DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Suriye’deki gelişmelerden kadın haklarına, yargı düzenlemelerinden Kürt sorununun çözümüne yönelik tartışmalara kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları, özellikle barış ve demokratikleşme sürecinin ilerleyebilmesi için kapsamlı bir çerçeve yasanın hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Hatimoğulları, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara ilişkin uluslararası girişimlere destek verdiklerini belirterek, farklı ülkelerden çok sayıda kurumun katılımıyla hazırlanan imza kampanyasının TBMM Başkanlığı’na ve Birleşmiş Milletler’e iletileceğini ifade etti. Suriye’de Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar ve Kürtlere yönelik hak ihlalleri yaşandığını öne süren Hatimoğulları, uluslararası toplumun konuya daha fazla duyarlılık göstermesi gerektiğini dile getirdi.
Konuşmasında kadın haklarına da değinen Hatimoğulları, Anayasa Mahkemesi’nin nafakaya ilişkin kararını eleştirerek, nafakanın kadınlar açısından yalnızca ekonomik bir hak değil, aynı zamanda yaşam güvencesi olduğunu savundu. Nafaka hakkının sınırlandırılmasına yönelik girişimlere karşı olduklarını belirten Hatimoğulları, kadınların ekonomik bağımsızlığının korunmasının önemine vurgu yaptı.
Terörsüz Türkiye sürecinin kritik bir aşamada olduğunu ifade eden Hatimoğulları, sürecin hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirtti. Meclis’in önceliğinin demokratikleşmeyi ve barış sürecini güçlendirecek düzenlemeler olması gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, çerçeve yasanın iktidar ve muhalefetin ortak katkısıyla hazırlanması gerektiğini kaydetti. Hatimoğulları şunları söyledi:

"Barış ve Demokratik Toplum süreci şu an oldukça önemli bir eşiktedir. Bu eşikte toplumun beklediği ve sürece ivme kazandıracak olan, yasal çerçevenin kendisidir. Çerçeve yasa, bu sürecin teknik başlığı değil; barışı hukuka, umudu güvenceye, tarihi ortak geleceğe bağlayacak en hayati eşiktir. Her bekleme, her belirsizlik hem toplumda hem de müzakerenin taraflarında soru işaretlerini büyütüyor, güven duygusunu zayıflatıyor. Yol alınmalı, mesafe kaydedilmelidir. Bu süreç hiçbir dar hesaba, hiçbir taktik beklentiye sığmaz. Çünkü bu süreç stratejiktir, tarihseldir ve toplumsaldır.
Bu nedenle çerçeve yasa, iktidarıyla muhalefetiyle sahiplenilecek; toplumun bütün kesimlerini kapsayacak, paydaşları daraltan değil genişleten bir içerikte olmalıdır. Barış ancak toplumla kurulur; demokratik toplum ancak ortak sorumlulukla inşa edilir. Fakat Meclis gündemine, 12. Yargı Paketi gibi özgürlük alanlarını genişletmek yerine daraltan, yeni tartışmalar yaratan düzenlemelerin getirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türkiye’nin asıl ihtiyacı, hakları daraltan paketler değil; barışın hukukunu kuracak çerçeve yasadır, demokratikleşme yasalarıdır."

İmralı heyetinin son dönemde çeşitli temaslarda bulunduğunu aktaran Hatimoğulları, süreç kapsamında çerçeve yasa önerisinin de gündeme geldiğini söyledi:
"Son İmralı görüşmesinde Sayın Öcalan, mevcut tıkanıklıkları ve gecikmeleri aşmaya dönük yeni bir formül ve yol haritası ortaya koymuştur. Sayın Öcalan, sürecin hukuki zemini için çok yoğun bir çaba içindedir. İmralı heyetimiz de geçtiğimiz hafta temaslarda bulundu ve AKP’yle de bir görüşme gerçekleştirdi. Burada çerçeve yasa da görüşüldü. Heyetimiz görüşmede, özel yasanın bir an önce hayata geçmesi ve bunun sürece sağlayacağı ivme konusunda net bir çerçeve çizdi. Meclis kapanmadan yasanın çıkması hususunda görüşlerimiz yeniden ifade edildi.
Çerçeve yasanın geniş ve kapsayıcı olması önemlidir. Çatışmalı dönemden demokratik, sivil bir döneme geçişin zeminini oluşturabilmelidir. Kürt sorununu “terör ve güvenlik” dairesinden çıkarıp barış ve eşit kardeşlik hukuku zeminine taşımalıdır. Çatışma süreçlerinin kök nedenlerini ortadan kaldırmak için bir geçiş sürecine hizmet edebilmelidir. Bu yasa mutlaka somut hukuki sonuçlar üretmelidir. Çerçeve yasanın kapsayıcı karakteri, 86 milyona nefes aldıracak ve barış çabalarını büyütecek ilk adımdır. İkinci adımda, çerçeve yasayla birlikte sürecin kurumsallaşmasına doğru güçlü bir adım atabiliriz. Barışın inşası için devreye alınacak gerekli mekanizmalar, süreci öngörülebilir hale getirir. Kurumsallaşmış süreç de barışın sigortası olacaktır. Üçüncü adımda, barışın yaşamsal hale gelmesi için Sayın Öcalan’ın rolü ve konumunun tanımlanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Üç adımda çerçeve yasanın hayata geçirilmesi, pozitif barışın eşiğinin geçilmesidir. Bu eşiği atlamak bizlerin elindedir, parlamento ve iktidarın sorumluluğundadır."





