi görünüyor. Çok olağanüstü bir aksilik olmazsa belki Mayıs’ın ilk haftasına sarkabilir ama ben ay sonunda olacağını düşünüyorum.</p>

<p><img alt="848369 Image1" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/04/848369-image1.jpg" / width="1500" height="945"></p>

<p>''SELAHATTİN DEMİRTAŞ ÇOK YAKINDA TAHLİYE EDİLECEK''</p>

<p><strong><em>Bu yeni süreçle birlikte infaz yasasının düzenlemesi ve başta Selahattin Demirtaş olmak üzere siyasi tutukluların tahliyesi edilmesi bekleniyor. Bu mümkün mü sizce? Hükümet böyle bir adım atar mı?</em></strong></p>

<p>Evet, hükümet bu konuda adım atmak durumunda. Bu bir umut, bir hayal değil, bu işin realitesi bu. Özellikle Selahattin Demirtaş'ın çok yakında serbest bırakılacağını düşünüyorum. Çok uzak olmayan bir zamanda. Bu gerçekleşecek ve bu durum sürpriz de olmayacak. Böyle süreçlerin yaşayabilmesi ve toplum tarafından sindirilmesi açısından var olan bazı sembollerin, nasıl ki Sayın Bahçeli'nin Muş Malazgirt açıklaması ve gelsin parlamentoda konuşsun gibi sembolik çıkışları olduysa, Sayın Selahattin Demirtaş'ın da tahliyesi bu sürecinin sembolü olacak ve bu da sıcağı sıcağına olacak. Çok yakın zamanda da bu tahliyeyi bekliyoruz.</p>

<p>Sizin söylediğinize gelirsek, PKK kongresinden sonra Türkiye'de terör tümüyle bitti, bir daha acılar yaşanmayacak, bir daha şiddet olmayacak, bunun en somut göstergesi de bakın hem devletin, hem herkesin göstereceği bir fotoğraf olacak. Böyle olunca da bu fotoğrafın içinde başta hasta tutuklular olmak üzere siyasi mahkumların serbest bırakılması ana gündem olacak. Kongrenin sonuçlanmasıyla beraber artık silahların ebediyen ortadan kalkması, o çok söylenen Türk, Kürt birliğinin anahtarının açılmasıyla beraber hukuksal düzenlemeler zaten bir zorunluluk haline gelecek. İktidar da bunu yapmaktan imtina etmeyecek. Bahsettiğiniz hukuksal düzenlemeler Haziran’da gerçekleşir diye düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Kapak-12" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/04/kapak-12.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>''MUHALEFETİN TAVRI DOĞRU DEĞİL''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><em>Türkiye tarihi bir dönemden geçerken başta CHP olmak üzere muhalefet partileri yeni sürece ''temkinli'' yaklaşıyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?</em></strong></p>

<p>Kaygılı olmak, endişeli olmak doğal bir şeydir ama bu kaygı ve endişeye esir olmak doğru bir şey değildir. Siz bu ülkede muhalefetseniz, bu ülkenin temel sorunlarına, özellikle de şiddet ve içinde ölüm olan, senin hukuksal dünyanı zehirleyen, ekonomini çürüten, iç ve dış politikanı esaret altına alan bir sorun, şu veya bu şekilde, kim tarafından çözülürse çözülsün, bu senin önünün açılması demektir. Eğer bir muhalefet partisi, iktidara adaysa, ülkeyi yönetmeye adaysa, yani önüne sadece ömür boyu muhalefet olmayı koymamış, yarın bu ülkeyi yöneteceğim iddiası içindeyse böyle bir süreçten kaygı ve endişesi duymamalı. Çünkü bu onu iktidara taşır. Bütün dünyada da böyle olmuştur.</p>

<p><img alt="67C0796585259 481132233 2902155816611636 2570351698218158058 N" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/04/67c0796585259-481132233-2902155816611636-2570351698218158058-n.jpg" / width="1290" height="711"></p>

<p>''MHP’NİN BU SÜREÇTE AKTÖR OLMASI ÖNEMLİ''</p>

<p><em><strong>2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinde arabuluculuk yapan bir isimdiniz. Geçmiş süreçle bugünkü süreci kıyasladığımızda arada nasıl bir fark var?</strong></em></p>

<p>Arada çok büyük farklar var. İki süreç de Ortadoğu'daki gelişmelerden bağımsız değil. İlk süreçte Ortadoğu'daki gelişmeler gerçekçi ve sahici bir okumayla ele alınmadı. Daha çok kaygı ve endişeyle ele alındı. Öyle olunca da sürecin yaşama şansı olmadı. Özellikle o dönem İran’ın bölgede, hem oyun kurucu, hem de oyun bozucu bir rolü vardı ve önceliği Suriye'de Esad rejiminin yaşamasıydı. Öyle olunca da Türkiye'de Kürtlerin Türkiye ile birlikteliğini, Suriye'deki rejimin devrilmesi açısından okuyan bir İran vardı. İran, Kürtlere düşmanlıktan ziyade, böyle bir gelişmenin, yani barış sürecinin başarıya ulaşmasını, Suriye'de Esad'ın devrilmesi olarak okudu ve buna hep karşı çıktı. Sürecin başarıya ulaşmaması için de çok çaba gösterdi. Birinci fark buydu.</p>

<p>İkinci fark ise bölgede yaşananlar dünyanın umurunda değildi. Kürt meselesi ve çözüm süreci de dünyanın gündeminde olan bir mesele değildi. Bu nedenle Batı'nın da sürece desteği yoktu. Üçüncü fark ise, böylesi süreçleri tıkayabilecek ana omurgaya sahip milliyetçi kesim, yani Milliyetçi Hareket Partisi, bir önceki sürece amansız bir şekilde karşıydı, şimdi ise tam tersi. Şu an ise süreci başlatan ve götüren aktör MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli. Yani arada çok ciddi bir fark var.</p>

<p><img alt="I M G 6229" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/04/i-m-g-6229.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>''İKİ SÜREÇ ARASINDA UÇURUM GİBİ FARKLAR VAR''</p>

<p>Bugünkü fark tam olarak şu; Batı bu sürecin başarıya ulaşmasını istiyor. Özellikle de DEAŞ’la mücadelede dünyanın gündemine oturan Suriye'deki Kürtlerin varlığı, silahlı gücü ve yeni Suriye yönetiminde yer almaları açısından bu sürece bakışları farklı. Bunu da Kürtlere bir diyet borcu olarak görüyorlar. Bir de Suriye’de Kürtlerin yeni yönetimde temsil kabiliyeti olursa, bu Suriye’yi daha istikrarlı ve güvenilir yapar diye düşünüyorlar. Bir de şu gerçek var; artık karşımızda dünün İran'ı yok, kolu kanadı kırılmış bir İran var. Hamas’ın ağır yara alması ve Hizbullah’ın adeta hareketsiz bırakılması da bölgedeki dengeler açısından önemliydi. Suriye gittikten sonra da Kürt meselesi İran’ın önceliği olmaktan çıktı, çünkü onun önceliği Suriye’ydi. Bir de dün olduğu gibi bugün muhalefet eden milliyetçi bir parti yok. Hal böyle olunca da iki süreç arasında uçurum gibi ciddi farklar ortaya çıkıyor. Velhasıl bugünkü konjonktürde herkes bu sorunun çözülmesini istiyor. Öyle olunca da çözülmemesi için çok olağanüstü bir durum olması gerekir.</p>

<p><img alt="I M G 6382" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/04/i-m-g-6382.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>''SÜREÇ BAŞARIYLA SONUÇLANACAK''</p>

<p><strong><em>Sürecin başından beri atılan tüm adımları dikkatle takip eden biri olarak, bu sürecin başarıya ulaşacağını düşünüyor musunuz?</em></strong></p>

<p>Evet kesinlikle nihayete ereceğini düşünüyorum. Hem Türkiye'nin iç dengeleri, hem bölgenin pozisyonu, hem de İran, Irak ve Suriye’deki Kürtlerin de bu meseleye bakışı önemli. Batı da bu sürecin nihayete ermesini istiyor. Bu nedenle sürecin önünde bir engel görünmüyor.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/ilhami-isik-pkk-ay-sonunda-kongreyi-toplayip-kendini-feshedecek</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Apr 2025 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2025/04/5-51.JPG" type="image/jpeg" length="33467"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HÜDA PAR Başkanı: Mehmet Uçum’a cevap verme gereği hissetmiyorum]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/huda-par-baskani-mehmet-ucuma-cevap-verme-geregi-hissetmiyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/huda-par-baskani-mehmet-ucuma-cevap-verme-geregi-hissetmiyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’ndan kendilerini ''bölücülük'' ve ''ihanetle'' suçlayan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'a yanıt geldi. Yapıcıoğlu, ''Her küp içindekini sızdırır. Mehmet Bey de kendi içindekini sızdırmıştır. Bu yüzden ona cevap verme gereği hissetmiyorum'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Röportaj: </strong>Çınar Ayser Çınar / <strong>Fotoğraf: </strong>Hozan Adar</p>

<p>HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, son günlerde gündeme oturan Diyarbakır’daki çalıştay sonrası ilk kez konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un çalıştaya yönelik eleştirilerine tepki gösteren Başkan Yapıcıoğlu, “bölücülük’’ ve ‘’ihanet” sözlerine dair açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Yeni Journal Haber Sitesine konuşan Zekeriya Yapıcıoğlu, Diyarbakır Temsilcimiz Çınar Ayser Çınar’ın sorularını yanıtladı.</p>

<p>İşte HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’ndan gündeme ve yeni sürece dair çarpıcı açıklamalar…</p>

<p><img alt="I M G 5822-1" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/02/i-m-g-5822-1.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>‘’KÖTÜ SÖZ SAHİBİNE AİTTİR’’</p>

<p><strong>SORU: Diyarbakır’da düzenlediğiniz “Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı”nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgedeki, ‘’Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin Türk olduğu tanımlamasından vazgeçilmelidir. Devlet diline hâkim olan ırkçı, dışlayıcı ve inkârcı söylem tüm mevzuattan, literatürden ve eğitim müfredatından çıkarılmalıdır’’ kısmı tartışma konusu oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından çalıştayı sert sözlerle eleştirip, çalıştayı düzenleyenleri, yani sizi, ‘’bölücülük’’ ve ‘’ihanetle’’ suçladı. Öncelikle Mehmet Uçum’un bu açıklamalarını nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>

<p>Mehmet Uçum’un bu çıkışını eleştiri olarak isimlendirmek mümkün değil çünkü bu eleştiri değil. Hem içi boş, hem de değerlendirme kısımları ya da nitelendirme kısımları yanlış. Bize ilişkin ithamlar da tamamen hakarettir. Dolayısıyla biz bunları eleştiri olarak isimlendirmiyoruz ve diyoruz ki; bu kötü sözler sahibine aittir, her küp içindekini sızdırır. Mehmet Bey de kendi içindekini sızdırmıştır. Bu yüzden ona cevap verme ihtiyacı bile hissetmiyorum. Zira dediğim gibi eğer eleştiri olsaydı belki cevap verebilirdik ama eleştiri değil, hakarettir. Biz o seviyeye inmeyeceğiz ve o kelimelere de cevap vermeyeceğiz. Bu işin birinci kısmı.</p>

<p>‘’KİMLİĞİMİZDEN DOLAYI BİZE DÜŞMANLAR’’</p>

<p>Evet, bizim orada 15 maddelik bir sonuç bildirgemiz var. O sonuç bildirgesinin bir kısmına belki hiç okumamış kişiler tarafından eleştiriler yapıldı, daha doğrusu o hakaret kervana katılanlar oldu. Ama sorun sadece sonuç bildirgesinde yazmış olduğumuz şeyleri hazmedemeyen ya da ona karşı çıkan şeyler değil, çok benzer şeyleri zamanında kendileri bile söylemiş olsa da bazıları, bizim belki siyasi kimliğimizden dolayı çok sert söylemlerle işi hakarete vardırıyorlar.</p>

<p>Çok farklı siyasi çevrelerden, sağ, aşırı sağ, kendine sol diyen ama aslında sağın da sağında yer alan CHP ve benzer bazı şeyler bunları söylüyorlar ancak bizim için problem değil. Biz bunları birkaç sınıfa ayırıyoruz;</p>

<p>Bir kifayetsiz kibirliler, alçakça iftira atan yalancılar, fikri kabızlık çektiği için hakaret korosuna katılan zavallılar, ha bir de ontolojik olarak bize düşman olan, aslında bize değil, bizim kimliğimizden dolayı bize varoluşsal olarak düşmanlık eden İslam düşmanları hep olacaktır. Bizim bunları razı etme gibi bir şeyimiz de yoktur. Birileri de belki biraz popülist bir politika yaparak, milliyetçi damarları kabartmak suretiyle bizim üzerimizden acaba oy toplayabilir miyiz çabası içesinde olan kesimler var. Şüphesiz siyasette siz sahaya çıktığınızda eleştirilere, hatta bazen sert eleştirilere de hazır olmanız gerekir. Ama dediğim gibi bu söylenen şeyler eleştiri değil. Biz eleştiriye açığız. Her türlü eleştiriyi de dinleriz. Saygı da duyarız. O eleştiriler eğer haklıysa kendimizi düzeltiriz. Eğer haksızsa o eleştirilere cevap veririz ama kimsenin kimseye hakaret etme gibi bir hakkı, bir haddi yoktur.</p>

<p><img alt="I M G 5801-1" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/02/i-m-g-5801-1.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>“DÜN NE SÖYLEDİYSEK BUGÜN DE AYNISINI SÖYLÜYORUZ”</p>

<p><strong>SORU: AK Partili Bülent Arınç, Abdurrahman Kurt, Orhan Miroğlu ve Mehmet Metiner gibi isimler Mehmet Uçum'a tepki gösterenler arasındaydı. Bu durum ''Cumhur İttifakı''nda yeni bir çatlak mı oluşuyor iddialarını gündemi getirdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>Öncelikle söylediğimiz şeyler, ilk defa söylediğimiz şeyler değil. Biz Cumhur İttifakı içerisinde yer aldığımızda Cumhur İttifakı'nın diğer bileşenleriyle birlikte seçimlere katıldığımızda ve Sayın Cumhurbaşkanı’na destek verdiğimizde parti programımızda herhangi bir değişiklik yapmadık. Kendi görüşlerimizi, kendi düşüncelerimizi de değiştirmedik ve o dönemde de soruldu ve biz ısrarla şunu söyledik. Belki Cumhur İttifakı’nı diğer ittifaktan ayıran en belirgin özelliklerinden birisi şudur; diğerleri altılı masa dedikleri bir masa kurmuşlar ve kararları ortak alıyorlar ama Cumhur İttifakı'nda Cumhur İttifakı'nın her bir bileşeni kendisi kalarak, kendi fikirlerini, kendi düşüncelerini, kendi siyasi duruşunu muhafaza ederek bu ittifakın içerisindedir. Herhangi bir parti diğerine iltihak etmiş değil. Herhangi bir parti diğerlerinin görüşlerine de katılmak zorunda değil ve biz kararlarımızı da oy birliği ile almıyoruz. Her partinin kendi karar mekanizmaları olduğu gibi çalışmaya devam ediyor. O gün de öyleydi, bugün de böyle. Dolayısıyla bunu tartışmak da bize göre abestir. Biz o gün ne söylediysek bugün de aynı şeyleri söylüyoruz.</p>

<p>Biz şunu söylüyoruz aslında özünde; Birilerinin söylediği gibi orada bir bölünme ya da hakaretvari ifadelerle dile getirilen olumsuz ifadelerin sonuç bildirgesinde geçmediğini, okuyan anlar. Mesela diyorlar ki iki devletli bir çözüm, bildiride 15 madde var, hiçbir yerinde böyle bir şey geçmiyor.</p>

<p>Sadece Kürtçe'nin de eğitim dili olması gerektiği yönündeki bir ibareden yola çıkarak işte iki dilli, iki milletli, iki devletli, iki bayraklı, iki bilmem neli, iki iki iki…Birileri de sonuç bildirgesini hiç okumadan, koskoca başdanışmandır canım, herhâlde yalan söyleyecek hali yoktur diyerek onun söylediklerine biz de katılıyoruz diyerek altına imzasını atıyorlar. Onlara şu çağrıda bulunuyorum; Okuyun. Eleştirilebilirsiniz elbette. Hiç kimse bizim fikirlerimize katılmak zorunda değil. Biz de sizin fikirlerimize katılmak zorunda değiliz. Eğer biz sizinle aynı fikirde olsaydık ayrı bir parti kurmazdık. Gelirdik sizinle beraber siyaset yapardık. Bizim de kendimize göre bir duruşumuz var.</p>

<p><img alt="I M G 5811-1" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/02/i-m-g-5811-1.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>“BİZİ YOLUMUZDAN DÖNDÜREMEZLER”</p>

<p>Biraz önce o sıfatlarını saydığım grupların tamamı ne kadar ses çıkarırlarsa çıkarsınlar onlar bizi yolumuzdan döndüremeyecekler, bizi durduramayacaklar. Biz kendi bildiğimiz doğruları dile getirmeye ve o yolda siyaset yapmaya devam edeceğiz. Ancak biz onların düştüğü duruma düşmeyeceğiz. Biz kimseye hakaret etmeyeceğiz. Bugün sizin bazı meslektaşlarınız da öyle kuyruklu yalanlar yazmışlar ki, işte yok eski Taraf Gazetesi'nin kurucuları, falan filan isimler bu kurultaya katılmış diye. O bahsettikleri isimler kurultaya davet bile edilmemişler. Başka bir yerde, başka bir çalışmanın içerisinde olan insanlar, sanki onlar da gelmiş de bizim bu çalıştaya katılmışlar gibi köşe yazıları döşeniyor. Hem de böyle ağır gazeteciler tarafından. Acaba bu insanlar çok değil, bir iki saat içerisinde bu yalanın ortaya çıkma ihtimalini hiç mi düşünmüyorlar ya da artık kızaracak yüz mü kalmamış?</p>

<p><strong>SORU: Cumhur İttifakı ortağınız olan MHP'den bu konuya dair herhangi bir tepki veya destek geldi mi?</strong></p>

<p>Biraz önce söylediğim gibi bizim burada söylediğimiz şeylerden hiçbir tanesi birilerinin iddia ettiği gibi değil. Şu anda başlayan bir süreç var. Hükümetin terörsüz Türkiye olarak isimlendirdiği ya da yine MHP'nin de aynı şekilde nitelendirdiği bu süreci sekteye uğratacak diye hükümete yakın bazı isimler de bu konuda eleştiriler yönelttiler ama bu sonuç bildirgesini okuyan bir kişi bunda böyle bir şey olmadığını çok net bir şekilde görür. Dolayısıyla başkasının ipiyle kuyuya inmek yerine, kendisi okuduktan sonra elbette eleştirebilirler. Herkes bu bildirinin her maddesine katılmak zorunda değil. Nitekim çalıştaya katılan isimlerden bazıları da dediler ki biz buradaki şeylerden bazılarına katılmıyoruz. O çalıştayı takip edenler şunu görmüştür. Çok farklı siyasi kimliklerden insanlar vardı ama çok büyük bir olgunluk içerisinde, siyasi olgunluk içerisinde farklı fikirler sonuna kadar salondaki herkes tarafından dinlendi. Kimse kimsenin sözünü kesmedi. Kimse kimseye yumruğunu sıkmadı. Kimse kimseye bağırıp çağırmadı. Birbirine taban tabana zıt olan fikirler de dile getirildi ve biz oraya çağırdığımız insanların tamamını bizim gibi düşünen insanlar olmadığını biliyorduk. Zaten farklı fikirlerden insanlar gelsin. Hatta farklı inançlardan insanları da biz davet ettik. Geleceklerini de söylediler sonradan bazı mazeretleri, sağlık sorunları çıktığı için bazıları gelemedi. Çalıştayın ismine o yüzden insani bir çözüm dedik. Dediğim gibi farklı din gruplarından ve farklı dinlere mensup insanlardan da birilerinin orada olmasını istedik. Fakat maalesef olmadı. Keşke olsaydı. Farklı mezheplere mensup insanlar vardı. Farklı siyasi görüşlere mensup insanlar vardı ve çok uç noktalardaki bazı fikirler de dile getirildi. Elbette sonuç bildirgesi sadece bu çalıştayı tertip eden kişilerin cümlelerinden değil, oraya katılan bazı katılımcıların cümleleri de olduğu gibi sonuç bildirgesinde yer aldı ki bu onların fikirlerine saygının da bir gereğidir.</p>

<p>“RACON KESİP, ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERİYORLAR”</p>

<p>Şimdi bir taraftan birileri bu süreç silahsız, terörsüz, şiddetsiz bir dönem olsun diyorlar ama öte taraftan, birileri silahın bir çözüm metodu olmadığını yüksek sesle dile getirirken, sorunun çözüm zemininin siyaset kurumu olduğunu bildirgede açıkça beyan etmişken, “vay efendim siz nasıl şöyle söylersiniz, orada şu kelime ya da şu cümle nasıl geçer?” diye racon kesmeye, bazıları da belki o hani darbe dönemlerindeki muhtıralara benzer bir tavırla ya da cümlelerle tabiri caizse aba altından sopa göstermeye çalışıyor. Bunlar tarihsel süreç içerisinde insanlar tarafından görülecek, değerlendirilecek ve o insanlar da toplumun maşeri vicdanında yargılanıp, hak ettikleri yeri bulacaklar.</p>

<p><img alt="I M G 5815" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/02/i-m-g-5815.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>“YENİ SÜREÇTE PAZARLIK YOK”</p>

<p><strong>SORU: Gelelim Kürt meselesine…Çalıştayın sonuç bildirgesinde, ‘’Türkiye’nin en öncelikli konularından biri olan Kürt meselesinin adil bir çözüme kavuşması için meselenin doğru bir zeminde ve bütün boyutları ile tartışılması gerekir’’ diyorsunuz. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Ekim ayında yaptığı açıklama ile başlayan yeni süreç, İmralı ziyaretleri ile devam ediyor. Siz bu yeni süreci nasıl yorumluyorsunuz ve süreçten “umutlu” musunuz?</strong></p>

<p>Şimdi aslında süreç konusunda belki şundan dolayı iki şey karıştırılıyor birbirine. Sayın Bahçeli'nin 1 Ekim'de Meclis’te Dem Parti grubuna gidip onlarla tokalaşması, ardından 3 hafta sonra Meclis grubunda eğer örgütü lağvedeceğini, dağıtacağını söyleyecekse Abdullah Öcalan gelsin, Dem Parti grubunda Meclis’te konuşsun çıkışıyla devam eden süreci hükümet şöyle isimlendiriyor; Diyorlar ki bu, 10 yıl önceki gibi bir çözüm süreci değil. Bu PKK'nin silahsızlandırılması ve silahın devreden çıkarılması sürecidir ve bu süreçle ilgili olarak bu konuda herhangi bir pazarlık falan yok. Bu ayrı bir şey. Biz de diyoruz ki evet silahın dönemi bitti, silah bir çözüm aracı değildir. PKK'nin elindeki silah Kürt meselesinin çözümünün de önünde büyük bir engeldir ve mutlaka PKK silah bırakmalıdır. Sorun siyaset zemininde tartışılmalıdır ama bunu söyledikten sonra şunu da söylüyoruz;</p>

<p>Şimdi diyelim ki silah devreden çıktı, şiddet bitti, terör bitti, tamam. Peki, mesele bitmiş mi olacak? Mesele bundan ibaret değil ki. Bundan bağımsız olarak bir Kürt meselesi var. Birileri Kürt meselesi yoktur, tamamen çözülmüştür diyor. PKK silah bıraksa bile Kürt meselesi henüz çözüme kavuşmuş değil. PKK kaç yaşında? Kurulalı 47 yıl olmuş. 47 yıl önce kurulmuş olan bir örgüt, sorunun bizzat kendisi ve tamamı olabilir mi? Şimdi şiddet meselesi bir sorun, eyvallah. Onu bir şekilde nasıl olacaksa onun yol ve yöntemlerini bulup bunu halletmek gerekir. Ama bundan bağımsız olarak da bir mesele var ve bizim bu meseleyi de halletmemiz gerekir. Şimdi zaman içerisinde, farklı farklı tarihlerde, hem hükümet cenahından hem farklı farklı muhalefet partilerinden şu açıklamalar geldi. İşte iç cepheyi güçlendirme, kardeşliği güçlendirme ya da barışma…Farklı farklı kelimelerle ifade edildi ama aslında söylenen şey aynıydı. Bu topraklar üzerinde yaşayan en büyük iki etnik grubun aralarındaki meseleleri halletmek ve toplumsal barışı sağlam bir zemine oturtmak. 1071'den bu yana, 1000 yıllık bir kardeşlikten bahsediyor. Evet, 1000 yıldır beraber yaşayan bir toplum ama son 100 yıl hatta son 200 yıla yakın belki Tanzimat Fermanı'ndan bu yana Osmanlı'nın o merkezleşme adımları ve batılılaşma adımları ikisi üst üste geldi. Bundan sonra sorun hissedilmeye ve büyümeye başladı. Şimdi 47 yıl önce kurulan bir örgüt var ama 100 yılı aşkın bir mesele de var ortada, İkisi aynı olabilir mi? O yüzden biz diyoruz ki; bundan bağımsız olarak PKK silah bıraksa da bırakmasa da Kürt meselesinin halledilmesi lazım. Kürt meselesinin çözülmesi, çözüm yolunda adımlar atılması lazım. Hatta hükümete de devlete de şunu söylüyoruz. Siz şu anda PKK'nin çok zayıfladığını ve devletin de en güçlü dönemde olduğunu söylüyorsunuz. En güçlü dönemdeyken adım atarsanız bu daha kıymetli olur.</p>

<p><img alt="I M G 5809-1" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/02/i-m-g-5809-1.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>“ADIM ATILSA DA ATILMASA DA PKK SİLAH BIRAKMAK ZORUNDA”</p>

<p><strong>Hükümetin önceliği silah bıraktırmak diyorsunuz…</strong></p>

<p>Şu andaki süreç bu. Diyorlar ki önce bir silah bıraktıralım. Silahlar bırakıldıktan sonra öbürleri ondan sonra konuşulabilir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu konuda yapmış olduğu açıklamaların satır aralarında da net bir şekilde bunu görmek mümkün. “Biz daha önce çok adım attık, eksikler yok mu? Var! Onları da atarız.” dedi. Ne demektir bu? Yani hangi bağlamda söyledi bunu? Kürt meselesinin çözümü ile ilgili. Daha önceki çözüm sürecinde epey adım attıklarını ama hala bazı eksiklerin olduğunu kendisi ifade etti. Yani iki süreci birbirinden ayırıyorlar. Biz de başından beri diyoruz ki bu ikisini karıştırmayalım. Yani PKK'yi kendi temsilcisi olarak görmeyen, onun yaptıklarını benimsemeyen pek çok Kürt var ve bunların da bazı talepleri var.</p>

<p>Şimdi bunların taleplerinin PKK ile konuşulması ya da onun silah şartına bağlanması ya da pazarlık konusu edilmesi doğru bir yol ve yöntem değil. Önceki çözüm sürecinde de ısrarla biz bunu vurguladık. Bu yanlış bir yöntemdir ve pazarlık doğru bir yöntem değil çünkü eğer bir mesele temel hak meselesiyse onu pazarlık edemezsiniz. Eksiltip arttıramazsınız. O hakkı tanırsınız. Olması gereken şey budur. Onu şarta da bağlayamazsınız. Bunları öteden beri söylüyoruz. Bugün yine aynı şeyi tekrar söylüyoruz ve iki tarafa da şunu söylüyoruz. PKK’ye diyoruz ki bu konuda adım atılsa da atılmasa da siz silah bırakmak zorundasınız. Çünkü Kürtlerin de kahır ekseriyeti buna DEM tabanı da dahil, silahın bir yol ve yöntem olmadığını, doğru bir yol ve yöntem olmadığını bugün yüksek sesle dile getiriyorlar ve bizim kanaatimize göre de çözümün önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Bu nedenle, silahın gölgesinin siyasetinin üzerinden kalkması lazım. Bu meselenin siyaset zemininde tartışılması lazım.</p>

<p>Ama öte taraftan da hükümete de şunu söylüyoruz; PKK silah bıraksa da bırakmasa da Kürt meselesinin çözümü konusunda sizin adım atmanız gerekir. Atılması gereken adımlar neyse bunları atmanız gerekir. Nedir talepler? Bu taleplerin tamamı dosyalar halinde her yerde var. Öyleyse hükümet şunu yapmalı, ne istiyor benim vatandaşlarım? Şunları, şunları, şunları istiyor. Oturup onları değerlendirir. Belki bütün taleplerin karşılanmasının doğru olmadığı düşüncesinde olabilir. O zaman biz hükümete daha önce şu çağrıyı yaptık. Dedik çıkın, bir liste yayınlayın ve deyin ki bizim vatandaşlarımızın şu şu talepleri var. Şunlar şunlar evet haklıdır, derhal yerine getirilmesi gerekir. Şunlar şunlar haklıdır ama bu bir süreç işidir, bunları yerine getirebilmek için zamana ihtiyaç vardır. İrade ortaya koyarsınız. Bunun hazırlıklarına başlarsınız. Şunlar şunlar da talep ediliyor ama bunlar karşılanabilecek talepler değildir. Şu şu nedenlerle biz bunları karşılayamayız. Şu veya bu nedenle bunlar yerinde olmayan ya da doğru olmayan ya da zamansız olan talepler de diyebilirsiniz. O niyet beyanını bile siz ortaya koyarsanız ciddi bir rahatlama sağlanır diye hükümete bundan bağımsız olarak açıklamalarda bulduk. Az önce de dediğim bu süreç olsa da, olmasa da, PKK silah bıraksa da, bırakmasa da Kürt meselesi ile ilgili atılması gereken adımlar var. İttifak görüşmeleri döneminde de biz aynen bu söylediklerimizi söyledik. Sayın Cumhurbaşkanı’nın o zaman bir sözü vardı biliyorsunuz, ‘’Kürt meselesi yoktur, biz o meseleyi hallettik’’ diye. Biz o dönemde de ‘’Hayır Kürt meselesi vardır, önümüzdedir ve hâlen halledilmeyi beklemektedir’’ diye beyanatlarımız var.</p>

<p><img alt="I M G 5798-1" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/02/i-m-g-5798-1.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>‘’BU SÜREÇTE ŞANSIMIZ DAHA YÜKSEK’’</p>

<p><strong>SORU: Önceki süreçle kıyasla sizce bu yeni süreç bir nihayete erecek mi?</strong></p>

<p>Eğer süreç gerçekten doğru usullerle yürürse ben öncekine göre şansımızın biraz daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Bunu düşündüren birkaç neden var. Birincisi önceki süreçte MHP sürece şiddetle karşı çıkıyordu, bu sefer işaret fişeğini MHP'nin Genel Başkanı Sayın Bahçeli ateşledi. Önceki süreçte CHP yine sürece bir direnç ortaya koyuyordu ki müesses nizamın temsilcisi olarak kendilerini görüyorlar, bu dönemde Cumhurbaşkanı seçiminde Kürt seçmenin desteğini arkasına almazsa bir başarı elde edemeyeceğini çok iyi bildiği için içine sinmese de, en azından takoz olmayacağına dair işaretler veriyor. Bu iç siyasi dengelerden dolayı diyoruz ki bu sefer süreç biraz daha şanslı olabilir.</p>

<p>“PKK SİLAHLA YOL ALINAMAYACAĞINI GÖRDÜ”</p>

<p>Öte taraftan uluslararası gelişmeler ve gelinen aşama itibariyle, kanaatimce PKK de artık silahla daha fazla yol alamayacağını gördü. Bu da bir şans. Dolayısıyla silahın bırakılması yönünde daha güçlü bir şey var. Yine Suriye'deki durum, Amerika'daki yönetim değişikliği, uluslararası konjonktürü de biraz daha elverişli hâle getirdi. Bundan dolayı da çözüme daha yakın olduğumuzu düşünmek için yeterince sebep var. Buna rağmen garanti mi? Hayır garanti değil. Ama biz şu çağrıda bulunuyoruz; diyoruz ki silahların susması, şiddetin bitmesi, kan akmasının durması önemlidir. Bu yönde ortaya konan çabalar da değerlidir ve bu çabalar desteklenmelidir. Biz HÜDA PAR olarak bu çabaları destekleyeceğiz. Biz diyoruz ki mutlaka silahlar susmalı, kan akması durmalıdır. Sorun vardır ama bu sorun silahla çözülecek bir sorun değildir. Bu sorun siyasetle, konuşarak, medeni insanlar gibi, kavga etmeden, birbirimize bağırıp çağırmadan, konuşarak, zaman içerisinde, süreç içerisinde çözebileceğimiz sorunlardır. Halledilemeyecek hiçbir meselemiz yoktur. Evet, kardeşlik var. Bin yıllık bir beraberlik var. Birlikte ortak bir yaşam var ortak vatanda ve o ortak vatanda eşit vatandaşlar olarak yaşamanın zeminini yasal, anayasal altyapısını oluşturursak, ben inanıyorum ki Türkiye'de yaşayan Kürtlerin yüzde 90 civarı birlikte yaşamaktan yanadır fakat bu birlikte yaşam dediğim gibi adalet temelinde olmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="I M G 0979-1" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2025/02/i-m-g-0979-1.JPG" / width="3024" height="4115"></p>

