ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Üyesi Demokrat Robert Garcia, Jeffrey Epstein'a ilişkin belgelerin tamamının açıklanmamasını "akıl almaz ve son derece endişe verici" şeklinde niteledi.Garcia ve Demokrat Kongre Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, yayımlanan belgelere ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesaplarından paylaşımda bulundu.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'nin, 6 milyon sayfa belge içerisinden yaklaşık 3 milyondan fazla belgeyi açıkladıkları ifadesine ilişkin Garcia, "Bu durum akıl almaz ve son derece endişe verici." diye yazdı.
Garcia, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi'ye, mağdurları koruyarak belgelerin tamamını Komite'ye teslim etmesi çağrısında bulundu.
Alexandria Ocasio-Cortez de yayımlanan belgelerin bütün dosyaların sadece küçük bir kısmı olduğunu ifade ederek, "Bu, yasanın tüm dosyaların yayımlanmasını gerektirdiği halde, yayımlamaya 'istekli oldukları' kısım." ifadesini kullandı.
Öte yandan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie ile birlikte Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'na öncülük eden Demokrat Kongre Üyesi Ro Khanna, Adalet Bakanlığı'na yazdıkları dilekçeyi ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesaplarından paylaşarak, belgelerin tamamının yayımlanmasını istedi.
Musk'tan yayımlanan belgelerin "hiçbir şey ifade etmediği" değerlendirmesi
ABD'li milyarder Elon Musk, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından yayımlanan yeni belgelere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kendisinin sürekli bu konuda suçlanan kişilerin kamuoyu önünde yargılanma çağrısı yaptığını hatırlatan Musk, "(Belgelerde bahsedilen) En az bir şüpheli tutuklanana kadar Epstein dosyalarının kısmi yayımlanması hiçbir şey ifade etmiyor." açıklamasını yaptı.
Musk'ın, Karayipler'deki adalara gezi düzenlemek için Epstein ile iletişime geçtiği iddia edildi
ABD'li iş insanı Elon Musk'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ait Karayipler bölgesindeki adalara gezi düzenlemek için kendisiyle iletişime geçtiği iddia edildi.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesi sonrası ABD basını, belgelerin detaylarını incelemeye aldı.
CNN'in Bakanlığın yayınladığı belgelere dayandırdığı haberine göre Musk, 13 Aralık 2013'te gönderdiği e-postada Epstein'e hitaben, "Tatillerde Britanya Virjin Adaları/St. Bart's bölgesinde olacağım. Ziyaret için uygun bir zaman var mı?" ifadesini kullandı.
Epstein da iki gün sonra verdiği yanıtta yeni yılın başlarının uygun olacağını belirterek, "1'i-8'i arası herhangi bir gün. Duruma göre karar verin. Sizin için her zaman yer var." ifadesini kullandı. Başka bir e-postada ise Epstein, "(Yıl başı sonrası Ocak ayının) 2'si veya 3'ü mükemmel olur. Gelip sizi alacağım." dedi.
Musk, verdiği yanıtta ise önce yıl başı sonrası 2 Ocak gecesi Los Angeles'a geri uçması gerektiğini bildirdi ancak ayrılışını bir gün erteleyebileceğini belirterek, Epstein'e "2'sinde adanıza ne zaman gelmeliyiz?" diye sordu.
CNN haberinde, söz konusu e-postalardan Musk'ın nihayetinde ziyaret edip etmediği net anlaşılmadığı ancak yazışmaların ikili arasında "daha önce ortaya çıkmamış bir iletişim düzeyini gösterdiği" savunuldu.
Musk daha önce Epstein'in Karayipler bölgesinde cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için sahip olduğu adaları ziyaret ettiği iddialarına karşı yaptığı açıklamada, "Epstein beni adasına götürmeye çalıştı ve ben reddettim" demişti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, 30 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni belgeyi yayımlayarak, kamuoyunun erişimine açtıklarını söylemişti.
Ulusal basında Epstein'ın, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda " Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
Bill Gates de Epstein dosyalarında kendisini konu eden iddiaları yalanladı
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda'dan gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verildi.
Gates'in sözcüsü, BBC'ye yaptığı açıklamada, iddiaların "asılsız ve saçma" olduğunu, Gates'in söz konusu suçlamalarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirtti.
Bahsi geçen e-postaların Epstein'ın kendi kurgusu olduğunu savunan sözcü, "Bu belgeler, Epstein'ın Gates ile sürdürmek istediği ilişkiyi devam ettirememesinden duyduğu rahatsızlığı ve onu karalamak için ne kadar ileri gidebildiğini göstermektedir." ifadesini kullandı.
Epstein belgelerinde adı geçen Bill Gates, onunla vakit geçirmekten pişmanlık duyduğunu söyledi
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili soruşturma dosyalarında sıkça adı geçen Microsoft'un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi (CEO) Bill Gates, "Epstein ile vakit geçirmekten pişmanlık duyduğunu" belirtti.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein'e yönelik soruşturma kapsamında 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuyla paylaşıldığını bildirmesinin ardından Epstein'in yazışmalarında yeni detaylar dikkati çekiyor.
Bunlardan biri de Epstein'in Gates hakkındaki yazışmaları oldu.
Gates, Avustralya merkezli 9 News sitesine verdiği röportajda, Epstein belgelerinde isminin geçmesi ve hakkında medyada yer alan iddialara yönelik yanıt verdi.
Epstein ile 2011'de tanıştığını ve o tarih itibarıyla 3 yıl boyunca birlikte birçok akşam yemeği yediklerini aktaran Gates, "Odak noktası her zaman çok zengin insanları tanıması ve onlardan küresel sağlık için para alabileceğini söylemesiydi. Geriye dönüp baktığımda, bu bir çıkmaz sokaktı." dedi.
Gates, Epstein ile geçirdiği vakti "aptallık" şeklinde niteleyerek, onu tanıdığı için pişmanlık duyduğunu söyledi.
Özellikle son açıklanan belgelerden sonra kendisi hakkında medyada dolaşan iddialar sorulduğunda Gates, "Görünüşe göre Jeffrey kendine bir e-posta yazmış. Bu e-posta asla gönderilmemiş. E-posta yanlış. Bu yüzden orada ne düşündüğünü bilmiyorum. Bana bir şekilde saldırmaya mı çalışıyordu? Ama onunla geçirdiğim her dakika bana bunu hatırlatıyor, pişmanım ve yaptığım için özür diliyorum." ifadelerini kullandı.
Dosyalarda yer alan bazı e-postalarda, Gates'in "Rus kızlarla" yaşadığı ilişkilerin ardından cinsel yolla bulaşan bir hastalığı o dönemki eşi Melinda'dan gizlemeye çalıştığı iddialarına yer verilmişti.
Epstein mağdurları, yeni açıklanan belgelerde isimlerin gizli tutulmasına tepki gösterdi
The New York Times gazetesinin haberine göre, Epstein mağdurlarından oluşan 18 kişilik grup, yaptıkları ortak açıklamada, açıklanan belgelerin Epstein'ın "suç ortaklarını sorumlu tutmak için" yeterli olmadığını söyledi.
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'ın mağdurları, kendilerinin kimliklerinin açıklanması ancak "istismar eden erkeklerin" isimlerinin gizli kalmasına tepkilerini ifade etti.
Mağdurlar, "Bir kez daha, mağdurların isimleri ve kimlik bilgileri ifşa edilirken, bizi istismar eden erkekler gizli kalmaya ve korunmaya devam ediyor. Bu çok çirkin bir durum." ifadelerini kullandı.
"Bu iş burada bitmedi." diyen mağdurlar, "tüm failler nihayet hesap verene kadar" mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.
ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie ve Ro Khanna, ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'a yazdıkları mektupta, mağdurların ifadelerini belgeleyen raporlar da dahil olmak üzere şu ana kadar yayımlanan belgelerdeki "sansürlemenin kapsamı ve tutarlılığı" ile ilgili endişelerini ifade etti.
Massie ve Khanna, tüm sansürlenmemiş belgeleri incelemek üzere Adalet Bakanlığı ile resmi bir toplantı talep etti.
Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda eski Prens Andrew'un fotoğrafları yer aldı
Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğrafları yayımlandı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgeler arasında eski Prens Andrew'un yer aldığı fotoğraflar ve e-postalar dikkati çekti.
İngiliz kamu yayıncısı BBC, Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğrafları paylaşırken, eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı ifade edildi.
Fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiklerinin belirsiz olduğunu aktaran BBC, Epstein'ın, Mountbatten-Windsor'ı 26 yaşındaki Rus bir kadınla akşam yemeğine davet ettiğine ilişkin e-posta yazışmalarının da paylaşıldığını belirtti.
The Guardian ise açıklanan yeni belgelere göre, eski Prens Andrew'un, Epstein'ın ev hapsinden serbest bırakılmasının ardından onu Buckingham Sarayı'nda görüşmeye davet ettiğini öne sürdü.
Açıklanan belgelerde Mountbatten-Windsor'un 2010'da Epstein ile e-posta aracılığıyla haberleştiği ve bir yazışmada Mountbatten-Windsor'un, "Buraya, BP'ye gelirsen çok memnun olurum. Kiminle gelmek istersen gel, saat 16.00'dan 20.00'ye kadar burada olacağım." ifadelerini kullandığı belirtildi.
