KARACADAĞ PİRİNCİ ve ATA TOHUMU

Geçen hafta Diyarbakır Karacadağ bölgesinde bir taziyeye gittim. Taziyeden sonra bölgenin akil insanları ile Karacadağ pirinci ve domatesi üzerine sohbetler ettik. Burada pek siyasi konuşmalar olmadığından dolayı hemşerilerim ile bölgenin en önemli geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık üzerine sohbet etme fırsatını buldum.

Türkiye’nin güneydoğusunda ve bereketli Hilal’ın üst kısmında bulunan Karacadağ eteklerinde Eınkom buğdayı ve arpanın ilk kez bu alanlarda üretildiği söyleniliyor. Yapılan genetik araştırmalarda bu alanı işaret ediyor. Bölgede tarım genelde geleneksel yöntemlerle ve kültürel mirasımız olan ata tohumları ile besin değeri yüksek mahsuller elde ediliyor. Ata tohumundan üretilen besinler, vitamin ve mineral değerleri yüksek, sağlıklı ve lezzetli ürünler verirler. Ata tohumundan elde edilen besinlerin boyutları ve rengi standart olmadığından ve bu mahsuller kimyasal içermediğinde aromatik özelliği ile kendine has kokusu olan ürünler yetişiyor. Ata tohumları, kültürel mirasımızın bir parçası olmakla kalmıyor, biyoçeşitliliği korumak, dışa bağımlılığı azaltmak, sürdürülebilir tarım uygulamalarını teşvik etmek ve gıda güvenliğini sağlamak konularında da önemli bir rol oynuyor. 

Mevsiminde ekilen ata tohumlarına, aşırı gübreleme ve kimyasal kullanımı gerekmez, su ve güneş ışığı gibi doğal ihtiyaçlarını karşılamak yeterlidir. Bölge karasal iklime sahip olduğu için yazın sıcak kışın ise karlı ve yağışlı geçer. Karın erimesi ile yazları bile göletlerde oluşan su birikintileri serin olur. Yazın gece soğuk gündüzleri ise sıcaktır. Suyun soğuk olmasının en önemli sebebi kaynak suyu ve bölge taşlarının bazalt taşı olmasıdır. Son zamanlarda bu volkanik ve minerali zengin olan toprak ve sularda yetişen pirinç sağlıklı yaşam acısından tercih ediliyor.

Karacadağ eteklerinde sadece geleneksel ata tohumu ile tarım yöntemleriyle hiçbir kimyasal kullanılmadan, ilaçsız (sadece ham olan yeni ekilecek uzun süre ekili topraklara gübre kullanılır.) olarak yetiştirilen Karacadağ Pirinci, koruyucu ve katkı maddesi içermez. Karacadağ eteklerinde Volkanik bölgelerdeki özel toprak yapısında mineral zengini volkanik serin sularla ve özellikle BAZALT TAŞI etrafında yetişen, dünyanın en kaliteli ve Aromatik özelliği ile kendine has kokusu olan şeker ve nişasta oranı da en düşük pirinç KARACADAĞ PİRİNCİ’dir. Şeker oranı en düşük olduğu için şeker hastaları bu pirinci rahatlıkla tüketebilir.

Sohbetimize son yıllarda Karacadağ bölgesinde domates ekimi artığını ve domatesleri burada kurutup en yakın fabrika İzmir’de olduğunda dolayı İzmir’deki paketleme fabrikalara gönderdiklerini söylediler.  Buradan kurutmalık domateslerin paketlenip Avrupa pazarına özellikle İtalya, Fransa, Almanya gibi ülkelere yüksek fiyatlara ihraç ediliyor.

Karacadağ bölgesinin iklim ve toprak özelliği bakımından kurutmalık domates için çok elverişli, toprakta gerekli bütün mineraller var, Karacadağ'ın gece serin, gündüz olması bitkinin aradığı iklim özelliğinin de topraktan aldığı mineraller de aromasına katkı sunuyor. Buradaki domatesler çok kaliteli ve verimli oluyor. Yani coğrafi ve ilkim özelliği ile bu bereketli topraklarda yetiştirilen her ürünün en iyisi yetişmektedir.