<p><strong>SORU: Abdullah Öcalan'ın Şubat ayı bitmeden açıklaması yapması bekleniyor ancak söz konusu çağrı henüz gelmedi. Öcalan’ın silah bırakma çağrısını Newroz’da yapılacağı konuşuluyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Tahminen beklenen çağrı ne zaman gelir?</strong></p>

<p>Bilemiyorum yani kulislerde bilgi çok ama yani o açıklamanın hazır olduğunu, hatta videoların çekildiğini söyleyenler de var. Hem de birkaç video.</p>

<p><strong>SORU: Öcalan görüntülü çağrı mı yapacak diyorsunuz?</strong></p>

<p>Böyle kulis bilgileri var ancak benim net bir bilgim yok. Fakat görüntülü olma ihtimali çok yüksek çünkü eğer yazılı olursa o zaman acaba bu yazıyı kim yazdı, bu yazı onun el yazısı mı ya da birileri ona zorla mı yazdırdı gibi spekülasyonların önüne geçmek için bunu görüntülü olma ihtimali kuvvetli. Tabii ben bunu akıl yürüterek söylüyorum, elimizde bir bilgi yok. Bu tamamen benim tahminim.</p>

<p>“SİLAHLARIN SUSMASI KÜRTLERİN MENFAATİNE OLUR”</p>

<p>Şubat ayı içerisinde bu açıklamanın gelmesi yüksek bir ihtimal olarak dillendirildi hatta tarih bile verildi 15 Şubat diye fakat 15 Şubat'a yetişmedi. Bu 15 Şubat'a yetişmemesinin sebepleri olabilir. Belki oradaki bazı cümlelerle ilgili, malum o yapılacak olan açıklama, bir pazarlık sonucu yapılacak. Her ne kadar pazarlık falan yok dense de en azından o metinin nasıl olacağı konusunda bir pazarlık vardır mutlaka. Mesela hükümet diyor ki orada kripto bir kelime, cümle, üstü örtülü bir şey olmasın. Yani açık olsun. Ne diyecekseniz açık söyleyin, şeffaf olsun. Onunla ilgili bazı kelimelere takılmış olabilir. Ya da başka bir sebep olabilir ama sonuçta böyle bir çağrının geleceğine dair güçlü bir inanç var.</p>

<p>Gelir mi? Büyük bir ihtimalle gelir. Kesin mi? Hiçbir şey kesin değil. Peki, o çağrı geldikten sonra buna uyulur mu? İlk başta Kandil’den gelen işaretler buna uyulmayacağı yönündeydi ancak daha sonra yapılan açıklamalarda ‘PKK değişecek, Kürtler değişecek, Ortadoğu değişecek, Türkiye değişecek’ gibi söylemlerle değişime hazırız mesajı verildi. İnşallah hayırlı bir sonuç olur. Ben şuna inanıyorum. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, silahların susması ben inanıyorum ki hem içerideki hem dışarıdaki bütün Kürtlerin menfaatine olur. Çünkü silah yüzünden herhangi bir Kürdün siyaseten söylediği bir söz de çok hızlı ve kolay bir şekilde kriminalize edilebiliyor. İşte bizim bu söylediğimiz şeyleri neredeyse darbeye gerekçe yapacaklar. Yani bir askeri darbeye çağrı yapacak kadar gürültü kopardı. Hâlbuki bunda bir şey yok. Mesela bugün birisi şöyle bir şey yazmış; “Ankara'nın saadeti Diyarbakır'ın huzuruna bağlıdır” yani diyor ki bu sopa göstermektir, tehdittir. Yani birisi oturmuş, ciddi ciddi bu yazıyı döşemiş. Baktım tebessüm ettim. Zavallı dedim içimden…</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/huda-par-baskani-mehmet-ucuma-cevap-verme-geregi-hissetmiyorum</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Feb 2025 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2025/02/kapak-10.JPG" type="image/jpeg" length="10681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TMD Başkanı Şimşek: Devlet demokrasi cimrisi, aydınlar devlet korkağıdır']]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/tmd-baskani-simsek-devlet-demokrasi-cimrisi-aydinlar-devlet-korkagidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/tmd-baskani-simsek-devlet-demokrasi-cimrisi-aydinlar-devlet-korkagidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumsal Mutabakat Derneği (TMD) Genel Başkanı Mahmut Şimşek, ‘’Devlet kendisini demokratik haklar cimrisi, aydınını da devletten korkan kapı kulu yapmış. Kemalist Ortodoksluğunu bir türlü atamayan ve demokratlaşamayan asıl demokrasi korkağı CHP de bu işin organizatörüdür. Bu CHP ile demokrasi ne kadar yürür ve büyür?’’ dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Volkan ESER / Özel Röportaj</strong></p>

<p>AK Parti'nin kuruluşundan bu yana siyaset yapan Mahmut Şimşek, ''Bu iktidar Müslümanına da, mazlum Kürdüne de, zenginine de, fakirine de dört mevsimi bir şekilde yaşattı. Şimdi iktidar hem bize hem kendisine zor ve zorunlu beşinci mevsimi yaşatıyor'' dedi.&nbsp;</p>

<p>Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Başkanı Mahmut Şimşek, yerel seçimler, anayasa çalışmaları, Kürt meselesi gibi gündemdeki konulara ilişkin <strong>Yeni Journal</strong> Genel Yayın Yönetmeni Volkan Eser'in sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="Fghjk-5" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/05/fghjk-5.jpeg" / width="1200" height="688"></p>

<p>''ŞİP SEVDİ, ŞİP UNUTAN BİR HALKIZ''</p>

<p><strong>Vatandaşın sandığa küsmesi mi muhalefeti yerel yönetimlerde iktidar yapı?</strong></p>

<p>Her insanın ve siyasetin birer Poli ve Tika’sı olduğu gibi her zirvenin de çıkılan ve inilen iki yüzü var. İnsanın bu yönü bana yüz on kusur yıl önce Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı Şipsevdi romanını sık sık hatırlatıyor. Ben de bu ismin yanına hep Şipunut’tu tanımını yakıştırıyorum. Evet, insan ne kadar Şipsevdi’yse, bir o kadar da Şipunutan’dır. Her birimiz, hepimiz günümüzün kibar ve modern görünümlü birer Şipsevdisi- Şipunutulanı değil miyiz? Tarih boyunca İnsanoğlu gerek yaptığına karşılık ve gerekse ona yapılandan bir karşılık beklemiş...Aynı insan belli bir yaşa geldikten sonra beraber yaşadığı ebeveynlerinden beklentileri, kısaca istedikleri az gelmeye başlar. Bu kez ebeveyn evlat ilişkisi ve beklentileri değişir, yeni boyut kazanır…Vatandaş, bu defa devlet sandığı iktidardan beklentilerini istemeye başlar. Çoğumuz iktidarı devletin pratikteki eli ayağı, gözü, gönlü, vicdanı, hatta kendisi biliriz. Bu nedenle iktidarı durmaz, uyumaz, yorulmaz, yanlış yapmaz, her istenileni verebilir, yapabilir, sınır tanımaz biyonik sanırız. Bu beklentiler oluşmayınca yüz evirir, başka bir güç, yeni iktidarlar ararız. Olan bu…</p>

<p><strong>Üstadım,&nbsp; insanoğlunun bir bakıma arayış serüvenini özetlediniz. Sizce son seçimlerle yerel, genel iktidar çelişkisi ne getirir ne götürür?</strong></p>

<p>Demokrasiler, başkanlık sistemi zaten muhalefet–iktidar arasında dönemsel bir tahterevallidir. Her iktidarın ömründe biz vatandaşlar gibi iyi kötü gelen anlar, mevsimler, belalar, musibetler vardır. Hatta adı konulmayan gri beşinci mevsim de buna dahildir.</p>

<p><strong>İktidar bizi hangi mevsimde yaşatıyor, sizce iktidarın kendisini düzeltme şansı var mı?</strong></p>

<p>Önce şunu söylemeliyiz; bu iktidar Müslümanına da, mazlum Kürd'üne de, zenginine de, fakirine de dört mevsimi bir şekilde yaşattı. Şimdi iktidar hem bize hem kendisine zor ve zorunlu beşinci mevsimi yaşatıyor. Belediyelerde çoğunluk elde eden muhalefet partilerinin bize hizmette demokrasinin kaçıncı mevsimi yaşatacaklarını bilmiyoruz. Fakat ülkemizin seçmen profilinin pragmatik ve duygusal olduğunu biliyoruz. Bu seçimde Şipsevdi sandığınız seçmen bir daha ki seçimde Şipunutandır. İktidarın önünde dört yıl gibi bir zaman dilimi var. Vatandaş kazananın peşini bırakmaz. Hep en iyiyi ister. İktidarı seçim gününe kadar hizmetiyle tartar.</p>

<p><img alt="Wrety-4" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/05/wrety-4.jpeg" / width="637" height="332"></p>

<p><strong>İktidarın gardı neden düştü? Zamanının ruhunu mu kaçırdı…</strong></p>

<p>On altı seçim kazanmış bir iktidar ve lider düşünün. Yirmi iki yılda neyin, kimin gardı buna dayanır? Gelin partizanca değil, artizanca konuşmalım. Bu ülkenin başına son yedi sekiz yılda gelenleri bir kez hatırlayalım. Pandemiden, deprem afetinden, ABD ve İngiltere ile karşılaşılan ekonomi politikalardan dolayı yaşanılan dar boğaz…EYT’lilerden sonra, emekli vatandaşların haklı sesleri kadar işsizlik ve terör labirenti…Partiler arasında toplumu ayrıştıranı ölçüsüz dil…Ekonomik maliyetler artınca iktidar vatandaş ilişkilerinin balans ayarları da pazarda, mutfakta bozulmaya başladı. Tüm bunlar birer doğru. Şimdi söyler misiniz ve bakmak ister misiniz? Aklımızın adaletini unutmadan söyleyelim...Sahadaki partilerimize bir bir bakalım mı? Kim gelseydi? Daha iyi neyi yapardı?</p>

<p><strong>Neden doğrulara yer veremiyoruz, çözümün reçetesi neden yok?</strong></p>

<p>Eğer yanılmıyorsam, sosyal olayların tek renk reçetesi olmaz. Ama takibi ve tedavisi var. Fakat size net bir düşüncemi söyleyeyim. Bu ülkenin sorunları ekonomik değil, kültüreldir. Kardeşin kardeşi kabullenmemesidir. Yerli Müslüman’a yabancı gavur kadar kıymet verilmemesidir. Adalete yakın, gerçek bir sosyal hukuk devleti olamamaktır. Başkanlık sisteminin yasalarını, Anayasasını çıkartmamaktır. Ülkeyi normalleştirmemektir. Daha birçok nedenlerden dolayı toplumsal mutabakatı sağlayamamaktır. Bütün bu konular, para gerektirmeden yapılabilecek şeylerdir. Liderlerin ve siyasetçilerin işidir. Siyasi partiler tarihimize bakın. İdeolojik olmayan parti ister iktidarda, ister muhalefette olsun. Partilerinin başındaki lider kaç yıl kalırlarsa kalsın, kısır avrat gibi siyasi veliahtsız olarak gelip gidiyorlar.&nbsp;</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 05 05 At 23.45.38" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/05/whatsapp-image-2024-05-05-at-234538.jpeg" / width="373" height="412"></p>

<p><strong>Size katılmamak elde değil. Peki, iktidarın gerileme devri ne zaman başladı?&nbsp;</strong></p>

<p>İktidar gerilemedi ama stagflasyonist bir siyasi süreç yaşıyor. Yanılmıyorsam, bu süreç bölgede 2009’da başladı. İktidar ülke genelinde uzun yıllar kendine iktidar ve kendine muhalefet oldu. 2009-2010, özellikle bölgede kitleselleşme politikasından vazgeçip, yerel mahallî güçlere sarıldı. Farkında olmadan diyemeyeceğim ama bölgede siyasi ve ekonomik demokrasi yolunu belli mahalli ailelere gitme yolu sandı ve öyle yaptı. Partinin kapısını adeta halka kapattı, tüzel ailelere açtı.&nbsp; İşte o zamandan beri dipten gelen ekonomik, politik ilişkilerin güç dalgaları iktidarı bölgede sarsmaya başladı. Bölgede yetersiz kimi bürokratlarla bu ailelerin çıkar ilişkileri boy verdi.</p>

<p><strong>Bu muhalefeti birleştirdi mi?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Denilebilir ki, her seçim sonrası siyasi narkoza giren muhalefet güçleri bu kez iktidara karşı atağa geçti. Muhalifler, gerçek yakınlaşmalarının ilk işaret fişeğini sanırım 2019 İstanbul seçimlerinde attılar. Bu atağın asıl Buz dağı ise, 2023 genel seçimlerinde görüldü. Sosyal demokrat bile olamayan Kemalist CHP’nin DEM’ ile 2024 yerel seçimlerinde sessiz ittifakla birbirlerini kabullendiler.</p>

<p><strong>Doğru yapmadılar mı sizce?</strong></p>

<p>Herkesin doğrusu aynı zamanda kendi yanlışıdır. Dün de diyordum bugün de diyorum. Bir kısım Kürtler adına Meclis'e giren siyasetin parlementerist modelin kuyruğunu terk etmemesi halkına ihanet değilse, vefasızlıktır. Yeni demokrasiyi, yeni başkanlık sistemini ret etmek Kürtleri Türkiye’de Kemalist parlamenterizme yüz yıl daha mahkum etmektir. Kürtler, başkanlık sisteminin yasallaşması gereken alt yapısında sabır küpü olmalı, diye düşünüyorum.</p>

<p><img alt="Wertyu-18" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/05/wertyu-18.jpeg" / width="1280" height="720"></p>

<p><strong>Muhalefetin küçük, büyük parçaları bir araya gelirken iktidarın hatası ne oldu sizce?</strong></p>

<p>2024 belediye seçimlerine CHP DEM utangaç ittifaklarının yanı sıra muhafazakar marjinal partiler bağımsız girme ve kendi öz güçlerini çek etmek kararını aldılar…İşte iktidar o zaman irkilerek uyanır gibi oldu. Ne var ki, iktidar kurmaylarının ve kadrolarının bilinçaltına perçinledikleri egolarıyla, ”Erdoğan gibi bir liderimiz var yeter, bize bir şey olmaz!” çocuksu bir sendromla kendilerini adeta kutsal koruma altında görmeye devam ettiler. Üst düzey kurmayların da en büyük ve af edilmez gafları, partiler arası görüşmelerde dostlarına karşı kullandıkları hitabet diliydi. Bu dil, sahada ve zihinlerde olumsuz karşılandı. İktidarın genel ve yerel kadroları, durdukları yerleri hala tapulu malları sanacak kadar gafildiler. Halk size sandıktan aldığınız oya göre oturma müsaadesi verir, diyecek birileri bu ikazı yapmadı her halde…</p>

<p><strong>Herkes çalışıyor göründü…</strong></p>

<p>Biraz da öyle…Zira bu son seçimde de yine liderden ve Özhaseki bey benzeri istisna birkaç unsurun gayretleri hariç, internette ben, sen bizim oğlan mantığıyla kendi etraflarında dönmeyi çalışma saydılar. Genel merkez ve taşra kadrolarının seçtiği adayların vitrini de istisnalar dışında hoş kokulu değildi, hatta bom boştu...</p>

<p><strong>Aday tespiti bu seçim sonuçlarında rol oynadı mı?</strong></p>

<p>Bizim buralarda partide&nbsp; ilk adımda aday sıralamaların liyakati yerine, temsiliyette yeterlilikler yerine pürtelaş kirli ilişkiler,&nbsp; dünyalıkları ile konuşulanların isimleri ortalığı kaplamıştı.İkinci adımda da bu isimler değişmeyip aday yapılınca adeta rakibe ihtiyaç kalmadı. Muhalefet yerine, partili partiye rakip oluvermişti. Başka partilere giden küskünler kadar, 'Küskünler Dağında' toplanıp sandığa gitmeyenler kartopu gibi büyüdü. DEM’in batı illerinde demsiz politikası, bölgede mağduriyet politikası, HÜDA-PAR ve YRP öz güçlerini ispatlama kararları demokratik bir bakıştı. Cumhur ittifakı, 2023 genel seçim hatalarının cezasını 2024 seçimlerinde KDV’siyle ödediğini sanıyorum.</p>

<p><strong>Sebepleri tarif ettiniz, peki ya çaresi, iktidar ne yapar, kendini nasıl yeniler?</strong></p>

<p>Söyleyeceğim her şeyi benden iyi bilen o kadar çok partili yönetici var ki, onlar susuyorsa ya bir bildikleri var ya hak ettikleri yerde değiller.</p>

<p><strong>Yine de sizden duymak istiyoruz...</strong></p>

<p>Öncelikle Türkiye’yi bekleyen ama büyük oranda Türkiye’nin öz gücüyle çözülebilir ekonomik ve iç politikada çözüm bekleyen sorunları var. Mehmet Şimşek’in gelişiyle ekonomi ele alındı. Bir de demokratikleşerek normalleşmedir. En önemlisi ise, önce gönül kazanma yasalarını ele almasıdır. Parti içi reorganizasyonda değişimi beklenen il teşkilatlarının kalitesi kitleler nezdinde önemli. Branşlarında uzman siyasi doktorlar görevlerini iyi yaparlarsa, hasta kurtarılır. Ülke ve iktidar normalleşmeli ama muhalefet partilerinin anormalliklerine pirim değil, dikkat edilmelidir. Siyaseti ibadet seviyesinde hizmet olarak görenler çoğalmalıdır. Teşkilatların değişimi kuyumcu titizliğiyle tamamlanmalı… Oldum olası, kapalı kapılar ardına saklanan, ölü canlar gibi duran, halktan kopuk MKYK’lar yerine artık parti siyasetine ve kitle diyaloguna kalite katacak, partiyi geliştirecek teknokratlar kadar sözü ve cesareti olan, halkın sesine ses verecek demokratlara da yer açılmalı…</p>

<p><img alt="Qewrty-10" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/05/qewrty-10.jpeg" / width="642" height="355"></p>

<p><strong>AK Parti’ye ne olur?&nbsp;</strong></p>

<p>AK Parti’ye bir şey olacağı yok. Kuruluşundan bu yana Milletvekili ve Belediye seçimlerinin çoğunu kazanarak hep birinci gelmiş, namaglup bir partidir. Bu belediye seçimlerde ikinci parti oldu diye, belediyecilikte namaglup unvanını kaybetti diye iktidardan düşmedi ya…Milletvekili seçimlerinde ise, hâlâ namagluptur. Şunu sorabilirdiniz.&nbsp; AK Parti bu seçim sonucundan ne anlamalı? Kendine nasıl bir çeki düzen vermeli? Yeniden nasıl kitle partisi olmalı? Bir kolunda İslami hassasiyetliler, diğer kolunda Brüksel ABD’sini takarak sendelemeden nasıl yürüyebilir, sorularına yanıt bulmalıdır Bence fabrika ayarlarının değil, yeni fabrika ayarlarının püf noktaları bunlar. Bireysel çıkarı için değil, parti içi demokrasi ve ülke gerçeği için MKYK’da batıda ve doğuda olumlu, olgun konuşan Kürtleri bulması gerekir.&nbsp;</p>

<p><strong>Hocam, demokrasi mimarı titizliğiyle iktidara ve muhalefete haklarını ve sorumluluklarını öneriyorsunuz. Evet, tüm bunları nasıl yapmalı?</strong></p>

<p>Çinliler, Öğrenci hazırsa herkes öğretmedir, der. Kendini masaya yatırmalı, nasıl yenilenmeliyim, demesi gerekir ve dedi zaten. Tekrarlıyorum, halkın inancıyla Batı demokrasisini karşı karşıya getirmekten kaçınmalı. Birine sarılıp diğerine saldırmamalı. Gerek Brüksel ABD’si ile gerekse ABD ile olup bitenleri kendisiyle beraber test etmeli. Yakın dostlarım ”İktidar derdi olan her parti, seçimden sonra mutlaka siyasi gusül abdestini tazelemelidir. Eksiğini, gediğini görmeli, ona göre de kendine yeni strateji ve taktikler edinerek, yenilemelidir. “ dediğimi bilirler. Üstelik AK Parti İktidardadır, hizmetlerini anlaşılır ve anlatılır kılacak devekuşu politikasının ötesine taşıyacak yeni kadrolarını zamanında bulabilir, bulacak diye de düşünüyorum…</p>

<p><strong>Nasıl bir kadro olmalı?</strong></p>

<p>Yeni kadrolar inanç boyutlu, demokrat duruşlarını bozmayacak, sözünü yutmayacak, yüreği zengin, delikanlı kadrolar olacak...İl başkanları sevinçte, tasada birlik için inançlı, dürüst, cesur ve lider vasıflı olmalı...İktidarının ve genel başkanının temsilcisidir, sözcüsüdür. Aidiyetiyle şehrinin sembolü olduğunu hak etmeli…</p>

<p><strong>Üstadım böyle tornadan çıkmış bir kadro ve il başkanlarını nereden bulacaklar?</strong></p>

<p>Siyasetimizin ucun ucun ve yeniden icazete, ekonomimizin u dönüşüne geçtiğine bakarsanız, kuşkunuzda haklısınız. Ben iktidar partisinin il temsilcisinden söz ediyorum. Fakat yine de haklısınız.&nbsp; Bu ülkede her şey yarım yapılır, yaptırılır ve yarım bıraktırılır. Sözü olana da, sen işine bak ve sus! Yani çıkarına bak kardeşim, dedirtilir. Siyaset verimsiz, korkusuz ve ahlaksız liberal ilişkilerle muhafazakarımız bile kirlendi. Affedersiniz “Adamın varsa, adam olmana gerek yok” sözüm de zaten böyle doğdu. Başkanlık Sistemi’nin yasasız kalmasına ve parlamentarizme dönüş sendromu dayatan partilere ve liderlerine bakarsanız, haklısınız.</p>

<p><strong>AK Parti'nin bu başarısızlığına ne ve neler sebep oldu?</strong></p>

<p>Kim ne derse desin, AK Parti kadrolarının doğduğu fakat siyasetten kuşatılarak ilk yenilgisini aldığı yer de İstanbul’dur.&nbsp; AK Parti 2019 İstanbul seçiminin sendromundan çıkamadı. Yetmedi, bu seçimde de İstanbul’u ve Türkiye’yi sandığa taşıyamadı. Üstelik ülke düzeyinde D’hont sistemi bu kez il genel meclisi ve belediye meclislerinde bölgede DEM’e, metropollerde DEM desteği ile CHP’ye yaradı. 2023 seçimlerine dek bildiğimiz muhafazakar, milliyetçi sağ YRP ve HÜDA-PAR gibi partilerle sessiz ittifak iktidarın da işine geliyordu.</p>

<p>Şair Nedim var; ”Bu şehri-Stanbul ki bi misl ü bahadır. Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedadır” dercesine kısmen haklı İstanbul aşkıyla kalması ve genel seçim stratejisinde İstanbul’dan başka şehri dikkate almaması bir zaaftı… Denilebilir ki 52 şehirde miting yapıldı ama o şehirlerde de hep İstanbul vardı. Terörün legal tarlası olarak izlenen DEM her seçimde olduğu gibi yine hak ettiğinden fazla gündeme taşındı. Bölgede, ulusal ve uluslar arası çapta anti propagandasının yapılması Kürt kamuoyunda lehine propagandaya dönüştü. Böylece metropollerde DEM’in CHP’ye yanaşmasına adeta çanak tutuldu. Kürd’ün genetik inadını alevlendiren bu politika ile korka korka kan arayan CHP’ye özellikle İstanbul’da mazlum Kürt oyları altın tepside içinde sunuldu. Oysa AK Parti'nin asıl siyasi rakibi CHP idi.</p>

<p><strong>İktidarı ne pasif kıldı?</strong></p>

<p>Eğer yanılmıyorsam iktidarın genelde kadrolarında, baktıklarını göremeyecek kadar kronik mental yorgunu olduğu söylemleri bilinmeyen değil, söylenendi. Son seçim de zaten bunu belgeledi. Ben sorayım, egolik olma hallerine ne dersiniz?</p>

<p><strong>O ne demek üstadım?</strong></p>

<p>Ego, ego, egolar, egolik, nefsine yenilmektir. İletişim stratejisini sıfırlamış, dokunulmaz yöneticilerin kişisel egoları kurumsal egolara dönüşmüşse… Bu tip yöneticiye kim, nasıl engel olacak? Parti içinde emek ve yürek aşağılanır olmuşsa... On yıllardır üretilen makro- mikro hizmetleri, yapılan yatırımları pratikte ilinde, ilçesinde televizyonda medyada alanlarda, sokaklarda halka sunmak yerine, internet siyasetçiliği ile oy istemekle yetinmek nasıl bir şey kardeşim.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Siz öyle söylüyorsunuz demiyorum. Varsayıyorum ki, genel merkez tüm bunları kamufle etti…İl ilçe başkanları ve yönetimleri çalışmadı diyelim. Peki, genel başkanın Külliyedeki kurmayları gidişatı nasıl göremedi? İlişkilerde bu kadar iletişimsizlik nasıl var, olabilir mi?</strong></p>

<p>İnsanın inanası gelmiyor doğal olarak fakat 7-8 yıldır kronikleşmiş bir iletişimsizlikten söz edilmiyor değil...Oysa gençlik kollarından, il başkanlığından, belediye başkanlığından, başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına gelen, yeri gelmiş dünyaya meydan okuyan bir liderle genel merkezdeki kimi siyasi miyop kadrolarlar arasındaki bu iletişimsizliği beceren, rakip güç haline gelen kim ve kimler, kendilerini nasıl koruyabiliyorlar? İnanılmaz bir şey…&nbsp; İkinci iletişimsizlik basamağı, genel merkez ile taşra teşkilat tabanları arasında devam ediyor. Üçüncü basamak ise, il teşkilatlarının sahada, sokakta halk ile mesafeli duruşu, burnunda kıl, pabucunda toz istememesi, üstüne üstlük Bektaşi misali bayramdan bayrama, yani seçimden seçime görüntü vermeler. Kaç il başkanı şehrinin geleceğiyle ilgili kaç defa televizyonlarda halkıyla yüz yüze gördünüz. Yaşadığı şehirde halkına genel başkanı adına yüz yüze veya medyada hitap edemeyen il başkanı o partide eklektik başkandır. Dördüncü basamak, bölgede Kayyum yöneticilerinin 657’li keyfiyetiydi.&nbsp; Partinin sivil siyasetine ait çok şeyi olumsuzladı. Parti yönetimleri, milletvekilleri ile kayyumlar arasında sıkıntılar hiç bitmedi. İletişim ilişkilerinin hizmet yerine zaman zaman halkı rahatsız eden çıkar çelişkilerine dönüştü. Bu söylentiler kartopu gibi büyüdü. İktidar, bu yaşadıklarını bundan böyle de yaşar mı? Eski yöneticilerinin kurumsallaşan egolarının açtığı sosyal, siyasal ve ekonomik yaraları hangi yeni yüzler, hangi reformlarla pansuman veya opere edebilir? Yıllardır dile getirdiğim Külliyede bir Kürt Seksiyonu kurulmalıdır. Yanılmıyorsam, çıkış yolunun en ciddi soru ve cevabı bu sözlerimdedir.&nbsp;</p>

<p><strong>Seçim çalışmalarında İktidarı ve muhalefeti nasıl bir heveste gördünüz?</strong></p>

<p>İktidar, özellikle İstanbul’u geri almak için yoğun bir çaba içine girdi. Muhalefet ise, iktidarı vuracak kadar donanımlı görünmüyordu. Esasında CHP’nin, kapalı kapılar arkasında değişmeyen tek doğal hedefi Erdoğan idi. Taa ki DEM’i elde edip İstanbul, Ankara, Mersin, Adana’yı koruyabilir, Manisa, Balıkesir vs‘yi almak istediği anlaşılana kadar. AK Parti iktidarı ise, kendisini vuracak halkın bumerang oklarını pek dikkate almadı. Oysa problemin okları çuvala sığmıyordu. Pahalılık, işsizlik, emekliler, küskünler, bir kısım Kürtler ve desteğini bu seçimde çeken, aynı tabana hitap eden iki siyasi parti, HÜDA-PAR ve YRP…</p>

<p>Bunlar artık iktidarın yanında değil, karşısında idi. Genelde bu rakiplerin bir kısmı iyileştirilebilir, bir kısmı ikna edilebilirdi. Gösterilen adaylara gelince, dünden bugüne ve yarına dair çok şey söylendi.&nbsp; Kürt gövdesi DEM yine gerek bölgede gerek metropollerde kırgın ve küskünlerini mezarlarla, mahkumlarla, firarilerle, dağdakilerle, mağduriyet siyasetiyle seçim alanlarında, evlerinde duygusallığa ve namusa boğdu. Gerçi DEM’inde belediye başkanlığı sayıları 114 ten 65’e, oyları ise, sanırım yüzde 40 civarı azaldı. Metropollerde namus belası şikeli aday çıkarsa da Kürt seçmenini İstanbul’da ve adını saydığım şehirlerde beklendiği gibi ve bir daha resmi ideoloji mirasçısı CHP’ye yönlendirdi.</p>

<p><img alt="Retyy" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/05/retyy.jpeg" / width="1280" height="720"></p>

<p><strong>Bir isim soracağım, Profesör Ahmet Özer bir süre Diyarbakır’da da yaşadı. Ahmet beyi tanıyor musunuz? Esentepe’de kim kazançlı, CHP mi, DEM mi?</strong></p>

<p>Ahmet bey arkadaşımdır. İyi bilir, iyi tanırım. 1995 genel seçimlerinde Diyarbakır’da YDH’da, Yeni Demokrasi Hareketi listesinde beraber seçimlere girdik. O seçimde ben ikinci, o üçüncü sırada milletvekili adayı idi. Sonra sanırım Van’da bir süre kaldı. Mersin’de hem siyaset hem akademisyenlik yaptı. Zaman zaman bugünkü DEM’in ardılları ile CHP arsında seyahat ettiği duyardım. Bu seçimde gördük ki MED-CHP utangaç diyalogunun Truva Atı’ndan Sevgili Ahmet Özer çıktı. Kendisini tebrik ediyorum. Ahmet hoca beceriklidir, siyaset esnafıdır. İyi bir arabulucudur.&nbsp; Bence Meclis'teki Kürtlerle Mustafa Kemal’in çocuklarını bir araya getirmede o bir fenomendir artık. 2028’de de Meclis'te olur.</p>

<p><strong>Sizce ortaya çıkan bu tabloda ülkede siyaset tıkanır mı açılır mı?</strong></p>

<p>31 Mart seçimleri demokrasimiz için yeni bir siyasi cemre olmasını dilemek ve görmek isterim. Ne var ki, bundan böyle iktidara karşı yalnız meclisteki muhalefet yok.&nbsp; Azınlıkta ve asif belediye başkanları ve meclisleri de yok artık. Muhalefetin yeni gücü belediye başkanları, artı çoğunluklu belediye meclisleri, çalışanları, STK’ları, DKK’ları, meclis dışında iktidara karşı taze destek güç olarak sokaklarda görülme ihtimali muhtemeldir. Bu yeni tablo ülkede parlamenterizim ile başkanlık sistemini meclis dışında karşı karşıya getirebileceğini düşünmek bile istemiyorum. Ülkede toplumsal mutabakata, demokratik istikrara ihtiyacımız var. Gel gör ki, ekonomik istikrarsızlık siyasi istikrarsızlığa her zaman davetiye çıkarandır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Sizce 2028 genel seçimlerinde iktidarı devirecek çapta birleşik bir muhalefet mi doğar?</strong></p>

<p>Namaglup genel lig şampiyonu bir takım, yerel lig mücadelesini bazı hataları nedeniyle&nbsp; ikici bitirdi diye bir dahaki genel lig ve yerel lig sezonunda şampiyon olamaz dememi istemiyorsunuz sanırım. Ya da doğmamış sıpanın belini mi kırmamı istiyorsunuz? Bildiğiniz gibi CHP bir kısım Kürt oylarıyla metropollerde elindeki belediyeleri koruma başarısını gösterdi. Belediye meclislerinde de oylarını artırdı. Tamam. Şimdi sıkı durun! Kürtlerin demokratik siyasetle, demokratik cumhuriyette yaşamak istemeleri, hala amaçları ise, bunu istemekte hakları mı? Yanıtınız evet ise, Kürd’e ilaç gibi gelecek yegane sistem her türlü alt yapısı tamamlanmış yeni Anayasalı başkanlık sistemidir. Peki, DEM yerel reform yasalarını, mutabakata varılabilir yeni bir Anayasa talebini kamuoyu önünde CHP’den talep&nbsp; edecek mi? Doğrusu, Kürt demokratik hakları için böyle bir taleple uzlaşmaya CHP’nin ne diyeceğini, ne düşüneceğini ben şimdiden merak ediyorum. Bildiğim CHP Kürdü, aidiyeti ve yurttaşlık haklarıyla sisteme doğal entegre edecek başkanlık sistemin adını dahi söylemekten çekindiğidir. DEM’in ve paydaşlarının CHP’ye böyle bir taleplerinin karşılığı ne olur? Taraflar, yine Türkiye halkını kuzu kuzu parlamenter sistemle mi oyalayacak? Oysa, iktidar alternatifi birleşik bir muhalefet ittifakı oluşsa bile, bu ittifak istese de istemese de başkanlık sisteminde yeni Türkiye’nin yeni sistemini, yeni bir toplumsal mutabakat anayasasıyla kucaklayacak planı, programı, projesi ve kapsayıcı koordinasyonu olmalıdır. Şimdiye kadar bunun zerresini muhalefetin toplamında göremedik.</p>

