Dünya Bugün Ankara’da Buluşuyor.!

Bugün Ankara, yalnızca Türkiye’nin başkenti değil, aynı zamanda dünyanın güvenlik ve diplomasi gündeminin merkezi olacak.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, NATO’nun 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ev sahipliği yaparken, aralarında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın da bulunduğu 32 müttefik ülkenin devlet ve hükümet başkanını ağırlayacak.

Dünyanın en kritik güvenlik meselelerinin ele alınacağı bu tarihi zirve, Türkiye’nin uluslararası sistemde ulaştığı saygın konumu ve stratejik ağırlığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bir ülkenin gücü sadece ekonomik verileriyle ya da askeri kapasitesiyle ölçülmez. Asıl güç, kriz zamanlarında güven duyulan, küresel meselelerde sözü dinlenen ve dünyanın en güçlü liderlerini aynı masa etrafında buluşturabilen bir ülke olabilmektir.

Bugün Türkiye tam da bu noktadadır. Son yıllarda savaşların, bölgesel krizlerin ve küresel güvenlik tehditlerinin arttığı bir dönemde NATO’nun böylesine kritik bir zirvesinin Ankara’da yapılması, Türkiye’ye duyulan güvenin açık bir göstergesidir.

Bu tablo, Türk diplomasisinin ulaştığı seviyeyi ve devletimizin organizasyon kabiliyetini de ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi günlerdir dev bir diplomasi merkezine dönüştürüldü.

Güvenlikten ulaşıma, iletişimden teknolojiye kadar bütün hazırlıklar tamamlandı. Yaklaşık 57 bin güvenlik personeli görev yaparken, binlerce diplomat, yüzlerce heyet üyesi ve dünyanın dört bir yanından gelen gazeteciler Ankara’dan tüm dünyaya yayın yapacak.

Millet Kütüphanesi bünyesinde oluşturulan Uluslararası Medya Merkezi de Türkiye’nin uluslararası organizasyonlardaki tecrübesini ve teknik kapasitesini gözler önüne seriyor.

Binlerce basın mensubu, en gelişmiş iletişim altyapısıyla zirveyi anbean dünyaya aktaracak.

Ancak bu zirveyi asıl önemli kılan sadece ev sahipliği değildir. Türkiye’nin NATO içerisindeki stratejik konumu, savunma gücü ve son yıllarda savunma sanayiinde gerçekleştirdiği atılımlar artık ittifakın en üst düzey yöneticileri tarafından da açıkça ifade edilmektedir.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığı açıklamalar bunun en somut örneğidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ev sahipliği dolayısıyla teşekkür eden Rutte, organizasyonu överek “Şimdiye kadar her şey mükemmel, bu salon harika.” sözleriyle Türkiye’nin hazırlıklarına dikkat çekti.

Ancak asıl dikkat çeken değerlendirme, Türkiye’nin NATO içindeki rolüne ilişkin ifadeleri oldu.

Rutte, “Türkiye bizim için çok önemli. Türkiye, NATO’nun en güçlü silahlı kuvvetlerinden birine sahip. Son on yılda savunma sanayiini çok ileri taşıdı. İstanbul, Ankara…

Türkiye bizim için vazgeçilmez bir müttefiktir.” diyerek Türkiye’nin ittifak açısından taşıdığı stratejik değeri net ifadelerle ortaya koydu.

Bu sözler sıradan diplomatik nezaket cümleleri değildir.

Bu açıklamalar, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde attığı yerli ve milli adımların, İHA ve SİHA teknolojilerinden hava savunma sistemlerine, deniz platformlarından milli savaş uçağı projelerine kadar uzanan büyük dönüşümün uluslararası alanda nasıl karşılık bulduğunu göstermektedir.

Bugün NATO’nun gündeminde caydırıcılık, savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, Avrupa-Atlantik güvenliği, savunma harcamalarının artırılması ve bölgesel tehditlere karşı ortak hareket edilmesi gibi hayati başlıklar bulunuyor.

Rutte’nin de ifade ettiği gibi ittifak, savunma harcamalarını artırmayı, yeni projeleri hayata geçirmeyi ve güvenlik alanında daha güçlü bir iş birliği oluşturmayı hedefliyor. Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi, Rusya’nın oluşturduğu tehdide karşı ortak duruş sergilenmesi ve savunma sanayii yatırımlarının artırılması da zirvenin en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.

Bu gelişmelerin tam merkezinde ise Türkiye bulunuyor. Çünkü Türkiye artık yalnızca toplantılara katılan bir ülke değil, güvenlik politikalarının şekillenmesinde söz sahibi olan, krizlerin çözümünde arabuluculuk yapabilen ve NATO’nun güney kanadının en kritik ülkesi konumundadır.

Ankara bugün sadece bir zirveye ev sahipliği yapmıyor. Ankara, aynı zamanda Türkiye’nin devlet tecrübesini, diplomatik gücünü, güvenilirliğini ve uluslararası saygınlığını bütün dünyaya gösteriyor.

Dünyanın en güçlü liderleri bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde buluşurken, gözler yalnızca alınacak kararlarda değil, bu tarihi organizasyona başarıyla ev sahipliği yapan Türkiye’nin üzerinde de olacak.

Bu zirvenin sadece NATO için değil, bölgemiz, Avrupa ve dünya adına barışa, istikrara ve ortak güvenliğe katkı sağlayacak sonuçlar üretmesini umut ediyoruz.

Çünkü güçlü Türkiye, sadece kendi sınırlarının güvenliğini sağlayan bir ülke değil, bulunduğu coğrafyada barışın, istikrarın ve uluslararası iş birliğinin en önemli teminatlarından biri olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Bugün dünya Ankara’yı izliyor.

Ve Türkiye, sahip olduğu devlet geleneği, diplomatik birikimi ve stratejik gücüyle bu tarihi güne damgasını vuruyor.