The Guardian, "BP" harflerinin Buckingham Sarayı'nın (Buckingham Palace) kısaltması olabileceğine işaret etti.
İngiltere Başbakanı Starmer, eski Prens Andrew'un ABD Kongresi'nde ifade vermesi gerektiğini söyledi
Japonya ziyaretinin ardından ülkesine dönerken basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Starmer, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğraflarının Epstein soruşturmasında paylaşılan yeni dosyalarda yayımlanmasına ilişkin konuştu.
Starmer, eski Prens Andrew'un ABD Kongresi'nde ifade vermesi gerektiğini anlatarak, "İfade verme konusunda her zaman şunu söyledim, bilgisi olan herkes, kendilerinden hangi biçimde istenirse istensin, bu bilgiyi paylaşmaya hazır olmalı." diye konuştu.
Bu yaklaşımın mağdur odaklı olmanın bir gereği olduğunu vurgulayan Starmer, "Bunu yapmaya hazır değilseniz, mağdur odaklı olamazsınız. Epstein'ın mağdurları birinci öncelik olmalı." değerlendirmesinde bulundu.
Starmer, Andrew Mountbatten-Windsor'un özür dilemesi gerekip gerekmediğine ilişkin soruya ise bunun "Andrew'un meselesi" olduğunu bildirdi.
Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde, İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un fotoğrafları yayımlanmıştı.
Eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı görülmüştü.
İngiltere Kralı Charles, kardeşinin ünvanlarını geri almıştı
Epstein kurbanlarından Virginia Giuffre'nin cinsel istismarla suçladığı Mountbatten-Windsor, hakkındaki tüm iddiaları reddetse de 2019'da tüm resmi Kraliyet görevlerinden çekildiğini açıklamıştı.
Ekim 2025'te Giuffre'nin iddialarının yer aldığı kitabın yayımlanmasıyla söz konusu iddiaların, Kraliyet Ailesi ve Kral Charles'ı meşgul ettiğini belirten Mountbatten-Windsor, "Prens" hariç tüm Kraliyet ünvanları, rütbe ve nişanlarını bırakacağını duyurmuştu.
Ancak Kral Charles, bir adım ileriye giderek "Prens" ünvanını da almış, kardeşinin bundan böyle "Andrew Mountbatten-Windsor" olarak hayatına devam edeceğini açıklamıştı.
Mountbatten-Windsor'ın yaşadığı Windsor Kalesi'ndeki Royal Lodge malikanesinin de elinden alınabileceği belirtilmişti.
İngiltere Kralı'nın adı Epstein belgelerinde geçen kardeşi, kraliyet konutundan taşındı
İngiltere basınında yer alan haberlerde, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilişkisi nedeniyle tüm ünvanlarını kaybeden Mountbatten-Windsor'un Londra yakınlarındaki Windsor Kalesi'nde bulunan Royal Lodge malikanesinden taşındığı belirtildi.
Haberlerde, dün malikane ve saray çevresinde ata binerken görüntülenen Mountbatten-Windsor'un yıllardır şahsi konutu olarak kullandığı malikaneden ayrılarak Londra'ya yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki Sandringham Sarayı'ndaki bir eve geçici olarak yerleştiği aktarıldı.
Mountbatten-Windsor'un bu evden kısa süre sonra ayrılacağı ve halihazırda tadilatta olan başka bir eve geçeceği ifade edilen haberlerde, bu evin ise Sandringham Sarayı'nda yer alan Marsh Farm adlı çiftlik evi olacağı bilgisi paylaşıldı.
Kral Charles'ın şahsi mülkü olarak bilinen Sandringham Sarayı'ndaki çiftlik evinin masrafları da Kral Charles tarafından ödenecek.
Tüm ünvanları elinden alınmıştı
Mountbatten-Windsor'un Epstein'le yakın ilişkisi, ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı belgelerde yer almış, Epstein mağduru Virginia Giuffre ise henüz 17 yaşındayken o dönemde Prens olan Andrew'le ilişkiye girdiğini iddia etmişti.
İddiaları reddeden Mountbatten-Windsor, Kraliyet Ailesi'ne zarar vermemek adına York Dükü dahil tüm ünvanlarından feragat etmişti. Ancak geçen yılın son aylarında artan baskılar ve yeni açıklanan belgeler neticesinde Kral Charles tarafından "Prens" ünvanı da elinden alınmıştı.
Mountbatten-Windsor'un 2003'ten beri kaldığı malikaneye cüzi bir yıllık kira ödemesi ve 75 yıllık kullanım hakkını 1 milyon sterline alması da bu dönemde gündeme gelmişti.
Royal Lodge malikanesini kiralaması, Kraliyet gelirleri ve Mountbatten-Windsor'un masraflarının halk tarafından vergiler yoluyla karşılanmasına gelen tepkilerin ardından konu parlamentoda da ele alınmıştı.
Liberal Demokratlar'ın lideri Ed Davey'nin, "Royal Lodge'la ilgili ifşaatlar göz önüne alındığında vergi mükelleflerinin çıkarlarını korumak için Kraliyet Mülkleri'ni inceleme konusunda hemfikir misiniz? Mevcut Royal Lodge sakini de dahil herkesin ifadeye çağırılacağı bir soruşturma komisyonu oluşturulmasını destekliyor musunuz?" sorusuna, Başbakan Keir Starmer, "Kraliyet Mülkleri söz konusu olduğunda uygun bir inceleme yapılması önemlidir. Kesinlikle destekliyorum." yanıtını vermişti.
Mountbatten-Windsor'un eski eşi Sarah Ferguson'un da Epstein'le arkadaşlığı ortaya çıkmış, Ferguson'un onursal başkanı olduğu pek çok vakıf, eski York Düşesiyle ilişkisine son vermişti.
Kendi kız çocuklarını Epstein adasına götürdüğü ortaya çıkan Ferguson'un adını taşıyan Sarah Vakfı ise kapanma kararı almıştı.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri yer alıyor
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerdeki Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri dikkati çekti.
Norveç'te yayın yapan NRK, yeni belgelerde Prenses Mette-Marit'in adının yüzlerce kez geçtiğini vurgulayarak, 2011'deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein'ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığını aktardı.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit de Norveç medyasına yaptığı açıklamada, Epstein'ın yaptıklarından sorumlu olduğunu ifade ederek, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." dedi.
Epstein'a ilişkin yanlış kararlar aldığını aktaran Prenses, "Epstein ile herhangi bir şekilde iletişim kurduğum için pişman olduğumu belirtmek isterim. Bu durum son derece utanç verici." diye konuştu.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, 2019'daki açıklamasında da Epstein ile buluşmasından pişmanlık duyduğunu aktarmış, 2013'te iletişimini kestiğini öne sürse de prensesin 2014'te Epstein ile Florida'da bir araya geldiği ortaya çıkmıştı.
Danimarka Kralı ve İsveç Prensesinin de adı geçiyor
Epstein dosyasına ilişkin açıklanan yeni belgelerde adının 2 kez geçtiği ifade edilen Danimarka Kralı Frederik'e ilişkin kraliyet açıklama yaptı.
Kraliyet, ulusal basınla paylaştığı açıklamada, Kral Frederik'in Epstein ile hiç tanışmadığını kaydetti.
Yeni açıklanan belgelerde ise Kral Frederik'in prens olduğu dönemde Epstein'ın iş bağlantılarından bir iş adamı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddia edildi.
Belgelerde adı geçen bir diğer ismin ise İsveç Prensesi Sofia olduğu aktarıldı.
İsveç medyası, Prenses Sofia'nın 2012'de Epstein özel davetlisi olarak New York'ta bir film gösterimine katıldığını ifade etti.
İsveç Kraliyet Sarayı ise daha önce yaptığı açıklamada, Prenses Sofia'nın 2005'te Epstein ile birkaç kez görüştüğünü ancak 20 yıldır onunla hiçbir temasının olmadığını belirtmişti.
Epstein dosyasındaki yeni belgelerde adı geçen Slovak diplomat istifa etti
Slovak basınında yer alan haberlere göre, kamuoyuyla paylaşılan yeni Epstein belgelerinde Slovakya Başbakanı Robert Fico'nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak'ın da adı geçiyor.
Lajcak'ın Epstein ile yazışmalarının sık sık kişisel nitelik içerdiği ve bu görüşmelerde "kadınlar ve jeopolitik meseleler" dahil birçok konuda sohbet ettikleri görülüyor.
Epstein'ın, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak'ı evine de davet ettiği ifade ediliyor. Yazışmalarda ikilinin, Slovakya seçimlerinden de sık sık bahsettiği kaydediliyor.
Lajcak, "360.sk" haber sitesine yaptığı açıklamada, Başbakan Fico ile ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon arasında bir görüşme ayarlamadığını ve "kadınların" hiçbir zaman sohbetin bir parçası olmadığını savunarak, iddiaları reddetti.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasını kabul etti
Slovakya Haber Ajansı'na (TASR) göre, Slovakya muhalefet partileri, yeni Epstein belgelerinde adı geçmesi üzerine Lajcak'ın istifasını isteyen ortak bir açıklama yaptı.
Bunun üzerine Lajcak, istifa mektubunu Başbakan Fico'ya sundu. Fico da bu istifayı onayladığını açıkladı.