<p><strong>Mahmut Başkanım sonuç…</strong></p>

<p>Kara cahil ve karamsar tahminim şudur: Muhalefet toplamda yeni anayasa ve demokratik başkanlık sistemi yasalarına sahip çıkmak yerine, sivil itaatsizlikle sokakları ısıtmaya kalkarsa, Gezi de yanında bulamadığı Kürt gövdesini yanına alırsa, sonumuza hafazanallah…</p>

<p><strong>Ya İktidar kendisini ne kadar düzeltir sizce?</strong></p>

<p>İktidar, değişim ve dönüşümünü yeni kadrolarla derlenip toparlanmalı, toparlanmak zorundadır. Yaptığı kimi reformları onarması, yapacağı yeni reformlarla, yeni reorganizasyonlarla, eksiklerini gidermeli. Özetle, iktidarın yeni değişim stratejisi ile genelde ve taşra birimlerinde bir inşirah hareketi yapmak zorundadır. Deneyimi, cesareti ve konuşlanması ve olanakları rakiplerinden çok öndedir. Yaparsa…</p>

<p><strong>Ne yapmalı?</strong></p>

<p>Gelişmelere kızdığı için partili kadınların ve emeklilerin bu seçimde sandığa gitmek yerine, çıktıkları Küstüm Dağının mukavemeti ile oylardaki düşüşünü doğru değerlendirilmesidir. Sandığa gitmeyenlerin verdiği zayiata bakıldığında takkenin düşmeye yüz tuttuğudur. İktidarın üzerinde oturduğu seçmen zemini geçmişi olan olgun ve öz güç zeminidir. AK Parti orta yaş grubu ve üstüne hitap eder olmuştur. Fakat sandığa gitmeyen partilileri, emeklileri sert bir el freni protestosu gibi dikkate almalı. AK Parti yaşlılarıyla barışmak, kendi dışındaki demokrat ve muhafazakar Kürtlerle yeniden el sıkışmak zorundadır. Elit gençlik yerine, kitlesel işçi, köylü, öğrenci gençliği Bölgede Kürt Gençliğinin iktidar ilişkisi yok,&nbsp; ya da yok denecek kadar azdır. Parti politikasında Kürt gençleri söylem ve eylemlerde kendini&nbsp; bulmadıkça partiye ilgi duymayacağı ortada.</p>

<p><strong>Yeni çıkan “Siyaset ve Demokrasi üzerine Aforizmalar” kitabınızda gençlikle alakalı müthiş bir sözünüz vardı…</strong></p>

<p>“Gençliği olmayan siyaset, tohumu olmayan çiftçiye benzer.”</p>

<p><strong>Harikasınız hocam. Her partinin genel merkezini süslemesi gereken eğitici bir söz. Ülkenin ekonomisi, politikası kimlerle, nasıl düzelir? Muhalefet ne yapmalı?</strong></p>

<p>Önce muhalefetten başayalım…Bir iktidarı tartaklayan da düzelmesini sağlayan da iktidarı hedefleyen ana muhalefetidir. CHP önce cesur ama akıllı bir sosyal demokrat parti haline gelir mi? Yeni demokrasi yolunda toplumsal bir mutabakat için her kesimle güç birliğine hazır olduğunu duyurur ve önce kendisi demokrasi için iş birliği kapılarını çalar mı? Demokratik yöntemlerle demokrasi sokağını bulvarlara taşıma rolünü üstlenir mi? Uzlaşılabilir, başkanlık sisteminin alt yapı yasaları kadar, Kürt Demokratik Haklarını ciddiye alır mı?&nbsp; AK Parti, DEM, MHP ile kayıtsız şartsız bir toplumsal mutabakat anayasası için kol kola girer mi? Bu sorularıma&nbsp; CHP çağdaş sosyal demokrat bir parti olmaya karar vermiş ise, zaten kollarını sıvar.</p>

<p><strong>Türkiye’de böyle bir demokrasi şölenini görmek kısmet olur mu?</strong></p>

<p>Bu sorularıma iyimser bakabilmek için partilerin kültür seviyesine bakmak gerekir. Tırnak içinde isimlerinin önüne “yeni” zihniyetlerinin üstüne de “yenilemiş” ibaresi konulmalıdır. Tüm bu özelliklerle yeni Türkiye’de yeni demokraside ve Kürdüyle selamlaşma, kucaklaşma sorumluluğu, çabası ve sabrı beraberinde gelir. Hepimiz buna hazırlıklı olursak, o zaman başarırız.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>CHP bu toparlanmayı yapabilir mi?</strong></p>

<p>Yalnız CHP değil, tüm partilerimizin bu demokratik olgunluğa katılacak, katlanacak ve sorumluluk alacaklar. Yüreklerini ve beyinlerini birleştirecekler.&nbsp; Her parti ortak bir mutabakatla demokrasi yolunu görev sayacak…</p>

<p><strong>Sizce kaç parti bunu becerebilir?</strong></p>

<p>Bu değişime eğilimli ve niyetli olması gereken DEM olmalı, CHP de demokratik namusa boğulur mu? Boğulmalı...Cumhur İttifak’ı ile de yenilikler&nbsp; adına nur topu gibi kardeşleşen bir iklim oluşmalı.</p>

<p><strong>Muhalefet ve iktidar eskimiş politikalar yerine yeni politikalara mı yönelmeli?&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;</strong></p>

<p>Aynen, siz de bilirsiniz ki söylemek kolay, yapmak zordur. Bütün mesele bu…Her konuda görüşlerini güncellemeyene aydın denmez. Güncelleşemeyen partinin de iktidar olma şansı da hayali de yok hükmündedir.&nbsp; Bu görüşümde netim. Yeni demokrasiye, yeni anayasa ya ihtiyacımız var mı? Var! O zaman yeni Türkiye için geçmişi ortak unutmak lazım.</p>

<p><strong>Başkanlık sisteminin geleceği nedir?</strong></p>

<p>Bakınız, Cumhur İttifakı'nda kalır ya da kalmaz! Kısa vadede ister siyasi, ister demokratik, ister kültürel olsun, hiçbir değişim MHP’siz olmaz. Ulus devlet ideolojisinin muhtelif kanatlarının demokratik toparlanmaya ve gelişmeye takoz koymaması için MHP’ye net ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu işler siyasi tavla oynayanların siyasi satranç masasında oturtulmasıyla çözüleceği yok. Sayın Erdoğan’ın demokrasi için on yıl önce söyledikleri CHP ve DEM tarafından demokratik adımlarla desteklenseydi, bugün başkanlık sistemi yasalarının demokratik altyapısı muhtemelen tamamlanmış olurdu. Bu yeni sürecin keşmekeşliği 2028e dek uzayacağa benziyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Kürtlerin geleceği ne olacak?</strong></p>

<p>Dünyanın en politikleşmiş halkların başında Kürtler geliyor. Silahlı unsurlar ile legal yaşamadaki bağlaşıkları kabuklarını kırması, ezberlerini bozması gerekir. Meclis'te veya Meclis dışındaki sekter sol çocukluk hastalığını bırakması gerekenler Kürtler değil, Kürt siyasetinin başındakilerdir. Taban ne dağı, ne demokrasiyi eksik istiyor. Kısaca ülkede yeni demokrasi için yeni bir anayasa için yeni bir toplumsal mutabakat sağlansın istiyor, diye düşünüyorum.</p>

<p><strong>Bu talep Kürtlere ne zaman sağlanır?</strong></p>

<p>Kürtlerin her türlü demokratik hakları başkanlık sisteminin alt yapısının donatılmasıyla beraber yaşam bulacağını sanıyorum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Sistem referandumla değişti. Fakat parlamenterist zihniyet neden değişmedi?&nbsp;</strong></p>

<p>Teşekkür ederim. Ezber bozmak, alışkanlıkları terk etmek zordur. Kuruluşunda yasalarını Batı etiketli, eklektik haklar silsilesi ile donatmış bir parlamenter sistem kurmuşuz. Üç yıl sonra da; 1924 Anayasasıyla mücadele arkadaşına dönüp; ben, sen yokuz. Ben varım denilmiş. Bu sistem yüz yılda her konuda devletin ulusal karakterini aşmayan ulusalcı bir vatandaş ve ulus devlet yanlısı aydın tipi yaratmış. Demem şu ki, Devlet kendisini demokratik haklar cimrisi, aydınını da devletten korkan kapı kulu yapıvermiş. Kemalist Ortodoksluğunu bir türlü&nbsp; atamayan ve demokratlaşamayan asıl demokrasi korkağı CHP bu işin organizatörüdür. Bu CHP ile demokrasi ne kadar yürür ve büyür?&nbsp;&nbsp; Türkler, Kürtler vb. halklar bu parlamentonun çok ilerisindedir. Referandumla başkanlık sistemine evet diyen vatandaşlarımız Millet Meclisi'ne gönderdikleri vekilleri bu sistem için gerekli olan yerel ve genel yasaları çıkarmıyor. İki dönemdir bu ülke KHK ile zorunlu yönetiliyor. Kusura bakmasınlar insan biraz haya eder halkından.</p>

<p><strong>Türkiye’de demokratik birlik neden sağlanamıyor, nasıl sağlanır?</strong></p>

<p>Türkiye’de ve dünyada ulus devletlerin partileri genelde hizmet için değil, dayatılan resmi ulusal veya inanç ideolojileri için mücadele etmeyi daha kolaycı bulur ve tercih ederler. Türkiye’de eski yeni, sağcı solcu tüm partilere bakın. İsimleri ayrı olsa da içerikleri aynıdır. Biri ben seküllerim, diğeri ben muhafazakarım, bir ben İslami bir partiyim, biri ben sosyalistim dese de siyaset kulvarında eni sonu birbirine Kemalistleşerek benziyorlar.</p>

<p><strong>Neden ama…</strong></p>

<p>Nedenine gelince, ucuzcu hamaset siyaseti ile tüm partiler demokratik birliğin değil, ulusal birliğin peşindeler. Bu ülkede her siyaset erbabının bildiği ama dokunmaya korktuğu bir Kör Nokta var…Bu kör nokta, toplumsal mutabakat noktasıdır. Toplumsal Mutabakat ise, demokratik birliğin hem balansı hem sigortasıdır...Bu noktayı aydınlatmak ve yaşatmak gerek. Önümüzdeki süreçte başkanlık sisteminin KHK’lardan kurtulmasını isteyenler…Üzerinde toplumsal mutabakata varılacak yeni bir Anayasa ile yerel yönetim yasalarıyla bu kör noktayı aydınlatmaları gerekir. Türkiye o zaman demokratik birliğinin, dünyadaki kapsayıcı gerçek ağırlığının ve hak ettiği yerde olup olmadığının farkına varacaktır.</p>

<p><strong>Son iki seçimle bölgede ve Diyarbakır’da seçmen beklentilerine kavuştu mu?</strong></p>

<p>Bölge ve özellikle Diyarbakır seçmeni genel seçimde kazanana kaybedene bakmadan bu yerel seçimde neredeyse full kaybeden AK Parti'ye de full kazanan DEM’de kaybettirerek adeta iki tarafı da cezalandırdı. Örneğin 1.163.000 kusür Diyarbakır seçmenden 546 bin küsuru sandığa gitmedi. Yukarıda söylediğim gibi, seçmen 'Küstüm Dağ’na çıktı. Sandığa gitmedi. Tüm partilere bu ciddi ikazdı.</p>

<p><img alt="Ewrty-21" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/05/ewrty-21.jpeg" / width="1280" height="720"></p>

<p><strong>Sizin her problemde görüşmek konuşmak, tartışmak ve anlaşmak lazım diyen çok yerinde filozofik bir ısrarınız var.&nbsp; Erdoğan, Özel buluşması ne getirir?</strong></p>

<p>Henüz erken. Dinlemek lazım. Buzlar kırıldı, el sıkışıldı, selamlaşıldı. Hava, henüz soğuk...Ülkenin sosyoekonomik ilişkilerinde iklimin normalleşmesine zamana ihtiyaç var. Liderler başkanlık sisteminde merkez sağ ve solda başka partilerin olmasını istemiyorlarsa, toplumsal mutabakat sağlanabilir bir Anayasa konusunda, yeni ve yerel reformlar konusunda demokratik işbirliklerinde DEM ile çoğalmalılar.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Sorularıma içtenlikte yanıt verdiğiniz için teşekkür ederim hocam, son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?&nbsp;</strong></p>

<p>İki cümle söyleyeceğim;&nbsp;</p>

<p>Birincisi, iktidar ve muhalefet partileri iç siyasette önce normalleşmeyi sağlamalıdır. Yalnız anayasa konusunda değil, her konuda görüşmeleri gerekir.</p>

<p>İkincisi, mahpushanelerdeki yetmiş yaş üstü yaşlılara kısmi af, emeklilerin yaşam standardı yeniden ele alınmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/tmd-baskani-simsek-devlet-demokrasi-cimrisi-aydinlar-devlet-korkagidir</guid>
      <pubDate>Mon, 06 May 2024 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/05/whatsapp-image-2024-05-05-at-234539.jpeg" type="image/jpeg" length="52524"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vahap Coşkun: Seçmen CHP’ye kredi, AK Parti’ye mesaj verdi!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/vahap-coskun-secmen-chpye-kredi-ak-partiye-mesaj-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/vahap-coskun-secmen-chpye-kredi-ak-partiye-mesaj-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akademisyen Vahap Coşkun, 31 Mart seçiminde seçmenin AK Parti’ye çok ciddi bir mesaj verdiğini, CHP’ye ise kredi açtığını söyledi. Coşkun, DEM Parti’nin de bölgede kazandığını ancak Türkiye genelinde oylarını arttırmadığına dikkat çekerek, ''DEM açısından ciddi bir sorun var çünkü bölgede seçime katılım düşüktü'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇINAR AYSER ÇINAR / ÖZEL RÖPORTAJ</strong>&nbsp;- Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun, CHP’nin muhafazakâr ve Kürt seçmene yönelik yeni bir politika izlediği için 31 Mart’ta başarılı olduğunu söyledi.</p>

<p>Vahap Coşkun, AK Parti’nin seçimde ikinci parti konumuna gelmesini ise şu nedenlerle açıkladı:</p>

<p>''AK Parti’ye muhafazakâr ve dindar seçmen açısından Gazze politikası ve İsrail ile olan ilişkileri, Kürt seçmen açısından ise bölgede uygulamış olduğu kayyum politikası kaybettirdi.''</p>

<p>Kayyum tartışmalarına da değinen Vahap Coşkun, ''Hükümetin şu an kayyum atama riski çok az çünkü psikolojik üstünlüğünü kaybetti ancak kayyum meselesi iktidar için hala masadaki seçeneklerden biri'' dedi.</p>

<p>Akademisyen Vahap Coşkun, 31 Mart seçimlerini, Kürt meselesini ve kayyum tartışmalarını <strong>Yeni Journal</strong>’dan Çınar Ayser Çınar’a değerlendirdi.</p>

<p><img alt="I M G 5445" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/04/i-m-g-5445.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p><em><strong>Seçim sonucu tüm ülkeye sürpriz oldu diyebiliriz. CHP haritayı adeta kırmızıya boyadı ve AK Parti ilk kez bir seçimden ikinci parti olarak çıktı. CHP seçimi nasıl kazandı ve AK Parti neden kaybetti sizce?</strong></em></p>

<p>31 Mart seçiminde seçmen AK Parti’ye çok ciddi bir mesaj verdi, CHP’ye ise kredi açtı. Hatta Özgür Özel bunu bir ‘yatırım kredisi’ olarak nitelendirdi. Seçim sonuçlarının şekillenmesinde hem CHP’nin yapmış olduğu doğruların etkisi hem AK Parti’nin yaptığı yanlışların etkisi var. AK Parti’nin özellikle ekonomik sorunları çözememesi ve bu konuda çözecek bir umut da verememesi seçmen açısından ciddi derecede etkili oldu. Muhafazakâr ve dindar seçmen açısından Gazze politikası ve İsrail ile olan ilişkiler de AK Parti’nin oyunu olumsuz bir şekilde etkiledi. Diğer taraftan ülkedeki özgürlük kaybı, demokratik alanın daralması, hukuk devletindeki gerilemeler vs. bunların hepsi AK Parti’ye bir fatura çıkarttı.</p>

<p>''CHP MUHAFAZAKAR VE KÜRT SEÇMENE AÇILAN BİR POLİTİKA İZLEDİ''</p>

<p>Seçmen uzunca bir dönemdir biriktirdiği bütün hesabı 31 Mart’ta AK Parti’ye kesti ve AK Parti ilk kez ikinci parti durumuna düştü. CHP açısından bakıldığında ise CHP’nin belediyeleri genel olarak kötü bir performans sergilemediler. 2019 seçiminde belediyeleri aldılar ve bu belediyelerin de genel olarak seçmenlerin memnuniyetlerini üst düzeyde tutan bir performans sergilediler. Ayrıca CHP bu dönemde muhafazakâr ve Kürt seçmene açılan bir politika izledi. Bir de iktidara duyulan ciddi bir karşıtlık vardı ve bu karşıtlığın en güçlü ifade edileceği adres CHP olarak görüldü ve dolayısıyla muhalif seçmen CHP’de birleşti. Bu da CHP’nin başarısını sağlayan unsurlardan biri oldu.</p>

<p>''KAYYUM POLİTİKASININ GAYRİMEŞRULUĞUNA TEPKİ GÖSTERDİLER''</p>

<p><strong><em>31 Mart yerel seçimlerinde DEM Parti 3’ü büyükşehir olmak üzere 75 belediyeyi kazandı. Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerde aday göstermesine rağmen Kürt oyları bu şehirlerde CHP’ye gitti, bunu nasıl yorumluyorsunuz?</em></strong></p>

<p>Büyükşehirlerdeki DEM seçmenleri için öncelik AK Parti’nin seçimleri kaybetmesi ve CHP’li adayların kazanmasıydı. Nitekim seçimden önce yapılan analizlerde de Batı’daki DEM seçmeninin kendi partisinden ziyade CHP’ye oy vereceği yönünde beklentiler vardı ve bu beklentiler gerçekleşti. Bölgedeki DEM seçmeni için ise asıl motivasyon bu kayyum uygulamasının gayrimeşruluğunu ortaya koyacak bir tavırdı ve bu tavrı gösterdiler. Neredeyse Kars’ın dışında kayyum ile yönetilen bütün belediyeleri tekrar DEM Parti seçmeni aldı.3 Büyükşehir ve 75 belediyeyi kazanmak DEM Parti için tatmin edici bir sonuç oldu. Ancak oy açısından bakıldığında bu durum DEM Parti açısından tatmin edici bir sonuç olduğunu söylemek zor çünkü oy açısından bakıldığında orada ciddi bir sorun var.</p>

<p>''DEM PARTİ İÇİN CİDDİ BİR PROBLEM VAR''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><strong>Ben de tam olarak o konuya değinecektim. DEM Parti 31 Mart seçimlerinde ülke genelinde sizce başarılı bir sonuç elde edebildi mi?</strong></em></p>

<p>Başarıyı neye göre ölçtüğünüz önemli tabi…Belediye sayısı ve bölgedeki belediyeleri tekrar geri almak DEM Parti için bir başarı sayılır ancak oyunu arttırma konusunda ise DEM için bir başarıdan söz edemeyiz. DEM açısından dikkat edilmesi gereken sorun şu; özellikle de bölgedeki illerde katılımın düşük olması. Bu katılımın düşüklüğünde elbette AK Partili seçmeninin sandığa gitmemesinin etkisi var ancak DEM Partili seçmenin de bir kısmının sandığa gitmediği biliniyor. Onlar da partinin izlediği siyasete yönelik muhalefetlerini bu şekilde gösterdiler. Dolayısıyla bölge açısından DEM Parti için tatminkar bir tablo olduğunu söylemek lazım ama Türkiye siyasetinin geneline baktığımızda DEM için halen ciddi bir problem var ve bu problemini gidermekle yükümlü.</p>

<p><img alt="I M G 5461" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/04/i-m-g-5461.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>''HÜKÜMET PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KAYBETTİ''</p>

<p><strong><em>DEM Parti’nin kazandığı belediyelere dair birtakım haberler servis edilmeye başlandı. Diyarbakır ve Mardin başta olmak üzere DEM Partili belediyeler bir türlü gündemden düşmüyor. Kentte de bölgede de yeniden ‘kayyum mu atanacak’ endişesi hâkim. Hükümet kayyum kartını sizce yeniden kullanır mı?</em></strong></p>

<p>31 Mart’tan öncesine oranla kayyum atama riski daha az çünkü hükümet psikolojik üstünlüğünü kaybetti ve artık ikinci parti konumunda, birinci neden bu. İkincisi kayyum atamayı gerekçelendirecek bir neden yok ortada. Sizin de bahsettiğiniz son dönemlerde birtakım manipülatif haberler medyaya servis ediliyor ama DEM Parti bu konuda çok net bir açıklama yaptı. Hem Mardin hem Diyarbakır Büyükşehir hem de Sur Belediyesi böyle olayların meydana gelmediğini söylediler. Sur Belediyesi’nde meydana gelen olay ise bir vatandaşın münferit tepkisiydi. Bunun üzerinden bir kayyum tartışması açmak suyu bulandırmaya benzeyen bir unsur olur. Bu kayyumun bir gerekçesi olamaz, bu çok açık ve çok net ama kayyum meselesi iktidar için hala masadaki seçeneklerden biri ve bence burada iktidar içinde de ciddi bir tartışma var. Bu tartışmaların iki yönü var; hem AK Parti içinde bir tartışma var hem de AK Parti ile ortakları arasında bir tartışma var. AK Parti içinde eski düzenin devam etmesini isteyen, eski siyasetin mutlak manada sürdürülmesini talep eden bir kesim var ama bu siyasetin kendilerine kaybettirdiğini söyleyen ve bu görüşlere muhalif olan bir diğer kesim de var. Bu iki kesim arasında da ciddi bir mücadele var. Bir de tabi MHP’nin tavrı var. MHP özellikle DEM Parti aleyhine yaptığı açıklamalarla AK Parti’yi bir tavra zorlamak istiyor. Bahçeli’nin ‘HDP davası sonlandırılmalı, DEM için mutlaka hemen bir dava açılmalı ve bir daha bu partinin Türkiye siyasetinde yer almamasını sağlayacak önlemler alınmalı’ söylemleri iktidarı bir yola sokma, bir şeylere zorlama olarak okunmalı.</p>

<p>''KAYYUM POLİTİKASI BÖLGEDE AK PARTİ’NİN DİBİNİ OYDU''</p>

<p>Bu nedenle de kayyum tartışması AK Parti açısından bitmiş bir tartışma değil. O halen kendi içerisinde olan bir tartışma fakat AK Parti açısından asıl tartışılması gereken husus şu; bu kayyum uygulaması AK Parti’ye ne getiriyor ne götürüyor? Bu bakımdan ele aldığımızda gördüğümüz tablo şu; kayyum uygulaması bölgede AK Parti’nin dibini oyuyor, AK Parti’yi ciddi manada oy kaybına neden oluyor. Bölge dışında ise Kürt seçmenlerin AK Parti ile olan köprülerini atıyor. CHP’nin bu seçimde başarılı olmasının en önemli nedenlerinden biri de buydu. Kayyum uygulaması DEM Parti’nin siyaset alanını daraltan bir uygulamaydı ancak AK Parti’ye de ciddi bir oy kaybı yaşattı. AK Parti’nin de artık bunu görüp, buna göre bir siyaset izlemesi gerekiyor yoksa kayyum politikasına devam ederse muhtemelen bir sonraki seçimde bugünkü durumunu bile arar hale gelir.</p>

<p><img alt="I M G 5459" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/04/i-m-g-5459.JPG" / width="5472" height="3648"></p>

<p>''AK PARTİ’NİN ZİHNİYET DEĞİŞİMİNE İHTİYACI VAR''</p>

<p><strong><em>Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçin sonrası değişim mesajı verdi. Siz nasıl bir değişim bekliyorsunuz?</em></strong></p>

<p>Değişimden ne kastettiği önemli. Değişim sadece AK Parti teşkilatlarında birkaç ismin değiştirilmesi veya hükümette birkaç ismin gönderilip yerine yeni isimlerin gelmesi ise bu AK Parti açısından herhangi bir olumlu sonuç yaratmaz. AK Parti’nin zihniyet değişimine ihtiyacı var. Özellikle 2016’dan bugüne kadar gelmiş olduğu kısmen rasyonel siyaseti terk etmesi gerekiyor. AK Parti 2023 seçimlerinden sonra dış politikada ve ekonomide bir değişim sinyali verdi ancak iç politikada, hukukta, siyasal alanın genişletilmesi konusunda bu tür bir çaba içerisinde değil. O nedenle bunu tartışması gerekiyor. AK Parti tekrar reformcu bir kimliğe bürünecek mi, tekrardan özgürlük ve hakları savunan bir çizgiye gelecek mi asıl tartışılması gereken bu. Yoksa isimler üzerinden bir tartışmanın AK Parti’ye bir getirisi yok. Özgürlükler, haklar, Kürt meselesinde demokratik bir perspektif…Asıl değişilmesi gereken noktalar bunlar ama henüz bu konularda güçlü işaretlerin geldiğini söylemek mümkün değil.&nbsp;</p>

<p>''ÇÖZÜM SÜRECİNDEN ÖNEMLİ DERSLER ALINDI''</p>

<p><strong><em>Seçim öncesi çokça konuşulan konulardan biri de yeni bir çözüm sürecinin başlayıp başlamamasıydı. Hükümet kanadından bu konuda dair bir açıklama gelmedi ancak bu söylemler de reddedilmedi. Kürt meselesine çokça kafa yoran biri olarak sizce Türkiye’nin yeni bir açılıma ihtiyacı var mı? Hükümet önümüzdeki süreçte bu konuda bir adım atar mı?</em></strong></p>

<p>Türkiye’nin elbette ki Kürt meselesini çözecek demokratik bir bakışa ihtiyacı var. Ben 2013-2015’teki çözüm sürecinin son derece değerli bir süreç olduğunu düşünüyorum her ne kadar akim kalmış olsa da…Bu süreçten önemli dersler alındı. Bundan sonra da eğer böyle bir yola girilirse bu önemli bir tecrübe olacak. 2016’dan bugüne kadar AK Parti güvenlikçi bir siyaset izliyor ancak bu siyasetin sonunda gelinen noktada gördüğümüz şu; Kürtler kimlik taleplerinden vazgeçmiş değiller. Devletin kendileri için çizmiş olduğu sınırları da kabul etmiş değiller. Kimliklerinin korunmasını ve haklarının anayasal güvence altına alınmasını talep ediyorlar. Bu meselenin şiddetten arındırılmasını ve tamamıyla bir eşit vatandaşlık hissiyatıyla yaşamayı istiyorlar ancak bu sorunlar orta yerde öylece duruyor. Bu nedenle elbette ki Türkiye’nin yeniden Kürt meselesinde bir demokratik siyasete ihtiyacı var. Hükümet bunu yapar mı veya bu konuda bir adım atar mı bu Türkiye kadar Türkiye dışındaki şartlarla da ilintili bir durum. Çözüm sürecinden sonra temelde şu tezi savundum; Suriye’de bir anlaşma noktası olmadığı sürece Türkiye’nin eskisi gibi bir çözüm sürecine girme ihtimali yok. Bu nedenle Kürt meselesi Irak’taki ve Suriye’deki gelişmelerle yakından bağlantılı. Eğer Türkiye burada taraflarla asgari bir mutabakata varabilirse o zaman yeni bir süreçten bahsedebilme şansımız artar.</p>

<p><img alt="Içerdeeeee" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/04/icerdeeeee.jpeg" / width="2048" height="1424"></p>

<p>''CHP’NİN 31 MART’TAN SONRA SORUMLULUĞU ARTTI''</p>

<p><strong>CHP Kürt meselesinde elini taşın altına koyar mı?</strong></p>

<p>CHP, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde bir ‘helalleşme’ siyaseti başlattı ancak bu siyaset doğru olmasına rağmen derinleştirilemedi. Sadece sembollerle sınırlı kaldı. Şimdi CHP yönetiminden beklenen bu konuda bir adım atması. CHP’de de Kürt meselesi noktasında dört başı mamur bir yol haritası söz konusu değil. Orada da sembollerle yetinmeye çalışan bir durum var. Oysa CHP’nin 31 Mart’tan sonra sorumluluğu arttı ve Türkiye’nin birinci partisi konumuna geldi. Batı’da Kürt seçmenden çok yoğun bir destek gördü ve artık gerçek bir iktidar alternatifi. Dolayısıyla CHP’nin artık Kürt meselesinde kendi kartlarını açma zamanı geldi.</p>

<p><strong><em>Çözüm Süreci'nde oluşturulan Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan isimler arasındaydınız. Yeni bir açılım olursa bu süreçte yer almak ister miydiniz?</em></strong></p>

<p>Ben Kürt meselesi üzerine çalışan bir akademisyenim ve Kürt meselesinde demokratik alanı genişletecek, sürece katkı sunacak her türlü siyaseti desteklerim. Bunun için de elimden gelen her türlü katkıyı da sunmaya çalışırım. Çünkü ben Türkiye’nin hem iktisadi hem de siyasi istikrarının, Türkiye’nin gerçek bir demokratikleşme yolunun Kürt meselesinin çözülmesinden geçtiğini düşünüyorum. Dolayısıyla bu sorunun çözümüne katkı sunmaktan imtina etmem.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/vahap-coskun-secmen-chpye-kredi-ak-partiye-mesaj-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Apr 2024 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/04/kapak-9.JPG" type="image/jpeg" length="63973"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AK Parti’nin Kayapınar Adayı Fırat: Elimi taşın altına koydum]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/ak-partinin-kayapinar-adayi-firat-elimi-tasin-altina-koydum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/ak-partinin-kayapinar-adayi-firat-elimi-tasin-altina-koydum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Kayapınar Belediye Başkan Adayı Ali Rıza Fırat, ''Kayyuma nazaran bizler bu bölgenin insanlarız, bu şehrin çocuklarıyız. Vatandaşlarımızın sıkıntılarını ve beklentilerini çok daha iyi biliyoruz. Ben umutluyum ve elimi taşın altına koydum. Halkıma hizmetkâr olmak için bu yola çıktım'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>YENİ JOURNAL / DİYARBAKIR</strong>&nbsp;- AK Parti’nin Kayapınar Belediye Başkan Adayı genç bir hekim ve kentte sevilen isimlerden biri. Saha çalışmalarında da oldukça güzel tepkiler alıyor.</p>

<p>İnsanların yaşamına dokunmak ve onları mutlu etmek için siyasete girdiğini söyleyen Ali Rıza Fırat’ın özellikle de gençlere yönelik çeşitli projeleri var.</p>

<p>Ali Rıza Fırat, seçilmesi halinde evliliği düşünen ve ekonomik anlamda sıkıntı çeken gençlere çeyiz yardımında bulunacağını söylüyor.</p>

<p><strong>Yeni Journal</strong> Diyarbakır Temsilcisi Çınar Ayser Çınar’a konuşan AK Parti Kayapınar Belediye Başkan Adayı Ali Rıza Fırat, seçim çalışmalarını ve projelerini anlattı.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2024 03 20 At 17.06.01 (1)" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/03/whatsapp-image-2024-03-20-at-170601-1.jpeg" / width="1600" height="1096"></p>

<p>''İNSANLARIN HAYATLARINA DOKNUMAK İSTİYORUM''</p>

<p><strong>Öncelikle sizi tanıyalım, kimdir Ali Rıza Fırat, siyasete girmeye nasıl karar verdiniz?</strong></p>

<p>2014 yılında Dicle Üniversite Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldum. Mezuniyetimin hemen ardından 2015 yılının sonuna kadar Silopi’de özel bir poliklinikte çalıştım. 1 yıl orada kaldıktan sonra atamaya başvurdum ve Lice Devlet Hastanesi’ne atandım. Oradan da Ergani Diş Hastanesi’ne geçtim ve yönetici olarak görev yaptım. Ergani’de görev yaptığım süreç içerisinde evde bakım sağlık hizmetleri ki o dönemde ilçe hizmetleri arasında olmamasına rağmen kendi imkânlarımla engelli ve yaşlı bireylerin evlerine giderek hizmet etmeye çalıştım.</p>

<p>İnsanların mutluluğuna sebebiyet vermek ve hayatlarına dokunmak beni mutlu ediyor. Kırsaldaki görevimden sonra merkezdeki Diş Hastanesi’nde Başhekim Yardımcısı olarak görev yaptım. İnsanların hayatlarına dokunmanın ve onları mutlu etmenin ne kadar kıymetli bir şey olduğunu anladığımda siyasete girmeye kadar verdim. 2021 yılında AK Parti İl Yönetim Kurulu üyeliğiyle siyasete girdim. Siyasetin içerisinde yer almama rağmen siyasetle değil de, daha çok vatandaşımıza, memleketimize hizmet etmek için gayret gösterdim.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2024 03 21 08.41.00" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/03/ekran-resmi-2024-03-21-084100.png" / width="521" height="386"></p>

