Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, "diploma davası"nda dördüncü kez Marmara Cezaevi'nde hakim karşısına çıktı.
'AĞIR BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUM'
İmamoğlu savunmasında, "Benim milletimizle bağım çok samimi ve gerçektir. Yurttaşlarımın verdiği güçle; alnım açık, başım dik, özgüveni yüksek ve Allah’ın kulundan korkmayan bir şekilde buradayım. Olan anayasaya oluyor, olan milletimizin geleceğine oluyor. Adalete olan inancı yerle bir ettiniz. Toplumun yüzde 80'i aşan bir oranda artık adalete inanmıyor. Bundan utanılması gerekirken, gerile gerile konuşan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu kötü zihniyet yalnızca haysiyet cellatlığı yapmıyor, ailelere saldırıyor; diplomayı iptal etmekle kalmıyor, milletimizin en temel hakkı olan demokratik yolla iktidarı değiştirme iradesini de gasbediyor. Millete gözdağı veriliyor; 'Malına, mülküne, kapına, bütün varlığına istediğimde el koyarım' mesajı veriliyor ve fiilen el konuyor. Olan yine millete, milletimizin geleceğine oluyor. Milletin nefesini, neşesini ve umudunu çalan bir düzen yaşatılıyor. 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' denilen yapı, Türkiye’nin kaderini ve her konusunu tek bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak söze bağlamıştır. Devletin kadim kurumları dağıtılmış; yerine bir kişinin şahsi kurumları, talimatları ve yapıları konulmuştur. Asırlık devlet geleneğimiz ve milletimizin geleceği tek bir kişiye mahkum edilmek istenmektedir. Seçimlerden ölümüne korkan bu iktidar, beni seçimlerde rakip görmek istemediği için buradayım. Kaybedeceğini bilen, rekabetten kaçan ve demokrasiyi yok etmeye çalışan bu zihniyet yüzünden ağır bir süreçten geçiyorum. 2024 yerel seçimlerinde açık ara 1'inci parti olan Cumhuriyet Halk Partisi, normal ve demokratik bir atmosferde sürecin yönetilmesi için adım atmamı istemesine rağmen; kazanmak için her yolu, çatışmayı ve her türlü kötülüğü göze alan iktidar zihniyeti 2024 yılı yazından itibaren düğmeye basmıştır. Yerel seçimden 4 ay sonra İstanbul’a atanacak başsavcı ve başarılı olursa getirileceği makam önceden belirlenmiştir. Bu nedenle yürütülen operasyonlardaki hukuksuz ve ahlak dışı uygulamaları ilk dillendiren de iktidarın başındaki anlayış olmuştur" dedi.
'TÜM ARKADAŞLARIM DA AYNI ŞEKİLDE MASUMDUR'
İmamoğlu, "İstanbul’daki yerel makam değiştikten yalnızca 1 ay sonra, Esenyurt üzerinden uydurma iddialar, yalanlar ve iftiralarla süreç başlatılmıştır. Akademisyen Prof. Dr. Ahmet Özer gibi 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını sabahın erken saatlerinde evinden aldırmak, tutuklamak ve 1 yılı aşkın süre cezaevinde tutmak nasıl bir vicdan çöküşüyse; tutuklu yargılanan tüm arkadaşlarımızın maruz kaldığı tablo da tam olarak budur. Bir yıl boyunca hapiste tuttunuz ve hakkında hiçbirşey bulamadınız. Herkes masum olduğunu haykırıyor. Benim cezaevinde bulunan tüm arkadaşlarım da aynı şekilde masumdur. İnanın 4-5 yaşındaki çocukların televizyonda mikrofon uzatıldığında çat diye ağızlarından dökülen sözleri duyduğumda tüylerim diken diken oluyor. 'Allah’ım bana nasıl bir güç, nasıl bir sevgi verdin' diye şükrediyorum." şeklinde konuştu.
'BU DAVA RAMAZAN AYININ AREFESİNE DENK GELMİŞTİR'
İmamoğlu mahkemede "Bu hafta Ramazan ayına giriyoruz. Ne yazık ki Ramazan aylarında ülkemizi yoran talihsiz süreçleri geçmişte de yaşadık. Oysa Ramazan ayı berekettir; insanların birbirini hissetmesidir. Vicdanı harekete geçirir, insanın aklını başına getirmesine vesile olur. 'Neredeyim' diye sorgulatır; makamı, mevkiyi, varlığı, yokluğu gözden geçirmesine vesile olur ve insanı yaradana sığınmaya yöneltir. Aslında insanların eşitliğini hissetmesi ve eşitlenmesi adına bir fırsat ayıdır. Bu fırsat ayının bu şekilde hissedilmesi ve değerlendirilmesi de buradaki temennimdir. Ne var ki, 2019’da Ramazan ayında seçimi iptal eden zihniyet, 2025 yılında yine Ramazan ayında diplomamı iptal eden zihniyet, bu kez de Ramazan ayına denk getirilen; içi yalanla, iftirayla ve büyük günahlarla doldurulmuş, sahtecilik kavramı altında toparlanmış bir iddianameyle Mart ayında yargılanacağımız bir süreci önümüze koymuştur. Bu dava Ramazan ayının arefesine denk gelmiştir. Ramazan ayına girdiğimiz bu günlerde yine absürt ve çirkin bir davayla karşı karşıyayız. Yargı düzeni içinde olmaz denilen ne varsa bizlere yaşatılmaktadır." ifadelerini kullandı.
