GÜNDEM

Dışişleri Bakanı Fidan: Bu savaşın birinci müsebbibi İsrail'dir

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran, ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmalara değinerek, "Bu savaşın birinci müsebbibi malumunuz İsrail'dir. İran'a yapılan saldırılar ne kadar yanlışsa İran'ın herhangi bir gerekçe olmadan bölge ülkelerine yaptığı saldırılar da bir o kadar yanlış" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Thani ile ortak basın toplantısı düzenledi. Bölge ve dünyanın olağanüstü günlerden geçtiği ifade eden Bakan Fidan, "Bu olağanüstü günlerde Katar'la olan dayanışmamızı göstermek için bugün heyetimizle beraber Katar'da bulunmaktayız. Meşguliyetine rağmen göstermiş olduğu misafirperverlikten ötürü değerli kardeşime, Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı Muhammed Bin Abdurrahman'a çok teşekkür etmek istiyorum. Her zaman kıymetli bir dost olmuştur. Gerçekten kendisi hem Katar için hem bölgemiz için büyük bir kıymetli değerdir. Bugüne kadar büyük bir mütevaziliğiyle o kadar çok arabuluculuk rolü için yer almıştır ki bir kısmını kamuoyu biliyor bir kısmını bilmiyor. Ama gerçekten hem bölge için hem küresel barış için çabalayan biridir. Kendisini ben ayrıca yürekten tebrik ediyorum" dedi.


"Türkiye, her zaman kardeş Katar’ın yanındadır"
Katar’ın bir kez daha arabuluculuk sürecinde saldırıya kaldığına dikkat çeken Fidan, "Hiç hak etmedikleri bir saldırıya maruz kaldılar ve bu saldırı da halihazırda devam etmekte. Her şeyden önce Katarlı kardeşlerimize Türk halkının ve Sayın Cumhurbaşkanımızın geçmiş olsun dileklerini iletmek istiyorum. Sivillerin hayatını hiçe sayan ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları kınıyoruz ve reddediyoruz. Bu tür saldırılar hiçbir zaman hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Türkiye kardeş Katar'ın her zaman yanındadır ve yanında olmaya da devam edecektir" dedi



"Savaşın birinci müsebbibi İsrail"
Savaşın bölgedeki tüm ülkelerin güvenliğini tehdit ettiğini ve huzurunu sarstığını ifade eden Fidan, "Bölge ülkeleri ile dayanışmamız çerçevesinde malumunuz dün Riyad'daydık. Suudi Arabistan'ın daveti üzerine gittik. Savaş başladığından beri ilk defa bu formatta bir araya geldik. Gerçekten ihtiyaç olan bir toplantıydı. Toplantıda saldırıların hedefi olan kardeş ülkelerle tam dayanışma içinde olduğumuzu en güçlü şekilde teyit ettik. Riyad'daki istişarelerimize ayrıca saldırıların bir an evvel durdurularak ateşkesin sağlanması, çatışmaların yayılmasının engellenmesi ve krizin diplomatik yöntemlerle çözüme kavuşturulması hedefleri doğrultusunda ortak çaba gösterilmesinde mutabık kaldık. Açıkça ifade etmek gerekir ki bölgemizi eşi benzeri görülmemiş bir krizin içine çeken bu savaşın birinci müsebbibi malumunuz İsrail'dir. Diplomatik müzakerelerin sürdüğü bir evrede İsrail'in kışkırtmalarıyla başlayan ve hedefleri genişleyen bu saldırılar sadece bölgemizi devasa bir savaş alanına çevirmekle kalmamış, aynı zamanda küresel istikrarı da sarsmıştır. Bu son derece hassas konjonktürde İran'ın taşıdığı tarihi sorumluluğunu da açıkça hatırlatmak durumundayız. Gerekçesi ne olursa olsun İran'ın bölge ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar bölgesel istikrarın temellerine kastetmektedir ve kabul edilemez niteliktedir. Bunlar, ne İran'ın işine yaramakta ne bölgenin işine yaramakta. İran'a yapılan saldırılar ne kadar yanlışsa İran'ın herhangi bir gerekçe olmadan bölge ülkelerine yaptığı saldırılar da bir o kadar yanlış. Bölge ülkeleri arasında onarılması güç kalıcı kırılmalara yol açacak bu saldırıların ve tırmanışın derhal durdurulması gerektiğini İranlı muhataplarımıza her düzeydeki temaslarımıza her zaman net bir biçimde ifade ediyoruz" dedi.
Aynı şekilde seyrüsefer ve deniz güvenliğini tehdit eden eylemleri de eleştiren Fidan, "Bizim bu kriz karşısındaki tutumumuz son derece açıktır. Komşu coğrafyaları hedef alan her türlü eylemi reddederken bölgedeki istikrarsızlıktan beslenen İsrail'in kendi suçlarını ve işgalci politikalarını oluşturan bu bölgesel çatışma perdesi ardında aklama teşebbüslerine de asla müsaade edilmemelidir" dedi.