<p>''BU ŞEHRİN ÇOCUĞUYUM, BEKLENTİLERİNİ BİLİYORUM''</p>

<p><strong>Seçime neredeyse sayılı gün kaldı, çalışmalarınız nasıl gidiyor?</strong></p>

<p>Seçim çalışmaları gayet güzel geçiyor. Sahada vatandaşlardan çok olumlu tepkiler alıyoruz. Karapınar’da belediyecilik anlamında istenilen seviyede hizmet etmek için bu yola çıktık ve sahadaki buluşmalarımızda da vatandaşlarımıza bunu aktarıyoruz. Kayyuma nazaran bizler bu bölgenin insanlarız, bu şehrin çocuklarıyız. Vatandaşlarımızın sıkıntılarını ve beklentilerini çok daha iyi biliyoruz. Diyarbakır tarihi ve inançsal yapısıyla kadim bir şehir. Kayapınar da bu şehrin modern yüzü diyebiliriz. Bizler de Kayapınar’ın bu modern yüzünü ve modernitesini daha da arttırarak, insanların yaşamına direkt etki edecek projelerle yola çıktık.&nbsp;</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2024 03 21 08.41.23" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/03/ekran-resmi-2024-03-21-084123.png" / width="521" height="386"></p>

<p>''EN BÜYÜK SIKINTI HAYAT PAHALILIĞI''</p>

<p><strong>Sizce Kayapınar’ın öncelikli sorunları neler?</strong></p>

<p>Kayapınar’ın değil de genel anlamda bir hayat pahalılığımız var. Bu da ister istemez hayatımızı doğrudan etkiliyor. Kayapınar başta olmak üzere Diyarbakır’daki vatandaşlarımızın tamamının gerek sosyal yaşam alanında, gerek eğitim alanında ve gerek istihdam alanında eksik kaldığını düşünüyorum. Vatandaşlarımızın biraz olsun rahat edebilmeleri için hayat pahalılığıyla mücadele kapsamında projeler ürettik.</p>

<p>Sosyal yaşam alanlarında da yeni projeler hazırladık. Kısaca şunu söyleyebilirim; sosyal belediyeciliğin gerektirdiği her şeyi yapmak istiyorum. İnsanlarımızın hayatlarına direkt etki edip dokunmak istiyorum. İnsanlarımızın yaşam kalitesini, refahını yükseltmek istiyorum. Belediyeciliğin verdiği imkânlar dâhilinde bu konuda elimden geleni yapacağım.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2024 03 21 08.42.09" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/03/ekran-resmi-2024-03-21-084209.png" / width="528" height="386"></p>

<p>''GENÇLERE ÇEYİZ YARDIMI YAPACAĞIZ''</p>

<p><strong>Seçmene neler vadediyorsunuz? Projelerinizden biraz bahseder misiniz?</strong></p>

<p>Mesela projelerimizden en çok rağbet gören başlıklardan biri de evlilik konusunda gençlerimize sağlayacağımız destek. Gençlerimize şunun sözünü verdim; Diyarbakır’daki en lüks düğün salonlarından bile daha şık ve modern düğün salonları inşa edip, bunlardan faydalanmalarını sağlayacağım. Gençlerimize çeyiz yardımı da yapacağız. Bu tür desteklerle gençlerimizi ekonomik sıkıntılardan biraz olsun kurtarmayı düşünüyoruz.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2024 03 21 08.43.33" class="detail-photo img-fluid" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2024/03/ekran-resmi-2024-03-21-084333.png" / width="528" height="386"></p>

<p>''KİMSENİN UMUDUMU KIRMASINA MÜSADE ETMEM''&nbsp;</p>

<p><strong>Peki kazanacağınızı düşünüyor musunuz?</strong></p>

<p>Kazanacağıma inanıyorum çünkü yaşım genç ve sahada aldığım bütün olumsuz eleştirilerde genç kardeşlerimize tek şey söylüyorum; umutsuzluğunuzu bir kenara bırakın, ben umutluyum ve elimi taşın altına koydum. Sizlere hizmetkâr olmak için bu yola çıktım. İçimizden birisinin bunun için yola çıkması gerekiyordu, ben çıktım. Bu yolda kimsenin de umudumu kırmasına müsaade etmeyeceğim.</p>

<p>Beni destekleyen veya desteklemeyen herkese güzel, modern, yaşam kalitesi yüksek bir Kayapınar vadediyorum. Siyaseten yeni olabilirim ama vatandaşlarımızın beklentilerini az çok biliyorum. Şehrimize atanan kayyumlar da birtakım hizmetlerde bulundular ancak makam odalarından çıkıp, hizmet alanlarında halkla buluşmadılar. Dolayısıyla da yapılan hizmetler de halk nezdinde bir anlam ifade etmedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/ak-partinin-kayapinar-adayi-firat-elimi-tasin-altina-koydum</guid>
      <pubDate>Thu, 21 Mar 2024 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2024/03/whatsapp-image-2024-03-20-at-170601.jpeg" type="image/jpeg" length="52080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amedspor Başkanı: Biz politik bir takım değiliz]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/amedspor-baskani-biz-politik-bir-takim-degiliz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/amedspor-baskani-biz-politik-bir-takim-degiliz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor Başkanı Aziz Elaldı, Amedspor’un politik veya siyasi hiçbir tarafı olmadığını söyleyerek, ''Amedspor sadece bütün Kürtlerin desteklediği bir takımdır. Siyasetle hiçbir şekilde alakası ve bağlantısı yoktur'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser Çınar / Özel Röportaj</strong></p>

<p>Amedspor için sık sık destek çağrıları yapan Başkan Aziz Elaldı, Türkiye’den bu çağrılara olumlu geri dönüşler olduğunu ancak Avrupa’dan henüz bir destek görmediklerini söyledi.</p>

<p>Deplasmanda yaşanan şiddet olaylarına da değinen Başkan Elaldı, Amedspor’a yapılan saldırıların nedeninin tamamen ''önyargılardan'' kaynaklandığını ifade etti.</p>

<p>Resmi kurumların Amedspor’a karşı önyargılı davrandıklarını belirten Aziz Eladı, ‘’Biz bu önyargıları kırmaya çalışıyoruz ancak henüz bunu başaramadık. Düşünün Gençlik Spor Müdürü bile maçlarımıza gelmiyor’’ dedi.</p>

<p>Amedspor Başkanı Aziz Elaldı, <strong>Yeni Journal</strong> Diyarbakır Temsilcisi Çınar Ayser Çınar’ın sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2023-11-22 18.58.31" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/ekran-resmi-2023-11-22-185831.png" style="width: 100%" / width="822" height="628"></p>

<p>KALİTELİ TRANSFERLERLE BAŞARILI BİR KADRO OLUŞTURDUK</p>

<p><em><b>Öncelikle röportaj talebimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Amedspor şu an ligde ‘namağlup’ olan tek takım, bu başarıyı neye borçlusunuz?</b></em></p>

<p>Bu başarıyı yaptığımız transferlere ve taraftarlarımıza borçluyuz. Sezon başında çok verimli bir transfer dönemi geçirdik ve aldığımız çocukların da çoğu çok iyi ve çok kaliteli oyuncular. Süper Lig ve Birinci Lig kalitesinde olan oyuncuları kadromuza kattık. Başarılı bir şekilde devam ediyoruz. &nbsp;</p>

<p>AMEDSPOR’DAN KORKUYORLAR</p>

<p><em><b>En çok deplasman yasağı alan takımsınız, bunun nedeni nedir size?</b></em></p>

<p>2016’dan beri bir deplasman yasağımız var ve bu yasaklar böyle devam ediyor. Çok anlamsız ve gereksiz yasaklar bunlar. Açıkçısını söylemek gerekirse saçma sapan bir durum. Bunun da tek sebebi Amedspor korkusu, başka da bir şey değil.</p>

<p><em><b>Kentin, hatta bölgenin en popüler takımısınız ancak maçlarda mülki idari amirlerini genellikle pek göremiyoruz, neden?</b></em></p>

<p>Amedspor’a karşı resmi kurumların yaklaşımları biraz önyargılı. Biz bu önyargıları kırmaya çalışıyoruz ancak pek başarılı olduğumuz söylenemez çünkü bahsettiğiniz gibi maçlara gelmiyorlar. Düşünün Gençlik Spor Müdürü bile maçlarımıza gelmiyor.</p>

<p><em><b>Peki sizin bu resmi kurumlarla bir temasınız var mı?</b></em></p>

<p>Elbette temasımız var ancak dediğim gibi birtakım önyargılardan dolayı maçlara gelmiyorlar. Bu da onların takdiri diyelim. Demek ki bizi tehlikeli görüyorlar.</p>

<p><img alt="IMG_5153" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5153.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>TÜRKİYE’DEN DESTEK VAR, AVRUPA’DAN YOK</p>

<p><em><b>Yönetime geldiğiniz günden&nbsp; beri Amedspor’a&nbsp;destek çağrılarında bulunuyorsunuz, bu çağrılarınız bir karşılık buldu mu?</b></em></p>

<p>Çağrılarımız karşılık buluyor tabi. Sportif bir başarı da gelince eşimiz dostumuz sağ olsunlar bu anlamda bize destek veriyorlar ve ekonomik olarak katkı sunuyorlar. Ancak bu destek daha çok Türkiye içerisinden geliyor. Avrupa’dan henüz bu anlamda bir destek göremiyoruz.</p>

<p><em><b>Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın size destek olduğunu duydum, onun dışında kentte bulunan STK’lardan herhangi bir destek alıyor musunuz?</b></em></p>

<p>Sadece Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası değil, kentteki bütün STK’lar kulübe destek için ellerinden geleni yapıyor. STK’ların dışında iş insanlarının da ciddi bir katkısı var.</p>

<p><img alt="IMG_5156" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5156.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>AMEDSPOR’A SALDIRILARIN TEK NEDENİ: ÖNYARGI!</p>

<p><em><b>Amedspor oyuncuları da taraftarları da deplasmanda sık sık sözlü ve fiziksel saldırılara maruz kalıyor, bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?</b></em></p>

<p>Bu saldırıların tek nedeni ve başlıca sebebi önyargıdır. Amedspor’a ciddi anlamda önyargılı bir yaklaşım söz konusu. Bu yıl bu tür şiddet olayları geçen dönemlere kıyasla biraz azaldı diyebiliriz.</p>

<p>POLİTİK VEYA SİYASİ BİR TARAFIMIZ YOK</p>

<p><strong><i>Hem Türkiye’de hem de dünyada çok fazla Amedspor taraftarı var.&nbsp;Bölgedeki takımlar arasında politik bir noktada konumlanan tek takımsınız diyebiliriz. Amedspor’un bu kadar politik bir noktada durmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</i></strong></p>

<p>Amedspor’un politik veya siyasi bir tarafı yok. Amedspor sadece bütün Kürtlerin desteklediği bir takımdır. Siyasetle hiçbir şekilde alakası ve bağlantısı yok. Biz bir futbol kulübüyüz. Tabanını destekleyenin yüzde 98’inin Kürtler’den oluştuğu bir takımız sadece.</p>

<p><img alt="IMG_5159" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5159.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><strong><i>Amedspor futbolcuları da tarafları da genellikle maç öncesi çeşitli tehditlere maruz kalıyor. Sizi de doğrudan hedef gösterip tehdit eden hesaplar veya şahıslar var mı?</i></strong></p>

<p>Hayır olmadı. Bu anlamla henüz bir tehdit almadım.</p>

<p><em><b>Diyarbekirspor ve Diyarbakırspor geçmiş dönemde özel bir maç için Amedspor’a çarı yapmıştı ancak bu çağrı karşılık bulmamıştı. Önümüzdeki dönemde bu çağrıya bir karşılık gelir mi?</b></em></p>

<p>Olabilir tabi ki...Biz şehrin diğer takımlarıyla özel bir maç yapmaya her zaman hazırız.</p>

<p><em><b>Amedspor’a dair haberler ulusal basında neredeyse hiç yer almıyor. Takımı yerel basından takip ediyoruz diyebilirim. Ulusal basının size karşı uyguladığı bu ambargonun sebebi ne sizce?</b></em></p>

<p>Taraftar yasağı niye uygulanıyorsa ve hangi mantıkla yapılıyorsa, ulusal basında bizimle ilgili haberlerin çıkmaması da yine aynı merkez tarafından yönetiliyor. Aynı mantalite ve aynı yönetim tarafından alınan kararlar diye düşünüyorum.</p>

<p><img alt="ewrt" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/ewrt.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>TARAFTARIN TRİBÜNDE DAHA FAZLA YER ALMASINI İSTİYORUZ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em><b>‘’Futbol asla sadece futbol değildir’’ sözüne katılıyor musunuz?</b></em></p>

<p>Kesinlikle katılıyorum. Futbol hayattır. Futbol yaşamdır. Futbol uyuşturucudan ve benzeri bağımlılıklardan uzak durmaktır. Futbol zihnin de, bedenin de rahatlamasıdır. Kısacası futbol her şeydir. Bu yüzden de bu spora sahip çıkmamız ve yaşatmamız lazım. Unutmayın ki; bir toplumun ilerlemesi için spor, sanat ve kültür şarttır.</p>

<p><em><b>Son olarak buradan taraftarlarınıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?</b></em></p>

<p>Taraftarın tribünde daha fazla yer almasını istiyoruz. Bu konuda bize yeteri kadar zaman ayırmıyorlar, tribündeki yerlerini alsınlar lütfen…</p>

<p><img alt="IMG_5148" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5148.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>KADIN VE ÇOCUK TARAFTARLAR OLMAZSA OLMAZIMIZDIR</p>

<p><em><b>Geçtiğimiz gün kadın taraftarlara da ‘tribüne gelin’ çağrısı yapmıştınız, nasıl bir karşılık aldınız?</b></em></p>

<p>Sağ olsunlar kadın taraftarlarımız çağrımıza kulak verip tribünlere akın etti. Kadın ve çocuk taraftar kulüp olarak çok çok önemsediğimiz bir konu çünkü tribünün hem canlanması, hem küfürden uzaklaşması, hem de kültürel anlamda tribünün renklenmesi için onlara çok ihtiyacımız var. Bu anlamda kadın ve çocuk taraftarlar olmazsa olmazımızdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/amedspor-baskani-biz-politik-bir-takim-degiliz</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Nov 2023 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/11/kapak-8.JPG" type="image/jpeg" length="15923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GGC Başkanı Bozarslan: Ruhban sınıfı yaratılmasına izin vermeyeceğiz]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/ggc-baskani-bozarslan-ruhban-sinifi-yaratilmasina-izin-vermeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/ggc-baskani-bozarslan-ruhban-sinifi-yaratilmasina-izin-vermeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin yeni Başkanı Felat Bozarslan, şeffaf bir yönetim modelini benimsediklerini ve cemiyet üyeleri için çok sayıda projeyi hayata geçireceklerini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser Çınar / Özel Röportaj</strong>&nbsp;</p>

<p>50 yıllık geçmişiyle bölgedeki en önemli sivil toplum kuruluşlarından birisi olan Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) geçtiğimiz gün olağanüstü kongreyle seçime gitme kararı aldı. Seçimde aday olan Felat Bozarslan, oy çokluğuyla yeni Başkan seçildi.</p>

<p>Kongre sürecini değerlendiren Başkan Bozarslan, ‘’Üyelerimizin haksız bir şekilde cemiyetten atılması ve cemiyet ile aidiyetlerinin kopması üzerine bu yola girme kararı aldım’’ dedi.</p>

<p>GGC Başkanı Felat Bozarslan, seçim sürecini, bölgedeki gazetecilerin durumunu ve yaşam koşullarını Yeni Journal Diyarbakır Temsilcisi Çınar Ayser Çınar’a anlattı.</p>

<p><img alt="IMG_5135" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5135.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>ORTADA BİR HAKSIZLIK VARDI VE BİZ BUNA KARŞI ÇIKTIK</p>

<p><strong>Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde yıllar sonra ilk kez olağanüstü genel kurul toplandı ve seçime gittiniz. Seçim günü sizi dinleyenler arasındaydım, oldukça sert bir konuşma yaptınız. Seçileceğinizi düşünüyor muydunuz ve seçim sonrası nasıl tepkiler aldınız?</strong></p>

<p>Evet, seçileceğimi düşünüyordum çünkü bunun işaretlerini sahada görmüştüm. Ben diğer arkadaşlarımızın yaptıklarından farklı olarak bütün üyelerimizle neredeyse tek tek görüştüm. Toplamda 321 üyemiz vardı ve bunun yaklaşık 120’si yeni üye yapılmıştı. Ben bu üyelerimizin 300 yakınıyla gerek yüz yüze gerek telefon üzerinden birebir görüştüm. Bu süreçte 8-9 şehir gezdim. Ankara’dan tutun Şırnak’a kadar üyelerimizin bulunduğu illeri tek tek ziyaret ettim. Görüştüğüm arkadaşlara da şunu söyledim; buraya sizden oy istemeye gelmedim, lütfen gelin demokratik hakkınızı kullanarak oy verin dedim. Ziyaretlerim sırasında şunu fark ettim ki mevcut yönetimin neredeyse bu arkadaşlarla hiç teması olmamış. Bırakın ziyaret etmeyi, birçoğunu yıllardır kimse arayıp sormamış bile. Tabi bu durumu fark edince de ister istemez seçime dair umutlarımız arttı. Ziyaretlerim sırasında da üyelerimizin tek tek önerilerini ve şikayetlerini dinledim. Örneğin gittiğim bir şehirde bir meslektaşımız bana, ‘’Mevcut başkan bizi ziyaret etmeyi bırak, kongreye bile davet etmedi’’ dedi. Üyelerimizin haksız bir şekilde cemiyetten atılması ve cemiyet ile aidiyetlerinin kopmasına şahit olduk. Bu haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı çıktığımız için de imza toplayıp olağanüstü kongreye gitme kararı aldık. Bu durum kongredeki konuşmama da yansımış oldu. Kongrede çok olumlu tepkiler aldık ve üyelerimiz bu durumu sandığa da yansıttı. 120’ye 123 oy farkıyla seçimi kazandık. Orada da şöyle bir gerçek var; seçimden önce yaklaşık 120 civarında yeni üye vardı, buna rağmen seçimi kazandık ve bu bizim için bir başarıydı. Nihayetinde kazanan gazeteciler oldu, kazanan cemiyetimiz oldu, kazanan hepimiz oldu. Buradan da bana oy verip destek olan tüm meslektaşlarıma teşekkürlerimi iletiyorum. Seçim sürecinde de söz verdiğimiz gibi tamamen şeffaf, çoğulcu, kolektif bir yönetim anlayışıyla hareket edeceğiz. Çalışmalarımıza hız kesmeden başladık. Aralık ayının ilk çarşambası cemiyette bir üye buluşması gerçekleştireceğiz. Hepimiz bir araya gelip, arkadaşlarımızın şikâyet ve önerilerini dinleyeceğiz. Hep birlikte yönetebileceğiz bir cemiyet formülü üzerinde çalışacağız.&nbsp;</p>

<p><img alt="IMG_5134" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5134.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>SANSÜR DIŞINDA BİR DE OTO SASÜRLE KARŞI KARŞIYAYIZ</p>

<p><strong>Güneydoğu'da yıllardır zor şartlar altında görev yapan gazetecilerin hem iş hem de yaşam standartlarını yükseltmek için bir çalışma planınız var mı?</strong></p>

<p>Elbette çalışma planımız var, bunlardan en önemlisi de basın ve ifade özgürlüğü alanında olacak. Gazeteciliğin üzerinde sansürün dışında bir de oto sansür gibi bir gerçek var. Bu oto sansür gerçeğini de maalesef biz kendi kendimize uyguluyoruz. Biz gazeteciliği sadece maddi boyutuna bakmıyoruz, bir bütün olarak ele alıyoruz. Meslek ilkelerinden tutun, etik ahlaka kadar… Gazetecilik biraz da serbest yapılan bir meslek olduğu için bizim Baro gibi ya da Tabipler Odası gibi bir pozisyonumuz yok. Gazetecilerin yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik elimizde sınırlı imkanlar var. Bu imkanlar çerçevesinde biz elimizden geleni yapmaya gayret göstereceğiz.</p>

<p>GEÇİM SIKINTISI EN AĞIR YÜKÜMÜZ&nbsp;</p>

<p><strong>Uzun yıllardır bölgede görev yapan ve bölgeyi en iyi bilen gazetecilerden birisiniz. Ülkede genel anlamda bu işi yapmak zorken bölgedeki gazeteciler çok da riskli bir alanda çalışmak zorunda kalıyor. Bize bölgede yaşadığınız zorluklar biraz bahsedebilir misiniz?</strong></p>

<p>Evet bölgedeki gazeteciler maalesef çok zor şartlar altında görev yapıyor, bunu hepimiz biliyoruz. İş yükü çok ağır ve yaptığımız işin karşılığında aldığımız ücretler çok çok düşük rakamlar. Tabiri caizse devede kulak diyebileceğimiz gülünç rakamlar. Bu durum sadece bölgede değil, Türkiye genelinde de maalesef öyle. Bölgede yaşananları aktaran gazetecilerin çoğu görünmez ve genellikle hakları ihlal edilir. Bugün üniversitelerde binlerce kardeşimiz bu mesleği yapmanın hayaliyle okuyor ancak sahada karşılaştıkları gerçekler büyük bir hayal kırıklığına yaratıyor. Ulusal basında da şöyle bir yanılgı var; Diyarbakır ve bölge illerde gazeteciler için yaşama şartlarının daha uygun olduğunu düşünüyorlar oysaki durum hiç de öyle değil. Bugün Diyarbakır’daki kira fiyatlarıyla İstanbul’daki kira fiyatları neredeyse aynı ve gazeteciler çok ciddi geçim sıkıntısı çekiyorlar. Bu konuda yerel medyayı da işin içine katmak durumdayız çünkü yerel medyanın gelir kaynakları her geçen gün tükeniyor. Bu konuda yerel medyaya destek sağlamak amacıyla reklam ve ilan gibi projelerimiz olacak. Bunu hayata geçirmek için bir komisyon kuruyoruz. Komisyon kurulduğunda ‘’Yerel Medyaya Sahip Çık’’ adı altında bir kampanya başlatacağız. Gazetecilerin yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik birtakım çalışmalarımız olacak. Örneğin hastanelerde üyelerimize indirim, kadın meslektaşlarımızın yayın ve röportaj öncesi saç ve bakım konusunda yararlanabilecekleri bir indirimler, okuldan tutun da kreşlere kadar üyelerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda indirimli faydalanabileceği adımlar atacağız.</p>

<p><img alt="IMG_5130" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5130.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GGC MEDYA AKADEMİSİ AÇILIYOR</p>

<p><strong>Geçim sıkıntısından bahsetmişken bölgede çok sayıda işsiz meslektaşımız var, cemiyetin bu konuda herhangi bir çalışması olacak mı?</strong></p>

<p>Bu konuda Avrupa Birliği’ne başvuracağımız iki tane önemli projemiz var. Hazırlıklarımız devam ediyor. Büyük ihtimalle Ocak ayı gibi başvuru sürecini tamamlayacağız. Birincisi GGC Medya Akademisi. Okullarda eğitim alan, hali hazırda bu işi yapıp da kendini yeterli görmeyen arkadaşlarımıza burada eğitim vereceğiz. Medya Akademisi’nin ikinci bir ayağı var; kendi bünyemizde işsiz gazetecilerin istihdam edebileceği bir haber sitesi kurmak. Hali hazırda bir sitemiz ancak aktif değil, onu aktif hale getireceğiz ve işsiz gazetecilerin haberlerini burada yayınlayacağız. Tabi ki bu arkadaşlarımız emeklerinin karşılığı olarak yaptıkları haber üzerinden telif alacaklar. Şunu belirtmem de fayda var; yönetim kurulu ve yönetimde yer alan arkadaşlarımız bu durumdan yararlanamayacaklar. Bir de bir sosyal yardım fonu kuruyoruz. İhtiyaç sahibi arkadaşlarımızın faydalanabileceği bir fon olacak bu.&nbsp; Ölümlerde, taziyelerde, düğünlerde ve ihtiyaç duyulan durumlarda arkadaşlarımıza yardımda bulunacağız. Kongrede de söylediğim gibi bu yardım fonuna ilk ve en büyük bağışı da ben yapacağım.</p>

<p>GGC, DARBE DÖNEMLERİNDE BİLE DİK DURUŞ SERGİLEYEN BİR KURULUŞTU</p>

<p><strong>Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, bölgenin en önemli sivil toplum kuruluşundan biri… Sizden önceki yönetimlerin sahada çalışan gazetecilerin hak, hukuk ve çalışma şartlarını iyileştirme konusunda yeterli bir çalışma yaptığını düşünüyor musunuz?</strong></p>

<p>Bölgenin en önemli sivil toplum kuruluşlarından biriyiz hatta bir zamanlar en önemlisiydik diyebilirim. Barolardan ve diğer meslek örgütlerinden daha önemli bir pozisyondaydık. Gazeteciliğin uğradığı dejenerasyon maalesef bizim mesleğin de belli bir noktada duraklamasına ve gerilemesine neden oldu. Kısacası kongrede de şikâyet ettiğimiz noktaya geldik. Peki bunu nasıl aşabiliriz? Bunu aşmamızın en önemli yolu mesleğimizin prestijini koruyarak, yeniden daha itibarlı bir hale getirmek. Burada 50 yıllık geçmişe sahip bir cemiyetten söz ediyoruz. Darbe döneminde, OHAL döneminde duruşundan taviz vermeyen dik durmayı bilen bir cemiyetten bahsediyoruz. Cemiyetimizin kurucularından biri Talat Polat’tı ve Polat’ın başkanlık yaptığı dönemi hala meslek büyüklerimiz en iyi dönemlerden biri olarak anlatır. Esas amacımız da cemiyeti o günkü itibarlı haline getirmek. O zaman gazetecilerin uğradığı haksızlığa ve hukuksuzluğa daha gür bir ses çıkarabiliriz.</p>

<p><img alt="IMG_5132" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5132.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>DİYARBAKIR BAROSU İLE PROTOKOL İMZALAYACAĞIZ</p>

<p><strong>Cemiyet Başkanı olarak gazetecilerin uğradığı haksızlıklara karşı nasıl bir tutum sergileyeceksiniz?</strong></p>

<p>Birçok arkadaşımız hukuksal olarak karşılaştığı haksızlık karşısında ne yazık ki çaresiz kalıyor. Bir saldırıya uğradığında veyahut çalıştığı kuruma karşı açtığı davalarda yetersiz kalıyor. Biz bununla ilgili Diyarbakır Barosu ile bir protokol imzalamayı düşünüyoruz. Bu konu henüz netlik kazanmış değil ancak bir hak örgütü olan Diyarbakır Barosu’nun da bu konuda bize yaklaşımı pozitif olacaktır diye düşünüyorum.</p>

<p>TOKİ İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLADIK</p>

<p><strong>Bölgede görev yapan gazetecilerin en büyük talebi bir ‘’Basın Sitesi’’ kavuşmak. Sizden önceki yönetimler bu konuda çeşitli adımlar atsa da bir nihayete eremedi. Sizin bu konuda bir çalışmanız olacak mı?</strong></p>

<p>Geçmiş dönemde bulunla ilgili bazı çalışmalar yapıldı ancak gerek bürokratik engeller gerekse ilgisizlik nedeniyle bu çalışmalar tamamlanamadı ve proje olarak kaldı. Kongrede de bu konunun vahametini görmüş olduk. Bizden önceki yönetim bu konuyla ilgili ‘’görüştük ama olmadı’’ diyordu biz de ama’lar olmayacak. Biz birçok konuda olduğu gibi bu konuda da netlik üzerinden gideceğiz. Üyelerimize boş vaatlerde bulunmayacağız. Kongrede de belirttiğim gibi, biz askeri bir kuruluş değiliz, biz emniyet değiliz, biz istihbarat teşkilatı değiliz, biz gazeteciyiz ve her şeyimiz şeffaf olacak. Sansüre, oto sansüre en çok karşı çıkan meslek grubuyuz. TOKİ konusunda da arka planda bugüne kadar ne olup bittiğini bilmiyoruz. Biz bu konuda harekete geçtik ve Ankara’daki yetkili mercilerden randevumuzu aldık. Gidip en tepedeki isimlerle, bu işin muhatabı kimse onlarla görüşeceğiz. Bize TOKİ’den böyle bir imkan verilirse güzel olur, verilmez ise de biz kendi kendimize kooperatifleşerek yapabileceğiz bir model de var önümüzde. Masada öyle bir seçeneğimiz de var. Birçok arkadaşımızın acil konut ihtiyacı var. Diyarbakır’da15 bin liranın altında neredeyse kiralık daire yok ve hiçbir arkadaşımızın bunu ödeyecek durumu yok. Pembe söylemler kurmaya gerek yok çünkü hiçbirimiz burada 15 bin kira verecek güce sahip değiliz. Önümüzdeki hafta il temsilcilerimizi atayacağız. Ankara’daki temsilcimiz aracılığıyla da ilgili kurumlarla birtakım görüşmeler gerçekleştireceğiz. En kısa zamanda da arkadaşlarımıza bu konuda net ve somut bir müjde vermek istiyoruz.</p>

<p><img alt="IMG_5128" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5128.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>CEMİYET TARİHİNDE BİR İLKE İMZA ATTIK</p>

<p><strong>Son olarak kişisel bir sorum olacak; bölgede çalışan kadın gazeteci sayısının çok az olduğunu fark ettim. Bunun nedeni nedir sizce?</strong></p>

<p>Bunun en büyük nedeni biziz. İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır derler. Yıllarca bu bölgede erkek gazeteciler olarak şöyle bir anlayışı hâkim kıldık; bu zor bir iş ve kadın yapamaz. Kadın çatışmada haber yapamaz, kadın savaş cephesine gidemez dedik. Oysaki sizinle cephe arkadaşıyız. Cephede birlikte çalışmışlığımız var. Kadın her şeyi yapar, hatta en iyi biçimde yapar. 50 yıllık cemiyetin yönetiminde sayılı kadın arkadaş vardı. Biz bir ilke imza atıp, iki kadın arkadaşımızı yönetime aldık. Birini genel sekreter yaptık, birini de sosyal işlerden sorumlu yönetim kurulu üyesi. Aslında niyetimiz cemiyette 4 kadın 4 erkek yöneticinin olmasıydı ancak arkadaşlarımızın iş yoğunlukları nedeniyle bunu gerçekleştiremedik. Bu konuda da özeleştiri veriyorum çünkü bu düzeni biraz da biz yarattık. Savaştan spora bu işi yapan kadın gazeteciler çoğu zaman erkek gazetecilerden çok daha iyi işler yapıyor. Buradan da bölgede yaşayan tüm kadın gazeteci arkadaşlarımızdan destek istiyorum. Gelin yönetime katılın, gelin bizi yönetin, eleştirin çünkü bizim göremediğimizi bazen sizler çok daha iyi görebiliyorsunuz. Erkeklerin yarattığı bu sonucu hep beraber ortadan kaldıralım. Neden kadın bir cemiyet başkanımız olmasın? Eminim ki bizden çok daha iyi yönetecektir.</p>

<p><img alt="WhatsApp Image 2023-11-21 at 20.30.12" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/11/whatsapp-image-2023-11-21-at-203012.jpeg" style="width: 100%" / width="1600" height="1066"></p>

<p><strong>Bu samimi özeleştiri için kadın meslektaşlarım adına teşekkür ediyorum. Benim soracaklarım bu kadar, sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>

<p>Kendimizi ifade edebildiğimiz bu güzel söyleşi için ben teşekkür ederim. Mesleğimiz gerçekten de büyük bir cendereden geçiyor. Meslektaşlarım zor şartlar altında yaşıyor. Biz meslek ilkeleri, etik ilkelerimiz, ifade özgürlüğü ve meslektaşlarımızın yaşam standartlarını daha iyi seviyeye taşımak için elimizden geleni yapacağız. Kongreye gelip de oy kullanan bütün arkadaşlarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Seçim geride kaldı, bu saatten sonra bütün arkadaşlarımızla eşit seviyedeyiz. İlk gün de söylediğim gibi, cemiyet başkanının bir üyeden farklı statüsü olmayacak. Biz burada bir ruhban sınıfı yaratılmasına izin vermeyeceğiz. Herkes eşit haklara ve eşit imkanlara sahip olacak. Biz böyle bir yönetim modelini benimsiyoruz ve bu cemiyeti de böyle yöneteceğiz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/ggc-baskani-bozarslan-ruhban-sinifi-yaratilmasina-izin-vermeyecegiz</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Nov 2023 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/11/img-5105.JPG" type="image/jpeg" length="60320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HDP kendi çizgisini kaybetti!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/hdp-kendi-cizgisini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/hdp-kendi-cizgisini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel seçimlerde Yeşil Sol Parti'nin (YSP) Diyarbakır Milletvekili aday listesinde 9’uncu sıradan aday gösterilen ancak seçilemeyen Diyarbakır Barosu eski Başkanı Mehmet Emin Aktar, ''Kimseye bir kırgınlığım yok. Nahoş bir durum tabi, beklediğim bir şey değildi'' dedi. HDP’nin seçimdeki oy kaybını da değerlendiren Aktar, ''HDP kendi çizgisini kaybetti. HDP 3’üncü bir yoldu ve yolunu kaybetti'' ifadesini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser Çınar’ın Özel Röportajı&nbsp;/</strong> Diyarbakır Barosu eski Başkanı Mehmet Emin Aktar’ın&nbsp;14 Mayıs 2023 seçimlerinde Yeşil Sol Parti’nin Diyarbakır Milletvekili aday listesinde 9'uncu sıradan aday gösterilmesine, kentin bütün dinamikleri tarafından tepki yağmıştı. Bu karardan dolayı&nbsp;parti yönetimi adeta yerden yere vurulmuştu. Seçim sürecinde suskun kalan Aktar, sessizliğini <strong>Yeni Journal</strong>’a bozdu.</p>