Ata tohumu kullanımı yaygınlaştırılması, bölge çitçilerinin desteklenmesi ve bilinçlendirilmesi ile Diyarbakır gelecek yıllarda tarımda özellikle buğday, pirinç ve kuru domateste Türkiye'de söz sahibi olur. Yalnız Karacadağ Bölgesindeki arazinin büyük bir kısmı hazine ve mera alanı olduğundan ekilmiyor ve taşlık olarak kalıyor.

Sadece Karacadağ bölgesi değil nerdeyse Anadolu’nun tamamı verimli topraklarına sahiptir. Ülkemiz çok şanslı bir coğrafyada yer alıyor ve sahip olduğu bu coğrafyanın tarımsal potansiyeli oldukça fazla. Zengin toprakları,  farklı iklim kuşakları ve zengin habitatı açısından Türkiye büyük bir çeşitliliğe ve avantaja sahip. Tarım, insanlık için büyük öneme sahip olan ve gelecekte de önemini koruyacak bir sektördür. Gıda güvencesi, ekonomik gelişme, biyoçeşitlilik, sosyal ve kültürel değerler ve sürdürülebilir kalkınma açısından tarımın önemi vurgulanmaktadır. Gelecekte, teknolojik gelişmeler, sürdürülebilir tarım uygulamaları, tarımsal işbirlikleri, eğitim ve farkındalık çalışmaları ve iklim değişikliğine uyum gibi konular, tarım sektörünün gündeminde yer alacaktır. Bu sayede, tarımın sürdürülebilir ve insanlık için daha yararlı hale getirilmesi mümkün olacaktır. Bunun için geçmiş ile gelecek arasında bağ kurup tarım stratejilerini geliştirerek, tarım alanındaki üretici, tüketici veya iklim bazlı problemleri çözecek saha hakimiyeti ve işin ehli olan farklı projelere imza atmak gerekir. Tarımda yetkili ve etkili olabilecek paydaşların tarım politikaları ile ortak çözümde buluşturulmalı.

Türkiye'nin tarım stratejilerine büyük destek olacak tarım stratejileri merkezi TARPOL kuruldu. Tarım alanındaki üretici, tüketici veya iklim bazlı problemlerin çözümü odaklı politika ve strateji oluşturulması için eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker başkanlığında TARPOL kuruldu.  Bakanlık döneminde gelenekçi ve yenilikçi tarım politikaları ile bilinen Sayın Mehmet Mehdi Eker, bugün itibarıyla çalışmalarına başladığını TARPOL ile Türkiye'nin tarımla ilgili birikimini görünür hale getirmek istediklerini söylemesi Tarım alanındaki üretici, tüketici veya iklim bazlı problemlerin çözümü odaklı politika ve strateji oluşturulması, ülkesel ve küresel gelişmeleri izleyerek, tarım sektörü paydaşlarının beklenti ve talepleri doğrultusunda projeler hazırlama, raporlar yayımlama ve ihtiyaç duyulan dönüşüme yardımcı olma misyonuyla kurulan TARPOL, tarım, hayvancılık, gıda ve beslenme alanlarında insanlığın karşı karşıya olduğu yetersiz, sağlıksız ve dengesiz beslenme konularında çözüm odaklı politikalar oluşturmayı amaçlıyoruz söylemleri gelecekte tarım ile ilgili yeni stratejileri geliştirmek için umut aşıladı.

Sonuç olarak, geleneksel tarımın kültürel önemi çok çeşitli boyutlara sahiptir. Geçmişi, beslenme alışkanlıklarını, çevre anlayışı, ekonomiyi şekillendirir. Bölgesel kalkınma ve kaliteli sağlıklı yaşam ürünleri ortaya çıkar. Ata tohumları, kültürel mirasımızın bir parçası olmakla kalmıyor, biyoçeşitliliği korumak, dışa bağımlılığı azaltmak, sürdürülebilir tarım uygulamalarını teşvik etmek ve gıda güvenliğini sağlamak konularında da önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle, geleneksel tarımın korunması, desteklenmesi, teşvik edilmesi gerekir, yeni ihtiyaçlara ve teknolojiye göre de strateji geliştirmeli.

Hayat güzeldir ve devam ediyor. Ama yaşam sağlıklı ve lezzetli olursa anlam kazanır tat verir…