"İsrail’in yayılmacılığına set çekilmeli"
Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulması ve tarafların endişelerinin müzakere zemininde ele alınmasının elzem olduğu hususunda Katar ile hemfikir olduklarını belirten Dışişleri Bakanı Fidan, "Diğer taraftan savaşın uluslararası toplumun dikkatini Filistin'den ve Gazze'deki trajediden uzaklaştırmaması gerektiğine dikkat çekmekteyiz. İsrail oluşturulan bu kaosu fırsat bilerek ateşkes ihlallerini pervasızca sürdürmektedir. Sahadaki durum vahametini korumaktadır. Ateşkesin sağlandığı tarihten bu yana 700'e yakın Filistinli kardeşimiz şehit edilmiştir. Batı Şeria’dan da her gün yeni olumsuz haberler gelmektedir. Doğu Kudüs'te başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara girişlerinin kısıtlanmasına ve tarihi statükoyu bozmaya yönelik İsrail eylemlerini de şiddetle kınıyoruz. İsrail, Gazze'de uyguladığı işgal ve yıkım politikasını Lübnan'da da hayata geçirmeye başlamıştır. Uluslararası toplum, İsrail'in oldubitti üzerine kurguladığı bu fırsatçı politikalarına karşı gerekli sorumluluğu üstlenmeli ve İsrail'in yayılmacılığına set çekmelidir. Bölgede gerçek ve sürdürülebilir güvenliğin yegane anahtarı, Filistin halkıyla adil ve onurlu bir barışın tesis edilmesidir" dedi.

"Türkiye ve Katar çetin sınamaları sarsılmaz bir dayanışmayla aşan, ortak irade ortaya koyan iki kardeş ülke"
Fidan, "Sayın Cumhurbaşkanımız ve Katar Emiri Şeyh Tamim’in vizyoner liderliklerinde müstesna bir seviyeye ulaşan ilişkilerimiz stratejik ortaklık ruhuyla her alanda güçlenerek ilerlemektedir. Türkiye ve Katar çetin sınamaları sarsılmaz bir dayanışmayla aşan, bu yönde her seferinde kuvvetli bir ortak irade ortaya koyan iki kardeş ülke olagelmiştir. Bugüne dek her badirede sergilediğimiz bu omuz omuza duruşu önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla inşallah sürdürmeye devam edeceğiz. İlişkilerimizi bilhassa savunma sanayi alanında atacağımız yeni ve somut adımlarla daha da ileriye taşıma hususunda hemfikiriz. Bu düşüncelerle değerli kardeşime bir kez daha teşekkür ediyor, görüşmelerimizin ve Ramazan bayramının tüm bölgemize hayırlar getirmesini yürekten temenni ediyorum" dedi.

"Türkiye, savaşın durması için elinden geleni yapmaya devam ediyor"
Bu süreçte Türkiye’nin üstlenebileceği rolün ne olduğuna ilişkin bir soru üzerine Bakan Fidan, "Daha önce de ifade ettiğim gibi Türkiye, bu savaşın durması için elinden geleni yapmaya devam ediyor. Başta Cumhurbaşkanımız, olmak üzere bizler gerçekten bölgedeki savaş daha da kötü bir duruma evrilmeden nasıl durdurulabilir, onun arayışı içerisindeyiz. Savaş başlamadan önce biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın, bu yönde girişimleri olmuştu. Kardeşimle beraber ortak girişimler yapma durumumuz oldu. Fakat maalesef savaş önlenemedi. Şimdi savaşın daha kötüye gitmesini nasıl engelleyebiliriz, nasıl durdurabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Biz hem Amerikalılarla hem İranlılarla konuşuyoruz. Yani bir defa nerede duruyorlar onu anlamaya çalışıyoruz. Mevcut şartlarda daha kötüye yayılmasını nasıl engelleyebiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Ulusal temaslarımız devam ederken bu çerçevede gayret gösteren kardeşlerimizle, başta Katar olmak üzere yoğun görüş alışverişimiz var" diye konuştu.