<p>Diyarbakır’da bir dönem Baro Başkanlığı yapan ve Yeşil Sol Parti'den (YSP) 14 Mayıs 2023 seçimlerinde Diyarbakır Milletvekili adayı olan hukukçu ve insan hakları savunucusu Mehmet Emin Aktar, Diyarbakır Temsilcimiz Çınar Ayser Çınar’ın sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="IMG_4876" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/09/img-4876.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>Mehmet Emin Aktar, Yeşil Sol Parti’nin Diyarbakır Milletvekili aday listesinde 9'uncu&nbsp;sıraya konulmasına kırgınlığının olup olmadığı sorularına ise ilk kez yanıt verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mehmet Emin Aktar, siyasete giriş sürecini, listedeki yerini, alınan oy sonuçlarını ve başlayacak olan yeni anayasa çalışmaları hakkında da çarpıcı ve önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p><img alt="IMG_4856" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/09/img-4856.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>İlk olarak Milletvekili adaylık sürecinin nasıl geliştiğini anlatan Aktar, teklifin YSP’den geldiğini belirterek, ''Parti yönetiminden aradılar ve bana böyle bir teklifle geldiler. Beni parlamentoda görmek istediklerini ifade ettiler. Ben de bu teklife olumlu yanıt verdim ve süreç böyle başladı''&nbsp;dedi.</p>

<p>''Toplumdaki görünürlük ve bilinirlik açısından daha çok kente ait birisiydim''&nbsp;diyen Aktar, ''Teklifin gelme nedeni de buydu zaten. Açıkçası bana baştan 9’uncu sıradan sana yer vereceğiz denilseydi teklifi kabul eder miydim bilmiyorum. Bana ilk 3’üncü sırada olduğuma dair bilgi ulaşmıştı'' diye konuştu.</p>

<p><img alt="IMG_4859" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/09/img-4859.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><b>İşte Av. Mehmet Emin Aktar ile yaptığımız söyleşi;</b></p>

<p><b>-Yıllardır tanışırız, önceliğiniz her zaman insan hakları ve bunun hukuki mücadelesiydi. Siyasete girmeye nasıl karar verdiniz? Sizi kim ikna etti? </b></p>

<p><b>-Aktar: </b>Bunun bir genel, bir de özel bir sebebi var; zaten çok siyasetin uzağında değildim. Zaman zaman teklifler alıyordum ama avukat olarak kalmayı ve hak savunucu olmayı tercih ediyordum. Böylelikle herkese hitap edebiliyor ve herkesin yanında durabiliyordum. O açıdan bakılınca bir partiye, bir çizgiye mensup olmak veya öyle görünmek çok da tercih ettiğim bir durum değildi. İçinde bulunduğum özel bir durum vardı ve birlikte çalıştığım arkadaşlarım beni ikna etti diyebilirim. Parti yönetiminden aradılar ve bana böyle bir teklifle geldiler. Beni parlamentoda görmek istediklerini söylediler. Ben de bu teklife olumlu yanıt verdim ve süreç böyle başladı.</p>

<p><b>-Yeşil Sol Parti sizi Diyarbakır’da 9’uncu sıradan aday gösterdi ve aday listesi açıklanır açıklanmaz bu duruma tepki yağdı. Parti yönetiminin size ‘haksızlık’ yaptığı çokça yazıldı çizildi. Siz seçim zamanı da, seçimden sonra da bu konuda hiç konuşmadınız, yorum yapmadınız. Merak ettiğim şu; parti yönetimine bu konuda kırgın mısınız? </b></p>

<p><b>-Aktar:</b> Aslında kimseye bir kırgınlığım yok. Nahoş bir durum tabi, beklediğim bir şey değildi. Toplumdaki görünürlük ve bilinirlik açısından daha çok kente ait birisiydim. Teklifin gelme nedeni de buydu zaten. Açıkçası bana baştan 9’uncu sıradan sana yer vereceğiz denilseydi teklifi kabul eder miydim bilmiyorum. Bana ilk 3’üncü sırada olduğuma dair bilgi ulaşmıştı. Ancak listeler açıklandığında 9’uncu sırada olduğumu öğrendim ve o saatten sonra da geri çekilmek doğru olmazdı. Kırgınlık meselesine gelince siyaset böyle bir şey zaten. Bu yüzden serzenişte bulunmaya hakkım yok. Ama özel olarak ne oldu, ne bitti derseniz şunu söyleyebilirim; seçim gününden beri hiç kimseyle konuşmadım. Şimdi de bu konuda yorum yapmayacağım. Eğer bir gün ‘biz nerede hata yaptık, şu aday yaptığımız isimleri çağırıp bir dinleyelim’ derlerse ben işte o gün orada söyleyeceklerimi söylerim. Elbet o gün de gelecek. Seçimden sonra birçok il ve ilçede toplantılar, konferanslar yapıldı, onların hiç birine davet edilmedim. Hiç kimse gelip de ‘yahu arkadaş biz acaba nerede hata yaptık, ne için kaybettik’ sorusunu sormadı. Eğer bir gün bir toplantı yapılırsa ve davet edilirsem, orada siyaseten neden kaybettiklerini, toplumda yönetimin inandırıcılığını neden yitirdiğini anlatırım.</p>

<p><img alt="IMG_4860" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/09/img-4860.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><b>-Aslında tam da bunu soracaktım; sizce parti neden kaybetti? Oy oranındaki bu düşüşün sebebi neydi? </b></p>

<p><b>-Aktar: </b>Nedeni açıkça şu; HDP kendi çizgisini kaybetti. HDP 3’üncü bir yoldu ve yolunu kaybetti. HDP’ye önemli yöneticilerinin de etkisiyle CHP’ye yaklaşmak kaybettirdi. Kürtler eskiden beri seküler bir toplum ancak siyasette sekülerizmi savunan Kürtler, Kemalistleri hep kendine daha yakın gördü. Yaşayış tarzından dolayı kendilerine yakın gördüler oysa yaşayış tarzından çok zihin dünyasına ihtiyaç duyuyoruz. Son günlerdeki tartışmalardan da bunu net bir şekilde görüyoruz. CHP’nin Kürt meselesinde ne kadar gerilediğini son zamanlarda yaptıkları açıklamalarla bir kez daha görmüş olduk. Bu açıdan bakıldığında Kürt siyasetinin bir devlet dersine ihtiyacı var. Devlet Kürde nasıl bakıyor, Kürdün siyaset yapmaktaki amacı, hedefi nedir? Bunların gözden geçirilmesi lazım. Hem Kürtler hem de Türkler tarafından sevilen ve benimsenen Selahattin Demirtaş gibi çok önemli bir liderin olmayışı da ciddi eksiklikti. Bir diğer neden de şu; söz konusu ittifak sizi tanımıyor ancak siz gidip onun&nbsp;cumhurbaşkanı adayını destekliyorsunuz. Bu çok büyük bir hataydı.</p>

<p><b>- HDP’nin yerel seçimde söz konusu ‘hataları’ görüp, buna göre bir tutum sergileyeceğini düşünüyor musunuz? </b></p>

<p><b>-Aktar: </b>Onu bilemem tabi, ne yapacaklarına bağlı. Şu anda çok yaygın ve çok tehlikeli bir biçimde şunlar tartışılıyor; yerel yönetimlere kayyum tayinini seçilen adayların niteliğine bağlıyorlar. Bu çok yanlış bir görüş. Gözlemlediğim şu; HDP’nin seçime giderken devletin itiraz etmeyeceği adayları göstermesi konuşuluyor. O halde siyaset yapmanın bir anlamı yok. Seçime girmezsiniz, iktidar partisi seçilir, belediye başkanını seçer, kenti o yönetir. Problem şu; Kürtler adına siyaset yapanlar mevcut egemenlik sistemine itiraz ediyor. Bu egemenlik sisteminin kendi rızalarına rağmen sürdürüldüğünü ve yönetimden yararlanmadıklarını söylüyorlar. Yerel yönetimler düzeyinde bile devlet Kürtlerin bu egemenliği kullanmasına karşı çıkıyor. Bu konuda bir uzlaşma, bir yol alınmadığı sürece kimi seçerseniz seçin kayyum uygulaması devam edecek. Bu konuda çarpıcı bir örnek vermek istiyorum; Ergani Belediye Başkanı Ahmet Kaya beraat kararı almasına rağmen görevine başlatılmıyor. Bu bir devlet politikasıdır. Bu devlet politikasına ilişkin siz siyasi bir duruş göstermezseniz, örneğin Gültan Kışanak tutuklandığında siz arkasında durmazsanız o desteği kaybedersiniz ve devlete de, iktidara da bu kayyum uygulamasını daha da sürdürme olanağı sağlarsınız. Eğer bu şekilde devam edilecekse oy kaybının telafi edilmeyeceğini düşünüyorum. Ama liyakate uygun, Kürtler adına siyaset yapan ve toplum açısından da bir değer ifade eden adaylar belirlenirse oy kaybı bir şekilde telafi edilebilir.</p>

<p><img alt="IMG_4869" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/09/img-4869.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><b>- Peki sizi yeniden siyaset sahnesinde görebilecek miyiz yoksa bu macera burada bitti mi diyorsunuz?</b></p>

<p><b>-Aktar:</b> Hayat bu hiç belli olmaz. Yıllarca siyasetin uzağında durmaya çalışırken bir an da kendimi siyasetin içinde buldum. Hayatın bize ne göstereceğini bilemeyiz ama şu anda bulunduğum yerden memnunum…</p>

<p><img alt="IMG_4862" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/09/img-4862.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><b>Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun bir süredir gündeminde yeni anayasa var. Bu konuda adım atmakta oldukça kararlı görünüyor. Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var mı sizce? </b></p>

<p><b>-Aktar: </b>Türkiye’ye yeni bir anayasa şart ancak bu koşullarda yeni bir anayasa yapma şansı yok. Türkiye’de 2017’de kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı. Yasama ve yargı faaliyetini yürüten kesim, yürütmenin birer görev alanına dönüştü. Parlamento şu anda iktidarın bir görev alanı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yasa çıkarmaya bile ihtiyaç duymayabilir. Bu koşullarda nasıl özgürlükçü bir anayasadan bahsedebiliriz ki? Bu açıdan Erdoğan’ın söylediği ve hayal ettiği şey kendi rejimini, kendi iktidarını kalıcı kılmaksa bu topluma yeni bir şey getirmeyecek. Ama diğer taraftan tabi ki bu toplum açısından herkesin üzerinde uzlaştığı bir anayasaya ihtiyaç var.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/hdp-kendi-cizgisini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Sep 2023 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/09/kapaaaak.JPG" type="image/jpeg" length="34602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşar Kemal’i manevi oğlu Güneştekin anlattı: ''En büyük savaşını en iyi bildiği dilde verdi'']]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/yasar-kemali-manevi-oglu-gunestekin-anlatti-en-buyuk-savasini-en-iyi-bildigi-dilde-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/yasar-kemali-manevi-oglu-gunestekin-anlatti-en-buyuk-savasini-en-iyi-bildigi-dilde-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edebiyatın büyük ustası Yaşar Kemal'in manevi oğlu Ahmet Güneştekin, ''Yaşar Kemal en büyük savaşını en iyi bildiği dilde verdi. Eserlerinde başka hiçbir dilde karşılanamayacak kadar zengin bir lirizm yarattı. Karacaoğlan da onun ustasıdır, Cervantes de, Tolstoy da'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser Çınar / ÖZEL RÖPORTAJ –</strong> Önümüzdeki yıllarda usta isim Yaşar Kemal’e dair bir ''Hafıza Odası''&nbsp;yapacağını söyleyen Ressam Ahmet Güneştekin, ''Bir Yaşar Kemal evreni yaratmak istiyorum. Edebi evreninin renklerinden, seslerinden, nesnelerinden ve karakterlerinden tüm evrenini tek bir oda içinde yeniden inşa etmek istiyorum. Umarım yakın zamanda onun hafızasını yeniden inşa ettiğim bu mekânı ziyaret edebiliriz''&nbsp;ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mimar Emre Arolat’ın tasarımını yaptığı ''Güneştekin Art Refinery Batman'' büyük bir başarı göstererek Dünya Mimari Festivali'nde ''Gelecek Kültür''&nbsp;başlığı altında finale kaldı. Ancak Batman Valiliği'nin söz konusu projeyi görmezden geldiği iddia edildi.</p>

<p>Konuya ilişkin konuşan Ahmet Güneştekin, ''Bölge için bir kültür rafinerisi olacak müzenin daha hayata geçmeden tasarım aşamasındaki başarısına rağmen, bu ilgisizliği olağan karşılamakta zorlanıyorum'' dedi.</p>

<p>Modern sanat alanında dünyaca tanınan sanatçılar arasına yer alan Batmanlı Ressam Ahmet Güneştekin, sanata bakışını, çalışmalarını ve ''yaşamımdaki büyük öğreticilerden biridir'' dediği Yaşar Kemal’i <strong>Yeni Journal</strong>’a anlattı.</p>

<p><img alt="776466-716526009" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/08/776466-716526009.jpg" style="width: 100%" / width="1368" height="911"></p>

<p><strong>''BU İLGİSİZLİĞİ OLAĞAN KARŞILAMAKTA ZORLANIYORUM''</strong></p>

<p><strong>Mimar Emre Arolat’ın tasarımını yaptığı ''Güneştekin Art Refinery Batman''&nbsp;Dünya Mimari Festivali’nde finale kaldı. Sosyal medya hesabınızdan Batman Valiliği’nin projeyi görmezden geldiğini ve yer tahsis etmediğini duyurmuştunuz. Bu konuda bir gelişme var mı?</strong></p>

<p><strong>Güneştekin:</strong> Güneştekin Sanat Rafinerisi, Dünya Mimarlık Festivali’nde gelecek projeler kategorisinde kültür alanında finale kalan projeler arasında yer aldı. Refineri, doğal dokuya kusursuz bir şekilde uyum sağlayan bir land art çalışması. Tasarım fikri, Batman’ın ekonomik profilinin bir özelliği olan petrol rafinerilerinin yeniden yorumlanması ve soyutlanması sonucunda ortaya çıkan, yükseltilmiş halkalarla çevrelenmiş dağınık soyut hacimler kullanılarak oluşturuldu. Emre Arolat tarafından tasarlandı. Proje şehirde dönüşümü başlatmayı ve toplumsal değişimi teşvik etmeyi de amaçlıyor. 600.000 m2’lik açık sergi alanı ve 25.500 m2 kapalı sergi alanıyla müzenin nereye kurulacağı halen belli değil. Projenin çalışmalarına 3 yıl önce başladık ve tasarım süreci tamamlandıktan sonra Batman Valiliği’ne sunduk. Proje beğenildi ve müze için alan araştırma süreci başlatıldı ancak süreç ilerlemedi. Bunun bir nedenden dolayı yapıldığını düşünüyorum. Bu proje çok büyük bir proje olduğu için hazineye ait geniş bir alan olması gerekiyordu. Devletin ilgili kurumlarından bu konuya bir ilgi bir ilgi görmedik ama sosyal medyadan büyük destek var. Bölge için bir kültür rafinerisi olacak müzenin, daha hayata geçmeden tasarım aşamasındaki başarısına rağmen, bu ilgisizliği olağan karşılamakta zorlanıyorum.</p>

<p><img alt="WETSRYTUY" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/08/wetsrytuy.webp" style="width: 100%" / width="866" height="494"></p>

<p><strong>''SANATA BASKI, SANSÜR VE MÜDAHALE VAR''</strong></p>

<p><strong>Kürt bir sanatçı olarak Kürtlerin sanata bakışını nasıl yorumluyorsunuz? Sizce Kürtler dertlerini sanatla yeterince anlatabiliyor mu? </strong></p>

<p><strong>Güneştekin: </strong>Sanatın ve üretimlerin sosyolojine bakarken genelleme yapamayız, sanat izleyici için oldukça bireysel bir alandır. Sanatı üretenler açısından baktığımızda da Kürt sanatçıların eserlerinin yurt dışındaki birçok sanat platformunda sergilendiğini görüyoruz. Baskı, sansür ve zorlamalara rağmen ülke içinde de sınırlı da olsa görünürlük söz konusu. Yaşamımızın her alanında hissettiğimiz müdahaleleri sanat dünyasında da hissediyoruz. Son dönemde özellikle güncel sanat alanında sansür yoluyla müdahale mekanizmaları, sanatsal ifadelere ve yayılmasına ilişkin olarak yıldırma, engelleme, hedef gösterme ve yalnızlaştırma amacı güdüyor. Sanatta ifade özgürlüğüne yönelik saldırıları meşrulaştırmak için toplumsal hassasiyet kavramı kullanılıyor. Aynı zamanda burada kimlik ayrımı gözetmeyen bir uygulama görüyorum. Bütün bu tartışmaların merkezinde sanatın ne olduğuna ve ne yapması gerektiğine kimin karar vereceği meselesi var. Pek çok baskı ve müdahaleye maruz kalan <strong>''Hafıza Odası''</strong>&nbsp;ve <strong>''Gavur Mahallesi''</strong> sergilerim bunun en iyi örnekleri.</p>

<p><img alt="ahmet-gunestekin-rR42_cover" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/08/ahmet-gunestekin-rr42-cover.jpg" style="width: 100%" / width="1280" height="720"></p>

<p><strong>''SANAT ÖZÜNDE POLİTİK BİR ALAN''</strong></p>

<p><strong>Türkiye’de ve dünyada sanat siyasallaştı mı? </strong></p>

<p><strong>Güneştekin:</strong> Sanat, politikanın dışında değil. Sanat özünde politik bir alan. &nbsp;Politika sanatın her safhasında, üretiminde, dağıtılmasında ve alımlanışında ve de onun içinde yer alıyor. Burada kavramları doğru anlamlarıyla kullanmak gerekiyor. Sanatın siyasal niteliğiyle iktidarların sanat alanında kültürel güç oluşturamamasından kaynaklanan siyaseti ve buna bağlı baskı araçlarını ayırmak gerekli. Sanatla politika arasındaki ilişkinin genellikle sanatın şu ya da bu şekilde politik meselelerle ilgilenmesinden oluştuğu varsayılır. Ancak, sanatın neyi gösterdiğine değil, nasıl yapıldığına bakarak, sanat politikalarını bir çalışma alanı olarak düşünmek daha ilginç olabilir. Sanatın insanın ve yaşamın sorunlarını yansıtıp önümüze koyma yeteneğinin yanı sıra, sanatın üretim ve sergilenme koşullarına da bakmamız gerekiyor. Bir politika arıyorsak ancak orada bulabiliriz.</p>

<p><img alt="whatsapp-image-2022-11-18-at-12-21-33" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/08/whatsapp-image-2022-11-18-at-12-21-33.jpg" style="width: 100%" / width="1200" height="799"></p>

<p><strong>YAŞAR KEMAL’E DAİR HAFIZA ODASI GELİYOR</strong></p>

<p><strong>Yaşar Kemal'in manevi oğlu olarak biliniyorsunuz. Önümüzdeki yıllarda usta isme dair sanatsal bir çalışmanız olacak mı? </strong></p>

<p><strong>Güneştekin: </strong>Yaşar Kemal yaşamımdaki büyük öğreticilerden biri olarak yerini aldı. Benim için ölümsüz bir insandır. Düşüncelerim ne zaman şekillenip ortaya çıkar bilmiyorum ama bir gün ona ait bir hafıza odası çalışmak istiyorum. Bir Yaşar Kemal evreni yaratmak istiyorum. Edebi evreninin renklerinden, seslerinden, nesnelerinden ve karakterlerinden tüm evrenini tek bir oda içinde yeniden inşa etmek istiyorum. Umarım yakın zamanda onun hafızasını yeniden inşa ettiğim bu mekânı ziyaret edebiliriz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kürt kimliğini hiçbir zaman inkar etmemesine rağmen Yaşar Kemal’in Kürtler tarafından yeterince anlaşılmadığını düşününlerdenim..Siz bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? </strong></p>

<p><strong>Güneştekin:</strong> Yaşar Kemal, Anadolu coğrafyasında Türkçe konuşulan bir dünyaya doğmuş ve sözlü kültürlerin izinden gitmeyi seçmiş. Daha sonra Mezopotamya ve dünya kültürlerine yönelmiş. Beslendiği kaynaklara sevgisini her zaman açıkça ifade ediyordu. Bir arada yaşamaya, &nbsp;dil özgürlüğüne ve kültürlerin biricikliğine inanıyordu. Kürtlerin yaşadığı acı tecrübenin bir demokrasi sorunu olduğunu biliyordu. En büyük savaşını en iyi bildiği dilde verdi. Eserlerinde başka hiçbir dilde karşılanamayacak kadar zengin bir lirizm yaratmıştır. Çocukluğundan başlayarak sözlü geleneğin farklı türlerini öğrenmiş, başta Evdale Zeyniki olmak üzere dengbêjleri dinlemiş. Önce sesi, sonra sözü içselleştirmiş. Karacaoğlan da onun ustasıdır, Cervantes de Tolstoy da. Ölüme, yoksulluğa karşı insanlar mitleriyle, hayalleriyle, umutlarıyla, aşklarıyla yeni bir dünya kurar ve o dünyaya sığınırlar. Benim romanım bu temellere dayanıyor diyordu. Düşüncelerini de her platformda sade ve güçlü bir dille dile getirdi.&nbsp;</p>

<p><img alt="Yaşar Kemal22" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/08/yasar-kemal22.jpg" style="width: 100%" / width="1024" height="691"></p>

<p><strong>''BARIŞ İÇİN ÇOK MÜCEDELE ETTİ''&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Yaşar Kemal bugün hayatta olsaydı Kürtlere dair sizce nasıl bir tutum sergilerdi sizce? </strong></p>

<p><strong>Güneştekin: </strong>Yeni nesiller Yaşar Kemal'in barış için ne kadar mücadele ettiğini, ne kadar acı çektiğini bilmeyebilir. En üretken olduğu dönemlerde dahi Kürt meselesine dair düşüncelerini her platformda dile getirmiştir. Dili yalnızca bir iletişim biçimi olarak değil, aynı zamanda bir halkın kültürel kimliğini şekillendirmenin bir aracı olarak görüyordu. Bu yüzden her zaman barış için mücadele etti. Bu yolda her türlü zorluğa göğüs gerdi. En üretken olduğu dönemde bile mücadelesine devam etti ve düşüncelerini her platformda dile getirdi.&nbsp; Yılgın biri asla değildi. İnatla, bazen özlemle, bazen öfkeyle ve her zaman umutla dile getirdiği demokrasi, insan hakları ve barış adına konuşma ve söyleşilerini bir kitapta toplamıştı: <strong><em>''Bu Bir Çağrıdır;&nbsp;Dünya binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her çiçeğin bir rengi, bir kokusu vardır. İnsanlık, her kültürün üstüne titremelidir. Binlerce kültür çiçeği, birini koparırsak, insanlık bir kokudan, bir renkten yoksun kalır''</em></strong> diyordu. Tek bir çiçek bile eksik olmamalı. Karşıtlıkların bir aradaki uyumu ancak birbirilerinin varlığının güvencesi olabilir. Yalnızca farklılıklar adil bir güç oluşturabilir. Kürt sorununun Türkiye’nin çağdaşlık sorunu, demokrasi sorunu olduğunu düşünüyordu. Yaşasaydı bugün hala insan hakları söylemlerinden yana olurdu.</p>

<p><img alt="603ac094d6e53_Yaar Kemal55" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/08/603ac094d6e53-yaar-kemal55.jpg" style="width: 100%" / width="960" height="540"></p>

<p><strong>''BEN BİR SANATÇIYIM VE HEP ÖYLE KALACAĞIM''</strong></p>

<p><strong>Bir dönem kulislere siyasete gireceğiniz bilgisi yansımıştı, böyle bir düşünceniz var? Herhangi bir partiden bu anlamda teklif aldınız mı? </strong></p>

<p><strong>Güneştekin: </strong>Zaman zaman teklifler aldığımı söylemeliyim ama siyaset alanında çalışmayı hiç düşünmedim. Hepimiz bu dünyada kendimize bir yer açmaya çalışıyoruz. Ben ifade araçlarımı sanatsal faaliyetler aracılığıyla buluyorum.&nbsp; Ben bir sanatçıyım ve hep öyle kalacağım.</p>

<p><img alt="SDTFYGH" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/08/sdtfygh.jpg" style="width: 100%" / width="975" height="650"></p>

<p><strong>''KAYNAKLARIMI KENDİ COĞRAFYAMDAN SEÇİYORUM''</strong></p>

<p><strong>Hayalinizde sergi açmak istediğiniz ve işlemek istediğiniz bir konu var mı? </strong></p>

<p><strong>Güneştekin: </strong>Sergi için birçok konuyu aynı anda düşünüyorum, bu konuları belli bir planlama dahilinde araştırıp çalışıyorum. Serginin oluşması için bir süreç gerekiyor. Kaynaklarımı kendi coğrafyamdan ve insanlarımdan seçiyorum. Bu coğrafyada sesi duyulmayan, yok sayılan ya da kaybolan her insan hikayesi, içerik ve biçim açısından sanatsal üretimlerime etkileyebilir. Hayal ettiğim bir şey olarak değil, bu görmezden gelinen sese eşlik etmem gerektiğini düşündüğüm için.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/yasar-kemali-manevi-oglu-gunestekin-anlatti-en-buyuk-savasini-en-iyi-bildigi-dilde-verdi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Aug 2023 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/08/kapak-6.JPG" type="image/jpeg" length="15414"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vahap Coşkun: CHP’de cin şişeden çıktı ve muhakkak birilerini çarpacak]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/vahap-coskun-chpde-cin-siseden-cikti-ve-muhakkak-birilerini-carpacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/vahap-coskun-chpde-cin-siseden-cikti-ve-muhakkak-birilerini-carpacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, CHP’deki değişim çağrılarına ilişkin, ''Bu talebin bastırılması veya yokmuş gibi davranılmasının imkânı yok. CHP’de cin şişeden çıkmış durumda ve o cin muhakkak birilerini çarpacak'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser Çınar / ÖZEL RÖPORTAJ -</strong>&nbsp;CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu isminin ''yenilgi'' ile özdeş hale geldiğini söyleyen Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, ''Kılıçdaroğlu’na açılan bütün krediler tüketildi, seçmen nezdinde onun siyasi defteri kapatıldı''&nbsp;ifadesini kullandı.</p>

<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ise bu süreçte ‘kaçak dövüştüğünü’ vurgulayan Vahap Coşkun, ''İmamoğlu eğer CHP’de gerçekten bir değişim arzusu taşıyorsa, nasıl bir değişimin peşinde koştuğunu, bu değişimi hangi kadro, ilke ve yapılanmalarla gerçekleştireceğini kamuoyuna duyurması gerekiyor çünkü zaman onun aleyhine akıyor'' dedi.</p>

<p>Gündemden düşmeyen yeni anayasa tartışmalarına da değinen Vahap Coşkun, iktidarın seçime kadar bu meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğini söyledi.</p>

<p>Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, Yeni Journal’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="WhatsApp Image 2023-07-26 at 21.13.40" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/whatsapp-image-2023-07-26-at-211340.jpeg" style="width: 100%" / width="781" height="439"></p>

<p>''ORTADA HAZMEDİLMESİ ZOR BİR BAŞARISIZLIK VAR''</p>

<p><b>Seçim sonrası Türkiye gündeminden bir türlü düşmeyen ve her geçen gün yeni bir tartışmaya zemin açan CHP’deki ’değişim’ tartışmalarını nasıl yorumluyorsunuz? </b></p>

<p>CHP’deki değişim tartışmalarının patlaması sürpriz değil. Çünkü Mayıs 2023 seçimlerine genelde muhalefet, özelde de CHP seçmenlerin büyük bir umut bağlamışlardı ancak CHP sandıklardan başarı ile çıkmadı. Seçmeni de büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Ortada hazmedilmesi zor bir başarısızlık var. Doğal olarak da hem partinin tabanı hem de partinin kimi aktörleri, bu başarısızlığın sebebi olarak gördükleri aktörlerin isimlerin değişmesi yönünde bir talepte bulunuyorlar. Artık bu talebin bastırılması veya yokmuş gibi davranılmasının imkânı yok. CHP’de cin şişeden çıkmış durumda ve o cin muhakkak birilerini çarpacak.</p>

<p>''KILIÇDAROĞLU’NUN SEÇMEN NEZDİNDE SİYASİ DEFTERİ KAPATILDI''</p>

<p><b>CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişim çağrılarına yönelik, “Gemiyi limana sağlam götürmek kaptanın görevidir. Kaptan olarak gemiyi limana sağlam götüreceğimi herkes bilsin” açıklamasını doğru buluyor musunuz? </b></p>

<p>Kemal Kılıçdaroğlu 2010’da partinin başına geçti. Kısmen 2019 yerel seçimleri istisna tutulursa genel başkan koltuğuna oturduğu günden bu güne girdiği bütün yerel ve genel seçimleri, cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve halk oylamalarını kaybetti. 2023 onun son şansıydı ve bu şansını da iyi kullanamadı. Kılıçdaroğlu ismi yenilgi ile özdeş hale geldi. Hele son ağır yenilginin ardından artık Kılıçdaroğlu ne kendi partisinin seçmeni ne de diğer muhalefet partilerinin seçmeni için bir umut adresi olabilir. Kılıçdaroğlu’na açılan bütün krediler tüketildi, seçmen nezdinde onun siyasi defteri kapatıldı.</p>

<p>Kılıçdaroğlu’nun her şeyden evvel bu siyasi gerçeği görüp kenara çekilmesi gerekirdi. Onun için doğru olan seçimin ardından partisini kurultaya götüreceğini, bu kurultayda aday olmayacağını ve partinin yeni bir kanla yoluna devam etmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini açıklamasıydı. İzzeti nefsi muhafaza ederek yapılacak bir çekilme, ona Türkiye siyasi tarihindeki daha iyi bir yer sağlardı.</p>

<p>''KILIÇDAROĞLU HEM İTİBARINI HEM DE PARTİSİNİ ZAYIFLATIYOR''</p>

<p>Lakin öyle yapmadı. Partinin başında kalma niyetinin olduğunu gösterdi. Bana göre Kılıçdaroğlu’nun alabileceği bir mesafe yok. Herkes bunu görüyor ve biliyor. Dolayısıyla kalmak için ısrar ettiği her an, hem şahsi itibarını zayıflatıyor hem de partisini yıpratıyor. Zaten kendi başına kötü olan bir hali daha da kötüleştiriyor.</p>

<p><img alt="WhatsApp Image 2023-07-26 at 18.32.36" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/whatsapp-image-2023-07-26-at-183236.jpeg" style="width: 100%" / width="768" height="1024"></p>

<p>''EKREM İMAMOĞLU KAÇAK DÖVÜŞÜYOR''</p>

<p><b>Seçim sonuçlarının ardından CHP’de ‘değişim’ arayışında olan yeni yapılar da ortaya çıkmaya başladı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeni bir hareketle yola devam edeceği medyada çokça konuşulup tartışılıyor. Sizce İmamoğlu yol ayrımında mı? </b></p>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun CHP ile bir yol ayrımında olduğu kanısında değilim ama İmamoğlu kendisi için bir hayati bir karar anında! O, İBB Başkanı olarak mı kalacak yoksa CHP’ye Genel Başkanlığına aday mı olacak? Bir karar vermesi gerekiyor. Hâlihazırda İmamoğlu, her ikisini bir arada götürmeyi ve ikisinden de mahrum olmamayı gözeten bir siyasi çizgide ilerlemek istiyor. Fikirlerini açıktan dile getirme yerine ima yoluyla konuşmayı tercih ediyor. Netice almayacak birtakım işlere tevessül ediyor.</p>

<p>Oysa bu onu menzile götürecek bir tavır değil. Eğer CHP’de gerçekten bir değişim arzusu taşıyorsa, nasıl bir değişimin peşinde koştuğunu, bu değişimi hangi kadro, ilke ve yapılanmalarla gerçekleştireceğini kamuoyuna duyurması gerekiyor. Kaçak güreşmenin bir faydası yok. İmamoğlu’nun şeffaf bir siyasete ihtiyacı var. Genel başkanlığa talipse bunu topluma doğrudan söylemeli ve bunun mücadelesini vermeli. Elbette harekete geçmesi, İmamoğlu’nun hedefe ulaşmasını garantilemez fakat beklemesi halinde mağlup olması kaçınılmaz. Zaman onun aleyhine akıyor. Risk almaktan kaçındığı ve olduğu yerde durduğu takdirde yarın onun için çok geç olabilir.</p>

