Özgür Özel, üç haftalık aranın ardından gerçekleştirilen TBMM Grup Toplantısı’nda partililere seslendi. Toplantıya yoğun katılım olduğunu belirten Özel, salonun yanı sıra Meclis yerleşkesinde binlerce kişinin bulunduğunu söyledi.

Özel, “Bu bir grup toplantısına katılma değil, partiye sahip çıkma, tarihin doğru tarafında durma ve ülkenin geleceğine yönelik saldırılara karşı direnme buluşmasıdır” dedi.
Mutlak butlan kararının ardından ilk grup toplantısını yapan CHP Grubunda konuşan Özgür Özel; konuşmasına Nazım Hikmet'in "Bizi soracak olursanız, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta..." dizeleriyle başladı.

Erdoğan'a yanıt: Kes bunların boynunu dedin

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz" ifadelerine teki gösteren Özel şu yanıtı verdi:

"Önümüze 6 kere barikatlar çektiğin, dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya sen o TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun! 21 Mayıs butlan darbesini yapan, polisi Atatürk'ün kurduğu partiye sokan da sen ve senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcın, ödüllendirip Bakan yaptığın o cellatın elinde talimatı sen verdin. Kes bunların boyunun diye talimatı sen verdin' Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan ve rejim ile millet arasındadır."

Özel, "Bu tarihin doğru atarından durma, tarih yazma ve parti ile ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı yürüyüşe geçme ziyaretidir. Siz sokağı bilen, sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz. Ama bugün bizim görevimiz öfke ve tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil. Bizim görevimiz, bir büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır" diye konuştu.

"Umut sloganları atalım"

"Hain Kemal" sloganlarını susturan Özel sözlerini şöyle sürdürdü:

"İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde kazandıran duygudur. Bu çatı altında geleceğe yönelik umut sloganları atalım. CHP 47 yıl sonra kurulduğu gün gibi birinci parti oldu ve kurulduğu günden itibaren AKP'yi yenen ilk parti oldu. İşte bu yüzden bu değişimin rüzgarını, kararlılığı, azmi görenler, kararı iktidarı değiştirmeye verdiğimizi görenler, başarınca şekil anlayış değiştirmediğimiz görenler, kendi adaylığımın peşinde koşmadığımı, milletin istediği adayı 15.5 milyonun oyuyla adaylaştırdığımı görenler, onu hapse attıklarında 'sıra bize geldi' demek yerine 'Erdoğan'ı yeneceğimiz adaylarımız var, o kararı verip seçimi alacağım' dediğimi görenler bunlara girişti. Sürecin tamamını ailelere, evlatlara, eşlere, dostlara haksızca saldıracak kadar sürdürdüler. O süreçleri hep birlikte gördük. O günden bugüne bir sürü açık ve gizli şey duyduk.

Hafta sonu 6 belde ve 362 mahallede ara seçimler yapılacak
Hafta sonu 6 belde ve 362 mahallede ara seçimler yapılacak
İçeriği Görüntüle

Karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenler ile 31 Mart seçimlerini hazmedemeyenlerin yani mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı vardır Türkiye'de. Bir mahkeme kararı elde genel merkezin önüne polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle ve sabaha kadar barda, pavyonda çalışmış tiplerle gelip de direkt Gençlik Kolları'nın karşısına gelince biz o kapıyı kapattırmasak bu evlatların karşısına çıkacaktı. Hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı. Biz kapıları kapatıp evlatlarımızı koruduk, onlar ise kapıya dayanarak en büyük utancı yaşattı. Hızla çözeceğiz ama maalesef şu anda iki tane CHP görüntüsü var. Bir tarafta mutlak butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarı atıldığı baba ocağımıza oturanlar, bu tarafta ise Gazi'nin diğer büyük eseri Meclis çatısı altında parti ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar... Burada oturanların meziyeti kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak, haklının yanında ve haksızın karşısında durmak, ezileninin yanında durmak, karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece kendine güvenmek varken diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden bu partinin baba ocağında bulunanlar var."

"Yapılan bir sonraki iktidara yapılan darbedir"

Özgür Özel konuşmasında mutlak butlan kararını "darbe" olarak değerlendirerek şunları kaydetti:

"Milleti adaysız, milleti partisiz, kurumsuz, partiyi lidersiz ve seçimi alternatifsiz yani kendileri açısından rakipsiz ya da rakibini kendilerinin belirlediği seçimlerin şeklen olduğu, değiştirme ümidi olanların kararlılığı olanların takatsiz kaldığı, sandığa küstüğü, değiştirmek istemeyenlerin düşük katılım olanların da birileriyle iktidarlarını sürdürdükleri şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar. İşte ne yaşıyorsak, ne yaşıyorsak içerideki dinamiklerini konuşuruz, dışarıdaki dinamiklerini konuşuruz ama ne yaşıyorsak yaşadıklarımızın hepsi kulakta çınlayan, zihinden gitmeyen ve asla kabullenemeyen bir gerçekliğin direnmesinden kaynaklanmaktadır, o gerçekliğe direnilmesinden kaynaklanmaktadır.

Doğrusu milletin dediği olurdur. Kendi sözü İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybederdir. Yıllar sonra İstanbul üç tercih üst üste kimin yöneteceğine karar vermiş, bundan sonra da o kişinin Türkiye'yi yönetme ihtimali belirginleşmişken işte yapılan iş bir sonraki cumhurbaşkanına, bir sonraki iktidara yapılan darbedir, şimdi yaşanan o iktidara gelecek olan partiye darbedir."

Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel; "Genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değil. 1.5 yıldır TGRT'den maaş alan, partimizle uğraşan yalanları köpürten birisi partiden basın danışmanı olmuş, sizin aidatlarla alınan arabalara 'haram mal' diyecek kadar yerin dibine geçmiş oturuyor orada" diye konuştu.