Fico, yaptığı açıklamada, Lajcak'ın istifa ederek önemli bir diplomat olduğunu kanıtladığını söyledi.
Başbakan Fico, Lajcak'ın istifasıyla Slovakya'nın diplomasi ve dış politika alanında bir deneyim kaynağını kaybettiğini ifade etti.
Belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi de yer aldı
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerde Hindistan Başbakanı Modi'nin ismi dikkati çekti.
Modi'nin isminin geçtiği 9 Temmuz 2017 tarihli belgede, "Hindistan Başbakanı Modi, ABD Başkanı'nın yararına İsrail'de dans edip şarkı söyledi. Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi. İşe yaradı." ifadeleri öne çıktı.
Öte yandan NDTV televizyonunun haberine göre, Hindistan, Modi'nin Temmuz 2017’de İsrail’e yaptığı resmî ziyarete yönelik ifadelerin "hüküm giymiş bir suçlunun değersiz düşüncelerinden ibaret" olduğunu belirterek tepki gösterdi.
Modi'nin Temmuz 2017'de İsrail'e gerçekleştirdiği ziyaret, Hindistan ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin 1992'de başlamasının ardından Hindistan Başbakanı'nın yaptığı ilk ziyaret olarak kayıtlara geçmişti.
ABD Başkanı Trump, belgelerin kendisini suçlamadığını aksine akladığını savundu
ABD Başkanı Donald Trump, Florida'ya seyahati sırasında Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuyla paylaşılmasına ilişkin konuştu.
Beklentilerin aksine belgelerin kendisi aleyhine bir durum ortaya koymadığını savunan Trump, belgelerde gazeteci Michael Wolff'un Epstein ile kendisine siyasi açıdan zarar vermek amacıyla hareket ettiğinin görüldüğünü ifade etti.
Trump, "Kendim görmedim ama çok önemli bazı kişiler bana, bunun yalnızca beni aklamakla kalmadığını, aynı zamanda insanların, o radikal solun, umduğunun tam tersi bir tablo ortaya koyduğunu söyledi." diye konuşarak, Wolff'a ve gerekirse Epstein'in mirasına dava açabileceklerini belirtti.
Trump'tan "Demokratlar gibi Epstein adasına gitmedim" savunması
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından, Epstein dosyasına ilişkin yeni açıklanan belgeler hakkında değerlendirme yaptı.
Trump, "Jeffrey Epstein ile dostane bir ilişkim olmadığı gibi, Adalet Bakanlığı tarafından yeni açıklanan bilgilere göre, Epstein ve Michael Wolff adında sahtekar bir yazar, bana komplo kurmuşlardır." ifadesini kullandı.
Kendisini hedef alan açıklamaları yapanları dava edeceğini belirten Trump, "Ben Epstein'in böceklerin istila ettiği adasına hiç gitmedim ancak bu sahtekar Demokratların ve bağışçılarının neredeyse tamamı gitti." değerlendirmesinde bulundu.
Belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ismi de yer aldı
Emmanuel Macron'un ismi cumhurbaşkanı seçildiği 2017 öncesinde ve sonrasındaki çok sayıda belgede geçerken, bu belgelerde Epstein'ın Macron'un birçok konuda kendisinden yardım istediğini iddia ettiği görüldü.
Epstein 17 Eylül 2018 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Borge Brende'ye vereceği bilginin gizli olduğunu belirterek gönderdiği e-postada şu ifadelere yer verdi:
"Macron'dan: 'Bu zorlukların daha iyi üstesinden gelmek için yönetişimin, uluslararası kurumların, taahhütlerin ve kamu ile özel paydaşlar arasındaki ilişkilerin biçimini ve sosyo-ekonomik araçları yeniden düşünmemiz, inşa etmemiz ve icat etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Daha ilerlemeci bir geleceği teşvik için hangi sosyo-ekonomik yenilikleri desteklersiniz?'"
Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri'nden iş adamı Sultan Ahmed bin Sulayem'in 22 Mart 2016'da Epstein'a gönderdiği e-postada Elysee Sarayında öğle yemeği yediğini ve o dönem Maliye Bakanı olan Macron ile "Fransa'daki işleriyle ilgili iyi bir görüşme yaptığını" belirttiği ortaya çıktı.
Epstein'ın 30 Ağustos 2018 tarihindeki e-posta yazışmasında ise Macron'un kendisinden "kurumlar, politikalar, bilim dahil hemen hemen her konuda fikir istediğini" iddia ederek, Macron'dan "Avrupa'ya liderlik etmek istiyor, belki dünyaya." diye bahsediyor.
Macron'un Epstein ile bağlantısına Fransız siyasetçiden tepki
Fransız Vatanseverler (Patriotes) Partisi lideri Florian Philippot ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Macron'un cumhurbaşkanlığı döneminde ve öncesinde Epstein ile doğrudan veya dolaylı iş ilişkilerine" tepki gösterdi.
Philippot, Macron'un Epstein ile bağlantısının "Fransız ulusal güvenliğini tehlikeye attığını" belirterek, soruşturma açılması çağrısında bulundu.
İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi, Epstein bağlantıları nedeniyle İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti
İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile bağlantılarına ilişkin yeni iddiaların ardından İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti.
Eski Kabine Bakanı ve Büyükelçi Mandelson, İşçi Partisi Genel Sekreteri'ne gönderdiği istifa mektubunda, Epstein ile bağlantılarının yeniden gündeme gelmesi nedeniyle "daha fazla utanç yaratmak istemediğini" belirterek, parti üyeliğinden ayrılma kararı aldığını bildirdi.
Peter Mandelson, mektubunda, "20 yıl önce bana yapıldığı iddia edilen ve hatırlamadığım ya da kaydını tutmadığım mali ödemelere ilişkin, doğru olduğuna inanmadığım suçlamalarla yeniden ilişkilendirildim. Bunların tarafımca araştırılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Bu süreçte İşçi Partisi'ne zarar vermek istemediğine işaret eden Mandelson, bu nedenle parti üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.
Mandelson, şunları kaydetti:
"Sesleri çok daha önce duyulması gereken kadınlar ve kız çocukları için bir kez daha özür dilemek istiyorum."
Epstein'ın Mandelson'a 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar yer aldı
ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen cuma günü yayımlanan yeni belgelerde, Epstein'ın 2003 ve 2004'te Mandelson'a üç ayrı işlemle toplam 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar yer almıştı. Belgelerde her biri 25 bin dolarlık bu ödemelerin Epstein'a ait banka hesaplarından gönderildiği öne sürülmüştü.
Mandelson, yeni belgelerin yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, bunların doğruluğundan emin olmadığını belirterek, Epstein'ı tanımış olmaktan ve onun 2008'deki mahkumiyetinin ardından aralarındaki ilişkiyi sürdürmüş olmaktan dolayı pişmanlık duyduğunu bildirmişti. Mandelson, mağdurlardan "kayıtsız şartsız özür dilediğini" ifade etmişti.
Kenya ve Pakistan'da görev yaptı
Diplomasi kariyerine 1997'de başlayan Turner, farklı görevlerde bulunduktan sonra 2007'de eski Başbakan Gordon Brown'ın Orta Doğu Özel Sekreterliğini üstlenmişti.
Devamında Nairobi Büyükelçiliği yaptıktan sonra eski Başbakan Theresa May'in Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcılığı ve Uluslararası İlişkiler Danışmanı olarak görev yapan Turner, 2019'da İslamabad Büyükelçisi olmuştu.
Pakistan'daki görevi 2023'te biten Turner, Dışişleri Bakanlığı Siyasi Direktörü olarak görev yaparken Ekim 2025'te İngiltere'nin BM Daimi Temsilcisi olarak atanmış ancak bu göreve başlamamıştı.
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Peter Mandelson'ın Epstein'a, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
Mandelson'ın Epstein'a gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.
Başbakan Keir Starmer, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Epstein ile ilişkisi ortaya çıkan Mandelson'ı 11 Eylül 2025'te görevden almıştı.
Ünlü tanıtımcı Siegal'ın Epstein'e e-postası dikkati çekti
Peggy Siegal, Epstein'e gönderdiği bir e-postada Kenya'nın başkenti Nairobi'ye gitmek üzere olduğunu belirtiyor.
Epstein'i seyahatinde nerelere gideceğine ilişkin bilgilendiren Siegal, "Sana başka bir hayat deneyimi için ne kadar teşekkür etsek az. Maasai savaşçıları bizi yemezse Somalili korsanlar yiyecek." ifadesi e-postada yer aldı.
Siegal'ın e-postasında "Senin için bir ya da iki küçük bebek getirebilirim. Kız mı erkek mi? Tam Madonna gibi." ifadesi öne çıktı.
Belgelerde, Melania'nın yönetmeni Ratner'ın fotoğrafı yer aldı
ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump hakkında çekilen belgeselin yönetmeni Brett Ratner'ın Epstein ile birlikte görüntülendiği fotoğraflar, yeni yayımlanan belgelerin arasında yer aldı.
Fotoğraflarda, Ratner'ın, Epstein ve kimliği gizli iki kadınla birlikte bir koltukta sarılarak oturduğu görülüyor.
Söz konusu görüntülerin çekildiği tarihe dair bilgi paylaşılmadı.