"İran’ın bölge ülkelerine saldırmasını haklı kılacak bir şey yok"
Dışişleri Bakanı Fidan, "Birincisi şunu görüyoruz; sadece bölgede değil, Asya'da, Avrupa'da, kuzeyde güneyde hemen hemen bütün dünya savaşın durmasını istiyor. Bu noktada tıpkı Filistin devletinin devlet olarak tanınması gibi muazzam bir fikir birliği var. Şimdi biz bu fikir birliğini nasıl eyleme dönüştürebiliriz? Hangi adımlar atılabilir bu mevcut şartlar altında, onun arayışı içerisindeyiz. Diğer taraftan tabii ki İran'la konuşurken savaşın yayılmamasını temin etmeye çalışıyoruz. İran kendisi vuruluyor ama bölge ülkelerine saldırmasını haklı kılacak bir şey yok. Buradaki bölünmeyi daha da artırıyor, savaşı yaygınlaştırıyor ve krizi derinleştiriyor. İran'a da bu konuda sorumlu bir ülke devleti olarak elimizden gelen en arkadaşça dostça nasihatleri de sürekli veriyoruz. Hem İran'ın menfaati için hem de bölgenin menfaati için. Buna da çalışmaya devam edeceğiz. Şartlar şu anda zor ama biliyorsunuz en iyi çözümler en zor şartlar altında kendisini gösterebiliyor. İnşallah bize düşen beraberce kardeşimle çalışmaya devam etmek" ifadelerini kullandı.

"Tek gündem maddesi, İran'ın bölgeye yönelik saldırıları nasıl durdurulur ve ne türden tedbirler alınmalı"
Dışişleri Bakanı Fidan, dün Riyad’da gerçekleştirilen toplantı ve savaşın gidişatına ilişkin değerlendirmesine ilişkin bir soruya, "Dün akşam Riyad'da gerçekleşen toplantı tek bir gündemle yapılan bir toplantıydı. Suudi Arabistan'ın daveti üzerine oraya gittik. 12 ülke olarak oradaydık. Savaştan, doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Tabii gündem, tek gündem maddesi, İran'ın bölgeye yönelik saldırıları nasıl durdurulur ve ne türden tedbirler alınmalı konusunda. Bölgedeki saldırıya doğrudan ve yoğun bir şekilde maruz kalan ülkeler bizim gibi kardeş ülkelerden nasihat aramaya yönelik bir toplantı yaptılar. Uzun sürdü. Ortak bir akıl araması içerisinde olduk. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Yapılan saldırılar bizim başımıza bu derece yoğunlukla gelmediği için yakından hissetme imkanımız olmuyor. Ama muhataplarımızı dinledikçe yüzlerce dronun ve füzenin aynı anda gönderilmesi normal hayatın artık sürdürülemez hale gelmesi konusu, Artık bu devletleri kalıcı bir takım tedbirler alma yönünde harekete geçirmeye itiyor. Onlar tartışıldı. Tabi ki sonuç bildirisinde de yansıma tek gündem maddesinin etrafındaki konularla ilgili oldu" cevabını verdi.

"Bir yanlış başka bir yanlışa gitmemeli"
Dün akşam toplantı öncesinde Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile toplantı sırasında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin aradığını söyleyen Fidan, "Onunla da görüştük. Hatta şöyle de bir diyalog oldu. Yani sen şimdi bizi arıyorsun yukarıdan da füzeler geliyor. Riyad'da az önce füzeler vuruldu. Yani bari toplantının yapıldığı zaman füze göndermeyin Riyad'a. Şimdi onlar da tabi kendilerince kendi diplomatik pozisyonlarının belli ortamlarda dikkate alınmasını istiyorlar. Onları dinledik. Gerekli cevapları verdik. Her zaman için bizim durduğumuz yeri biliyorsunuz. Yani biz onlara yapılan saldırıyı haklı bulmuyoruz ama onların da bölge ülkelerine yaptıkları saldırıyı haklı bulmuyoruz. Bir yanlış başka bir yanlışa gitmemeli. İran burada aslında çatışmayı bu şekilde yaygınlaştırma yolunu tercih etmemeliydi. Bu konudaki çalışmalarımız devam edecek" dedi.