<p><img alt="vahap-çoşkun" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/vahap-coskun.webp" style="width: 100%" / width="1366" height="910"></p>

<p>''ANAYASA MESELESİ SEÇİME YÖNELİK BİR ARGÜMAN''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>Bir diğer sorum ise, yeni anayasaya dair olacak. Malum anayasa tartışmaları uzun bir süredir gündemdeki yerini koruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sık sık bu konuya vurgu yapıyor ancak henüz bir adım atılmış değil. Bir hukukçu olarak sizce iktidar ve muhalefet yeni anayasa konusunda uzlaşabilecek mi? Yoksa bu söylemler sadece seçime yönelik yapılan hamleler mi? </b></p>

<p>Evet, iktidarın yeni anayasa vurgusu giderek artıyor. Gün geçmiyor ki bir iktidar temsilcisinden anayasa ilişkin bir beyan gelmiş olmasın! Ancak yeni anayasa ‘hadi olsun’ denilerek olacak bir iş değil. İktidar ve muhalefetin en azından asgari müştereklerde anlaşmaları icap ediyor. Hükmünü süren siyasi kutuplaşma ortamında ise iktidar ile muhalefet arasında böyle bir uzlaşma zemini görünmüyor. Mevcut haliyle anayasa iddiası daha çok seçime dönük ve muhalefet içinde bir yarılma yaratma amacıyla ileri sürülen bir argüman gibi duruyor.</p>

<p>Yine de bu konu hakkında mutlak menfi bir hükme varmak ve işi kestirip atmak doğru olmaz. Zira zaman içinde dengeler değişebilir. İktidar ve muhalefetin arasında anayasa dair bir anlaşmanın olup olmayacağını anlamak için evvela tarafların anayasa perspektiflerini ve metinlerini görmeliyiz. O nedenle biraz vakte ve taraflar kartlarını açmalarına ihtiyaç duyuyoruz. Kartlar açıldıktan sonra daha sağlıklı bir değerlendirme yapabiliriz. Kesin olan şu; Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına darbe anayasanın utancından kurtularak ve demokratik bir anayasa yaparak girmek mevzuunu, seçime kadar olan dönemde iktidar sürekli gündemde tutacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/vahap-coskun-chpde-cin-siseden-cikti-ve-muhakkak-birilerini-carpacak</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Jul 2023 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/07/whatsapp-image-2023-07-26-at-211341.jpeg" type="image/jpeg" length="35363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sırrı Sakık: Millet İttifakı başlamadan biten bir ittifaktı!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/sirri-sakik-millet-ittifaki-baslamadan-biten-bir-ittifakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/sirri-sakik-millet-ittifaki-baslamadan-biten-bir-ittifakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millet İttifakı’nı sert sözlerle eleştiren Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, “Millet İttifakı başlamadan biten bir ittifaktı. Bunun için müneccim olmaya gerek yok. Ülkeyi demokratikleştirmek, adaleti tesis etmek gibi bir dertleri yoktu. Demokratik bir cumhuriyet gibi bir dertleri olmadı. Asıl dertleri kişisel hırslar ve çıkarlardı“ dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser Çınar / ÖZEL RÖPORTAJ -</strong>&nbsp;Yeşil Sol Parti (YSP) Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, seçim sürecinde söylemlerinden dolayı çok büyük linçlere maruz kaldığını ve yalnız bırakıldığını söyledi.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasında imzalanan gizli mutabakatı “büyük bir skandal” olarak değerlendiren Sırrı Sakık, “Tüm seçim sürecinde şeffaflık vurgusu yapacaksınız ama sırf kazanmak için ırkçılarla pazarlığa oturup, bakanlık ve MİT Müsteşarlığı vereceksiniz. Bunu da ‘iki insanın namusuna bıraktık’ diye savunacaksınız. En büyük namus halkın kaderi tayin edilirken halktan bir şey gizlememek ve halkın onayını, rızasını almaktır“ ifadelerini kullandı.</p>

<p>Genel seçimlerde yaptıkları ‘hataları’ yerel seçimde tekrar etmeyeceklerini vurgulayan Sakık, “Tüm belediyelerimizi kayyumlardan geri alacağız ve daha önce alamadığımız belediyeleri de alarak yerel seçimlerde büyük bir güce dönüşeceğiz” dedi.</p>

<p>YSP Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, gündemdeki konuları <b>Yeni Journal</b>’a değerlendirdi.</p>

<p><img alt="sdfgjhkjk-1" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/sdfgjhkjk-1.jpg" style="width: 100%" / width="864" height="486"></p>

<p>‘ÜÇÜNCÜ YOL SİYASETİNİ HAYATA GEÇİREMEDİK’</p>

<p><b>Öncelikle geride bıraktığımız seçim sonuçlarına ilişkin konuşmak istiyorum. HDP/Yeşil Sol Parti bu seçimde ciddi oy kaybı yaşadı. Parti bu konuda özeleştiri yapacağını da açıklamıştı. Tecrübeli bir siyasetçi olarak siz bu oy kaybını neye bağlıyorsunuz?</b></p>

<p>Seçimde hedeflediğimiz başarıya ulaşamamanın birden çok sebebi var. Parti üzerindeki ağır baskılar, kadrolarımızın cezaevinde ve sürgünde olması, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra partimize ve Kürtlere karşı bir düşmanlık politikası uygulanması sebebiyle eşit olmayan koşullarda bir seçime girmiş olduk. Bu koşullarda hiçbir parti, hiçbir kurum ayakta kalamazken biz çok ciddi bir muhalefet sürdürmeye devam ettik. Sadece iktidarın politikası değil, muhalefetin de söz konusu Kürtler olunca aynı siyasi anlayışta buluşuyor olmaları Türkiye’yi bugünkü konumuna sürükledi. Bu bizim dışımızdaki ve bize karşı koşullardı. Seçim sonuçlarının bir diğer boyutu şu an tartışmaların yürütüldüğü ve kamuoyuna deklere edilen sebeplerdi. Eş Genel Başkanlarımız ve parti sözcülerimiz yetersizlikleri ortaya koyarak ciddi bir öz eleştiri sürecini başlatmış oldular. Kurultay öncesi halk buluşmaları da bunun göstergesidir. Aday belirleme sürecindeki eksiklikler, parti emektarları ve örgütlerimizin sesine yeterince kulak verilmemesi, seçim sürecine girerken sistem partilerine benzer bir yol ve yöntemin uygulanması ciddi bir kırılmaya sebep oldu. En önemli sebeplerinden bir diğeri de üçüncü yol siyasetini hayata geçirememekti. Parti geleneğimiz yıllardır siyasette emek ve özgürlük bloğu olarak yol aldı. Bir seçim ittifakı değil, bizim ki demokrasi ve barış için mücadele birliğiydi. Ancak son dönemde bu mücadele birliği kısmen ruhunu kaybetti ve bir nevi seçim ittifakına dönüşmüş olduk. Üçüncü yol siyasetini başarabilseydik ve kendi adayımız konusunda tüm baskılara rağmen kararlı olunsaydı bugün siyaseten çok farklı şeyler konuşuyor olacaktık.&nbsp;</p>

<p>‘İYİ PARTİ MASADAN KALKTIĞI GECE SEÇİM KAYBEDİLDİ’</p>

<p><b>Millet İttifakı malumunuz dağıldı, seçim sonrası en çok eleştirilen konulardan biri de muhalefetin tavrı oldu. Siz muhalefetin bu tavrını ve tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>

<p>Millet İttifakı başlamadan biten bir ittifaktı. Bunun için müneccim olmaya gerek yok. Ülkeyi demokratikleştirmek, adaleti tesis etmek gibi bir dertleri yoktu. Demokratik bir cumhuriyet gibi bir dertleri olmadı. Asıl dertleri kişisel hırslar ve çıkarlardı. Cumhurbaşkanlığı pazarlığı, bakanlık, milletvekilliği pazarlığının ötesine geçemeyen ittifak halkta bir umut ve inanç yaratamadı. Kendilerinin dahi inanmadığı bir ittifaka halkı inandıramazsınız. Nitekim altılı masanın İYİ Parti tarafından yıkıldığı gece o seçim kesin olarak kaybedilmişti. Tekrar bir araya gelişleri şekliydi ve doğal olarak halkta bu güvensiz duruma sırtını yaslayamadı. Bu ülkede iktidar sorunu kadar ciddi bir muhalefet sorunu gerçeği yüzümüze bir tokat gibi tekrar indi. Bu kadar devasa ekonomik, siyasi, hukuki krize rağmen siz bir alternatif olamamışsanız sorun sizdedir.</p>

<p><img alt="qewretrdty" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/qewretrdty.jpg" style="width: 100%" / width="1200" height="675"></p>

<p>‘KİMSENİN NE ÖN NE DE ARKA BAHÇESİ OLMAYACAĞIZ’</p>

<p><b>HDP/Yeşil Sol Parti yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceğini açıkladı. Daha önce belediye başkanlığı yapmış bir isim olarak sizce parti yerel seçimlerde nasıl bir yol izlemeli?</b></p>

<p>Yerel seçimlerde bugünün koşullarıyla değerlendirmek gerekirse en doğru karar halkımızın ve örgütümüzün onayını alarak, kendi adaylarımızla seçimlere katılmaktır. Hiç kimsenin ne ön ne arka bahçesi olacağız. Kimsenin payandası olmayacağız. Süreç neyi gerektirirse, halkımızın çıkarları neyi emrederse ona göre karar vereceğiz. 31 Mart yerel seçimi ve 2023 genel seçiminde yaptığımız hataları tekrar etmeyeceğiz. Tüm belediyelerimizi kayyumlardan geri alacağız ve daha önce alamadığımız belediyeleri de alarak yerel seçimlerde büyük bir güce dönüşeceğiz. Yerel yönetimlerde yıllardır çok büyük bir deneyimimiz var. Her belediyemiz Türkiye’de bir model olacaktır.</p>

<p>‘ÖNÜMÜZDE TARİHİ FIRSAT VAR; ANA MUHALEFET OLABİLİRİZ’</p>

<p><b>Geçtiğimiz günlerde Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ettiniz. Sayın Demirtaş’ın aktif siyaseti bırakmasını nasıl yorumluyorsunuz? Demirtaş’ı yeniden siyaset sahnesinde görebilecek miyiz?</b></p>

<p>Geçen hafta cezaevlerini dolaştım. Tüm Eş Başkanlarımızı ve seçilmişlerimizi ziyaret ettim. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gülten Kışanak, Sabahat Tuncel, Ayla Akat Ata, Selçuk Mızraklı ve birçok arkadaşımı görme fırsatım oldu. Çok ağır bedellerle haksız bir şekilde içerde olmalarına rağmen bu halkın özgürlüğü için mücadele etmeye devam ediyorlar. İçerde bulunan arkadaşlarımdan güç bulduğumu itiraf etmeliyim. Kimsenin siyaseti, daha doğrusu mücadeleyi bıraktığı yok. Ülkenin geleceği için hala efor harcıyorlar. Birçok eksiğimizi de bizden daha net görebiliyorlar. Önümüzde tarihi bir fırsat var. Koşulları doğru değerlendirebilirsek kısa sürede bu ülkenin ana muhalefeti oluruz. Bu ülkeyi içerdeki, sürgündeki ve buradaki arkadaşlarımızla birlikte yöneteceğiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="rthj" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/rthj.jpg" style="width: 100%" / width="720" height="400"></p>

<p>‘ZAMAN BENİ HAKLI ÇIKARDI’</p>

<p><b>Seçim öncesi Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yaptığınız bir açıklamada, ‘kapalı kapılar ardında sözler veriliyor’ dediniz ve bu sözleriniz epey tartışma yarattı. Ancak geldiğimiz noktada yaşananlar sizi doğruluyor. Kılıçdaroğlu-Özdağ arasında yapılan gizli mutabakat Özdağ’ın açıklamasıyla deşifre edildi ve Kılıçdaroğlu da çıkıp bunu doğruladı. Siz bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?</b></p>

<p>Seçim sürecinde çok büyük linçlere maruz kaldım. Çoğu söylemlerimde yalnız bırakıldım. Siyasetin şeffaf yapılması gerektiğini, halkın yüz yılını belirleyecek süreçte halkın dâhil edilmesi gerektiğini, gizli saklı pazarlıkların yapılmaması gerektiğini belirttim. ‘Kapalı kapılar’ ardında hiçbir müzakere ve pazarlığın yapılmaması önerisinde bulundum. İleriki döneme yönelik bir öneriydi ancak bu önerim amacından saptırılarak sanki ‘olana’ ya da ‘olmuş’ yönelikmiş gibi lanse edildi ve maalesef zaman beni haklı çıkardı.</p>

<p>Kılıçdaroğlu ve Özdağ arasındaki gizli pazarlık büyük bir skandaldır. 85 milyon insanın kaderini belirleyen bir süreçte nasıl olur da sırf kazanmak için böylesi bir pazarlık yapılır? Tüm seçim sürecinde şeffaflık vurgusu yapacaksınız ama sırf kazanmak için ırkçılarla pazarlığa oturup bakanlık ve MİT Müsteşarlığı vereceksiniz. Bunu da ‘iki insanın namusuna bıraktık’ diye savunacaksınız. En büyük namus halkın kaderi tayin edilirken halktan bir şey gizlememek ve halkın onayını, rızasını almaktır. Bırakın halkı, kendi parti kurmaylarından, Altılı Masa bileşenlerinden dahi gizlenmiş bir mutabakatın meşruiyeti olur muydu? Ne yazık ki iktidara giden her yol mubah görülüyor.</p>

<p>Son seçim Türkiye demokrasi güçleri için tarihi bir ders olmuştur. Maalesef büyük fırsatlar demokrasi güçleri için kaçırılmıştır ancak son günlerde ortaya dökülenler ana muhalefet liderinin gizli mutabakatları da başka büyük bir tehlikenin de atlatıldığını göstermektedir. Demokrasi güçlerinin kendi iradesi dışında bir çıkış yolu olmadığı, sağ popülizmin hezeyanına kapılmış ırkçı, tekçi mülteci düşmanı bir siyasetin ortağı olmanın lekesinin on yılları bulan demokrasi mücadelemize leke düşüreceği bir durum söz konusu olabilirdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/sirri-sakik-millet-ittifaki-baslamadan-biten-bir-ittifakti</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Jul 2023 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/07/kapak-4.jpeg" type="image/jpeg" length="60699"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mustafa Destici: 7.500 TL emekli maaşını bir yemekte yiyenler var!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/mustafa-destici-7500-tl-emekli-maasini-bir-yemekte-yiyenler-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/mustafa-destici-7500-tl-emekli-maasini-bir-yemekte-yiyenler-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizi Yeni Journal’a değerlendiren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, hem devlet kurumlarında hem de vatandaşta ciddi bir savurganlık olduğunu söyledi. Destici, ‘’Emeklimiz 7.500 TL ve asgari ücretlimiz 11.400 TL ile geçinmeye çalışırken, diğer tarafta bu 7.500 TL’yi bir yemekte yiyenler var’’ dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser Çınar / ÖZEL RÖPORTAJ –</strong> Cumhur İttifakı ortaklarından Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, ÖTV'ye yapılan zamları eleştirdi.</p>

<p>Mustafa Destici, akaryakıta ''orantısız'' zam yapmak yerine, doğal gazda sübvansiyonun, geliri yüksek olanlara uygulanmaması ve siyasi partilere verilen milyarlarca liralık&nbsp;Hazine yardımının kaldırılmasını önerdi.</p>

<p>‘’Tasarruf öncelikle devlet kurumlarından başlamalı’’ diyen Mustafa Destici, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 81 ile gönderdiği ‘’tasarruf’’ genelgesini desteklediğini ancak bunun takip edilmesi gerektiğini vurguladı.&nbsp;</p>

<p>BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, gündeme&nbsp;ilişkin <strong>Yeni Journal</strong>'ın sorularını yanıtladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="ierdeeee" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/ierdeeee.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>‘’ZAMLA ÇÖZÜM OLMAZ!’’</p>

<p><strong>Her güne ayrı bir zam haberiyle uyanıyoruz ve neredeyse zamsız geçen günümüz yok. Siz de yapılan zamları eleştiren isimlerden birisiniz. Bu zam furyasına bir çözüm öneriniz var?</strong></p>

<p>Zamla ekonomiyi düzeltmek ya da bütçe açığını kapatmak 70’lerin, 90’ların modeliydi. Şimdiki durum oraya dönüş gibi görünüyor. Biz eğer ekonomimizin başına, Merkez Bankamızın başına uluslararası ekonomi çevrelerinde yetkin olan, ağırlığı olan birilerini getirdiysek artık yeni çözümler bekliyoruz. Yani zamla çözümü biz doğru bulmuyoruz. Vatandaşın canını yakmayacak, belini bükmeyecek bir çözüm bekliyoruz. Vatandaşımız da devletten bunu bekliyor ancak maalesef şu andaki gidişat dolaylı vergilerdeki artış ve yeni vergilerdeki artış olarak karşımıza çıkıyor. Bize göre bu uygulamalardan vazgeçilmesi lazım çünkü bu uygulamalardan bir netice alınmaz. Bu uygulamalar belki kısa vadeli bütçe açığınıza merhem olabilir ama diğer taraftan da hayat pahalılığını getiriyor, enflasyonu azdırıyor ve neticede kısa vadede birtakım açıkları kapatmak için çözüm olsa da bize göre orta ve uzun vadede bir çözüm değildir.</p>

<p><img alt="IMG_4169" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/img-4169.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>‘’ORANTISIZ BİR ŞEKİLDE YAPILAN ÖTV ZAMLARINI DOĞRU BULMUYORUM’’</p>

<p><strong>Akaryakıt ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)’nin bir anda yüzde 200’ün üzerinde yükseltilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum normal mi sizce?</strong></p>

<p>Açıkçası ben bunu doğru bulmuyorum. Tamam oransal olarak bir zam yapabilirsiniz ancak bir anda yüzde 200’ün üzerinde orantısız bir şekilde zam yapılması doğru değil. Üstelik üreticiden bu ÖTV’nin alınmaması lazım. Çiftçinin tarlasını ekerken, buğdayını biçerken kullandığı mazottan, akaryakıttan ÖTV alınmaması lazım. Diğer üreticilerden de ÖTV hatta KDV alınmaması lazım çünkü üretmek için bunu kullanıyor. Biz bunları desteklemek yerine zam üstüne zam yaparsak üreticiyi zora sokarız. Peki bunun yerine ne yapılabilir? Örneğin devletin verdiği destekler var.</p>

<p><img alt="içerseeeee" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/icerseeeee.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>‘’DEVLET ZENGİNİN FATURASINI SÜBVANSE ETMEMELİ’’</p>

<p>Özellikle de pandemi sonrası kullandığımız doğalgazın yüzde 70-80’ini devlet sübvansiyon ediyor. Yani aslında bizim normalde 2000 TL fatura ödememiz gerekiyorken 300 TL ödüyoruz. Yani devlet bunu sübvanse ediyor. Peki kimi sübvanse ediyor? Fakir, yoksul, zengin tüm vatandaşları sübvanse ediyor. Ben de diyorum ki geliri yüksek olanı neden devlet sübvanse ediyor? Asgari ücretliyle, 7.500 alan emekliyle Türkiye’nin en zengin adamı konutunda niye aynı doğalgaz parasını ödesin? Şimdi tek tek isim vermek istemiyorum, bu ülkede milyonlarca zengin insan var. Aylık geliri milyonlar olan bu insanların kullandığı doğalgazı neden devlet sübvanse ediyor. Devlet akaryakıttan vergi alacağına bütçe açığını oradan kapatsın. Devlet seçim zamanı yani 2023 yılında 5 siyasi partiye 4 buçuk milyar, eski parayla 4 buçuk kat trilyon hazine yardımı yaptı. Bu paranın onda biri olsa siyasi partilere yetmez miydi? Seneye belki bunun iki katı ödenecek. Ben de diyorum ki madem tasarruf yapacaksınız o zaman buradan başlayın.</p>

<p><img alt="dasfdfgh" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/dasfdfgh.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>‘’ÜLKEDE CİDDİ BİR SAVURGANLIK VAR’’</p>

<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu hafta 81 ildeki kamu kurumlarına ‘’tasarruf’’ genelgesi gönderdi. Sayın Şimşek’in bu adımını nasıl yorumluyorsunuz? Sizce bu bir işe yarayacak mı?</strong></p>

<p>Şimdi Sayın Şimşek’in 81 ile tasarruf genelgesi göndermesi doğru bir adım. Bizim ekonominin, iktisadın temel iki tane kriteri vardır. Hatta Anadolu’da da derler ki; çok kazanan değil, tutumlu olan zengin olur diye. Biz ülke olarak, millet olarak tasarruf etmek zorundayız. Ciddi bir savurganlık hali var. Bu hem devlet kurumlarımız da var hem de vatandaşta var. Emeklimiz 7.500 TL, asgari ücretlimiz 11.400 TL ile geçinmeye çalışırken, diğer tarafta bu 7.500 TL’yi bir yemekte yiyenler var. Kamuda bakanlıkların olsun, belediyelerin olsun diğer kuruluşların olsun temsil, ağırlama giderlerine bakıyorsunuz, ya da eğlence, festival gibi giderlere bakıyorsunuz milyonlarca hatta milyarlarca liralık harcamalar var. Bunların olmaması lazım. Herkesin ama en başta da devlet kurumlarının bu konuda vatandaşa örnek olması lazım. Bu tasarruf öncelikle devlet kurumlarından başlamalı. Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’in yayınlamış olduğu bu genelgeyi doğru buluyorum ve destekliyorum. Ancak sadece genelge yayınlamakla olmaz. Bunun takibi gerekiyor. Devlete bağlı kurumlar bu genelgeye ne kadar uyuyor ne kadarını uyguluyor bunları takip etmek lazım.</p>

<p><img alt="wsetdrty" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/wsetdrty.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>‘’EN ALTTAKİ EN YUKARDAKİNİN HAYATINI YAŞAMAK İSTİYOR’’</p>

<p>Biz de Büyük Birlik Partisi olarak takip edeceğiz, gerçekten gözle görülür bir tasarruf olacak mı diye. Vatandaşlarımızın da buna azami derecede dikkat etmesi lazım. Maalesef toplumumuzda giderek şöyle bir anlayışta yükselmeye başladı. Orta direk dediğimiz sınıf yok oluyor. Ya çok aşağıda ya da çok yukarıda. Bir de şöyle bir durum var; en aşağıdaki en yukardakinin hayatını yaşamak istiyor. Böyle bir gerçekle de karşı karşıyayız. Geliri en düşük olan da iyi bir evde yaşamak, iyi bir arabaya binmek, son model telefonları kullanmak istiyor. Elbette ki devlet tüm vatandaşların refahını iyileştirmek zorunda. Vatandaşın da refah içinde bir hayat istemesi son derece doğru bir şey. Ancak bir ölçü olması lazım. Atalarımızın da dediği gibi, herkes ayağını yorganına göre uzatmalı, gelirine göre bir hayat tanzim etmesi lazım. Tabi gıda başta olmak üzere zaruri ihtiyaçların da karşılanabileceği bir ücret alıyor olması lazım.</p>

<p>‘’KİRALAR ANORMAL BİR ŞEKİLDE ARTTI’’</p>

<p>Şimdi 7.500 TL alan bir emekli, eğer tek maaşla geçiniyorsa ve maazallah kirada oturuyorsa onun için hayat çok zor ki bu durum asgari ücretli için de geçerli. Biz Büyük Birlik Partisi olarak seçimden önce bir bu konuda araştırma yaptık. Durum şu; eve giren maaş sayısı arttı. Özellikle de kırsalda yaşayanların büyük bir çoğunluğu emekli oldu, zaten köy hayatında bu mevcut emekli maaşı yetiyor. Ancak şehirlere baktığımız zaman İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi daha büyük metropollerde kiralar anormal bir şekilde arttı. Neredeyse artık 10 bin TL’nin altında kiralık ev yok. Burada bir düzenlemeye ihtiyaç var. Örneğin geçtiğimiz gün bir sitede oturan arkadaşımızı ziyarete gittik. Kapıda iki tane güvenlik görevlisi vardı. Bu arkadaşlar asgari ücretle çalıştıklarını söylediler. Bu arkadaşlardan birinin hanımı çalışmıyor, kirada oturuyor ve tek maaşla geçiniyor, diğerinin hanımı da çalışıyor, ev de kendisinin, kira derdi yok üstelik emekli olmuş ek iş olarak bu işi yapıyor. Şimdi bu arkadaşlardan birinin evine 3 maaş giriyor, diğerinin ise tek maaş. İşte tam da burada devletin sosyal devlet olma bilinciyle ne yapması lazım? Onu desteklemesi lazım. Öncelikle bir asgari hane geçim rakamı belirlenmeli. Bu rakam büyük şehirler için ayrı, küçük iller için ayrı olarak belirlenmeli. Bir hanenin geçim tutarı diyelim ki 15 TL, misal bir rakam veriyorum ve o haneye asgari ücretle tek maaş giriyorsa o zaman devlet ne yapacak, 3.500 TL’yi yani aradaki farkı ona destek olarak verecek. Bu şekilde toplumumuzun, insanımızın en azından zaruri ihtiyaçlarına erişmesi sağlanabilir.</p>

<p><img alt="IMG_4158" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/img-4158.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p>‘’BİZİM ÜLKEMİZDE YOKSULLUK VAR AMA AÇLIK YOK’’</p>

<p>Bizim ülkemizde yoksulluk var evet, fakirlik var evet ancak açlık yok Elhamdülillah! Biz zaten buna millet olarak da müsaade etmeyiz. Biz komşusu açken yok yatan bir millet değiliz. Toplumsal bir dayanışma ve yardımlaşma var çünkü. Pek çok problemi çözen durum da bu zaten. Yoksa daha ağır trajedilerle karşı karşıya kalabiliriz.</p>

<p>‘’MİLLETVEKİLİ TEK MAAŞ ALMALI’’</p>

<p><strong>Emekli bir vekil olarak siz bugün ekonomik olarak bir sıkıntı yaşıyor musunuz? Ülkenin içinde bulunduğu bu kriz sizi de etkiliyor mu?</strong></p>

<p>Tabi bizim giderlerimiz aldığımız maaşla kıyaslanamayacak şekilde. Ben milletvekiliyken de bunu söylerdim; bir milletvekilinin hem vekil maaşı hem de emekli vekil maaşı almasını doğru bulmuyorum. Milletvekili fiili olarak çalışırken tek maaş almalı. Mevcut milletvekili arkadaşların bu durumla ilgili bir düzenleme yapması lazım. Sizin sorduğunuz soruya dönecek olursak benim farklı uğraşlarım var. Bir yandan tarımla uğraşıyorum, diğer taraftan ailemizin çalıştırdığı birtakım işyerleri ya da şirketler var. Dolayısıyla bunlardan da az da olsa bir gelirimiz var. Biz kalabalık ve birbirine bağlı bir aileyiz ancak bizim de zorlandığımız noktalar var. Örneğin biz hazine yardımı almayan bir partiyiz. Parti giderlerinin tamamı merkez karar üyelerimizin aidatları ve partililerimizin bağışlarıyla yapılıyor. Bugün bir partinin genel merkezinin giderleri de küçümsenemeyecek boyutlara ulaştı bu hayat pahalılığından sonra. Yani aldığımız maaşla kıyaslanamayacak bir harcama trafiğinin içerisindeyiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/mustafa-destici-7500-tl-emekli-maasini-bir-yemekte-yiyenler-var</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Jul 2023 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/07/manset-7.JPG" type="image/jpeg" length="93752"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Metin Külünk: Bir belediyenin kapısında makam aracı olarak 5 tane lüks araç olamaz!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/metin-kulunk-bir-belediyenin-kapisinda-makam-araci-olarak-5-tane-luks-arac-olamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/metin-kulunk-bir-belediyenin-kapisinda-makam-araci-olarak-5-tane-luks-arac-olamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti MKYK Üyesi Metin Külünk, kamu ve yerel yönetimlerdeki yöneticilere seslenerek, ‘’Kimse kusura bakmasın ama kamudaki ve yerel yönetimlerdeki israf bir an önce sonlandırılmalı. Bir belediyenin kapısında makam aracı olarak 5 tane lüks araç olamaz, olmamalı’’ dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Çınar Ayser ÇINAR/ ÖZEL RÖPORTAJ&nbsp;&nbsp;-&nbsp;</b>Son zamanlarda kişisel sosyal medya hesabından sık sık zam paylaşımları yapan AK Parti&nbsp;Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Metin Külünk, sokağa dikkat çekmeye çalıştığını söyledi.</p>

<p>''Devlet, üretim ve tüketim hattında sıkı denetim yapmalı'' diyen Metin Külünk, ''İki gün önce bir market temizlik ürünlerinin rafını kapatıyor, üzerindeki etiketleri değiştiriyor ve satış yapmıyor. Neden? Çünkü zam yapacaklar! Çok net söylüyorum; bu milletin, garibanın, yetimin, yoksulun, memurun cebindeki paraya haksız bir şekilde göz uzatan, el uzatan ve bu anlamda devletin aldığı bütün tedbirleri hiçe sayanlar örgütlü suç kapsamında değerlendirilmelidir! Çünkü bunun vatana ihanetten hiçbir farkı yoktur!'' dedi.</p>

<p>Yaşanılan bu krizden çıkış yolu olarak sermayedarları işaret eden Külünk, ''Türkiye’de kazanılıp sermaye tarafından yurt dışına çıkarılmış milyarlarca dolarlar var. Herkes bunları konuşuyor. Devlet bunlara sahip çıkmalı. Bu iş adamları bu topraklarda kazanıp yurt dışına çıkardıkları bu paralarını Türkiye’ye getirmelidir çünkü ekosistem olarak olağanüstü bir dönemden geçiyoruz''&nbsp;ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yaptığı her açıklamayla gündem belirleyen AK Parti&nbsp;MKYK Üyesi Metin Külünk, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizi ve çözüm önerilerini Yeni Journal’a anlattı.</p>

<p><b>''EN BÜYÜK RİSK SOKAKTAN KOPMAKTIR''</b></p>

<p>''Her güne ayrı bir zam haberiyle uyanıyoruz ve sürekli etiketler değişiyor. Siz de yaptığınız açıklamalarla bu duruma dikkat çekmeye çalışıyorsunuz. Bu zam furyasına bir çözüm öneriniz var mı?''sorusuna Metin Külünk şu yanıtı verdi:</p>

<p>''Ben aslında sokağa dikkat çekmeye çalışıyorum. AK Parti hareketinin temel gerekçesi sokakla bütünleşik olmaktır! Yani AK Parti hareketi bir millet hareketidir. Bir siyasal hareketi bekleyen en büyük risk sokaktan kopmaktır. Sokağın reflekslerini okumaktan uzağa düşmektir. AK Parti hareketinin ve liderimiz Sayın Erdoğan’ın temel stratejik üstünlüğü bu zemindir. Tabi ki bu zemin kendi tarihinin küresel ölçekte en ağır dönemiyle karşı karşıya. Öncelikle şunu ifade edelim; bugün Türkiye’nin yaşadığı zamlar üzerinden ekosistemdeki türbülans sadece bize ait bir türbülans değildir. Bu türbülans küresel ölçekte bütün ülkelerin kendi büyüme oranlarının, kendi refah düzeylerine bağlı olarak doğrudan etkileyen bir türbülans. Örneğin Almanya kendi bağlamında bu türbülansı yaşıyor, Amerika kendi bağlamında bu türbülansı yaşıyor, İngiltere yaşıyor, Fransa yaşıyor, İtalya yaşıyor, diğer ülkeleri saymıyorum bile. Dolayısıyla önce meseleyi sağlıklı bir zemine oturtturmamız gerekiyor.''</p>

<p><b>''DÜNYANIN TEMEL PARADİGMASI DEĞİŞİYOR!''</b></p>

<p>''Dünya küresel bir eko türbülansıyla karşı karşıya'' diyen Külünk, bunun sebeplerini ise maddeler halinde şöyle özetledi:&nbsp;</p>

<p>''<strong>Birinci sebep;</strong> dünyanın temel paradigması değişiyor. Sanayi toplum yerini dijital topluma bıraktı. Ve bu dijital topluma geçiş bir adım sonra insansız ekonominin merkezde olduğu bütün devletlerin bu anlamda kendilerini hazırlamak mecburiyetinde olduğu ve üzerinde tartışmalar olan, yani artık yapay zekâ, insan ilişkisi ve toplum ilişkisinin bu kadar sert tartışıldığı bir döneme de girdiğimiz bu süreçte, insansız ekonominin merkezde olduğu bir paradigmayla dünya buluşacak. Buradan ne çıkacak karşımıza, çok ciddi anlamda insanlık bir işsizlik türbülansına girecek. Bundan hiç kimsenin kaçışı yok!&nbsp;ABD’nin de kaçışı yok, Avrupa’nın da kaçışı yok, Asya’nın da.</p>