Siegal ve Ratner, konuya ilişkin açıklama yapmadı.
Eski İsrail Başbakanı Barak, Trump'ı İsrail basınına konuşmaya ikna etmek için Epstein'den yardım istemiş
Belgelerde, eski İsrail Başbakanı Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın 2016'da gönderdiği bir e-posta da yer aldı.
Barak, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail basınına röportaj vermesini sağlamak için Epstein'i ikna etmeye çalıştığı e-postada Kanal 2'nin Hillary Clinton ile bir röportaj ayarladığını belirterek, Trump'ın Kanal 10'da benzer bir röportajla ilgilenip ilgilenmediğini sordu.
Barak'ın, İsraillilerin ve özellikle İsrail'deki ABD vatandaşlarının büyük çoğunluğunun bu röportajı izleyeceğini kaydederek "ABD'ye önde gelen sunucularını, yetenekli ve pozitif bir (sarışın) bayanı göndermeye hazırlar." ifadesini kullanması dikkati çekti.
İsrail basını, yazışmanın 2016 yılında Clinton ile Trump arasındaki seçim yarışı sırasında yaşandığını, bu girişimin hiçbir zaman hayata geçmediğini ve "sarışın kadın"ın Trump ile röportaj yapma fırsatı bulamadığını kaydetti.
Barak'ın Epstein ile mahkumiyetinden sonra dahi yakın bağları olduğu belirtildi.
Epstein ile Ehud Barak, Tony Blair'e ödendiği öne sürülen "yüksek danışmanlık meblağlarını" konuştu
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'e danışmanlık faaliyetleri karşılığında ödendiği öne sürülen "yüksek meblağları" konuştu.
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaştığı yeni belgelerde yer alan ses kaydında, Epstein ile Barak'ın, görevlerinden ayrılan siyasetçilerin nasıl gelir elde edebileceğine dair değerlendirmelerde bulunduğu dikkati çekti.
Kaydın ne zaman alındığına ilişkin resmi açıklama yapılmazken, bazı basın organları, görüşmenin 2013'ün başlarında gerçekleşmiş olabileceğini aktardı.
Ses kaydında, Epstein'ın, Blair'in danışmanlık faaliyetlerinden yüksek gelirler elde ettiğini dile getirdiği, bu paraların tamamının Blair'e gitmediği, bir kısmının başka kişi ya da taraflara aktarıldığı ifade edildi.
Kayıtta, söz konusu diğer taraflara ilişkin ise somut bilgiye yer verilmedi.
"Tony'ye verilen çok büyük rakamlar duyuyorum"
Kayıtta, Barak'ın, "iş modeli" ifadesini kullanarak Epstein'e, "hükümetlerle yapılan sözleşmelerden nasıl para kazanıldığını" sorduğu duyuldu. Barak, Blair'in Kazakistan hükümetine danışmanlık karşılığında yılda yaklaşık 11 milyon dolar kazandığı yönünde duyumlar aldığını söyledi.
Epstein, kayıtta, Blair için "Tony garipleşti." ifadesini kullanarak, "Tony'nin para konusunda ne yaptığını bilmiyorum. Tony'ye verilen çok büyük rakamlar duyuyorum. Burada 5 milyon, orada 10 milyon. Tony, yılda 30 milyon dolar kazanmıyor." dediği duyuldu.
Barak ise Blair'in bu gelirlerin bir kısmını "başkalarına bıraktığını" öne sürdü.
Blair'in, 1997-2007 döneminde İngiltere Başbakanı görevini yürüttükten sonra "Tony Blair Associates" adlı şirketi aracılığıyla hükümetler dahil çeşitli müşterilere danışmanlık hizmeti verdiği, bu şirketi 2016'da kapatarak "Tony Blair Küresel Değişim Enstitüsü"nü kurduğu biliniyor.
Enstitü, bazı basın kuruluşlarına yaptığı açıklamada, ses kaydında dile getirilen rakamların "gerçek dışı" olduğunu savundu.
Epstein-Blair temasları
Tony Blair, Epstein ile 2002'de İngiltere Başbakanlık Ofisi 10 Numara'da bir kez görüştüğünü daha önce kabul etmiş, bu görüşmenin ardından herhangi bir temaslarının olmadığını savunmuştu.
Ses kayıtlarında ve sızdırılan e-postalarda ise Epstein'ın, Blair ile yakın ilişki içinde olduğu yönünde ifadeler yer alıyor.
Belgelerde Putin'in yerine kimin geçebileceğinin tartışıldığı ortaya çıktı
11 Ocak 2012 tarihli belgede, o dönemde Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma üyesi olan İlya Ponomarev'in, "Devlet Başkanına karşı ayaklanmanın ana organizatörlerinden" olduğu öne sürüldü.
Belgede, "Eğer öldürülmezse, Putin'in yerini alıp kendisi başkan olabilir (er ya da geç olacak)." ifadesi kullanıldı.
Rus basınında yer alan haberlere göre, Haziran 2016'da Ukrayna'dan oturum izni alan Ponomarev, 2019'da Ukrayna vatandaşı oldu.
Ponomarev'in hakkında Rusya'da açılmış davalar bulunuyor.
Öte yandan belgelerde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ismi de yer aldı.
Epstein'a 2019'da gelen e-postalardan birinde, "Zelenskiy, yardım arıyor. Putin, (Zelenskiy'nin) İsrailliler tarafından yönetildiğini söyleyerek küçümseyici tavır sergiliyor." ifadesi kullanıldı.
Norveç Başbakanı, Epstein ile iletişime geçen Norveçlilere "pişman olmalısınız" mesajı verdi
Norveç'te yayın yapan NRK'ye konuşan Başbakan Jonas Gahr Store, daha önce kamuoyuyla paylaşılmayan belgelerde ortaya çıkan yeni bilgileri tepkiyle karşıladığını belirtti.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit'in Epstein ile görüşmesinden pişmanlık duyduğu yönünde açıklama yaptığını anımsatan Store, "Ben de buna katılıyorum. Ayrıca Jagland da pişman olmalı." dedi.
Jagland da Norveç basınına yaptığı açıklamada, "Başbakana katılıyorum. Epstein ile iletişim kurduğum için pişmanım. Şimdi bildiklerimi o zaman bilseydim asla temas kurmazdım." diye konuştu.
Prenses Mette-Marit ise 31 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." ifadelerini kullanmıştı.
Norveç Ekonomik Suçlarla Mücadele Kurumu, Epstein belgelerine ilişkin soruşturma başlatmayı değerlendiriyor
Belgelerde eski Başbakan Thorbjorn Jagland, Norveç'in Amman Büyükelçisi Mona Juul ve eşi Terje Rod Larsen ile eski Dışişleri Bakanı ve mevcut Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende'nin isimleri de yer aldı.
Norveç'teki ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim Başkanı Pal Lonseth, ulusal medyaya yaptığı açıklamada, "Epstein belgelerini gördük ve içerikler doğrultusunda bir soruşturma başlatmak için değerlendirme yapıyoruz." dedi.
Belgelerde çok sayıda Norveçlinin bulunmasının soruşturma açılması için ana neden olup olmadığı sorusu üzerine Lonseth, "Evet bu da sebeplerden birisi." değerlendirmesini yaptı.
Lonseth, Epstein belgelerinde Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit'in de yer almasına ilişkin yorum yapmazken, "Bizim şu an ilgilendiğimiz durum belgelerde ortaya çıkanlar ve bu belgeleri kendimiz incelemek istiyoruz. Bu bağlamda herhangi bir kişi galerisi sunmayacağız." ifadelerini kullandı.
Bu arada, Prenses Mette-Marit ve eski Başbakan Jagland, Epstein ile ilişki kurdukları için pişman olduklarını söylemiş, Büyükelçi Juul da görevinden uzaklaştırılmıştı.
Norveç Nobel Enstitüsü Direktörü'nden Epstein'la ilişkisi ortaya çıkan eski Nobel Komitesi Başkanı hakkında açıklama
Norveç Nobel Enstitüsü Direktörü Kristian Berg Harpviken, eski Norveç Başbakanı ve Nobel Komitesi Başkanı Thorbjorn Jagland'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein'dan önemli miktarda maddi menfaat elde etmişse, bu durumun etik kurallarına aykırı olduğunu bildirdi.
Norveç'te yayın yapan NRK televizyonunun haberine göre, Harpviken, düzenlediği basın toplantısında, Epstein ile yakın ilişkileri ortaya çıkan eski Norveç Başbakanı ve aynı zamanda eski Nobel Komitesi Başkanı da olan Jagland hakkında açıklamalarda bulundu.
Harpviken, "Eğer Thorbjorn Jagland, Jeffrey Epstein'dan önemli miktarda maddi menfaat elde etmişse, bu bizim etik kurallarımıza aykırıdır." dedi.
Henüz durum netleşmemişken Jagland hakkında yargıda bulunmak istemediğini dile getiren Harpviken, eski Norveç Dışişleri Bakanı'nın Epstein'la ilişkileri hakkında tam bir açıklama yapmadığını aktardı.
Harpviken, "Epstein'ın birçok yönden bilgi alışverişinde bulunduğu ve nüfuzu olan kişileri etkilemek istediği için bir ağ kurmakla ilgilendiğini düşünüyorum. Bu nedenle Norveç Nobel Komitesi Üyesi olarak son derece dikkatli olmak gerekiyor." diye konuştu.
