Fatma Nur Ç., bir vakfın yöneticisi tarafından çocuk yaşta istismara uğradığını, daha sonra bu kişiyle evlendirildiğini kamuoyuna açıklamıştı. Kızı Hifa İkra Ş.’nin de 3 yaşından itibaren istismara maruz kaldığını öne süren anne, sorumlular hakkında dava açmıştı.
Anne ve kızının avukatlığını üstlenen Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, söz konusu vakfın Kuran'a Hizmet Vakfı olduğunu duyurmuştu.
Dava süreci devam ederken Fatma Nur Ç., bir süredir İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önünde adalet talebiyle nöbet tutuyordu.
Sahilde iki cansız beden
Olay, dün saat 22.00 sıralarında Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde meydana geldi. Balık tutmak için sahile gelen yurttaşlar, denizde hareketsiz duran bir kişiyi fark ederek polis ve sağlık ekiplerine haber verdi.
Sudan çıkarılan kadının hayatını kaybettiği belirlendi. Çevredeki ifadeler üzerine denizde başka bir kişinin olabileceği ihtimali değerlendirildi. Sahil güvenlik ekiplerinin çalışması sonucu ikinci bir cansız bedene daha ulaşıldı.
Hayatını kaybedenlerin 30 yaşındaki Fatma Nur Ç. ile kızı Hifa İkra Ş. olduğu tespit edildi.
Soruşturma, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor.
“Bu sıradan bir ölüm değil”
Anne ve kızının avukatlığını üstlenen Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ölümleri doğrulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Müvekkillerimiz gericilerin kuşatmasına ve kendilerine yaşatılan bu ağır acıya daha fazla dayanamadılar. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak söz veriyoruz, kaybettiğimiz her bir canın hesabını sonuna kadar soracağız.”
Hukukçulardan oluşan Avukatın Sesi İnisiyatifi ise anne ve kızının “şüpheli ölüm haberini derin bir üzüntüyle öğrendiklerini” belirtti. İnisiyatif, kısa süre önce adliye önünde oturma eylemi başlatan annenin kendilerine, “Ölüm tehditleri alıyorum. Eğer ölürsem bu intihar değildir” dediğini aktardı.
Açıklamada ayrıca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerinin anneyi arayarak eyleme devam etmesi halinde çocuğunun elinden alınacağı yönünde tehditte bulunduğu iddia edildi ve “Bu olay sıradan bir ölüm değildir. Ortada ciddi iddialar, tehditler ve kamu görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır” denildi.
Bakanlık iddiaları reddetti
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise yaptığı yazılı açıklamada söz konusu tehdit iddialarını reddetti.
Bakanlık açıklamasında, çocuğun sağlık kontrollerinin düzenli yapılmadığının anlaşılması üzerine tedavi sürecini aksatmamak için çalışmalar yürütüldüğü ancak annenin yönlendirmelere olumlu yanıt vermediği savunuldu.
Açıklamada, çocuğun 13 Şubat 2026’da özel bir vakıf hastanesine yatırıldığı ve sağlık kurulu raporunda yatılı psikiyatrik tedavinin gerekli olabileceğinin belirtildiği ifade edildi. Buna rağmen annenin önerilen tedavi ve sevkleri kabul etmediğinin uzmanlarca bildirildiği aktarıldı.
“Çocuğun sağlık durumunun risk altında olduğu” gerekçesiyle 2 Mart’ta acil koruma kararı çıkarıldığı belirtilen açıklamada, aynı gün adrese gidilmesine rağmen kimseye ulaşılamadığı iddia edildi.
Bakanlık, olayın adli makamlarca soruşturulduğunu vurgulayarak, sürecin bazı medya organları ve sivil toplum kuruluşları tarafından çarpıtıldığını savundu.