DİYARBAKIRSPOR: KENDİ KENTİNDE DEĞERSİZLEŞTİRİLEN TAKIM

1976-1977 futbol sezonunda Türkiye 2.Lig’inde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinden günümüzde adı “Süper Lig” olan Türkiye 1.Lig’ine yükselen ilk takımdı Diyarbakırspor…

Doğu -Güneydoğu Anadolu’yu ve Diyarbakır’ı Süper Lig’le tam 49 sene önce tanıştıran, Anadolu Futbolunun dönemin Trabzonspor ve Eskişehirspor’u ile beraber çıkış yapan en iyi takımlarından olan Diyarbakırspor…

11 sezon Süper Lig’de mücadele edip, 2009-2010 sezonunda Süper Lig, 2012-2013 sezonunda ise Türkiye 3.Lig’inden küme düşerek kuruluşundan itibaren tam 45 yıl sonra Profesyonel liglere veda etmişti Diyarbakırspor…

Ve Diyarbakırspor tam 13 sezondur Yerel Süper Amatör Lig ile Profesyoneliğe Geçiş Lig’i arasında yaşama savaşı veriyor.
Amatör Liglerde geçen 13 sezonun sonunda 2026-2027 sezonuna Diyarbakır Süper Amatör Lig’inde yaşam mücadelesi verecek olan Diyarbakırspor’un tek gayesi ismini yaşatıp, geleceğine olan inancını korumak olacak.

Şimdi gelin Diyarbakırspor meselesine Kent Hafızasından bakalım ve kendimize şu soruyu lütfen soralım. “BİR KENT, HAFIZASINI BÖYLE Mİ KAYBEDER?”

Şehirlerin de hafızası vardır.

O hafızayı bazen taş binalar, bazen tarihi surlar, bazen de insanların ortak sevinçleri yaşatır.

Diyarbakır için o ortak hafızanın en önemli parçalarından biri, hiç kuşkusuz Diyarbakırspor’dur.

Bugün 13 sezondur amatör liglerden Profesyonel Ligler’e tekrar yükselmenin yanında, adeta, var olma mücadelesi veren bir kulüpten söz ediyoruz.

Oysa bundan yarım asır önce Diyarbakırspor, yalnızca bir futbol takımı değildi; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun sesi, umudu ve gururuydu.

Türkiye 1. Ligi’ne yükselerek bir ilki başarmış, Bölgeden bunu gerçekleştiren ilk kulüp olmuştu. O başarı yalnızca Diyarbakır’ın değil, yıllarca futbolun merkezinden uzak bırakılmış koca bir coğrafyanın başarısıydı.

Bugün geriye dönüp baktığımızda ise insanın aklına tek bir soru geliyor:

Bu hikâyeyi biz nasıl bu noktaya getirdik?

Diyarbakırspor’un düşüşünü yalnızca sportif başarısızlıklarla açıklamak mümkün değildir.

Elbette hatalı yönetimler oldu.

Ekonomik krizler yaşandı.

Yanlış kararlar alındı.

Ancak bütün bunların ötesinde çok daha derin bir sorun vardı.

Unutulmak…

Yalnız bırakılmak…

Ve en acısı da, kendi şehrinde değersizleştirilmek.

Bir dönem Diyarbakırspor’un kapısında bekleyenler vardı.

Kulüpte görev alabilmek için çabalayanlar…

O armanın yanında görünmeyi itibar sayanlar…

Bugün ise aynı insanların önemli bir kısmı bir zamanlar Diyarbakırspor’un popüler olduğu gibi şimdilerde popüler olan, Kentimizin başka bir değeri Amedspor’un çevresinde.

Ancak insanın sormadan da edemiyor:

Dün omuz omuza yürüdüğünüz bir kulüp, zor günlerinde neden yalnız bırakılır?

İşte bu sorunun cevabı, yalnızca futbolun değil, toplumsal hafızamızın da aynasıdır.

Son yıllarda Amedspor’un yükselişi, bu kentin futbol adına gurur duyduğu önemli gelişmelerden biridir.

Başarı desteklenmelidir.

Emek alkışlanmalıdır.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak güçlü olanı alkışlarken, düşeni görmezden gelmek de doğru değildir.

Bir şehir, aynı anda iki değerine de sahip çıkabilir.

Hatta çıkmalıdır.

Çünkü şehirleri büyük yapan, yeni başarılar kadar eski emeklerine gösterdikleri vefadır.

Diyarbakırspor’un hikâyesi yalnızca puan cetvellerine sığmaz.

O forma, yıllarca bu şehrin çocuklarının hayallerini süsledi.

O tribünlerde insanlar aynı sevinci paylaştı.

Aynı gözyaşını döktü.

Diyarbakırspor gittiği her deplasmanda dışlandığı vakit

Kent Aynı armaya sarıldı.

Bugün o arma hâlâ ayakta durmaya çalışıyor.

Belki eski gücünde değil.

Belki eski kalabalıkları yok.

Ama hâlâ bu şehrin en önemli spor miraslarından biri olmayı sürdürüyor.

Asıl mesele de budur.

Miraslar, yalnızca başarı günlerinde hatırlanmaz.

Zor zamanlarda korunursa gelecek nesillere ulaşır.

Bugün Diyarbakırspor’un ihtiyacı olan şey yalnızca para değildir.

İhtiyacı olan şey; samimi bir sahiplenme iradesidir.

Yerel yönetimlerin…

Valiliğin…

İş dünyasının…

Sivil toplum kuruluşlarının…

Eski yöneticilerin…

Ve en önemlisi, Diyarbakır halkının…

Çünkü Diyarbakırspor herhangi bir kulüp değildir.

O, bu şehrin futbol tarihinin yaşayan hafızasıdır.

Bu hafıza kaybolursa, kaybeden yalnızca Diyarbakırspor olmayacaktır.

Kaybeden Diyarbakır olacaktır.

Ve bir gün çocuklarımız bize dönüp şu soruyu sorarsa…

“Diyarbakırspor nasıl yok oldu?”

Vereceğimiz en acı cevap belki de şu olacaktır:

“Yok olmadı… Biz sahip çıkmadık.”