Bu konunun gündeme geldiği için Nobel Barış Ödülü'nün itibarını korumak adına konuyu ciddiye almak zorunda olduklarını vurgulayan Harpviken, mevcut prosedürleri de gözden geçirip bunları güçlendirme ihtiyacını ele alacaklarını kaydetti.
Harpviken, Komite üyelerinin pahalı hediyeler almasının yaygın olup olmadığı sorusuna, "Bu çok nadir görülen bir durum çünkü böyle bir şey yapılmamalı." yanıtını verdi.
Obama'ya Nobel takdim eden eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi ortaya çıkmıştı
Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, 2009'da eski ABD Başkanı Barack Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden ve 2009-2015'te Nobel Komitesi Başkanlığını yürüten eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Adı, 2 binden fazla belgede yer alan Jagland'ın Epstein'a gönderdiği bir e-postada, "Tiran'da (Arnavutluk) olağanüstü güzel kızlarla birlikteydim. Ürdün, Filistin ve İsrail'e gidiyorum. Perşembe günü döneceğim." ifadelerini kullanıyor.
Bir diğer e-postada, Jagland'ın, Epstein'in, cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı Ada'ya ziyaretinin planlandığı da görülüyor.
1996-1997'de Norveç Başbakanı olarak görev yapan Jagland, 2009-2019'da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ni de üstlenmişti.
Belgelerde eski ABD Başkanı Clinton'ın ekibine ait olduğu düşünülen e-posta yazışmaları ortaya çıktı
CNN'in ABD Adalet Bakanlığının cuma günü yayımladığı Epstein dosyalarına ilişkin analiz haberinde, Clinton'ın ekibinin, Maxwell ile yürüttüğü e-posta yazışmalarına yer verildi.
Haberde yer verilen uçuş kayıtlarında, Clinton'ın ekibiyle birlikte Epstein'ın özel jetiyle en az 16 kez uçtuğu, bu seyahatlerde genellikle Epstein ile Maxwell'in onlara eşlik ettiği ve uçuşların bazılarının birden fazla durağı olan kapsamlı uluslararası seyahatler olduğu görüldü.
E-postalarda Clinton'ın ekibindeki çalışanların isimlerinin karartıldığı, alıcı veya gönderici kısımlarında yalnızca "WJC" ibaresinin görüldüğüne işaret edilen haberde, bu ifadenin Clinton'ın başkanlık sonrası ofisi "William J. Clinton'ın" olarak değerlendirildiği belirtildi.
Yazışmaların içeriği
Yazışmaların büyük bölümünün eski başkanın seyahat ve yemek düzenlemeleri ile son dakika davetlerine ilişkin olduğu ve bazı yazışmalarda müstehcen ifadelerin yer aldığı görüldü.
Maxwell, Nisan 2003'teki bir e-postada, Clinton'ın ofisi olduğu düşünülen bir e-posta adresine, "Yemeğe geliyor olmana sevindim. JE, Clinton'ın da gelmek isteyip istemeyeceğini soruyor. Bana haber ver." mesajını gönderdi.
Aralık 2001'deki başka bir e-postada ise Clinton'ın ekibinin, İskoçya seyahati sırasındaki bir golf organizasyonunu ayarlamak için Maxwell'den Prens Andrew'un telefon numarasını istediği dikkati çekti.
Ayrıca, Maxwell'in Clinton'ın bir çalışanına gönderdiği e-postada, kendisini "yakışıklı" bulduğunu belirterek cinsel içerikli ifadeler kullandığı görüldü.
Öte yandan, belgelerde Maxwell'in doğrudan Clinton'a e-posta gönderdiğine ya da Clinton'ın Maxwell'e yazdığına ilişkin bir kanıta yer verilmedi.
"Clinton hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdi"
Clinton'ın Sözcüsü Angel Urena, yaptığı açıklamada, Clinton'ın Epstein dosyalarındaki e-postaların hiçbirini göndermediğini belirterek, "(Gönderenin) Kim olduğunu doğrulayamam, sadece kim olmadığını söyleyebilirim: Bill Clinton." ifadelerini kullandı.
Clinton'ın hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdiğini ve bunun da başkanlık döneminde olduğunu vurgulayan Urena, birini, Dünya yörüngesindeyken eski astronot ve Senatör John Glenn'e, diğerini ise Adriyatik'te görev yapan ABD askerlerine gönderdiğini söyledi.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ve eşi, Epstein soruşturmasında Kongre'de ifade vermeyi kabul etti
Eski ABD Başkanı Bill Clinton ve eşi Hillary Clinton'ın, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili Kongre'de yürütülen soruşturma kapsamında ifade vereceği bildirildi.
Clinton'ın sözcüsü Angel Urena, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden komiteye yönelik yaptığı paylaşımında, konuyla ilgili açıklamada bulundu.
Bill Clinton ile Hillary Clinton'ın "iyi niyetle müzakere ettiğini" belirten Urena, ikilinin Epstein ile ilgili Kongre'de yürütülen soruşturma kapsamında ifade vereceğini bildirdi.
Urena, "Yemin altında bildiklerini size anlattılar, ama siz umursamadınız. Ancak eski Başkan (Bill Clinton) ve eski Dışişleri Bakanı (Hillary Clinton) orada olacaklar. Herkese uygulanacak bir emsal oluşturmayı sabırsızlıkla bekliyorlar." ifadelerini kullandı.
Denetim Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi James Comer ise Clintonların ifade vermeyi kabul etmelerinin tek nedeninin haklarındaki "Kongre'ye itaatsizlik" suçlamaları olduğunu savunarak, henüz kesin bir anlaşma sağlanmadığını belirtti.
Ellerinde yazılı bir belge olmadığını belirten Comer, teklife açık olduklarını ancak bunun "ne söylediklerine bağlı" olduğunu ifade etti.
Çiftin ne zaman ifade vereceğine ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.
Bill ve Hillary Clinton çifti, 13 Ocak'ta, Epstein davasına ilişkin Kongre'de yürütülen soruşturmada kendilerine gönderilen celbe uymayacaklarını ve ifade vermeye gitmeyeceklerini açıklamıştı.
Denetim Komitesi Başkanı Comer de Clinton çiftinin ifade vermeye gelmemesine karşın "Kongre'ye itaatsizlik" suçlamasıyla dava açacağını bildirmişti.
Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin, Clinton çiftinin soruşturmada ifade vermeyi reddetmesi üzerine "mahkemeye itaatsizlik"ten yargılanmaları konusunda yaptığı oylamada, ABD'nin 42. Başkanı Bill Clinton 8'e karşı 34 oyla, eşi ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise 15’e karşı 28 oyla "mahkemeye itaatsizlik"ten suçlu bulunmuştu.
Comer, daha sonra çiftin avukatı tarafından yapılan ve Bill Clinton'ın yazılı tutanaklı bir mülakata katılması ile Hillary Clinton'ın yeminli bir beyan sunması yönündeki teklifi reddederek, her ikisinin de komite önünde yeminli ifade vermesi gerektiğini belirtmişti.
Belgelerde ismi geçen İsveçli BM temsilcisi Rubinstein istifa etti
İsveç'teki Expressen gazetesi, Epstein dosyasında adı geçen Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) İsveç'teki temsilcisi Joanna Rubinstein'in görevinden istifa ettiğini duyurdu.
UNHCR İsveç'in İletişim Sorumlusu Ulrika Belin de istifa haberini Expressen'e doğrulayarak, "Joanna, kendisi görevinden ayrılmayı seçti." ifadesini kullandı.
Rubinstein ise Expressen'e Epstein ile sadece bir kez görüştüğünü belirterek, "Ailemle birlikte tatildeydik, Epstein tarafından davet edildik. Sosyal bir etkinlikti. Onunla ilk ve tek karşılaşmam bu oldu." açıklamasında bulundu.
Yeni paylaşılan belgelerde Rubinstein'in, Epstein ile 2012'deki e-posta yazışmaları paylaşıldı. Rubinstein'in "Cennet gibi bir yerde harika öğle yemeği için teşekkür ederim. (Epstein) Sizinle nihayet şahsen tanışmak, benim için ayrı bir mutluluktu." ifadelerini kullandığı belirtildi.
İngiltere Başbakanı'ndan Epstein'den para alan Lord'a istifa etmesi ve ABD'de ifade vermesi çağrısı
İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın, İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Lord Peter Mandelson'ın, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilişkisi nedeniyle ABD Kongresinde ifade vermesi ve Lordlar Kamarası üyeliğinden istifa etmesi gerektiği görüşünde olduğu belirtildi.
İngiltere Başbakanlık Sözcüsü, Epstein ile bağlantıları nedeniyle Şubat 2025'te atandığı Washington Büyükelçiliği görevinden Eylül 2025'te alınan ve ABD'de geçen hafta yayımlanan son Epstein belgelerinde hakkında yeni iddialar ortaya çıkan Mandelson ile ilgili açıklama yaptı.
Son belgelerin yayımlanmasıyla İşçi Partisinden istifa eden Mandelson'ın ABD Kongresinde konuyla ilgili ifade vermesi gerektiğini belirten Sözcü, "Başbakan (Starmer), bilgi sahibi olan herkesin bildiklerini paylaşması gerektiğine inanıyor." dedi.
