KARANLIĞA KARŞI HUKUK!

Adalet, sadece mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret değildir. Adalet; aynı zamanda unutulmayan, unutturulmayan ve üzeri örtülmeyen hakikatlerin peşinden gitme iradesidir.

İşte tam da bu noktada, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in son dönemde attığı adımlar, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin yeniden güç kazandığını gösteren önemli gelişmeler arasında yer alıyor.

Van’da hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in dosyası üzerinden yürütülen süreç, aslında çok daha büyük bir yaklaşımın yansımasıdır.

Yıllar boyunca “faili meçhul” olarak kayıtlara geçen ya da çeşitli gerekçelerle takipsizlik kararı verilmiş dosyaların yeniden ele alınması, devletin vatandaşına karşı sorumluluğunu yeniden hatırladığını göstermektedir.

Adalet Bakanı Gürlek’in Rojin’in aileyle doğrudan temas kurması, onların acısını paylaşması ve sürecin bizzat takipçisi olması, klasik bürokratik reflekslerin ötesinde bir yaklaşımı işaret ediyor. Bu, sadece bir dosyanın değil, toplumun adalet duygusunun onarılması anlamına geliyor.

Özellikle Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın devreye alınması, geçmişte karanlıkta kalmış olayların aydınlatılması adına kritik bir adımdır.

Her ne kadar bu birimin doğrudan soruşturma yetkisi bulunmasa da, teknik destek sağlaması, dosyalara “yeni bir gözle” bakılması ve uzman ekiplerin devreye girmesi, adaletin gecikmiş de olsa tecelli etmesi adına umut vericidir.

Burada dikkat çeken en önemli hususlardan biri de teknolojinin etkin kullanımıdır. Rojin Kabaiş’in telefonunun incelenmek üzere yurtdışına, Çin’e gönderilecek olması, delillerin en ince ayrıntısına kadar değerlendirilmek istendiğini göstermektedir. Bu, “küçük bir detaydan bile büyük bir hakikat doğabilir” anlayışının sahadaki karşılığıdır.

Toplumların adalete olan güveni, sadece yeni davalarla değil, geçmişin karanlık noktalarının aydınlatılmasıyla da inşa edilir. Faili meçhul dosyalar, sadece hukuki meseleler değil, aynı zamanda toplumsal vicdanın açık yaralarıdır. Bu yaraların kapanması için atılan her adım, devlete olan güveni artırır.

Elbette bu süreç kolay değildir. Yıllar geçmiş, deliller kaybolmuş, tanıklar susmuş olabilir. Ancak tüm bu zorluklara rağmen “yeniden inceleme” iradesi ortaya koymak, başlı başına bir kararlılığın göstergesidir. İşte bu kararlılık, bugün Adalet Bakanlığı bünyesinde somut adımlara dönüşmüş durumda.

Akın Gürlek’in ortaya koyduğu bu yaklaşım, sadece bugünü değil, yarını da şekillendirecek bir adımdır. Çünkü adaletin olduğu yerde güven, güvenin olduğu yerde ise güçlü bir toplum vardır.

Faili meçhul dosyaların yeniden açılması, takipsizlik kararlarının yeniden gözden geçirilmesi ve her bir dosyanın titizlikle incelenmesi, Türkiye’de adaletin yeniden kök saldığını göstermektedir. Bu çabaları görmek, takdir etmek ve desteklemek gerekir. Çünkü adalet, bir gün herkese lazım olur.