Bayram yaklaşırken sokaklar kalabalıklaşıyor, alışveriş telaşı her köşe başında hissediliyor. Ancak bu yıl o eski bayram heyecanının yerini derin bir endişe almış durumda.
Vatandaşın yüzünde sevinçten çok hesap yapmanın yorgunluğu var. Çarşıda, pazarda, market raflarında dolaşan herkesin ortak derdi aynı. “Bu fiyatlar nereye gidiyor?”
Eskiden bayram öncesi bereket konuşulurdu, şimdi ise etiketler. Aynı ürünün farklı yerlerde farklı fiyatlara satıldığı, her gün değişen rakamların adeta kontrolsüz şekilde yükseldiği bir düzenle karşı karşıyayız.
Bu sadece bir ekonomik mesele değil, bu, doğrudan vatandaşın hakkını, emeğini ve sofrasını ilgilendiren bir adalet meselesidir.
İşte tam da bu yüzden bugün konuşmamız gereken tek şey var. Fiyatlar değil, denetimsizlik.
Her bayram öncesi yaşanan o tanıdık manzara… Ancak bu kez tablo daha ağır, daha can yakıcı.
Dün ve bugün çarşıyı, pazarı, marketleri dolaştım. Raflara tek tek baktım, etiketleri karşılaştırdım, vatandaşla konuştum. Ortaya çıkan gerçek şu. Fiyatlar adeta başıboş bırakılmış durumda.
Aynı ürün, aynı semtte, hatta aynı cadde üzerindeki farklı marketlerde bambaşka fiyatlarla satılıyor. Birinde 50 lira olan ürün, birkaç adım ötede 70 liraya çıkmış.
Meyve-sebze tezgahlarında durum daha da vahim. Üreticiden çıkan fiyatla vatandaşın ödediği rakam arasındaki uçurum artık izah edilemez bir noktaya gelmiş durumda.
Bayram yaklaşırken, vatandaşın en temel ihtiyacı olan gıda ürünlerinde bu denli kontrolsüz artışlar yaşanması kabul edilebilir değil.
Çünkü bayram, paylaşmanın ve dayanışmanın zamanıdır. Fırsatçılığın değil. Ancak görünen o ki bazı kesimler için bayram, adeta “fırsat dönemine’ dönüşmüş durumda. Yazıklar olsun.!
Burada en kritik soru şu. Denetim mekanizması nerede? İlgili kurumların sahada daha görünür, daha etkin olması gereken bir dönemdeyiz.
Etiket oyunlarına, keyfi fiyat artışlarına ve fırsatçılığa karşı caydırıcı adımlar atılmadığı sürece bu tablo değişmez. Sadece birkaç sembolik denetimle değil, sistemli ve sürekli bir kontrol anlayışıyla hareket edilmesi gerekiyor.
Özellikle büyük zincir marketler başta olmak üzere tüm satış noktaları yakın mercek altına alınmalı. Fiyat değişimleri anlık olarak takip edilmeli, makul gerekçesi olmayan artışlara ağır yaptırımlar uygulanmalı. Çünkü mesele sadece ekonomi değil, doğrudan vatandaşın sofrası, hakkı ve hukuku.
Serbest piyasa, başıboşluk demek değildir. Kuralsızlık, denetimsizlik ve fırsatçılık hiçbir ekonomik modelin parçası olamaz. Devletin görevi, piyasayı baskılamak değil, adil ve dengeli işlemesini sağlamaktır.
Bugün gelinen noktada vatandaşın beklentisi çok net. Adaletli fiyat, şeffaf piyasa ve etkin denetim.
Aksi halde her bayram öncesi aynı cümleleri kurmaya, aynı şikayetleri dinlemeye devam ederiz. Olan da yine dar gelirliye, sabit ücretliye, emekliye olur.
Bayram yaklaşırken çağrımız açık ve nettir. Vatandaşın cebini değil, fırsatçının hesabını denetleyin.