'BU MESELE NE DİPLOMADIR NE YOLSUZLUK'
İmamoğlu, "Yaklaşık 16 aydır iktidarın talimatıyla İstanbul’a konumlandırılmış bir avuç muhterisin yürüttüğü operasyonlar ve oluşan kararlar zinciri, tarihte görülmemiş bir yargı skandalı dönemini ülkemize yaşatmıştır. Bunun milletimize maddi ve manevi maliyeti ağır olmuştur. Koltuk hırsıyla yürütülen 19 Mart darbesinin maliyeti 250 milyar doları aşmış; milletimiz fakirleşmiş, işsizlik artmış ve ülke itibarsız bir döneme sürüklenmiştir. Devlet geleneğimizle, kanunla ve anayasayla ilgisi olmayan; kurumlar ve yargı eliyle yürütülen kumpasların, işkencelerin ve insanları lekeleyen düzenin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. İşte böyle bir dönemde, çöp niteliğinde bir iddianameyle açılan diploma ve evrakta sahtecilik davasında; iki celseden sonra hakimi değiştirilen, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ve doğal hâkim ilkesinin yok sayıldığı bir uygulamayla dördüncü duruşma için buradayım. Bu iddianameyi yazan savcı ise sözde amacına ulaşmış, yer değişikliğiyle İstanbul’da bir ilçeye başsavcıvekili yapılmıştır. Bilinmelidir ki bu mesele ne diplomadır ne de yolsuzluk. Davaların komikliğine ve korkunun doğurduğu yargı sefaletine bakınız; 'Ahmak', 'Çirkin', 'Casusluk', 'Diploma iptali', 'Evrakta sahtecilik', 'Savcıya ve bilirkişiye hakaret', 'Rezalet' dedi.
DAVA 6 TEMMUZ'A ERTELENDİ
Duruşma İstanbul Adalet Sarayı'ndaki 59. Asliye Ceza Mahkemesi salonunun yetersiz kalması nedeniyle Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 2 no’lu duruşma salonunda görüldü. Saat 11.00 sıralarında başlayan duruşmada İmamoğlu savunma yaptı. Duruşma 6 Temmuz'a ertelendi.
DURUŞMA BAŞLADI
Ekrem İmamoğlu'nun, "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçundan 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın duruşması, "İdare Mahkemesinin kararı bekletici sebep olarak kabul edilerek" 16 Şubat'a ertelenmişti Ekrem İmamoğlu'nun, üniversite diplomasının sahte olduğu iddiasıyla zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan 8 yıl 9 aya kadar hapisle yargılandığı davanın duruşması, savcının bugün esasa ilişkin mütaalasını açıklaması bekleniyor. Dilek İmamoğlu duruşma için Silivri’de, Ekrem İmamoğlu salonda duruşma başlıyor.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 18 Eylül 2024'te Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının sahte olduğu iddiasıyla CİMER'e başvuruda bulunulduğu aktarılıyor. Ekrem İmamoğlu'nun, "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçundan 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın duruşması, "İdare Mahkemesinin kararı bekletici sebep olarak kabul edilerek" 16 Şubat'a ertelendi.
Aynı iddiaya ilişkin 1 Ekim 2024'te savcılığa şikayet dilekçesi sunulduğu belirtilen iddianamede, söz konusu şikayetin ardından soruşturma başlatıldığı kaydediliyor.
İddianamede İmamoğlu'nun Kıbrıs'ta öğrenim gördüğü ve İstanbul Üniversitesine geçiş yaptığı "University College of Northern Cyprus'ın (UCNC)" 1990'da Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) tarafından tanınan üniversitelerden biri olmadığı belirtiliyor.
YÖK'ün 1988 ve 1992'deki yazılarında, KKTC'de faaliyet gösteren YÖK kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin tanındığının anlaşıldığı ifade edilen iddianamede, yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz olarak artırıldığı anlatılıyor.
İddianamede, yatay geçiş başvurularında bazı öğrencilerin listeden usulsüz olarak silinerek yine listeye yeni öğrencilerin eklendiği, 3 kişilik kontenjanı bulunan bölüme usulsüz olarak 54 kişinin alındığı kaydediliyor.
YÖK kararları görmezden gelindi
Gerek başvuru kabul edilecek yükseköğretim kurumlarıyla ilgili gerekse başvurusu değerlendirilecek öğrencilerle ilgili çok sayıda hileli işlem yapıldığı ifade edilen iddianamede, bunlar arasında "Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliği"nin 2. maddesindeki "Eşdeğer eğitim programları uygulayan yükseköğretim kurumları" maddesinin uygulanmadığı aktarılıyor.
