Gençler İş Beğenmiyor Mu İş Bulamıyor Mu?

Eylül geldi. Okulların açılmasıyla birlikte yaz da resmen bitti diyebiliriz. Tatilden dönenler şehre, öğrenciler okullarına, yıllık izindekiler masalarına döndü. Üniversiteler de kapılarını açmaya hazırlanıyor. Kısacası hepimiz için bir nevi yeni sezon başladı.

Eylül ayını biraz da bu yüzden seviyorum sanırım. Ocak kadar iddialı olmasa da insana küçük bir “yeni başlangıç” hissi veriyor. Yeni dönem, yeni planlar, yeni hedefler… İş hayatında da durum çok farklı değil. Yeni pozisyonlar, yeni arayışlar, yeni iş başvuruları derken Eylül, kariyer açısından da yılın ikinci başlangıcı gibi.

Peki bu yeni sezona yeni mezunlar nasıl başlayacak?

Üniversiteden yeni mezun olmuş, diplomasını eline almış, belki yaz boyunca biraz dinlenmiş ve şimdi “Evet, artık çalışma hayatına başlıyorum.” diyen binlerce genç var. CV’ler güncelleniyor, LinkedIn profilleri düzenleniyor, ilanlar kaydediliyor, başvurular yapılıyor.

Takvim Eylül 2026’yı gösterirken herkes yeni sezonuna bir şekilde başlıyor. Peki gençlerin, özellikle de Z kuşağının, iş hayatındaki yeni sezonu nasıl başlayacak?

Çünkü tam da bu noktada yıllardır duyduğumuz o meşhur cümle karşımıza çıkıyor: "Gençler iş beğenmiyor." Son yıllarda en sık duyduğumuz cümlelerden biri bu.

Hatta bir önceki köşe yazılarımdan birinde de Z kuşağı ve çalışma hayatı üzerine düşüncelerimi paylaşmıştım. O yazıdan sonra da bu konu üzerine düşünmeye devam ettim.

Geçtiğimiz günlerde X'te (eski adıyla Twitter) gezinirken karşıma dikkat çekici bir paylaşım çıktı.

Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, iki farklı özgeçmiş hazırlayarak üç ay boyunca yüzlerce iş ilanına başvuruyor:

İlk aday;

· Marmara Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu,

· 2 yaz stajı yapmış,

· B1 seviyesinde İngilizce biliyor,

· Bilgisayar programları sertifikalarına sahip.

İkinci aday ise;

· Ankara Üniversitesi İşletme mezunu,

· 2 yaz stajı yapmış,

· B1 seviyesinde İngilizce biliyor,

· Yine bilgisayar programları sertifikalarına sahip.

Üç ay boyunca ilk aday adına 162, ikinci aday adına ise 147 farklı başvuru yapılıyor.

Sonuç? Hiçbirine geri dönüş yok. Ne olumlu ne olumsuz.

Bu paylaşımı görünce aklıma tek bir soru geldi: Gerçekten gençler mi iş beğenmiyor? Yoksa artık iş bulmak sandığımızdan çok daha mı zor?

Bugün birçok genç, sevdiği işi yapmayı bırakın, sadece deneyim kazanabilmek için bile onlarca ilana başvuruyor. CV'sini defalarca güncelliyor, ön yazı hazırlıyor, mülakat bekliyor, mail kutusunu sürekli kontrol ediyor. Sonra günler geçiyor, haftalar geçiyor ve çoğu zaman gelen tek şey sessizlik oluyor. Belki otomatik bir ret maili belki de o bile gelmiyor. En zor kısmı da bu. Olumsuz cevap almak değil, hiç cevap alamamak. Çünkü insan bekliyor. Belki bugün dönerler, belki bu hafta, belki süreç uzamıştır. Sonra yeni ilanlara başvuruyor, yine bekliyor yine sessizlik.

Bir taraftan şirketler "Deneyimli çalışan arıyoruz." diyor. Peki yeni mezun biri deneyimi nerede kazanacak? Bir yerin ilk fırsatı vermesi gerekmiyor mu? İşte tam da burada gençlerle iş dünyası arasında bir kopukluk oluşuyor.

Sonra dışarıdan bakıldığında tablo çok kolay okunuyor: "Gençler çalışmak istemiyor." Oysa birçok genç bugün sadece çalışmak, üretmek ve tecrübe kazanmak istiyor. Belki hayalindeki şirkette değil belki hayalindeki maaşla değil ama bir yerden başlayabilmek için çalışmak istiyor.

Evet, Z kuşağı çalışma koşullarına önem veriyor, esnekliği önemsiyor, iş-yaşam dengesini önemsiyor, kendini geliştirebileceği bir ortam arıyor ama bu, çalışmak istemediği anlamına gelmiyor.

Tam tersine, bugün birçok genç, sırf deneyim kazanabilmek için kendi alanı dışında bile iş başvuruları yapıyor. Buna rağmen toplumda hâlâ aynı cümleyi duyuyoruz: "Gençler iş beğenmiyor." Belki de artık bu cümleyi yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir. Çünkü mesele sadece gençlerin beklentileri değil. İşe alım süreçlerinin nasıl ilerlediği de bu hikâyenin önemli bir parçası. Belki de şirketler için küçük görünen bir geri dönüş, bir genç için haftalarca süren belirsizliği sona erdirebilir. Bazen tek bir e-posta bile "Seni gördük." Demektir ve bazen insanlar, kabul edilmekten önce görülmeye ihtiyaç duyar.

Belki de gençleri "iş beğenmiyorlar" diye etiketlemeden önce şu soruyu sormalıyız: Acaba gerçekten iş beğenmiyorlar mı? Yoksa sadece birilerinin onlara ilk fırsatı vermesini mi bekliyorlar?