SİYASET

Feti Yıldız'dan dezenformasyon yasası eleştirisi

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, birçok gazetecinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen dezenformasyon yasası hakkında yaptığı paylaşımda, tehlike suçlarının ifade özgürlüğünün kullanılması bakımından etrafında duraksamalara, yanlış anlaşılmalara elverişli bir alan yarattığının açık olduğunu belirtti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, birçok gazetecinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen dezenformasyon yasası hakkında yaptığı paylaşımda, tehlike suçlarının ifade özgürlüğünün kullanılması bakımından etrafında duraksamalara, yanlış anlaşılmalara elverişli bir alan yarattığının açık olduğunu belirtti. "İlk imzacısı olduğum kanun bir sansür kanunu değildir" diyen Yıldız, dezenformasyon yasası gereğince eylemin 'kamu barışını bozmaya' elverişli olması, halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekerek 'dezenformasyon' olarak nitelendirilen fiillerin, kişilerin bireysel kanaatlerini açıklama veya haber verme haklarıyla karıştırılmaması gerektiğini kaydetti. "Maddenin 2. cümlesinde geçen 'Ancak haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz' hükmü bir hukuka uygunluk sebebidir" diye yazan Yıldız, haber verme sınırını aşmayan bildirimlerin dezenformasyon suçunu oluşturmadığını belirtti.

Yıldız, gazeteciler Alican Uludağ ve İsmail Arı'nın tutuklanmasıyla tekrar gündeme gelen dezenformasyon yasası hakkında sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Paylaşımında, "Aklın ve sabrın kılavuzluğunda haklı veya haksız şekilde iddia edilen şeyleri dikkatlice izliyoruz" ifadelerini kullanan Yıldız'ın paylaşımının tamamı şöyle:

"1-Dezenformasyon yasası ile ilgili yapılan tartışmalarda bazı kavram setlerini hatırlatmak gereği duydum.

Ceza yargılamasının amacı, istikrar kazanmış yargı kararlarında vurgulandığı ve öğretide ifade edildiği gibi, insan onuruna yaraşır biçimde hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, araştırılıp bulunmasıdır.

Yapılacak araştırma ve soruşturma mutlak ve elbette sınırsız değildir.

Bu araştırmalar sırasında kişisel ve toplumsal değerlerin korunması zorunludur.

Hâkim ispat faaliyeti sırasında bütün şüpheleri yenerek rasyonel temellere dayalı tam bir vicdani kanaate ulaşmalıdır.

Bu kanaat her türlü şüpheden uzak, kesin, objektif ve inandırıcı olmalıdır. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi gereğince, hiç kimse kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;
Hiç kimse bir fiil için kanunda gösterilen ceza dışında bir ceza ile veya kanunda gösterilen cezadan daha ağır bir ceza ile de cezalandırılamaz.

Kanun yapma yetkisi yasama organına ait bir yetkidir.

Suç ve ceza içeren kurallar ancak yasama organı tarafından konulabilir.

İdarenin düzenleyici işlemlerle suç ve ceza içeren kural koyma yetkisi yoktur.

Suç ve ceza bireyin toplumsal hayatını esaslı bir şekilde etkilediğinden kişilere uygulanacak normun çerçevesi katı bir şekilde çizilmek zorundadır.

Suç ve ceza içeren maddi ceza hukuku normları arasında kıyasa yer yoktur.

Aklın ve sabrın kılavuzluğunda haklı veya haksız şekilde iddia edilen şeyleri dikkatlice izliyoruz.

Evvel emirde belirtmek gerekirse tehlike suçlarının ifade özgürlüğünün kullanılması bakımından etrafında duraksamalara, yanlış anlaşılmalara elverişli bir alan yarattığı açıktır.

Yakın bir tarihe kadar demokratik hukuk devletlerinin, tehlike suçu düzenlemekten olabildiğince uzak durduğu herkesin malumudur.

Yasa teklifi hazırlanırken tüm eleştiriler göz önüne alınmıştır.

Çeşitli sebeple tehlike suçları her ülkenin ceza kanunlarında yer bulmuştur.

İftira, küfür, şeref ve saygınlığını zedeleyici söz ve beyanlar müstehcen içerikli söz, yazı resim ve açıklamalar, farklıklar arasında nefret, ayrımcılık düşmanlık ve şiddet yaratmak hukuki koruma görememekte, cezai yaptırımlara bağlanmaktadır.

Amaç, toplum hayatının huzur ve güvenlik içinde yürümesi ve kamu barışını korumaktır.

Daha önce işaret ettiğimiz gibi dezenformasyon yasası hazırlanırken bir çok batılı ülkenin Mehaz Kanunu ayrıntılı şekilde incelenmiştir.

Teklifin kanunlaşması sırasında uzun tartışmalar yapılmıştır.

Suçun oluşması için gerekli beş şartın bir arada olması gerekliliğini anlatılmıştır.

İlk imzacısı olduğum kanun bir sansür kanunu değildir.

Sonuç olarak,

TCK'daki düzenlemede:

Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli olacak şekilde alenen yaymak suç olarak düzenlenmiştir.

'Kamu barışını bozmaya' elverişli olması suçun oluşması için ilk şarttır.

Bu suç somut tehlike suçudur.

'Dezenformasyon' olarak nitelendirilen fiillerin, kişilerin bireysel kanaatlerini açıklama veya haber verme haklarıyla karıştırılmaması için fiilin,

halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle gerçekleştirilmesi ilave bir unsur olarak aranmıştır.

Dezenformasyona konu içerik, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili doğrudan asılsız bir bilgi olabileceği gibi tahrif edilmiş bir bilgi de olabilir.

Yasanın aradığı beş şart bir arada gerçekleşmez ise Dezenformasyon suçu oluşmaz.(TCK 217 A)

'Kamu Barışına Karşı Suçların' ortak hükümleri TCK 218. maddesinde düzenlenmiştir.

Maddenin 2. cümlesinde geçen 'Ancak haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.' hükmü bir hukuka uygunluk sebebidir.