İddianamede, bağlayıcı görüş bildiren YÖK'ün 1988, 1991 ve 1992'deki yazılarında KKTC'de faaliyet gösteren yükseköğretim kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanındığına ilişkin kararın görmezden gelindiği, yine yönetmeliğe aykırı şekilde bulunduğu üniversitede transkriptlerinde başarısız ve alınan kredilerde eksiklerin olduğu, İngilizce İşletme Programı'na yurt dışı yatay geçiş başvuruları kabul edilen öğrencilerin herhangi bir dil seviye tespit sınavı ya da yeterlilik sınavı yapılmadığı ifade ediliyor.
İmamoğlu, öğrenci kütük defterine Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak kaydedildi
İstanbul Üniversitesinin, KKTC'deki eğitim kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesinin YÖK tarafından tanınmakta olduğunu bilmesine rağmen İmamoğlu'na ait öğrenci dosyasının incelenmesinde, gerçekte "University College of Northern Cyprus" adlı eğitim kurumuna kayıtlı olduğunun anlaşıldığı belirtilen iddianamede, İmamoğlu'nun İstanbul Üniversitesi'ne yatay geçişi sırasında gerçeğe aykırı şekilde, öğrenci kütük defterine Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak kaydedildiğinin tespit edildiği aktarılıyor.
İddianamede, bu işlemle hem İstanbul Üniversitesi yetkililerinin hem de şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun, "University College of Northern Cyprus" adlı kurumun Yükseköğretim Kurulu nezdinde tanınırlığının bulunmadığını bildikleri halde İmamoğlu'nun denkliği olan bir kurumdan yatay geçiş yapmış gibi gösterildiği ifade ediliyor.
"Belgenin sahte biçimde doğduğu açık ve nettir"
Ekrem İmamoğlu tarafından yatay geçiş sürecinde üniversiteye ibraz edilen belgelerin "University College of Northern Cyprus"a ait bir tanıtım broşürü ve bir transkriptten ibaret olduğu, belgelerin içeriği dikkate alındığında, bunların Doğu Akdeniz Üniversitesi'ne ait olmadığının anlaşıldığı anlatılan iddianamede, "İstanbul Üniversitesi tarafından İmamoğlu'nun kaydının Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak yapıldığı, gerçeğe aykırı resmi belgenin açık bir hile ile düzenlendiği, bu suretle hukuki öneme sahip beyanları gerçeğe aykırı bir biçimde yansıtarak şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte bir belge meydana getirildiği, yani sahteciliğe uğramış belge hiç olmamış kabul edilmekle birlikte belgenin sahte biçimde doğduğu açık ve nettir." ifadeleri yer alıyor.
İddianamede, İmamoğlu'nun hayat hikayesinin hiçbir aşamasında Doğu Akdeniz Üniversitesinde eğitim gördüğüne ilişkin bilgi ve bulgu bulunmamasına rağmen "https://www.ibb.istanbul/ibb/buyuksehir-belediye-baskani", "ekremimamoglu.com" gibi internet siteleri ile "Kahramanın Yolculuğu" isimli kitapta ve çeşitli yazılı ile görsel basın organlarında, şüphelinin Doğu Akdeniz Üniversitesinden yatay geçiş yaptığı yönünde bilgi ve beyanlara yer verildiği, bu durumun temel nedeninin İstanbul Üniversitesi'ne yatay geçiş kaydı sırasında, şüphelinin "Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisiymiş" gibi gösterilmiş olmasından kaynaklandığına dikkati çekiliyor.
İmamoğlu'nun gerek yatay geçiş işlemleri sırasında gerekse daha sonraki süreçlerde "University College of Northern Cyprus" kurumuyla ilgili durumu açıkça bildiği, buna rağmen kamuoyunda farklı bir algı oluşturacak şekilde hareket ettiği, tüm bu hususların ifade sırasında kendisine sorulduğu ancak şüphelinin söz konusu soruları cevapsız bırakarak açıklama yapmaktan kaçındığının anlaşıldığı kaydediliyor.
"Resmi belgede sahtecilik" suçu zincirleme şekilde işlendi
İddianamede, İmamoğlu'nun "resmi belgede sahtecilik" suçuna iştirak ettiği, hileli bir şekilde aldığı evrakı yüksek lisans amacıyla İstanbul Üniversitesi'ne, askerlik hizmeti amacıyla Milli Savunma Bakanlığına ve Yüksek Seçim Kuruluna sunarak kullandığı ve "resmi belgede sahtecilik" suçunu zincirleme şekilde işlediği aktarılıyor.
İmamoğlu'nun "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, ayrıca işlemiş olduğu kasıtlı suç nedeniyle hapis cezasına mahkum edilmesi halinde Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 53. maddesinde yer alan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi de isteniyor.
Ayrıca iddianamede, İmamoğlu'nun sahte olarak elde ettiği iddia edilen evrakın TCK'nın 54. maddesi uyarınca müsadere edilmesine karar verilmesi talep ediliyor.