<p><strong>İkincisi;</strong> küresel ölçekteki pandemi bütün dünyadaki ekosistemi darmadağın etti. Tedarik zincirlerini kesti, üretim alanlarını dondurdu, Çin kıpırdayamadı, hatta Çin’i sınırlandırmak için pandemiyi araca dönüştürdüler. Ama buna bağlı olarak insanlık tüketmek için tedarik etmeye kalktığında tedarik kabiliyeti zayıfladı ve dünyanın bütün ekosistemi allak bullak oldu.</p>

<p><strong>Üçüncüsü;<em> </em></strong>Ukrayna savaşı. Ukrayna savaşı bulunduğu coğrafyanın fevkinde küresel ölçekte bütün üretim hatlarını enerji maliyeti üzerinden doğrudan etkiledi. Türkiye’de biz enflasyona endeksli bir hayatı yaşarken dünya, özellikle de kuzey enflasyonu bilmezken bugün artık küresel ölçekte bütün ülkeler enflasyonlu bir hayatı içselleştirmiş, kabullenmiş durumda. Ama güçleriyle orantılı hareket ettikleri için ne ABD ülkesindeki enflasyon mağduru evsizlerin dünyanın gündemine taşınmasına izin veriyor, ne Avrupa Birliği ülkelerindeki enflasyon artışından dolayı refah seviyesinin yukarıyla aşağıdaki refah seviyenin birbirinden nasıl koptuğunu saklayabiliyor çünkü yüzyıllık egemen bir model.</p>

<p><b>''NEOLİBERAL FAŞİZMLE KARŞI KARŞIYAYIZ''</b></p>

<p><strong>Dördüncüsü;</strong> dünya dolar sonrası, yani kağıt para sonrası hayata geçişin travmasını yaşıyor. Bütün bunların hepsini aynı anda analiz etmemiz lazım. ABD, kendi içindeki 1929 eko buhranından daha ağır bir buhranla karşı karşıya olmanın bedelini dünyaya ödetmek için uğraşıyor şu anda. Ukrayna ile Rusya savaşını mı genişletelim diye sorarken, acaba Çin’i bu anlamda sınırlandıralım da beraberinde Hindistan’ı da aradan çıkaralım, Çin’i de dört beş parça yapalım mı diye çabalıyor. Bütün bu riskleri, tehditleri ve içinde taşıdığı fırsatları görmeden Türkiye’deki zamlar meselesini bir temele oturtmak mümkün değil. Peki içsel faktörler var mı? Var tabi ki. Türkiye’deki sermaye üzülerek ifade ediyorum; Neoliberal faşizmle karşı karşıyayız. Neden? Çünkü Türkiye’deki sermayenin de çok önemli bir kısmının ister dindar olsun, ister Kemalist olsun, ister sağcı olsun, ister solcu olsun bir kutsalı yok. Çünkü küresel ölçekte egemen olan Neoliberal ahlak temel çıkış noktasını para üzerinden görür, bilançolarında eğer üretimden para kazanma kabiliyetini kaybetmişse tereddütsüz üretim dışı gelirlerden para kazanmaya odaklanır. Yani faiz, döviz borsa üçgenine yönelir. Misal ben merak ediyorum, 6 aylık İstanbul Sanayi Odası’nın 500 ya da 1000 büyük şirketinin bilançoları açıklandığında, onların üretim gelirleriyle ve üretim dışı gelirlerinin arasında geçtiğimiz 3 yıla istinaden ne anlamda ne kadar fark çıktı sorusunu sorar, cevabını alalım. Dolayısıyla bu zamlarda küresel ölçekteki doların artmasından kaynaklanan bir etkilenme var çünkü Türkiye üzülerek ifade ediyorum, 1945’lerden sonra Batı’ya tutsak edilmiş, ABD’nin kontrolünde ürettirilmeyen sadece tükettirilen bir ülke haline getirilmenin örtüsünü yeni yeni kaldırmaya çalışıyor. Şimdi soruyorum; bu zamlar, dövizdeki artış, faizlerdeki çıkışlar kime yarıyor. Bana yaramıyor, işçiye yaramıyor, memura yaramıyor, emekliye yaramıyor ama ne garip Türkiye’deki bir mutlu azınlığa yarıyor. Türkiye’nin yüzde 54 sermaye gücünü elinde bulunduran yüzde 10’luk kesim her şartta ne kış tatilinden ne yaz tatilinden ne aracından ne de tüketime dayalı hayatının hiçbir aşamasından ödün vermeksizin tam zıttı bir hayat yaşıyor. Bunlar devleti sıkıştırmak için, halkı sıkıştırmak için Sayın Cumhurbaşkanımızın vatandaşı rahatlatmak için attığı adımları önceden burunları para noktasında iyi koku aldığı için anında kendilerini vatandaşın lehine gelecek katkıdan kendi çıkarlarını alabilmek harekete geçiyor. Bir bakıyorsunuz lüks marketler anında kapılarını kapatıyor, dükkanları kapatıyor, hemen etiketlerin fiyatları değişiyor.''</p>

<p><b>''ÜRETİM VE TÜKETİM HATTI SIKI DENETLENMELİ''</b></p>

<p>''Hükümet tam da bu noktada nasıl bir politika izlemeli sizce?'' sorusuna ise, Külünk şu yanıtı verdi:</p>

<p>''Bence Neoliberal politikalardan vazgeçmek zorundayız. Elbette ki para kendi mecrasında akar ancak Neoliberal politikaların öznesi olan piyasayı kontrol edemeyiz. Devlet vatandaşın lehine bu geçiş döneminde tedbirlerini sıkılaştırmalı. Misal birkaç gün önce Ankara’da bir kamu yöneticisini ziyaret ettim. İsmini vermeyeceğim ancak kendisini tebrik ediyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Niçin peki? Bu yönetici, bulunduğu noktada, sahip olduğu güçle şunu yapmış; satıcıya demiş ki; bu ürünü tüketim alanına çıkışındaki üretim maliyetleriyle üzerine konulacak karı görüyoruz, sen bu ürünü bu rakamın üzerinde satamazsın. Bu bürokrat arkadaşımızı buradan bir kez daha tebrik ediyorum. Devletin asli fonksiyonu, ekonomik gelişmelerde sermayenin çıkarlarını gerektiğinde sınırlandırmak, tedbirleri almak ve kontrollerini sıkılaştırmaktır. Özellikle de üretim ve tüketim hattındaki kontrolleri yapmak zorundayız. İki gün önce bir market temizlik ürünlerinin rafını kapatıyor, üzerindeki etiketleri değiştiriyor ve satış yapmıyor. Neden? Çünkü zam yapacaklar! Bunu duyan devlet çok net söylüyorum; bu milletin, garibanın, yetimin, yoksulun, memurun cebindeki paraya haksız bir şekilde göz uzatan, el uzatan ve bu anlamda devletin aldığı bütün tedbirleri hiçe sayanlar örgütlü suç kapsamında değerlendirilmelidir! Çünkü bunun vatana ihanetten hiçbir farkı yoktur! Benim 75 yaşındaki emeklim eğer evinde yarım kilo peynir yiyemiyorsa ve bu yarım kilo peyniri yiyememesinde marketler zincirinin fırsatçı ve tefeci rolü varsa bu bir suç örgütüdür. Ayrıca Türkiye tüketim mallarında bir an önce kontrolü sağlamalıdır. Yani ürettiğimiz kadar tüketmeyi öğrenmek mecburiyetindeyiz.''</p>

<p><b>''KAMU VE YEREL YÖNETİMLERDE İSRAF SONLANDIRILMALI''</b></p>

<p>''Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in göreve geldiğinden beri uyguladığı ekonomi politikasını nasıl buluyorsunuz? Şimşek sizce ülkeyi içinde bulunduğu bu krizden çıkarabilir mi?'' sorusuna da yanıt veren Metin Külünk, şu değerlendirme bulundu:</p>

<p>''Sayın Cumhurbaşkanımızın güvendiği bir arkadaşımıza elbette güvenirim. Türkiye 3 büyük olayla karşı karşıya kaldı; pandemi, Ukrayna ile Rusya savaşı ve yüz milyar dolar maliyetinin çok net olduğu asrın felaketini yaşadı. Bu 3 felaketin yaşandığı yerde bir kez daha devlet-millet el ele vermeliyiz ancak devlet-millet el ele verirken, refahı zenginlere, faturayı da garip gurabaya, yetime yoksula, işçiye memura çıkartılmasının doğru olmadığını ben zaten açık açık söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim! Kimse kusura bakmasın kamudaki ve yerel yönetimlerdeki israfı sonlandırılmalı. Kamudaki ve yerel yönetimlerdeki yöneticiler, bu eko türbülans döneminde vatandaşa şu mesajı vermeli; Biz de bu süreci okuyoruz ve bu süreçte ortaya koymamız gereken tavır noktasında tevazulu bir ekosistemi kurgulamak bizim vazifemiz, bu anlamda biz de bindiğimiz arabalardan vazgeçiyoruz demeli. Bu anlamda tereddütsüz tasarrufa gidilmeli. Bir belediyenin kapısında makam aracı olarak 5 tane lüks araç olamaz, olmamalı! Kamu yöneticilerin kapılarındaki son model arabalar dönemini artık sonlandırmalıyız. Çünkü vatandaş kamu ve yerel yöneticilere baktığı zaman güvenmeli. Evet ben zorlanıyorum ama benim yöneticilerim de bu süreçte tevazuyu esas alarak hareket ediyorlar diyebilmeli. Yerel yönetimlere açıktan sesleniyorum; lütfen ama lütfen olması gereken standart hizmetlerin dışında belediyeler kaynaklarını tereddütsüz, sadece bulundukları il ve ilçelerdeki garip gurabanın sofrasına omuz verecek şekilde, sosyal siyaseti merkeze koyacak bir modeli hayata geçirmeliler. Bu nedenle Sayın Şimşek’in attığı adımlara sokağın gösterdiği refleksler ortada, o da bu refleksleri görüyor. Elbette ki Sayın Şimşek’in işi hiç kolay değil. Neden kolay değil çünkü Türkiye’nin bahsettiğim bütün bu zorluklardan dolayı kaynak ihtiyacı var. Bu kaynakların ortaya çıkacağı adresler belli ama ben bu adreslerde sadece memur, esnaf, işçi ve emekli kesimine yüklenmek değil, Türkiye’de kazanılıp sermaye tarafından yurt dışına çıkarılmış milyarlarca dolarlar var. Herkes bunları konuşuyor. Devlet bunlara sahip çıkmalı. Bu iş adamları bu topraklarda kazanıp yurt dışına çıkardıkları bu paralarını Türkiye’ye getirmelidir çünkü ekosistem olarak olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.''</p>

<p><b>''AB VE NATO’NUN SAMİMİ OLUP OLMADIĞINI GÖRECEĞİZ''</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Metin Külünk, Türkiye'nin İsveç'in NATO üyeliğine destek vermesini de şu sözlerde yorumladı:</p>

<p>''Türkiye Avrupa’ya ve Avrupa üzerinden NATO’ya bir şans verdi. Ben şahsen hiçbir zaman pagan Batı uygarlığına inanan birisi değilim, Avrupa Birliği’ne de asla inanan birisi değilim ancak Türkiye’nin Avrupa Birliği yürüyüşüne hodri meydan diyorum. Avrupa Birliği buyursun, Türkiye’yi tabii olarak kabul etsin görelim. Ancak burada vatandaşlarımız fotoğrafı okurken, Avrupa Birliği artık kendi içerisinde hangi türbülansları yaşayacak bekleyip göreceğiz. Türkiye’yi tabii olarak kabul etme kabiliyeti var mı, çok güç. Kendi ordusunu kurma kabiliyeti olmayan bir Avrupa Birliği’nin Türkiye gibi dünyanın en güçlü ordularından birine sahip ve teknolojik son derece başarılı bir noktada olan bir modeli, hele de Müslüman kimliğiyle asla kabul etmek istemeyecekler ama Türkiye bu anlamda küresel ölçekte, kendi çıkarları doğrultusunda dengeleri Sayın Cumhurbaşkanımız gayet iyi tutarak bu yolu açmıştır. Aslında herkesin konuşmadığı, görmek istemediği bir başka pozitif boyutu var; o da biz artık NATO üzerinden Baltık denizindeyiz çünkü önümüzdeki yüzyıl Atlantik boğazında mücadele sürecektir ve o zamana kadar NATO kalır mı zamana bağlı. Ancak biz bundan sonraki süreçte hattımızı Baltık denizine kadar taşıdık, sakin ve soğukkanlı olacağız. Avrupa Birliği’nin ve NATO’nun Sayın Cumhurbaşkanımıza verdiği sözlerde samimi olup olmadığını göreceğiz. Hiç ummadığımız bir anda pat diye NATO’dan çıkış ihtimalimiz de yok değildir.''</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/metin-kulunk-bir-belediyenin-kapisinda-makam-araci-olarak-5-tane-luks-arac-olamaz</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Jul 2023 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/07/sdfghjkl.jpeg" type="image/jpeg" length="51686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlhami Işık: En çok talep İstanbul ve Diyarbakır’dan geliyor]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/ilhami-isik-en-cok-talep-istanbul-ve-diyarbakirdan-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/ilhami-isik-en-cok-talep-istanbul-ve-diyarbakirdan-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoksul ailelerin elektrik, doğalgaz ve su faturalarını sosyal medya hesabı üzerinden duyurup, ödenmesini sağlayan ve çağın 'Robin Hood’u diye adlandırılan İlhami Işık, en çok yardım talebinin İstanbul ve Diyarbakır’dan geldiğini söyledi. Işık, ''Geçmişte faturalarımı ödeyemediğim dönemler oldu, o yüzden insanların neler yaşadığını anlayabiliyorum ve elimden geldiğince de onlara destek olmaya çalışıyorum'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser ÇINAR/ ÖZEL RÖPORTAJ -&nbsp;</strong>&nbsp;Gelecek Partisi Genel Başkanı&nbsp;Ahmet Davutoğlu’nun danışmanlığını yapan siyasetçi, yazar&nbsp;İlhami Işık, yoksul ve ödeme gücü olmayan vatandaşların faturalarını sosyal medya hesabı üzerinden duyurup, ödenmesini sağlıyor.</p>

<p>Yıllar evvel Suriye iç savaşından kaçan sığınmacılar için ''Çocuklar Üşümesin''&nbsp;adlı yardım kampanyası başlatan Işık, mont ve bot kampanyasını, daha sonra ''fatura ödeme'' kampanyasına çevirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medya hesabından ihtiyaç sahibi ailelerin faturalarını paylaşan İlhami Işık, bugüne kadar yaklaşık 58 milyon TL tutarında fatura yardımında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Kendisine gönderilen faturalardaki vatandaşların bilgilerini gizleyerek paylaşan ve ''Ödendi kurban''&nbsp;cevabı ile tanınan İlhami Işık, <strong>Yeni Journal</strong>'ın sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="photo1689017430" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/photo1689017430.jpeg" style="width: 100%" / width="1280" height="769"></p>

<p><strong>Yıllardır sosyal medya hesabınız üzerinden, durumu olmayan ailelerin faturalarını ödüyorsunuz? Bu konuda kamuoyunda çokça da takdir ediliyorsunuz. Benim asıl merak ettiğim şu: Bu yardım kampanyasına nasıl başladınız? Sizi bu yola iten sebep neydi?</strong></p>

<p>Yaklaşık 7 yıldır bir şekilde ihtiyacı olanlara yardım etmeye, yetişmeye çalışıyorum. Yardım fikri Suriye iç savaşından sonra gelişti. Çadırlarda kalan sığınmacı çocuklar için sosyal medya hesabımdan bot ve mont kampanyası başlattım. Kampanyaya beklediğimde de fazla talep ve destek geldi. Topladığımız yardımları tırlarla sığınmacı çocuklara ulaştırdık. Daha sonra kampanyamıza Güneydoğu’da devam ettik. Örneğin Şırnak’ta yardıma ihtiyacı olan tüm öğrencileri giydirdik. Daha sonra aynı öğrencilerin ailelerine de benzer şekilde destek olduk. Örneğin LC Waikiki&nbsp;giyim mağazası, 10 milyondan daha fazla yardımda bulundu. O dönem ara sıra fatura ihtiyacı doğuyordu çok fazla değil, tek tük geliyordu. Sonra benim iktidarla sorunum başladı. Bir nevi bana medya ambargosu koydular. E haliyle iş böyle olunca, benim insanlara açıktan yardım etme durumum da zorlaştı. Mesela rahmetli Kadir Topbaş (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı), ben uçaktan iniyordum aradı, ''Ben bir tırla 1500 bot ve 1500 mont göndermek istiyorum'' dedi. Buna benzer çok yardım oluyordu, ancak medya ambargosundan sonra bu yardımlar bıçak gibi kesildi. Hal böyle olunca ben de faturalarla ihtiyaç sahiplerine destek olmaya karar verdim.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2023-07-11 08.48.36" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/ekran-resmi-2023-07-11-084836.png" style="width: 100%" / width="662" height="414"></p>

<p>''58 MİLYON TL TUTARINDA FATURA ÖDEME YARDIMI YAPTIM''</p>

<p><strong>Bugüne kadar kaç ailenin faturasını ödediniz?&nbsp;</strong></p>

<p>Bugüne kadar yaklaşık 58 milyon TL tutarında fatura ödeme yardımında bulunduk. Aile sayısı ise 100 bini geçti. Açıkçası sayı çok fazla olunca artık hesap tutmayı bıraktım. Size şöyle söyleyeyim; günlük ortalama en az 30 ailenin sorununa çözüm bulmaya çalışıyorum.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2023-07-11 09.09.31" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/ekran-resmi-2023-07-11-090931.png" style="width: 100%" / width="595" height="582"></p>

<p>''YARDIM İSTEYEN DE KADIN, YARDIM EDEN DE KADIN''</p>

<p><strong>Yaptığınız paylaşımlarda, fatura sahibinin de, ödeyenin de bilgilerini kapatıyorsunuz. Bu faturaları kim ödüyor? Ödeyenlerle nasıl temas kuruyorsunuz?&nbsp;</strong></p>

<p>Aslında özel olarak bir temasımız yok. İhtiyaç sahipleri sosyal medya aracılığıyla bana faturalarını iletiyorlar, ben de şu ilde şöyle bir ihtiyaç var diye onların sesine ses oluyorum. Yardımcı olanları çoğu kimliğinin belli olmasını istemiyor. Örneğin 300’e yakın ailenin faturaları yardımseverler tarafından otomatik olarak ödeniyor. Varlıklı olup destek çıkanlar da var ancak daha çok avukat, öğretmen, doktor, mühendis gibi meslek grupları düzenli olarak yardımcı oluyor. Ama şunu da belirtmem de fayda var; yardımcı olanların büyük bir çoğunluğunu kadınlar oluşturur. Fatura gönderenlerin büyük bir kısmı da yine kadınlar.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2023-07-11 08.49.16" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/ekran-resmi-2023-07-11-084916.png" style="width: 100%" / width="666" height="501"></p>

<p>''EN ÇOK TALEP İSTANBUL VE DİYARBAKIR’DAN GELİYOR''</p>

<p><strong>En çok hangi illerden yardım talebi geliyor?&nbsp;</strong></p>

<p>Bu durum 7 yıldır hiç şaşmadı. En çok yardım talebi İstanbul ve Diyarbakır’dan geliyor. Yıllardır birinci sırada İstanbul, ikinci sırada ise Diyarbakır yer alıyor. Bunların ardından ise Van, Batman, Ankara ve İzmir gibi kentlerden de yardım talebi geliyor. Yoksulluğun en fazla olduğu kent aslında İstanbul, siz diktikleri gökdelenlere bakmayın. İstanbul’da yoksulluk doruk noktada ulaşmış durumda. Diyarbakır’da ise yoksulluğun en fazla olduğu yer maalesef Bağlar semti.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2023-07-11 09.09.16" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/ekran-resmi-2023-07-11-090916.png" style="width: 100%" / width="599" height="590"></p>

<p>''BİNE YAKIN TEKERLEKLİ SANDALYE GÖNDERDİM''</p>

<p><strong>Fatura dışında başka yardım talepleri oluyor mu? Oluyorsa bunu nasıl karşılıyorsunuz?&nbsp;</strong></p>

<p>Tabi ki. Örneğin tekerlekli sandalye. Bugüne kadar benden daha fazla tekerlekli sandalye gönderen olmadı. İhtiyaç sahibi engelli, yaşlı insanlara 1000’e yakın tekerlekli sandalye gönderdim. Ülkede şu an derin bir yoksulluk var ve çok fazla ihtiyaç olduğu için paylaşamıyorum. Durumun vahametini anlamanız açısından size şöyle bir örnek vereyim; 2 yıl önce fatura yardımı yapan insanların bugün faturalarını biz ödüyoruz. Kendi faturalarını ödeyemeyecek duruma geldiler.</p>

<p>''GELİRİMİZ SABİT, GİDERLERİMİZ SÜREKLİ ARTIYOR''</p>

<p><strong>Malum her güne ayrı bir zam haberiyle uyanıyoruz. Sizin gelir durumunuz nasıl? Son zamlardan sonra kendi faturalarınızı ödemekte zorlanıyor musunuz?&nbsp;</strong></p>

<p>Ben varlıklı bir insan değilim, ama faturalarımı şu an kendim ödüyorum. Geçmişte faturalarımı ödeyemediğim dönemler oldu o yüzden insanların neler yaşadığını anlayabiliyorum ve elimden geldiğince de onlara destek olmaya çalışıyorum. Zamlardan konuşacaksak eğer size şunu söyleyebilirim; misal bugün evdeki Kettle&nbsp;bozuldu. Gidip plastik bir Kettle alayım dedim, fiyatı 433 TL, alamadan eve geri döndüm. Sabit belli bir gelirimiz var ancak giderler an be an artıyor, hiçbir şeye yetişemiyoruz.</p>

<p><img alt="lhami-isik-fatura-12" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/lhami-isik-fatura-12.jpeg" style="width: 100%" / width="1152" height="2048"></p>

<p>''BU GİDİŞAT TAM ANLAMIYLA BİR FACİA!''</p>

<p><strong>Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu şu an en iyi anlayanlardansınız…Türkiye'nin bu gidişatını nasıl yorumluyorsunuz?&nbsp;</strong></p>

<p>Bu gidişat tam anlamıyla bir facia! Düşünün, ‘Bu can bu bedende olduğu müddetçe faizler inecek’ diyen bir Cumhurbaşkanı, faizleri yükseltiyor. Gidişatın bir facia olduğunun kendileri de farkında. Kendi kendisini reddeden bir iktidarın ekonomi politikasının adı ancak facia olur. Yaptıkları her ücret artışı aynı gün eriyor! Hükümet kaşıkla verip, kepçeyle değil kazanla geri alıyor! Yoksulluk sınırı 50 bine dayanacak noktaya geldi. 3-5 milyon rahat yaşayan bir kesim dışında neredeyse 80 milyon bunun acısını yaşıyor. Ülkede orta sınıf diye bir şey kalmadı, biz nüfustan çoktan düştük, hala biz varız diye bağırıyoruz.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2023-07-11 09.08.34" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/07/ekran-resmi-2023-07-11-090834.png" style="width: 100%" / width="601" height="606"></p>

<p>''MEHMET ŞİMŞEK’İN NİYETİ VAR ANCAK ŞANSI YOK''</p>

<p><strong>Son olarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilen Mehmet Şimşek sizce bu krizi yönetebilecek mi?</strong></p>

<p>Mehmet Şimşek’in bu krizi çözme niyeti çok açık, ancak yönetme şansı yok! Bu yüzden Türkiye, Avrupa Birliği ve ABD ile yeni bir dümen kırıyor. İktidar için hamaset dönemi bitti, zaten ortada düşman olarak gösterilecek hiçbir ülke de kalmadı. Son 5 yılda düşman olarak gösterdikleri bütün ülkelerle şu an ‘kanka’ durumundalar. Türkiye’nin yeni bir politika uygulaması gerekiyor. Yönünü Batı’ya açan bir hat izlemesi gerekiyor ki dünyadan para akışı gelsin. Eğer dünyadan para akışı gelmezse Mehmet Şimşek’in yapabileceği bir şey yok. Körfez ülkelere, ülkenin belli kaynaklarının satılmasıyla elde edilebilecek bir gelir, yalnızca bize zaman kazandırır. Bu yüzden de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nde ABD Başkanı Biden ile görüşmesi sanıldığından çok daha önemlidir. İsveç’in NATO üyeliğini de kabul edecekler, öyle görünüyor. Türkiye’nin yeni çizeceği rotada bir istikrar olursa ki dünyanın da istediği bu. Çünkü batan bir ülke dünyanın da kaldırabileceği bir şey değil. Bunu görmek, anlamak gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/ilhami-isik-en-cok-talep-istanbul-ve-diyarbakirdan-geliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Jul 2023 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/07/photo1689017425.jpeg" type="image/jpeg" length="65328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hasip Kaplan: Seçmen HDP’ye ‘Sarı Kart’ gösterdi!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/hasip-kaplan-secmen-hdpye-sari-kart-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/hasip-kaplan-secmen-hdpye-sari-kart-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak eski Milletvekili Hasip Kaplan, HDP ve Yeşil Sol Parti’nin halkın eğilimlerini yeterince dikkate almadan hareket ettiğini ve bu yüzden seçmenden ‘’Sarı Kart’’ gördüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser ÇINAR/ ÖZEL RÖPORTAJ -&nbsp;</strong>Uzun bir süredir yurtdışında yaşayan ve Türkiye’deki gündemi yakından takip eden Hasip Kaplan, söylediği her sözle ve attığı her tweet ile gündem oluyor.</p>

<p>Seçim sürecinde yaptığı eleştirilerle adından sıkça bahsettiren Hasip Kaplan, süreçte yaşananları ve muhalefetin yanlışlarını Yeni Journal’a değerlendirdi.</p>

<p>Seçimde çokça tartışılan konulardan biri de aday listeleriydi. Özellikle HDP seçmenleri&nbsp;bu konuda yüksek sesle tepki göstermişti.</p>

<p>Kaplan, ‘’HDP adayları doğru adaylardı, yer ve sıralama konusuna dikkat edilseydi, bazı yerlerde kaybetmezlerdi. Yurt dışı seçmen oylarıyla kaybetmek çok zorumuza gidiyor. Önemli bazı adayların garantili sıralamaya alınması gerekirdi’’ dedi.</p>

<p>HDP’li Hasip Kaplan, genel seçim sonuçlarını ve yerel seçimlere ilişkin Çınar Ayser Çınar’ın sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="WhatsApp Image 2023-06-23 at 12.20.14 (3)" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/whatsapp-image-2023-06-23-at-122014-3.jpeg" style="width: 100%" / width="768" height="1024"></p>

<p><strong>''MUHALEFET UMUT OLAMADI''</strong></p>

<p><strong><i>Tecrübeli bir siyasetçi olarak seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Muhalefet sizce neden kazanamadı, nerede yanlış yaptı?</i></strong></p>

<p>Muhalefetin milletvekilli seçiminde ve cumhurbaşkanlığı adaylığında seçimi kaybetmesinin birçok nedeni var. İktidarın HDP ve Kürt halkını kriminalize etme propagandası karşısında sustular. Irkçı, faşist parti ve sözcüleriyle defalarca görüşen, mülteci ve yabancı düşmanlığı yapan yaklaşımları, söylemleri öne çıkardılar. Erdoğan'ın üçüncü kez anayasaya aykırı olarak YSK tarafından kabul edilmesine karşı sustular. Hukuk, adalet, özgürlükler, eşit yurttaşlık konusundaki söylemleri cılızdı. Ülkede ekonomik kriz kaosa dönüşürken, döviz yükselirken, yurttaş pahalılık altında ezilirken muhalefet bu konuda umut olamadı. Deprem felaketini iktidarın tüm hatalarına rağmen iyi yönetemediler. 6'li masa milletvekili pazarlığı yaptı. İYİ Parti’nin bazı illerde ayrı seçime girmesi kaybettirdi. Seçim hileleri karşısında YSK ve paralel İçişleri Bakanlığı sisteminin yazılımına karşı etkili olamadılar. Islak imzalı tutanakları anında sisteme geçirip YSK'yı denetleyemediler.</p>

<p><strong>‘’ HALKIN EĞİLİMLERİ DİKKATTE ALINMADI’’ </strong></p>

<p><em><b>Seçimde HDP’nin oy oranında ciddi bir düşüş yaşandı, bunu nasıl yorumluyorsunuz?</b></em></p>

<p>HDP 'nin AYM'de kapatılma davası aday listesine denk getirildi, siyasi yasaklama ihtimali de olunca önlem alındı ve Yeşil Sol Parti ile seçime gidildi. Emek ve Özgürlük blokunda çok bileşen olması adaylık süreçlerini hep sancılı yaptı. Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) ayrı parti olarak seçime girmesi, adayların yeterince halkın eğilimleri dikkate alınmadan geç gösterilmesi olumsuz etkiledi. Seçmen sarı kart gösterdi. İktidarın tüm baskı ve engellemelerine rağmen Meclis’te üçüncü parti olan HDP yerel seçimlerde halka giderek bu eksiklikleri telafi edebilir.</p>

<p><img alt="WhatsApp Image 2023-06-23 at 12.20.14 (2)" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/whatsapp-image-2023-06-23-at-122014-2.jpeg" style="width: 100%" / width="768" height="1024"></p>

<p><em><b>HDP cumhurbaşkanı adayı çıkarsaydı sonuç farklı olur muydu?</b></em></p>

<p>HDP birinci turda cumhurbaşkanı adayı çıkarsaydı, ikinci turda muhatap alınır, masaya oturmak zorunda kalırlardı.</p>

<p><strong>''ADAYLAR DOĞRUYDU, YER VE SIRALAMA YANLIŞTI''</strong></p>

<p><strong><i>Sizce HDP doğru adaylarla mı yola çıktı?</i></strong></p>

<p>HDP adayları doğru adaylardı, yer ve sıralama konusuna dikkat edilseydi bazı yerlerde kaybetmezlerdi. Yurt dışı seçmen oylarıyla kaybetmek çok zorumuza gidiyor. Önemli bazı adayların garantili sıralamaya alınması gerekirdi.</p>

<p><strong><i>HDP Eş Genel Başkanları kongrede aday olmayacaklarını duyurmuştu, yeni eş genel başkanlar kim olmalı?</i></strong></p>

<p>HDP'nin yeni eş başkanlarına elbette halk karar vermelidir. Örgüt bu konuda yerel seçimleri dikkate alarak özeleştiri sürecini hızla tamamlayıp şimdiden seçimlere hazırlanmalıdır. Selahattin Demirtaş'ın AİHM kararı nedeniyle Eylül’den sonra serbest bırakılması, Avrupa Konseyi kararlarını beklemek doğru olur. Cezaevlerinde bedel ödeyen siyasi tutsakları da unutmamalıyız.</p>

<p><img alt="EDRFTHGYHJ" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/edrfthgyhj.jpeg" style="width: 100%" / width="768" height="1024"></p>

<p><em><b>HDP yerel seçimlerde nasıl bir yol izlemeli?</b></em></p>

<p>HDP yerel seçimlerde ön seçimle adaylarını belirlemeli ve kayyum siyasetine karşı dikkatli olmalıdır.</p>

<p><strong>''MUHALEFET ERKEN SEÇİME HAZIR OLMALIDIR''</strong></p>

<p><strong><i>Genel seçimleri kazanan iktidar partisi 5 yıl daha ülke yönetimine talip, muhalefet bu saatten sonra nasıl bir tutum almalı?</i></strong></p>

<p>İktidar Meclis’te çoğunluk, 5 yıl ülkeyi istediği gibi yönetmek isteyecektir. Muhalefet elbette olası bir erken seçime daima hazır olmalıdır.</p>

<p><img alt="WhatsApp Image 2023-06-23 at 12.20.14" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/whatsapp-image-2023-06-23-at-122014.jpeg" style="width: 100%" / width="767" height="1024"></p>

<p><strong>Sosyal medyayı aktif kullanan bir siyasetçisiniz ve attığınız her tweet gündem oluyor. 1 Haziran’da attığınız ‘’MİT ile görüşen HDP kuryesi kim’’ tweetiniz epey gündem olmuştu. Burada kimi kastediyorsunuz?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çözüm sürecinde İmralı görüşmelerine katılanların ceza almaması için yasa çıkarıldı. Selahattin Demirtaş AİHM kararına rağmen 7 yıldır cezaevinde. İdris Baluken ise cezasını yattı, yeni çıktı. Öcalan'la avukatları ve ailesi iki yılı aşkın süredir görüşemiyor. İktidar her fırsatta Rojava ve Başur Kürdistanı’na saldırıyorlar, siyasi suikastler düzenliyor. Elbette bütün bunlar can sıkıcı. Sorunun muhatapları kendilerini biliyor. Önemli olan savaşa karşı barışa götürecek yeni şeyler yapmak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/hasip-kaplan-secmen-hdpye-sari-kart-gosterdi</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Jun 2023 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/06/photo1687536775.jpeg" type="image/jpeg" length="15527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahmet Eşref Fakıbaba: Mehmet Şimşek'e müdahale edilirse bırakır gider]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/ahmet-esref-fakibaba-mehmet-simseke-mudahale-edilirse-birakir-gider</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/ahmet-esref-fakibaba-mehmet-simseke-mudahale-edilirse-birakir-gider" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İYİ Parti Ankara Milletvekili Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, seçim sonuçlarına ilişkin Yeni Journal’a değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser ÇINAR/ ÖZEL RÖPORTAJ - </strong>Yeni kabineyi değerlendiren&nbsp;İYİ Parti Ankara Milletvekili Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, ''Kabinede Mehmet Şimşek gibi saygı duyduğum isimler var. Mehmet Şimşek’in yeni kabinede olması güzel ancak Şimşek kendi kararını kendisi verebilecek mi, o konuda büyük şüphelerim var. Yine üstten gelen emirlerle ‘yok Nas vardı, yok şu şöyleydi, yok böyleydi’ denilirse, Mehmet Şimşek mutlaka yerel seçimlere kadar bekler ve istediğini elde edemeyince de ayrılır gider diye düşünüyorum'' dedi.&nbsp;</p>