Sözcü, bunu yapmaya hazır olmayanların kurbanları merkeze alan bir yaklaşımda olmadığına işaret ederek, "Başbakan, Mandelson'ın artık Lordlar Kamarası üyesi olmaması gerektiğini düşünüyor." ifadesini kullandı.
Starmer'ın Mandelson'ı Lordlar Kamarası üyeliğinden alma yetkisi olmadığına dikkati çeken Sözcü, Başbakan'ın, Lordlar Kamarasına disiplin süreçlerini modernize etmesi çağrısı yaptığının altını çizdi.
Eski Başbakan Yardımcısı, Bakan ve Büyükelçi Mandelson, Epstein'in kendisine 2003 ve 2004'te toplam 75 bin dolar ödediğini gösteren belgeler ve bazı fotoğraflarının ABD Adalet Bakanlığı tarafından geçen cuma yayımlanmasının ardından dün akşam İşçi Partisi üyeliğinden istifa etmişti.
Mandelson, "daha fazla utanç yaratmak istemediğini" belirttiği istifa mektubunda söz konusu ödemeleri hatırlamadığını kaydetmişti.
İngiltere Başbakanı, Epstein’le bağlantılı Mandelson’ı elçi olarak atadığı için pişman olduğunu söyledi
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD Adalet Bakanlığının reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein belgelerinde ismi geçen İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson'ı bu göreve atadığı için pişman olduğunu söyledi.
Starmer, İngiltere Parlamentosu'ndaki haftalık "Başbakan'a Sorular" oturumunda, Mandelson'un büyükelçi olarak ABD'de görev yaptığı dönemde Epstein ile ilişkileri konusunda ekibine defalarca yalan söylediğini belirtti.
Başbakan Starmer, "Ekibime, büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein ile ilişkisi sorulduğunda defalarca yalan söyledi." ifadesini kullandı.
Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçmezdi." dedi.
"Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti"
İngiliz Başbakan, Mandelson'un 2008 küresel mali krizine verilen yanıt sürecinde hassas bilgileri sızdırdığının ortaya çıkmasının da "son derece öfke verici" olduğunu belirterek, "Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti." diye konuştu.
Starmer, ekibine Mandelson'ın asalet unvanının geri alınması için yasa tasarısı hazırlamaları ve gelecekte bu unvana sahip fakat itibarını yitirmiş isimlerin görevden alınması için daha kapsamlı bir yasa tasarısı hazırlamaları talimatı verdiğini bildirdi.
Başbakan, Mandelson'un Kraliyet Danışma Konseyi'nden (Privy Council) çıkarılması için de İngiltere Kralı 2. Charles'tan talepte bulunduğunu aktardı.
Öte yandan Starmer, Mandelson'un atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturmasında Epstein ile süregelen ilişkisinin tespit edildiğini doğruladı.
Starmer, Mandelson'a ilişkin tüm belgelerin yayımlanacağını, ancak ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını kaydetti.
Epstein dosyalarındaki yeni belgelerde eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı Zuma'nın ismi de yer aldı
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde eski Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma'nın ismi de yer aldı.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerde Zuma'nın ismi de dikkati çekti.
Belgelerde yer alan e-posta yazışmalarında, Zuma'nın 2010'da İngiltere'ye yaptığı resmi devlet ziyareti sırasında Jeffrey Epstein ile bir akşam yemeğinde bir araya geldiği iddia edildi.
Epstein'in yakın çevresinden Mark Lloyd tarafından gönderilen ve 5 Mart 2010 tarihini taşıyan bir e-postada, "Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma için yarın akşam Ritz Oteli'nde küçük bir akşam yemeği organize etmem istendi." ifadesinin yer aldığı görüldü.
Söz konusu yazışmalarda, yemeğe "ortama cazibe katması" amacıyla Rus bir modelin de davet edilmesinin önerildiği ve Epstein'in bu organizasyonla bizzat ilgilendiği öne sürüldü.
ABD Adalet Bakanlığı, mağdur bilgilerini içeren bazı Epstein dosyalarını geçici olarak kaldırdı
ABD Adalet Bakanlığı, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili yayımlanan bazı dosyaları, "bazı mağdurların bilgilerini içerdiği" gerekçesiyle geçici olarak kaldırdı.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, bazı Epstein belgelerinin kamuoyunun erişiminden geçici olarak kaldırıldığı duyuruldu.
Açıklamada, söz konusu belgelerin kaldırılmasına gerekçe olarak "kurbanlardan bazılarının bilgilerini içermesini" gösterdi.
Kurbanlar ve avukatlarının tepkisini çeken hassas bilgilerin yayınlanması "teknik veya insan hatası" olarak nitelendirilen açıklamada, söz konusu dosyaların geçici olarak kaldırıldığı ve hassas bilgilerin gizleneceği kaydedildi.
Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransız bakanın kızı yöneticisi olduğu sendikadan istifa etti
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, dikkati çeken isimler arasında eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang ve kızı Caroline Lang da yer aldı.
Ulusal basındaki haberlere göre, Mediapart sitesinin eski Fransız Bakan'ın kızının Epstein ile arasındaki mali bağları ortaya çıkarmasının ardından Caroline Lang, Bağımsız Yapımcılar Sendikasındaki (SPI) genel sekreter görevinden istifa ettiğini açıkladı.
Caroline Lang, basına yaptığı yazılı açıklamada, bu durumun SPI'yi etkilemesini istemediğini belirtirken, Epstein ile 2012'de "cömert hayırseverler" vasıtasıyla tanıştığını söyledi.
Bu "hayırseverlerin", genç sanatçıların eserlerini satın almak için "tamamen meşru bir fon oluşturulması" yönündeki fikrinin kendisine de o dönem makul geldiğini ifade eden Caroline Lang, Epstein'ın yaptıkları ortaya çıkınca ilgili kuruluştaki görevinden istifa ettiğini dile getirdi.
Öte yandan Jack Lang ise Epstein ile bağlantıda olduğunu ancak o dönem söz konusu ismin "böyle bir suç şebekesinin merkezinde" olduğuna dair hiçbir şey bulunmadığını savundu.
Mediapart internet sitesi, Epstein'e ilişkin açıklanan yeni belgelere dayandırdığı haberde, Epstein'ın 2016'da "vergi cenneti" olarak da bilinen ABD'ye ait Virgin Adaları'nda kurduğu bir şirketin hisselerinin yarısının Caroline Lang'a ait olduğunu ortaya koymuştu.
Epstein belgelerinde adı geçen Norveç'in Amman Büyükelçisi Juul görevden uzaklaştırıldı
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından, belgelerdeNorveç'in Amman Büyükelçisi Mona Juul'un da ismi yer aldı.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, ülkede yayın yapan NRK'ye yaptığı açıklamada, "Soruşturma açıklığa kavuşana kadar Juul büyükelçi olarak görev yapmayacak. Bu kararı kendisiyle istişare dahilinde aldık." dedi.
Büyükelçi Juul'ın, Epstein ile ilişkisini incelediklerini aktaran Eide, soruşturma devam ettiği için daha fazla ayrıntı vermek istemediğini söyledi.
Juul da NRK'ye yaptığı değerlendirmede, "Epstein ile olan iletişimim konusunda tamamen açık olmak istiyorum. Dışişleri Bakanlığı ile diyalog halindeyim ve eksiksiz bir açıklık sağlamak için tam işbirliği yapıyorum." diye konuştu.
Epstein ile eşi Terje Rod Larsen'in iletişim halinde olduğunu aktaran Juul, "Epstein ile bağımsız hiçbir sosyal veya profesyonel ilişkim olmadı. Epstein ile bağlantı kurmada aracı olmadım veya aracılık etmedim." dedi.
Norveç'teki Liberal Parti Başkanı Guri Melby ise Epstein belgelerinde ismi geçen Juul'un büyükelçilik görevinden istifa etmesi çağrısında bulundu.
Epstein-Rothschild yazışmalarında Hitler diyaloğu dikkati çekti
Belgelerde, 31 Aralık 2018 tarihli Epstein ile Ariane de Rothschild imzasını kullanan kişi arasındaki e-postalar yer alıyor.
E-postalara göre, Epstein, Adolf Hitler'in, çok yoksul olduğu dönemde Guttman, Esptein ve Rothschild aileleri tarafından finanse edilen evsizler ve muhtaç insanların kaldığı bir barınakta yaşadığını öne sürüyor.
Ariane de Rothschild adını kullanan kişi ise yanıt olarak, "Cömertliğin ödüllendirilmediğini veya komplo teorisinin hala var olduğunu söylemenin bir yolu olsun ya da olmasın, bu oldukça acınası bir durum..." ifadesini kullanıyor.
Epstein ise bunun yüzde yüz doğru olduğunu savunarak, Hitler'in kıyafetleri ve sanat eserlerini sattığını; Guttman, Esptein ve Rothschild aileleri başta olmak üzere Yahudiler tarafından finansa edilen bir sığınakta yaşadığını yineliyor.
Bunun komplo teorisi olmadığını belirten Epstein, "Epstein" ailesinin Viyana'da banker olduğunu söylüyor.
