Edinilen bilgilere göre, haciz işlemini başlatan isim eski yedek yönetim kurulu üyesi Hakan Onkur. Süreci yürüten avukatın ise geçmişte kulübün eski genel sekreteri Taner Ünlü’nün yanında görev yapmış olması dikkat çekti. Bu bağlantı, yaşanan krizin perde arkasına ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
Şeffaflık Hamlesi Krizi Tetikledi
Başkan Haydar Arda Çakmak’ın göreve gelmesinin ardından kulüpte başlatılan şeffaflık politikası, geçmiş döneme ait borç ve ihmal edilen ödemeleri gün yüzüne çıkardı. Ancak bu adım, bazı eski yöneticilerle yeni yönetim arasında gerilimi de artırdı.
Daha önce de benzer bir haciz girişimi son anda yapılan ödeme ile bertaraf edilirken, son yaşanan olayda uzlaşma zemininin tamamen ortadan kalktığı görülüyor.
Protokol Masası Dağıldı, Haciz Geldi
Kulüp ile Hakan Onkur arasında yapılan protokole göre borcun bir kısmının sponsor destekli gayrimenkul devri ve çeklerle kapatılması planlanmıştı. Ancak kulüp kaynaklarına göre, Onkur tarafı kısa süreli gecikmeyi gerekçe göstererek anlaşmayı tek taraflı feshetti. Arabuluculuk süreci dahi beklenmeden haciz işleminin başlatılması, yönetim cephesinde “iyi niyetin karşılıksız kaldığı” şeklinde yorumlandı.
“Bu Bir Alacak Değil, Rövanş”
Kulüp içinden konuşan yetkililer, yaşanan sürecin sadece bir alacak meselesi olmadığını savunuyor. Eski yönetimle bağlantılı bazı isimlerin kulüp üzerinde baskı kurmaya çalıştığını ifade eden yetkililer, “Bu bir alacak değil, adeta bir rövanş girişimi” değerlendirmesinde bulunuyor.
Artık Söz Hukukta
Gençlerbirliği yönetimi, bundan sonraki süreçte uzlaşma arayışına kapıyı kapatarak tamamen hukuki mücadeleye odaklanma kararı aldı. 103 yıllık kulübün, saha içindeki mücadelesinin yanı sıra saha dışında da zorlu bir sınav verdiği görülüyor.
Başkent ekibinde yaşanan bu gelişmeler, “Gençlerbirliği’ne en büyük zarar yine içeriden mi geliyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor.