DÜNYA

İran ateşkes şartlarını açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile savaşın sona ermesinin tek yolunun, "İran'ın meşru haklarının kabul edilmesi, tazminat ödenmesi ve yeniden saldırmama konusunda sağlam bir uluslararası güvence verilmesi" olduğunu söyledi

Pezeşkiyan, ABD merkezli X sosyal medya platformunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin açıklama yaptı.

Pezeşkiyan, Putin ve Şerif ile yaptığı görüşmede İran'ın bölgedeki barış ve huzura olan bağlılığını yinelediğini belirtti.

İsrail ve ABD tarafından İran’a karşı başlatılan savaşın sona ermesinin tek yolu olduğunu söyleyen Pezeşkiyan, "Savaşın sona erdirmenin tek yolu, İran'ın meşru haklarının tanınması, tazminat ödenmesi ve yeniden saldırmama konusunda sağlam bir uluslararası güvence verilmesidir" ifadelerini kullandı.

İran geri adım atmıyor, meydan okuyan bir tavır sergiliyor

The Guardian'ın haberine göre İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasi baskı hissettiğini değerlendirdiği bir ortamda, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un ateşkes arayışına yönelik iki mesajını geri çevirdi.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ayrıca Trump’ın ABD’nin savaşı kazandığını tek taraflı ilan etmesinin çatışmayı sona erdirmeyeceğini söyledi. Bu açıklama, ABD saldırılarını sona erdirmeye hazır olduğunu ilan etse bile İran’ın çatışmayı bir şekilde sürdürmeye veya Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan gemiler üzerindeki baskısını devam ettirmeye hazır olabileceği anlamına geliyor.

İran, Trump’a ekonomik, siyasi ve askeri maliyetin yüksek olduğunun gösterilmediği sürece çatışmanın sona eremeyeceğine inanıyor. Bunun yerine, ABD’nin İran’a bir daha saldırmayacağına dair taahhüt içeren kalıcı bir anlaşma talep ediyor.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Gharibabadi, “Bir ateşkes masası kurulacak ya da savaş durdurulacaksa İran’a karşı saldırgan eylemlerin tekrarlanmayacağına dair bir garanti olmalıdır. Aksi halde birkaç ay sonra yeniden bir saldırı olursa böyle bir ateşkes anlamsız olur” dedi.

Bu meydan okuma, savaşın 11 gün önce başladığı sırada rejimin öncelikle kendi varlığını korumaya çalıştığı düşünüldüğünde dikkat çekici.

Buna rağmen Dışişleri Bakanlığı, arabuluculuk teklif eden çok sayıda ülkeyle yürütülen görüşmelerde savaşın geçen yıl haziran ayında olduğu gibi basitçe durup duramayacağını ya da ABD ekonomik yaptırımlarının şartlı olarak kaldırılmasını da içerebilecek bir anlaşmayla sona erip ermeyeceğini araştırıyor.

Ancak İran rejimi içindeki genel hava, rejimin ayakta kalacağı ve bu aşamada herhangi bir anlaşma arayışına girilmemesi gerektiği yönünde. Çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İran’a yoğun diplomatik baskı uygulanması bekleniyor. 80’den fazla ülke, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayan ancak ABD veya İsrail’i eleştirmeyen bir karar tasarısına destek verecek. Rusya ise ateşkes çağrısı yapan ayrı bir tasarı sunabilir.

Parlamento Başkanı Muhammed Ghalibaf sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Kesinlikle ateşkes aramıyoruz. Düşman bilsin ki ne yaparsa yapsın mutlaka orantılı ve derhal bir karşılık görecektir. Göz göze, diş dişe savaşıyoruz; hiçbir taviz ve istisna yok” ifadelerini kullandı.

İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ise dünya ham petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kontrol edeceğini vurguladı. Ordudan yapılan açıklamada, “Savaşın başında duyurduk ve tekrar ediyoruz: İran’a karşı saldırganlarla bağlantılı hiçbir geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçme hakkı yoktur. Şüpheniz varsa yaklaşın ve görün” denildi.

IRGC ayrıca ABD ve İsrail büyükelçilerini ülkelerinden çıkaran devletlere ait gemilerin geçişine izin verileceğini de belirtti.

Daha ılımlı olarak görülen Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bile meydan okuyan bir ton kullanarak, “Yıkıcılar geldi ve gitti. İran kaldı” dedi.

İranlı diplomatlar ise daha önce yapılan iki diplomatik görüşme turunun ABD ve İsrail hava saldırılarıyla kesintiye uğramasının ardından artık bir anlaşmaya varmak için bir temel kalmadığını savunuyor.

Trump ise pazartesi gecesi düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin zafer ilan edebileceğine dair çeşitli argümanları dile getirdi. Bunun nedeni muhtemelen ABD’nin İran’ın balistik füze rampalarına ve nükleer programına büyük çapta zarar verdiği ve saldırıların sürdürülmesine gerek olmadığı yönündeki değerlendirmeydi. Ancak Trump nihayetinde ABD’nin zafer elde ettiğini açıkça ilan etmekten kaçındı.

Orta Doğu Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Alex Vatanka, “Rejim genel olarak bu savaşta kalabileceklerini düşünüyor ve bu durum aslında onları meşrulaştırabilir çünkü aksi halde ülke için bir felaket olmuşlardı” dedi. Vatanka, İsrail’in enerji altyapısına yönelik bazı saldırılarının İran kamuoyunu yabancılaştırdığını söyledi.

Vatanka, “24 saat içinde İran kamuoyunda rejime karşı bir savaştan İran’a karşı bir savaşa doğru bir kayma hissedebiliyordunuz” dedi.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nden Emile Hokayem ise İran’ın ciddi ölçüde kendi yarattığı sorunlara dikkat çekti. “Rejim hâlâ ayakta ama devasa bir kaynak sorunu ile karşı karşıya” diyen Hokayem şöyle devam etti:

“Hürmüz Boğazı kendi tehditleri nedeniyle kapalıyken ihracat yapma kabiliyetinizi kaybetmişseniz, bölge sizinle ticaret yapmak istemiyorsa ve Birleşik Arap Emirlikleri varlıklarınızı dondurmayı düşünüyorsa bu kaynaklar nereden gelecek?”