İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu, beşi müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının duruşması 12. gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.
Duruşmada, tutuklu isimlerin savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Bugüne kadar duruşmada toplam 15 tutuklu ismin savunması alınmıştı.
Bu hafta söz verilmeyen sanıkların avukatlarının beyanlarının alınması ve tutukluluk incelemesi yapılması bekleniyor. Heyet, geçtiğimiz hafta 2 Nisan günü tutuk inceleme yapılarak ara karar verileceğini açıklamıştı.
İmamoğlu başka bir davadan da hakim karşısına çıktı
Öte yandan İmamoğlu'nun 27 Ocak 2025’te yaptığı "Turpun Büyüğü" başlıklı basın toplantısı nedeniyle yargılandığı davanın duruşması da bugün Silivri'de görülecek.
İmamoğlu hakkında, söz konusu basın toplantısında bilirkişi S.B. hakkında dile getirdiği sözler nedeniyle "adil yargılamayı ve bilirkişi ile tanığı etkilemeye teşebbüs" suçlamalarıyla 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.
Sabah saatlerinde İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu da "bilirkişi davasını" izlemek üzere salona geldi.
Duruşmanın 11. gününde Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın çapraz sorgusu yapıldı, avukatlarının savunması alındı. Ardından İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş’in çapraz sorgusu ve avukat savunmaları tamamlandı.
İmamoğlu'nun savunmasından öne çıkanlar
Savunmasının başında, “Mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım” diyen Ekrem İmamoğlu, söz konusu davada üç kez hâkim değiştirildiğini hatırlattı. İşte İmamoğlu'nun davasından öne çıkanlar:
" Savcı odasında bana dedi ki 'Ekrem Başkan yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz biz o tarafa geçeriz siz bizi yargılarsınız" dedi. Ben 'suç mu işliyorsunuz' dedim. O ifademden sonra tutuklandım. İşte zihniyet bu adaleti temsil eden makamın zihninde adalet yok. Siz biz diyor bana..."
“Diğer salonda 4 bin sayfalık bir iddianame var; benim tabirimle çöptür. Burada Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Her salonda bir kumpas var. Bu kumpasa karşı verilen mücadele, tarihimizin en büyük demokrasi mücadelelerinden biridir"
"Milletin önünde bize kasıtlı iftiralar atılırken kendimizi savunmayıp ‘Yarabbi şükür’ diyecek hâlimiz yok. Milletin, dünyanın en güzel ve en iyi yönetileceğine inanan bir aklı ve mantığı ortaya koyarak, daha önce görülmemiş şekilde 15 milyon 500 bin insanın ön seçimde oy kullanmasıyla bize bir yetki verilmiştir. Dolayısıyla ben yalnızca kendi hakkımı değil, millete ait olan hak ve hukuku savunuyorum. Aynı dosyada ya da farklı dosyalarda benim gibi mücadele eden binlerce insan var."
" Helal diplomama karşı açılan ceza davasıyla başlayayım. Benim gösteremeyeceğim üniversite arkadaşım yok stat doldururum. Bazıları tavla oynayacak arkadaş bulamaz."
"Bu bilirkişi yalnızca rapor yazmıyor; insanların hayatını da etkiliyor. Örneğin Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, onun raporu nedeniyle 1 yıl 10 gün tutuklu kaldı.
Bu haince raporlarla insanlar tutuklandı, itibarları zedelendi. Yargı, bilirkişi ve medya iş birliğiyle ailelere haysiyet cellatlığı, itibar suikastları yapıldı. Ne kadar basit değil mi? Meseleye sadece 'bilirkişi' diye bakmak ne kadar basit kalıyor. Bu ülkenin saygın bürokratları, siyasetçileri ve emekçileri kelepçelerle sıraya dizildi.
Biz ne yapacağız? ‘Yarabbi şükür’ deyip izlemeye devam mı edeceğiz? Bizim milletimizin karakterinde bu yok. Söz konusu bilirkişi, AK Partili belediyelere ilişkin dosyalarda ise ‘aklayıcı’ raporlara imza atıyor.
Ne kadar enteresan, değil mi? Bugün bu davanın, diğer salonda görülen ve 100 bin kişilik İBB kurumunun suç örgütü ilan edildiği dava ile ya da hakkımda açılan diğer davalarla ilgisi yok diye düşünmeyin.
Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette. Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz? Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor.
Size soruyorum; Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor?
1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir.''