<p>Meral Akşener’in de kongrede yeniden Genel Başkan seçileceğini söyleyen Fakıbaba, ‘’Meral hanımın istifası söz konusu bile değil. İnşallah Cumartesi günü onu yine Genel Başkan olarak seçmiş olacağız’’ dedi.</p>

<p>Ahmet Eşref Fakıbaba, İYİ Parti kongresi, seçim sonuçları, Türkiye’deki ekonomik kriz, yeni kabine ve birçok konuya ilişkin Çınar Ayser Çınar’ın sorularını yanıtladı.</p>

<p><img alt="IMG_4017" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/img-4017.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><strong><i>AK Parti’den ayrılma nedeniniz bugüne kadar çokça yazıldı, çizildi, sizi bulmuşken oradan başlamak istiyorum. Neden ayrıldınız? Ayrılık nedeniniz tam olarak neydi?</i></strong></p>

<p>Özellikle 2002 fabrika ayarlarına dönmemiz gerekirdi ve bunun için, parti içerisinde ciddi mücadele ettim. O ayarlara dönülmediğini görünce de ayrılma kararı aldım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>''MERAL HANIMA İNANDIM, HALA İNANIYORUM''</strong></p>

<p><strong><i>Peki İYİ Parti’ye geçiş süreciniz nasıl başladı? Meral hanım sizi nasıl ikna etti?</i></strong></p>

<p>Aslında şöyle oldu; ben 2023 genel seçimlerinde aday olmayacaktım, emekli olmayı düşünüyordum. Meral hanımla iki kez yan yana gelip, görüştük ve bu görüşmeler 7 saat kadar sürdü. Meral hanım bir şekilde beni ikna etmeyi başardı, ona inandım ve hala da inanıyorum. Türkiye’de özellikle de Meral hanım ve İYİ Parti’nin bir çimento olduğunu düşüyorum. Bu konuda haklılığımı da inşallah önümüzdeki yıllarda tüm Türkiye görecektir.</p>

<p><img alt="IMG_3988" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/img-3988.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><strong>''SONUÇ YENİLGİ DEĞİLDİ, AMA BAŞARI DA DEĞİLDİ''</strong></p>

<p><strong><i>İYİ Parti’nin seçimlerde almış olduğu oy oranını nasıl buldunuz?</i></strong></p>

<p>Açıkça söylemek gerekirse, istediğimiz sonuç olmadı. Biz daha yüksek bir sonuç bekliyorduk. Ancak bu bir yenilgi de değil. Çünkü mevcut milletvekili sayımız aynı kaldı, sayı düşmedi. Seçim sonucu bizim için yenilgi de değil, ama başarı da değil.</p>

<p><strong>''MERAL AKŞENER YENİDEN BAŞKAN SEÇİLECEK''</strong></p>

<p><strong><i>Seçim sonrası Meral hanımın suskunluğu konuşuluyor, tartışılıyor, hatta bazı haber sitelerinde kongrede aday olmayacağı ve istifa edeceği yönünde haberler de servis edildi. Bu doğru mu?</i></strong></p>

<p>Meral hanımın istifası söz konusu bile değil. İnşallah Cumartesi günü onu yine Genel Başkan olarak seçmiş olacağız. Dediğim gibi kendisi şu an kongre hazırlığı yapıyor, dolayısıyla da çok yoğun. Yeni bir ekip kuracak, yeni bir anlayışla yola devam edecek bu yüzden de yoğun bir tempoda çalışıyor.</p>

<p><img alt="IMG_3971" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/img-3971.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><strong><i>Genel seçimler bitti, önümüzde yerel seçimler var. İYİ Parti yerel seçimlere ittifak çatısı altında mı girecek, yoksa kendi adaylarını mı çıkaracak?</i></strong></p>

<p>Cumartesi günü Sayın Genel Başkanımız bir daha seçildikten sonra, kurmaylarıyla nasıl bir yol izleyeceklerine dair oturup konuşacaktır. Ancak benim şahsi fikrimi sorarsanız, eğer biz Türkiye’yi yönetmeye kararlıysak, mutlaka ve mutlaka kendi adaylarımızla yola devam etmeliyiz, ittifaklarla değil. Sonuca karar verecek olan, yine Sayın Genel Başkanımız ve üst yönetim olacaktır.</p>

<p><em><b>Yıllardır siyasetin içindesiniz, dolayısıyla da olup bitenleri daha objektif okuyorsunuzdur. Millet İttifakı’nın almış olduğu yenilgi, doğal olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na bağlandı. Yanlış aday olduğu yönünde çokça söylem oldu ki, Meral hanım en baştan bunu dile getiren isimlerdendi. Sizce Kemal bey doğru aday mıydı?</b></em></p>

<p>Olan oldu, artık geçmişi konuşmanın bir anlamı yok. Kemal bey iyi bir insan, hoş bir insan ama seçilmediğine göre, demek ki seçilmeyecek bir adaydı. Seçime girdi ve kaybetti. Keşke kazanmış olsaydı, biz de sevinirdik ama demek ki hakikaten kazanamayacak bir adaydı ve bunu hep beraber görmüş olduk. Seçim öncesi İYİ Parti olarak kazanacak bir aday olsun diye çok direttik, ama bu söylediklerimiz yanlış anlaşıldı. Hala bazı tartışmalara bakıyorum, Meral hanım sanki Sayın Kılıçdaroğlu’nu yıpratmış gibi hava oluşturuluyor. Oysa Meral hanımın diretmesi olmamış olsaydı ve Mansur bey ile Ekrem bey sahaya çıkmasaydı, belki de yüzde 48’i bile alamayacaktı ve seçim ilk turda bitecekti. Meral hanımın çabasıyla seçim ikinci tura kaldı ve Sayın Kılıçdaroğlu yüzde 48’i alabildi.</p>

<p><img alt="WARESTRDYTFYGKUH" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/warestrdytfygkuh.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><strong>''ÜSTTEN EMİR VERİLİRSE MEHMET ŞİMŞEK BIRAKIP GİDER''</strong></p>

<p><strong><i>Dediğiniz gibi seçime ilişkin konuşmamızın artık pek bir anlamı kalmadı. Bu yüzden güncel bir meseleye değinmek istiyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yeni kabineyi açıkladı. Kabinede oldukça dikkat çekici isimler var. Bakanlık yapmış bir isim olarak, siz yeni kabineyi nasıl buldunuz?</i></strong></p>

<p>Yeni kabinede çok değerli arkadaşlarımız var. Doğrudan tanıdıklarım var, tanımadıklarım da var. Tanımadığım isimlerle ilgili bir şey söyleyemem, ancak Mehmet Şimşek gibi saygı duyduğum isimler var. Mehmet Şimşek’in yeni kabinede olması güzel, ancak Şimşek kendi kararını kendisi verebilecek mi, o konuda büyük şüphelerim var. Yine üstten gelen emirlerle ‘yok Nas vardı, yok şu şöyleydi, yok böyleydi’ denilirse, Mehmet Şimşek mutlaka yerel seçimlere kadar bekler ve istediğini elde edemeyince de ayrılır gider diye düşünüyorum.</p>

<p><strong><i>Ülke şu an çok ciddi bir ekonomik krizin içinden geçiyor. Mehmet Şimşek’in kabineye girmesi birçok kesim tarafından olumlu karşılandı, ancak henüz gözle görülür değişim yok. Siz Mehmet Şimşek’in ülkeyi bu krizden kurtaracağını düşünüyor musunuz?</i></strong></p>

<p>Bu krizden çıkmamızın yolları var; bir defa güven vereceksiniz. Diyeceksiniz ki ülkemizde yolsuzluk yok, israf yok, liyakat var, demokrasi var, adalet var. Bunları pratiğe dökmeden ve demokrasimizi geliştirmeden, kim gelirse gelsin burada başarılı olamaz. Mehmet beyi iyi tanıyorum, dürüst bir insan, işinin ehli bir insan, güven veriyor. Onun için şu an piyasalar iyi durumda. Ancak Mehmet beyin vermiş olduğu bu güveni hükümet veremezse, bunun yürümesi mümkün değil.</p>

<p><img alt="IMG_3995-1" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/img-3995-1.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><strong>''MÜLTECİ MESELESİ BU ÜLKENİN EN CİDDİ MESELESİ''</strong></p>

<p><em><b>Ülkenin başlıca sorunlarından biri de, malum göçmen meselesi. Hükümet bu konuda sizce nasıl bir politika yürütmeli?</b></em></p>

<p>Göçmen meselesine çok önem veriyorum ve bunun derhal bir çözüme kavuşturulması lazım. Bu mesele insanca ve de hızlı bir şekilde çözülmeli. Ben demiyorum ki kamyona doldurup hepsini gönderin. Suriye hükümetiyle ve ilgili taraflarla görüşülüp, bir an önce bu sorun çözülmeli. Ülke Suriye’den, İran’dan, Afganistan’dan gelenlerle dolup taşıyor. Ben şahsen tüm insanlara saygı duyuyorum, ama öncelik benim ülkem ve ülkemin insanı. Önce can, sonra canan. Örneğin önümüz bayram ve kurban kesimleri için Afrika ülkeleri adres gösteriliyor, benim insanım açken ben neden Afrika’ya kurban yardımı götüreyim? Öncelik kendi insanımızın karnını doyurmak olmalı. Afrika’daki insanlar da bizim kardeşlerimiz, ama önceliğimiz kendi insanımız olmalı. İnsanlar bu ülkede bir yılda kurban etiyle geçinmek zorunda kalıyorsa, bunu oturup bir düşünmeniz lazım. Bu bağlamda da bu hayır kurumlarının Kızılay vs. Türkiye’deki insanların önce karnını doyurmasını istiyorum ve bekliyorum.</p>

<p><b>&nbsp;</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/ahmet-esref-fakibaba-mehmet-simseke-mudahale-edilirse-birakir-gider</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Jun 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/06/kapak-3.JPG" type="image/jpeg" length="89902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Helun Fırat istifa sonrası sessizliğini ilk kez Yeni Journal’a bozdu: Ali Babacan’a kırgınım!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/helun-firat-istifa-sonrasi-sessizligini-ilk-kez-yeni-journala-bozdu-ali-babacana-kirginim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/helun-firat-istifa-sonrasi-sessizligini-ilk-kez-yeni-journala-bozdu-ali-babacana-kirginim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden Helun Fırat, Ali Babacan’a kırgın olduğunu ve DEVA Partisi’nin CHP çatısı altında seçime girme kararı alış şekline tepki olarak, istifa ettiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser ÇINAR/ ÖZEL RÖPORTAJ -&nbsp;</strong>DEVA&nbsp;Partisi Kurucularından ve Genel Başkan Yardımcısı&nbsp;Helun Fırat, 14 Nisan’da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.</p>

<p>Genel seçimlerde milletvekili adayı gösterilmeyen Helun Fırat’ın istifası, epey gündem oldu ve Fırat’a bu konuda ‘’haksızlık’’ yapıldığı yönünde yorumlar yapılmıştı.</p>

<p>Mersin’den aday gösterilmesi beklenen Helun Fırat’ın yerine, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen aday gösterildi.</p>

<p>İstifa sonrası sessizliğini ilk kez Yeni Journal’a bozan Helun Fırat, yaşananlara ilişkin sorularımızı yanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="IMG_3928" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/img-3928.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><strong>‘’KİŞİSEL VE İLKESEL NEDENLERDEN DOLAYI AYRILDIM’’</strong></p>

<p><em><strong>DEVA Partisi’nden ayrılma nedeniniz neydi?</strong></em></p>

<p>DEVA’dan ayrılmamın hem kişisel, hem de ilkesel çok yönü var. Ama bunları madde madde, şundan ya da bundan şeklinde saymayı şu an için çok doğru bulmuyorum. Ancak şunu söyleyebilirim; DEVA Partisi’nin CHP çatısı altında seçime girme kararı alış şeklinin, kendisine bunca gönül vermiş, büyük emeklerle buraya getirmiş olan hem teşkilatına, hem de ona inanmış olan insanlara karşı, çok doğru bir şekilde alındığını düşünmüyorum. Buna olan tepkimi de çok açık ve net bir şekilde ifade edebilirim.</p>

<p><strong>‘’ALİ BABACAN’A KIRGINIM’’</strong></p>

<p><em><strong>Aday listelerinde yer almadınız, istifa kararınız çoğunlukla buna tepki olarak yorumlandı ve size bu anlamda ‘haksızlık’ yapıldığı çokça ifade edildi. Size haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz? Bu konuda Sayın Ali Babacan’a bir kırgınlığınız var mı?</strong></em></p>

<p>Durumu sadece milletvekilliği adaylığı açısından söylersem, bunu çok minimuma indirmiş olurum. Ama şunu söyleyebilirim; başlangıç noktamdan geldiğimiz noktaya baktığımda, evet Babacan’a kırgınlığımı açıkça ifade edebilirim. Ancak kırgınlığım sadece milletvekilliği değil, ya da bunun bir haksızlık olduğunu düşünmüyorum. Çünkü siyasetin çok haklılık, haksızlık yeri olduğunu düşünmüyorum. Bunu düşünerek de siyasete girmedim. Siyasetin nasıl bir ortam olduğunu, az çok rahmetli babamdan (Dengir Mir Mehmet Fırat) biliyorum zaten. Siyasetin bir temsil meselesi olduğunu düşünüyorum, herhangi bir genel başkanın vermiş olduğu yetki veya bir görev olarak görmüyorum. Eğer içesinde bulunduğum parti temsilen belli bir şeyi kaldırmıyorsa, orada zaten olmamak gerekir ve ben bu riski alarak siyasete girdim. Onun için yeni bir hareketle yola çıktım, hazır olanların, ya da daha oturmuş bir istemin içerisinde siyasete girmeyi tercih etmedim.</p>

<p><img alt="IMG_3926" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/img-3926.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><em><strong>Yeri gelmişken, o zaman bunu da sormalıyım. Diğer partilerden teklif aldınız mı? Alırsanız bunu düşünür müsünüz?</strong></em></p>

<p>Siyasete girmeden önce vardı, ama çok ciddi bir şey değildi. Bizim Ali beyle bir araya gelmemiz, aslında o program sürecinin birbiriyle çok oturmasından kaynaklanan bir süreçti ve bir araya gelişti. Ve dediğim gibi, siyaseti sadece Meclis’te olmak olarak görmüyorum. Dolayısıyla o süreçte yeni bir başlangıcın, doğru bir söylemin, doğru insanlarla hareket etmenin benim için daha uygun olacağını düşündüm. Ali beye kırgınlığım biraz da bundan. Geldiğimiz noktada bu durumu sorgular oldum çünkü…</p>

<p><strong>‘’TÜRKİYE’NİN BİR MERKEZ PARTİYE İHTİYACI VAR’’</strong></p>

<p><em><strong>Peki aktif siyasete devam edecek misiniz?</strong></em></p>

<p>DEVA Partisi ile olan sürecimin bana katmış olduğu bir şey var. O da; prensipler! Bundan sonraki siyasi hayatım için ciddi prensipler koydum, umarım uygulama şansım olur. Maalesef geldiğimiz noktada siyaset kurumunun uğramış olduğu erozyon, çok ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Hele ki bizim gibi bütün derdini, problemini siyaset üzerinden çözmeye çalışan toplumlar için, durum çok daha vahim. Şunu da açık ve net söylemem lazım; Türkiye’nin bir merkez partiye ihtiyacı olduğuna sonuna kadar inanıyorum. Burada ciddi bir boşluk olduğunu düşünüyorum. Bu ilkeleri ortaya koyabilen bir parti olursa, siyasete devam etmek isterim. Mevcut bir partide yer almasam da, kişisel olarak inandığım yoldan yürümeye devam edeceğim.</p>

<p><img alt="IMG_3916" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/img-3916.JPG" style="width: 100%" / width="5472" height="3648"></p>

<p><em><strong>Babanız merhum Dengir Mir Mehmet Fırat sayesinde bütün hayatınız siyasetin içinde geçti. Bu anlamda günümüz siyasetini de doğru okuyabilen insanlardansınız. 21 yıldır girdiği her seçimi kazanan bir iktidar var, sizce muhalefet nerede yanlış yapıyor? </strong></em></p>

<p>Bunun hem teknik, hem ilkesel, hem de duygusal tarafları var. Teknik olarak 3 şeyden bahsetmek isterim; bunlardan bir tanesi meşruiyet meselesi. Yani siyasetin özünü ve ruhunu kaybetmemek. Siyaset neden yapılıyor? Bir temsiliyet için yapılıyor. Bu temsiliyet de halktan Meclis’e yansıyan bir durum olmak zorunda. Bu süreçte benim gördüğüm kadarıyla, bu yansıma göz ardı edildi. Türkiye siyasetinin duayen ismi Süleyman Demirel, ‘’Boş tencerenin deviremeyeceği bir iktidar yoktur’’ demişti. Ancak bu ülkede bu durum işlemedi.</p>

<p><strong>&nbsp;‘’MUHALEFET SEÇMENİNİ KONSOLİDE EDEMEDİ’’</strong></p>

<p><em><strong>Muhalefet, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik buhranın seçime yansıyacağını ve boş tencerenin nasıl olsa iktidarı deviremeyeceğini düşündüğü için rahat hareket etti diyebilir miyiz o zaman? </strong></em></p>

<p>Kesinlikle öyle. Muhalefet, biz kendi istediğimiz bir yemeği pişiririz, onu da masaya koyarız ve eninde sonunda da bu yemek nasıl olsa yenilir diye düşündü. Ama bunun böyle olmayacağını ne yazık ki acı bir biçimde gördük. Meşruiyet meselesi işte bu yüzden asla göz ardı edilmemeli. Bir de şunu da açıkça söylemeliyiz; muhalefet seçmenini konsolide edemedi. Muhalefet seçmeni konsolide etmek yerine, tam tersini yaptı, partileri konsolide etmeye çalıştı. Bu siyaset için doğru bir denklem değildi. Çünkü siyasette 3 küçüktür 15’ten, 5 küçüktür 25’ten denklemi doğru değil. Eğer toplumsal bir karşılığı varsa, 3 her zaman 15’ten, 5 her zaman 25’ten büyüktür. Örneğin YSP ile TİP ittifakına baktığımızda, orada seçmenini hiç konsolide etmediğini görebiliyoruz. Kendi seçmeninin taleplerini göz ardı ettiler, bu da teknik bir hataydı. Ancak bunun ötesinde, mevcut siyasetin toplumun ihtiyaç ve beklentilerini hiçbir şekilde karşılamadığını görüyoruz. Muhalefet partileri, bu seçimde çok önemli bir fırsatı tepti ve en önemlisi de, seçmenin güvenini kaybetti.</p>

<p><img alt="WhatsApp Image 2023-06-22 at 10.09.15" class="img-fluid detail-photo" src="https://yenijournalcom.teimg.com/yenijournal-com/uploads/2023/06/whatsapp-image-2023-06-22-at-100915.jpeg" style="width: 100%" / width="2048" height="1346"></p>

<p><strong>‘’CUMHUR İTTİFAKINA KAZANDIRAN İSTİKRAR OLDU’’</strong></p>

<p><em><strong>Seçim sonuçlarını göz önüne alırsak, muhalefetin seçmene yeteri kadar güven vermediği için kaybettiğini söyleyebilir miyiz?</strong></em></p>

<p>Kesinlikle, hatta bu süreçte güven vermediği gibi, birçok çelişkiyle de karşılaştık. Örneğin birinci turdan sonraki son 15 gün içerisindeki süreçte, söylemlerin değişikliği zaten son noktaydı. Dolayısıyla en büyük problemlerden bir tanesi, bence toplumun güveninin kaybedilmiş olmasıydı. Çünkü ortada bir istikrar yoktu. Fikirlerini, politikasını beğenmeyebiliriz, ancak Cumhur İttifakı bu süreçte oldukça istikrarlı bir tablo çizdi. Ne olduğu hususunda, ne düşündüğü hususunda ve ne yapacağı hususunda, her zaman istikrarlı ve net bir siyaset yürüttü. Seçim sonuçlarına baktığımızda, şunu da artık rahatlıkla söyleyebiliriz; muhalefetin ortaya koyduğu ve buna mecbursunuz dediği yemeği seçmen yemedi, seçmen onun yerine yıllardır bildiği yemeği tercih etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/helun-firat-istifa-sonrasi-sessizligini-ilk-kez-yeni-journala-bozdu-ali-babacana-kirginim</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Jun 2023 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/06/kapak-2.JPG" type="image/jpeg" length="31945"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HÜDA-PAR alternatif bir Kürt partisi değildir!]]></title>
      <link>https://www.yenijournal.com/huda-par-alternatif-bir-kurt-partisi-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenijournal.com/huda-par-alternatif-bir-kurt-partisi-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HDP Eski Milletvekili ve 2015 yılındaki seçim hükümetinde kısa süreli Bakanlık yapan Müslüm Doğan, başta HÜDA-PAR olmak üzere, HDP’nin 14 Mayıs seçimlerinde aldığı oy oranı, Selahattin Demirtaş’ın siyaseti bırakması gibi konularla ilgili Yeni Journal’a konuştu. Müslüm Doğan, ''HÜDA-PAR kesinlikle alternatif bir Kürt partisi değildir, asla olamaz da!’’ dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çınar Ayser ÇINAR/ ÖZEL RÖPORTAJ -&nbsp;</strong>HÜDA-PAR’ın alternatif Kürt partisi olduğu yönündeki iddialara&nbsp;Kürt siyasetçi Müslüm Doğan’dan sert tepki geldi.&nbsp;Doğan, ''HÜDA-PAR kesinlikle alternatif bir Kürt partisi değildir, asla olamaz da!’’ ifadesini kullandı.&nbsp;</p>

<p>Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığında kurulan seçim hükümetinde, Kalkınma Bakanı olarak kısa süreli görev alan&nbsp;Müslüm Doğan, Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) kuruluşunda yer alıp, ilk dönem Merkez Yürütme Kurulu üyeliği yapmıştı.</p>

<p>Müslüm Doğan, uzun bir süre de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı olarak görev aldı.&nbsp;24 Haziran 2018 seçimlerinde aday gösterilmeyen Doğan, bir süre sonra HDP’den&nbsp;istifa etti.</p>

<p>Müslüm Doğan daha sonra, Ayhan Bilgen’in kurduğu Türkiye'nin Sesi Partisi’nin (SES) kurucu kadrosunda yer aldı ancak, 30 Nisan 2023'te partiden istifa ettiğini duyurdu.&nbsp;</p>

<p>Müslüm Doğan, Türkiye’nin ‘kader seçimi’ diye adlandırılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanan 2023 seçimlerini, muhalefetin yenilgisini ve bu süreçte yaşananları <strong>Yeni Journal’</strong>a değerlendirdi.</p>

<p><strong>&nbsp;‘’DEMİRTAŞ’IN SİYASETİ BIRAKMA GİBİ BİR LÜKSÜ YOK’’</strong></p>

<p><strong><i>Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, seçim sonrası yaptığı açıklamada aktif siyaseti bıraktığını söyledi. Demirtaş'ın bu kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?</i></strong></p>

<p>Selahattin Demirtaş’ın siyaseti bıraktığına ben inanmıyorum. Siyaseti bir tepki olarak ortaya koydu. Siyaseti bırakması da bu kadar birikimin, bu kadar mücadelenin sonucunda normal bir süreç olarak değerlendirmiyorum. Muhakkak ki bir tartışma, bir süreç yaşanmış ve bir tepki olarak ortaya konmuş bir durum. Selahattin Demirtaş’ın siyaseti bırakma gibi bir lüksü olmadığını ve bunun geçici bir karar olduğunu düşünüyorum. Çünkü Selahattin Demirtaş önemli bir değer, önemli bir kazanım ve birikim olarak ortaya çıktı. Bu mücadele içerisinde ortaya çıkan çok önemli bir siyasi figürdür. Yol açıcı, siyaseti okumada, siyasete yön verme açısından bir hayli tecrübeye sahip. Kürt siyasi hareketi içerisinde olması gereken önemli bir siyasetçi diye düşünüyorum.</p>

<p><em><b>Tecrübeli bir siyasetçi olarak 2023 genel seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></em></p>

<p>Seçim sonuçlarına baktığımızda, muhalefetin bir başarısızlığı söz konusu. Muhalefet tek adam eleştirisiyle, Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığıyla seçimi alacağını düşündü, ama yanıldı. Çünkü hedef bence sistem olmalıydı. Tasavvur edilen, ülkeye ilişkin projeler olmalıydı. Türkiye halkı muhalefete artık bu tür ithamlarla, hedeflerle seçimin kazanılamayacağını gösterdi. Muhalefet bana göre bu anlamda ciddi bir yenilgi aldı. Sonuçları ağır olan bir yenildi üstelik.</p>

<p><strong>‘’HDP CİDDİ BİR MUHASEBE YAPMALIDIR’’</strong></p>

<p><em><b>Seçim öncesi HDP ‘kilit parti’ konumundayken, seçim sonucunda ciddi bir oy kaybı yaşadığını gördük. Siz eski bir HDP’li olarak bu durumunu nasıl okuyorsunuz?</b></em></p>

<p>HDP güçlü bir paradigmanın partisiydi. Süreçlerde sürekli siyaset üreten, yeni politik hatlar bulmakta yetenekli bir partiyken, son iki yıllık süreçte bu yeteneğinin çoğunu kaybetti. Birlikte yaşam paradigması, demokratik ulus, ortak vatan, demokratik cumhuriyet gibi paradigmaları yeni siyaset belgeleriyle güçlendirilmesi ve geniş kitlelere ulaştırılması gerekiyordu. Uygulanan siyaset, pratik, parti içi hiyerarşik yapı içerisindeki durumlar, biraz iktidarcılık, yetmez kişiliklerin parti içerisinde kadrolara karşı geliştirdikleri istenilmeyen siyaset tarzı bu tepkiyi dile getirdi. 2015 Haziran’ı ile 2023 Haziran’ına baktığımızda ciddi bir oy kaybı söz konusudur. Kürt demokratik siyaseti anlamında bu da öyle hafife alınacak bir konu değildir, ciddiye alınması ve çok büyük bir muhasebe verilmesi gerekiyor. Yetmez iktidarcı kadroların yeni siyaset ekseninde de yerlerinin olmaması lazım.</p>

<p>&nbsp;'<strong>’SEÇİM KAZANILSAYDI BELGELER ORTAYA ÇIKACAKTI’’</strong></p>

<p><em><b>Kürtlerin Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘koşulsuz, şartsız’ destek vermesi çokça tartışılan konular arasındaydı. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></em></p>

<p>Koşulsuz, şartsız oy verildiği konusuna ben katılmıyorum. Muhakkak ki görünürde olmayan, siyaset belgeleri temelinde verilmiştir bu destek. Daha sonra açıklanabilecek siyaset belgeleri söz konusudur. Ama şöyle bir şey olmuştur; artık Batı’daki seçmenler Kürtlerin sağlıklı, nitelikli oy kullandıklarını, politik bir halk olduklarını anlamıştır ve bu da Kürtler anlamında ciddi bir kazanımdır. Fakat seçim kazanılsaydı, elbette ki bu siyaset belgeleri ortaya çıkacaktı. Özetle, karşılıksız oy verme gibi bir şey Kürtler adına söz konusu olamaz. Çünkü Kürtler politik bir halk ve ulusal demokratik hakları var.</p>

<p><em><b>HDP Milletvekili Sırrı Sakık, katıldığı bir programda ''Kılıçdaroğlu da açık ve net olarak önümüzdeki dönem ne yapacağını kamuoyu ile paylaşmalıdır. Kapalı kapılar ardında söylenenlerin, kamuoyuna da bunların deklare edilmesi gerekir'' demişti ve bu sözleri hayli gündem olmuştu. Sizin bu açıklamanız Sayın Sakık'ı doğrular nitelikte…</b></em></p>

<p>Sırrı Sakık’ın değerlendirmesine katılmıyorum, ama Kürtlerin politik bir halk ve onun örgütlülüğünün ulaştığı düzey anlamında bunu ifade ediyorum. Bu mücadelede ciddi bedeller ödenmiş, on binlerce insanımız cezaevinde, dışardakilerin ise siyaset yapmaları engelleniyor. Bu anlamda HDP’nin elbette ki bir karşılık bulacak bir siyaset belgesi çerçevesinde destek verdiğini herkes biliyor. Seçim kazanılsaydı, Kemal Kılıçdaroğlu şahsında bu durum ortaya çıkacaktı, ancak artık tartışmanın anlamı yok.</p>

<p><em><b>Seçim sonuçlarından sonra oy kaybeden ve en çok eleştirilen partilerden biri de, doğal olarak HDP oldu. HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, partilerinin olağanüstü kongresinde aday olmayacaklarını açıkladı. HDP bundan sonra nasıl bir yol izlemeli?</b></em></p>

<p>HDP çok önemli bir birikim ve bu birikimin geliştirilen birlikte yaşam paradigmasının güçlendirilmesi ve çok geniş kitlelere yayması gerekiyor. Biraz daha kendi ulusal demokratik haklarını önde tutan ve sınıf mücadelesi de dahil, diğer metropollerdeki mücadele alanlarında bu mücadelesini birleştirip, geliştirilen paradigmanın geniş siyaset belgeleriyle güçlendirilmesi ve tahkim edilmesi lazım.</p>

<p><strong>‘’HÜDA-PAR SÜREÇ İÇİN ORTAYA KONULAN BİR YAPI SADECE’’</strong></p>

<p><strong><i>Cumhur İttifakı listelerinden Meclis’e giren HÜDA-PAR ‘alternatif bir Kürt partisi’ olarak yorumlanıyor. Sizce HÜDA-PAR alternatif bir Kürt partisi mi?</i></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HÜDA-PAR kesinlikle alternatif bir Kürt partisi değildir, asla olamaz da! HÜDA-PAR bir sürecin ürünü ve süreç için ortaya konulan bir siyasi yapıdır. Hatta siyasi yapı demek bile, ne derece doğru olur bilmiyorum. HÜDA-PAR, Kürt ulusal demokratik haklarını savunacak nitelikte bir parti değildir. Geçmişi de sıkıntılı bir parti. Geçmişle doğru bağ kurarsak, gelecekte de Kürt halkının temsilcisi olma ihtimali en zayıf harekettir diye düşünüyorum.</p>

<p><strong>&nbsp;‘’YENİ KABİNEDE BAŞARILI İSİMLER VAR’’</strong></p>

<p><strong><i>Bakanlık yapmış bir isim olarak, yeni kabineyi nasıl buldunuz?</i></strong></p>

<p>Tam anlamıyla teknokrat bir kabine olmuş ve oldukça da başarılı isimler var. Cevdet Yılmaz ve Mehmet Şimşek gibi isimler, son derece başarılı isimlerdir. Umarım ülkenin siyasi bunalımdan çok, ekonomik bunalımını düze çıkartacak kararlar alırlar, çünkü bu hepimizi ilgilendiriyor. Ülke şu anda büyük bir bunalım yaşıyor. Bu bunalımdan bir çıkış yolu bulunmalı. Kürt bakanlar tarafından bu yükün yüklenmesi, bence son derece önemli ve Kürtler için bu durum bir kazanımdır.</p>

<p><em><b>Son olarak, kurucusu olduğunuz SES Partisi’nden geçtiğimiz günlerde ayrıldığınızı duyurdunuz. Ayrılık nedeniniz neydi?</b></em></p>

<p>Bizim SES Partisi’ni kurma amacımız, yeni bir demokratik zemin yaratma çabasıydı. Özellikle de Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl bir yöntemle çözülmesinde, ‘yeni bir zemin yaratabilir miyiz’ kaygısıyla oluşan bir partiydi. Geçen süre içerisinde bu hareketin böyle bir kaygı taşımadığını gördük. Eğer bu kaygı yoksa, orada bulunmamızın çok da bir anlamı yoktu. O yüzden ayrılma kararı aldım. Kalan ve yola devam eden arkadaşlara da başarılar diliyorum.<b> </b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>RÖPORTAJ</category>
      <guid>https://www.yenijournal.com/huda-par-alternatif-bir-kurt-partisi-degildir</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Jun 2023 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenijournalcom.teimg.com/crop/1280x720/yenijournal-com/uploads/2023/06/dsfg.jpeg" type="image/jpeg" length="12357"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