Ariane de Rothschild ise bunun doğru olduğunu bildiğini ifade ederek, ara ara "Rothschild ailesinin daha fazla güç kazanmak için Hitler'i kitlesel imha konusunda desteklediğinin ve bunu planladığının" söylendiği iddiasında bulunuyor.
Epstein belgelerinde adı geçince istifa eden Slovak diplomat kendini "aptal" hissediyor
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde adı geçmesi sonrası istifa eden Slovak diplomat Miroslav Lajcak, mesajları tekrar okuduktan sonra kendisini "aptal" gibi hissettiğini belirtti.
Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili kamuoyuyla paylaşılan yeni belgelerde, Epstein ile yaptığı mesajlaşmalarının açığa çıkması sonrası istifa eden Lajcak, konuya ilişkin Radio Slovakya'ya açıklamalarda bulundu.
Lajcak, mesajları tekrar okuduktan sonra kendisini "aptal" gibi hissettiğini söyledi.
Dışişleri Bakanlığı görevindeyken Epstein'le yaptığı görüşmeler dahil herhangi bir suça bulaşmadığını dile getiren Lajcak, bu görüşmeleri hatırlamadığını, dolayısıyla mesajların gerçekliğini doğrulayamadığını veya reddedemediğini belirtti.
Lajcak, Slovakya Başbakanı Robert Fico'ya siyasi bir darbe yapılmasını önlemek için istifa ettiğini aktardı.
Miroslav Lajcak, o dönem, "tanınmış politikacılar arasında kabul gören" birisi olduğu için Epstein'ı "birçok kapı açabilecek değerli bir bağlantı" olarak gördüğünü vurgulayarak, “Ancak bu beni sorumluluktan kurtarmaz. Kötü bir karar verdim ve uygunsuz bir iletişim kurdum. Bu mesajlar, aptalca erkek egolarının bir yansımasından başka bir şey değildi. Kendini beğenmiş erkeklerin şakaları." ifadelerini kullandı.
Birisinin cinsel istismarcıyla iletişim kurmasının onun da böyle olduğu anlamına gelmediğini kaydeden Lajcak, Epstein ile iletişiminin "eylemlerle değil, sözlerle sınırlı" olduğunun altını çizdi.
Muhalefet partisinden Epstein'ın Slovakya bağlantıları nedeniyle suç duyurusu
Slovakya Haber Ajansına (TASR) göre, muhalefetteki İlerici Slovakya partisinden milletvekilleri Beata Jurik ve Zuzana Stevulova, Başsavcılığın önünde basın toplantısı düzenledi.
Jurik, "Jeffrey Epstein, artık ölü ancak onun iğrenç sapıklar ağı hala işlemeye devam ediyor. Bu kişilerin adalete hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Ve Slovakya'daki kurbanlar da adalete kavuşmalı." dedi.
Slovakya Ulusal Meclisi Genel Kurulu'na, Epstein'ın Slovakya'daki cinsel istismar kurbanlarını destekleyen bir karar tasarısı sunacaklarını dile getiren Jurik, bunun bir "siyasi manevra" olmadığını söyledi.
Stevulova ise mağdurların, bu konuyu dile getirmekten korkmamaları gerektiğini vurgulayarak, ilgili makamları, "Lajcak'ın güvenlik soruşturmasını incelemeye ve varsa iptal etmeye" çağırdı.
Lajcak, istifa etmişti
Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde adı geçen Fico'nun Dışişleri ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Lajcak, 31 Ocak'ta istifa etmişti.
Lajcak'ın Epstein ile yazışmalarının sık sık kişisel nitelik içerdiği ve bu görüşmelerde, "kadınlar ve jeopolitik meseleler" dahil birçok konuda sohbet ettikleri görülmüştü.
Epstein'ın, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak'ı evine de davet ettiği ifade edilmişti.
Londra Polisi, Epstein'le ilişkisi ortaya çıkan İngiliz Lord hakkında soruşturma başlattı
Londra Metropolitan Polisi, ABD Adalet Bakanlığının reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein belgelerinde ismi geçen eski bakan, eski büyükelçi ve Lord Peter Mandelson hakkında inceleme başlattı.
Epstein'le olan ilişkisinin ortaya çıkmasının ardından Eylül 2025'te 7 ay önce atandığı İngiltere'nin Washington Büyükelçiliği görevinden alınan Mandelson, geçen hafta İşçi Partisinden istifa etmesinin ardından bugün de Lordlar Kamarası üyeliğinden istifa etti.
Lordlar Kamarası Başkanı Michael Frosyth, bugün yapılan parlamento oturumunda, "Foy Baronu" unvanıyla Lordlar Kamarası üyesi olan Mandelson'un yarından geçerli olmak üzere üyelikten çekildiği bilgisini paylaştı.
Mandelson'un büyükelçilikten sonra sahip olduğu son kamu görevinden de çekilmesinin ardından İngiltere Kabine Ofisi, 72 yaşındaki politikacı hakkındaki belgeleri Londra Metropolitan Polisine teslim etti.
Kabine Ofisi'nden yapılan açıklamada, ABD Adalet Bakanlığının açıkladığı belgeler ışığında bir inceleme yapıldığı ve bunların arasında 2008 krizi sonrası ekonomik istikrarı sağlamak için yapılan resmi faaliyetlerle ilgili piyasa hassasiyetine yönelik belgelerin yer aldığı belirtildi.
Açıklamada, "Bu bilgilere yalnızca resmi görevde bulunan kişilerin erişimi vardı. Bunların, mali fayda sağlama potansiyeli bulunan kişilere ulaşmasını engelleyecek sıkı kullanım koşulları vardı. Görünüşe göre bu güvenlik önlemleri ihlal edildi. Bu bilgiler ışığında Kabine Ofisi bu materyalleri polise sevk etti." ifadeleri kullanıldı.
Mandelson'a bakanlık veren eski Başbakan Brown: "Affedilemez ve vatanseverlikten uzak"
İngiltere'de 2007-2010 yılları arasında kurduğu hükümetinde Mandelson'a çeşitli bakanlıklar veren eski Başbakan Gordon Brown da elindeki bazı bilgileri Londra Polisiyle paylaştığını açıkladı.
Brown, yaptığı yazılı açıklamada, "Bugün, Lord Mandelson'ın piyasa hassasiyeti taşıyan gizli hükümet bilgilerini Amerikalı iş insanı Jeffrey Epstein'e ifşa etmesiyle ilgili soruşturmaya dair bilgileri, Londra Metropolitan Polis Şefi Mark Rowley'e ilettim. Bu, tüm hükümet ve ülke, birçok insanın geçim kaynaklarını mahveden küresel finans krizini ele almaya çalışırken yapılan affedilemez ve vatanseverlikten uzak bir eylemdir." ifadelerini kullandı.
Bu konuda geçen yıl Kabine Ofisi ile bir görüşme yaptığını ve bu görüşme kayıtlarını da polise ilettiğini vurgulayan Brown, "Konu artık polisin elinde." dedi.
Kabine Ofisi'nin ve Brown'un elindeki belgeleri teslim etmesinin ardından Londra Metropolitan Polisi, Mandelson'la ilgili soruşturma başlattıklarını duyurdu.
Londra Metropolitan Polisi Özel Uzmanlık Suçları Birimi yetkilisi Ella Marriott, yaptığı yazılı açıklamada ABD'de yayımlanan belgelerin ardından çok sayıda "Kamu görevinde usulsüzlük" ihbarı aldıklarını kaydetti.
Marriott, "Londra Metropolitan Polisi, 72 yaşındaki eski bir bakan hakkında kamu görevinde usulsüzlük soruşturması başlattı. Soruşturmanın parçası olarak bize sunulan tüm bilgileri değerlendirmeye devam edecek ve şu anda bu konuda daha fazla yorum yapmayacağız." ifadelerini kullandı.
Epstein'den 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmıştı
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Mandelson'ın Epstein'a, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
Mandelson'ın Epstein'a gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.
Yazışmaların ardından görevden alınan Mandelson'la ilgili geçen hafta ortaya çıkan belgelerde ise Epstein'den 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmış, Mandelson'un reşit olmadığı belirtilen kız çocuklarıyla uygunsuz fotoğrafları yayımlanmıştı.
Mandelson, bu para transferini hatırlamadığını açıklamıştı.
Obama'ya Nobel takdim eden eski Norveç Başbakanı Jagland'ın, Epstein ile yakın ilişkisi ortaya çıktı
Epstein soruşturması kapsamında kamuoyuyla paylaşılan belgelerde, 2009'da Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü takdim eden Jagland'ın adının, 2 binden fazla belgede yer aldığı görülüyor.
Bu belgelere göre Jagland, Epstein ile yazışmalarında, yapacağı ziyaretlere ilişkin bilgiler veriyor.
Jagland, Epstein'a gönderdiği bir e-postada, "Tiran'da (Arnavutluk) olağanüstü güzel kızlarla birlikteydim. Ürdün, Filistin ve İsrail'e gidiyorum. Perşembe günü döneceğim." ifadelerini kullanıyor.
Bir diğer e-postada Jagland, Epstein'ın adasının fotoğraflarını gördüğünü ve burayı ziyaret etmekten mutluluk duyacağını belirterek, "Bu arada, Hanne ve ben, onun 60. doğum gününü kutlamak için iki oğlumla Karayipler'de bir yere gitmeyi konuştuk (Bildiğin gibi, sadece genç kadınlarla devam edemem)." ifadelerine yer veriyor.
Jagland'ın, Epstein'in, cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı adaya ziyaretinin planlandığı da ortaya çıktı.
Bir diğer yazışmada Jagland'dan, Epstein adasına yapacağı ziyaret için doğum tarihi gibi bilgileri isteniyor.
Jagland'ın Epstein ile yazışmaları, toplantıları, akşam yemeklerini ve hatta ailesiyle Epstein'ın evine yaptıkları ziyareti de içeren bir tatil yapıldığını gösteriyor.
İkilinin, yıllarca birçok konuda mesajlaştığı, ABD ve Avrupa'da sık sık bir araya geldiği de anlaşılıyor.
Obama'ya Nobel Barış Ödülü'nü Jagland takdim etmişti
2009'da dönemin ABD Başkanı Obama, "uluslararası diplomasi ve toplumlar arası işbirliğini güçlendirmek için gösterdiği çabalar" nedeniyle Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştü.
Bu ödülü, 2009-2015 yıllarında Nobel Komitesi Başkanlığını yürüten Jagland takdim etmişti.
Ödülün Obama'ya verilmesi, dünya genelinde eleştirilere neden olmuştu.
Öte yandan 1996-1997'de Norveç Başbakanı olarak görev yapan Jagland, 2009 ila 2019'da Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğini de üstlenmişti.
Belgelerde, Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama'nın ismi 150'den fazla yerde geçiyor
Söz konusu dosyalarda Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama'nın da ismi birçok yerde görülüyor.
Dosyaların yayınlandığı sitede, Tibetli ruhani liderin ismi 157 defa geçerken 2012'de atılan bir mailde Epstein, ismi bilinmeyen birine Dalai Lama'nın da katılacağı bir etkinliğe gideceğini belirtiyor.
Epstein'e yollanan 2015'deki bir mailde ise, mail sahibi Dalai Lama'nın öğrencilerinden biriyle tanışma fikrini ortaya atarak bu kişinin kendilerini Dalai Lama ile buluşturabileceğinden bahsediyor.
Epstein de ertesi gün yolladığı bir mailde, Dalai Lama'yı akşam yemeği için "ayarlamaya çalıştığını" vurguluyor.
Konuya ilişkin Dalai Lama'nın ofisinden henüz bir açıklama yapılmadı.
Tibet'in statüsü
Himalaya Dağları'nın kuzeyindeki 2,5 milyon kilometre genişliğindeki Tibet Platosu, deniz seviyesinden ortalama 4 bin 380 metre yüksekliğiyle "dünyanın çatısı" olarak adlandırılıyor.
Tarih boyunca yarı göçebe Tibet halkının yurdu olan bölge, 1951'de imzalanan 17 Nokta Anlaşması ile Çin Halk Cumhuriyeti egemenliğine girmişti. Pekin yönetimi, bunu "Tibet'in barışçıl özgürleşmesi" olarak adlandırmıştı.
Tibet'in ruhani lideri Dalai Lama, 1959'daki bağımsızlık yanlısı ayaklanmanın başarısız olmasının ardından bölgeyi terk etmiş ve Hindistan'ın kuzeyindeki Dharmsala kentine yerleşerek sürgündeki Tibet meclisi ve hükümetini kurmuştu.
Çin, sürgündeki Tibet yönetimini tanımıyor ve 2010'dan bu yana Dalai Lama'nın temsilcileriyle hiçbir temasta bulunmuyor. Pekin yönetimi, Tibet'in 13. yüzyıldan bu yana Çin'in parçası olduğunu ve ayrı bir varlığının bulunmadığını öne sürerek, sürgündeki hükümeti ayrılıkçılıkla suçluyor.
Dalai Lama ve destekçileri ise Tibet'in, tarihin büyük bölümünde fiilen bağımsız olduğunu savunuyor.
Kuzey Makedonya, Epstein belgelerinde geçen "insan beyni örnekleri" iddiası üzerine soruşturma başlattı
Kuzey Makedonya Savcılığı, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde yer alan, "Kuzey Makedonya'dan ABD'ye bilimsel amaçlarla insan beyin örnekleri gönderilmiş olabileceği gerekçesiyle" soruşturma başlattı.
Savcılıktan yapılan yazılı açıklamada, Epstein'a ilişkin açıklanan yeni belgelerde yer alan "Kuzey Makedonya'dan ABD'ye bilimsel amaçlarla insan beyin örnekleri gönderilmiş olabileceği" iddiası sonrası soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Açıklamada, soruşturmanın insan dokularının işlenmesi, dondurulması ve uluslararası taşınması süreçleri ile bu işlemlerde yasal ve etik standartlara uyulup uyulmadığına odaklanıldığı belirtildi.
Dosyanın, Organize Suç ve Yolsuzlukla Mücadele Temel Savcılığına teslim edildiği vurgulanan açıklamada, “Savcılık, yetkili makamlar, kurumlar ve sağlık kuruluşlarından resmi bilgi toplama yönünde adımlar atarak, insan dokuları ve biyomateryallerle olası yasa dışı işlemler ile izin ve onayların alınmasında ihmaller veya suistimaller olup olmadığını tespit etmesi gerekmektedir.” ifadelerine yer verildi.
Öte yandan söz konusu iddialar sonrası, Kuzey Makedonya Sağlık Bakanlığı, "bilimsel araştırma faaliyetlerinin sıkı yasal düzenlemelere tabi olduğunu ve bakanlığın bu çalışmaların yürütülmesinde doğrudan yetkisinin bulunmadığını" bildirdi.
Bu arada, davaya ilişkin yayımlanan belgelerde yer alan bir mesajda, Epstein'ın, Kuzey Makedonya'dan temin edilen insan beyninin de kullanıldığı bir bilimsel araştırma hakkında bilgilendirildiği ifade ediliyor.
Harvard Profesörü Nowak'ın, yeni belgelerde Epstein adasına seyahat planladığı ortaya çıktı
Epstein'e ilişkin soruşturma dosyaları, bir kısmının daha kamuoyuyla paylaşılmasının ardından, tartışmaların merkezindeki milyarderin Harvard Üniversitesindeki bağlantılarına yönelik soru işaretlerini artırdı.
Dosyalar arasında yer alan Şubat 2014 tarihli yazışmada, Prof. Nowak adına planlanan seyahate ilişkin detayların tartışıldığı görülüyor.
İsmi gizlenen gönderici, Nowak'a yolladığı e-postada, "Selam, Martin. İşte Jeffrey'nin adasına gitmek için biletlerin burada." ifadelerini kullanıyor.
Nowak'a, Anna Yermakova isimli birinin eşlik edeceğini belirten gönderici, uçakta oturacakları yerlere ilişkin bilgileri veriyor.
Nowak, seyahat planlarını içeren e-postayı, "Her şey iyi görünüyor. Çok teşekkürler." şeklinde yanıtlıyor.
E-postalara eklenen seyahat detaylarında, ikilinin Massachusetts eyaletine bağlı Boston kentinden uçakla ABD'ye ait Virgin Adaları'nda Epstein'in sahip olduğu adalara yakın Saint Thomas Adası'na varacağı, iki gün sonra da geri döneceği bilgisi yer alıyor.
Nowak için benzer seyahat planlarının 2012'de de yapıldığı, Epstein'in yazışmalara bizzat dahil olduğu görülüyor.
Ulusal basındaki haberlerde Epstein'in, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda "Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştı.
"Ona işkence ettin mi?"
Belgelere göre, Epstein ve Nowak arasında dikkati çeken bir yazışma da Mart 2014'te yapıldı.
Nowak Epstein'e, "Casusumuz görevini tamamladıktan sonra yakalandı." diye bilgi veriyor.
Epstein'in de buna karşılık "Ona işkence ettin mi?" diye soruyor.
Mossad'a ilişkin belgelere yoğun karartma
ABD Adalet Bakanlığının, Epstein dosyalarında uyguladığı sansürler tartışma konusu olmaya devam ederken, bir belgedeki karartmalar da dikkati çekti.
Larry Brayboy isimli birinin Kasım 2018'de gönderdiği e-postada, Epstein'in, ABD Başkanı Donald Trump'ın ve eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın adının İsrail istihbarat teşkilatı Mossad ile anıldığı görüldü.
Başlığı, "MOSSAD bağlantısı Trump Epstein Clinton Cinayet Çocuk Cinsel İstismarı Açığa Çıktı" olan bu e-posta, gönderildiği kişilerin adları siyah şeritlerle kapatılarak kamuoyuyla paylaşıldı.
Maxwell'in yeğeninin "dilek listesi"
Dosyalarda, Epstein'in eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell'e Nisan 2002'de gönderilen bir e-posta da yer alıyor.
Maxwell'in yeğeni olduğu anlaşılan gönderici, mesajında "pis şeyler yapmak istediği" aktrislerden oluşan "dilek listesi"ni paylaşıyor.
Gönderici, henüz "tamamlanmamış" listesindeki oyuncuları Natalie Portman, Jennifer Love Hewitt ve Denise Richards şeklinde sıralıyor.
Maxwell de yeğeninden gelen e-postaya, "Dilek listeni aldım. İstediğin zaman genişlet." yanıtını veriyor.
Jeffrey Epstein olayı
En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.