"Saldırıları kınıyor, derhal durdurulmasını talep ediyoruz"
Al Thani ise bölgenin daha önce şahit olmadığı bir tırmanış ile karşı karşıya olduğunu, İran’ın eş zamanlı bir şekilde komşu ülkelere saldırdığını ve İran’ın bölgeyi sürekli bir şekilde tırmanış ve çatışmaya çekme çabalarının söz konusu olduğunu söyledi. Bakan Fidan ile toplantıda bütün ülkeler arasında ortak çalışmanın önemini vurguladıklarını ifade eden Al Thani, "Bu saldırıları kınıyor, derhal durdurulmasını talep ediyor, İran'ı BM Güvenlik Konseyi’nin İran’dan bu saldırıları ve çatışmayı genişletme stratejisini derhal durdurması gerektiğini ifade den kararlarına uymaya çağırıyoruz. İran’ın Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan saldırılarını en şiddetli ifadelerle en şiddetli şekilde kınıyoruz ve çatışmayı genişletmenin, bölgenin güvenliği sağlamayacak bir şey olduğunu ifade ediyoruz" dedi.
Toplantıda dün gerçekleşen saldırılara da değindiklerini belirten Al Thani, "Katar’ın Ras Laffan’daki enerji tesisini hedef alan saldırıyı ele aldık. Tahribata yol açan bu saldırı, maalesef İran tarafından gerçekleştirilen ciddi ve tehlikeli bir tırmandırmaya işaret ediyor. Halbuki Katar ilk günden itibaren, İran'ın enerji üstleri İsrail tarafından hedef alındığı ilk andan itibaren bu saldırıları kınamıştır. İsrail'in bu saldırıları kınamıştır" dedi.
Katar’ın bu tutumuna rağmen Katar’daki enerji tesislerinin hedef alındığına dikkat çeken Al Thani, "Allah'a hamd olsun ki orada can kaybı yaşanmadı. Ekiplerimiz bölgede şu an zarar belirleme ve zararın niteliğini tespit çalışmalarına devam ediyor. Fakat bu saldırı dünyadaki enerji stoğunu ve zincirlerini etkilemektedir. Ve bu saldırı herhangi bir ülkeye doğrudan bir fayda sağlamamaktadır. Aksine halkların zararına yol açmaktadır" dedi.

"Maalesef anlaşılan o ki bugün bilgelik yitip gitmiş, kayıp ve bulunamıyor"
İran’ın saldırıların Katar ve bölge ülkelerinde ABD üslerini hedef aldığı söyleminin gerçekleri yansıtmadığını ifade eden Al Thani, "Bu, kabul edilemez bir iddia. Bunun en büyük delili, dün gerçekleşen saldırıda Katar'daki bir doğal gaz tesisinin hedef alınmış olmasıdır. Bu tesis, Katar halkı için bir rızık kaynağıdır tabiri caizse, ekmek teknesi konumundadır. Bu saldırı ile milyonlarca insanı etkilenmiş oldu. Bu, Katar'ın yardımcı olduğu zor durumdaki insanları da olumsuz etkileyerek bir saldırıydı. Bu tür düşmanca tavır ve eylemler ile savaş alanını genişletmenin getirdiği tek şey, daha ciddi bir tırmanış ve çatışmaya sürüklenmek olacaktır" ifadelerini kullandı. Katar’ın her zaman diyalog ve diplomasiden yana olduğunu vurgulayan Al Thani, "Fakat maalesef anlaşılan o ki bugün bilgelik yitip gitmiş, kayıp ve bulunamıyor" dedi.
Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğünün kısıtlanmasının da buna benzer bir durum olduğunu ifade eden Al Thani, "Bölge hepimizin sorumluluğu, hepimizin sorumluluk alanıdır ve bütün ülkeler bu sorumluluğunu ve bu sorumluluğa ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmelidir ve buna uygun buna yakışır şekilde davranmalıdır" dedi.
İran’ı bölge ülkelerine yönelik saldırılarını derhal durdurmaya çağıran Al Thani, "Tırmanış temposu bölge daha ciddi ve daha tehlikeli durumlara sürüklenmeden önce derhal düşürülmelidir" dedi.

"Kardeş Türkiye'ye minnettarız"
Al Thani, ayrıca Türkiye ile istişarelerin devam etmesini temenni ederek, Katar ve bölgedeki ve dünyada güvenlik ve istikrarı destekleyen duruşu nedeniyle Türkiye’ye teşekkürlerini sundu. Al Thani, "Türkiye Cumhuriyeti'nin Katar ile asla unutmadığımız duruşları olmuştur. Bizler de devlet ve halk olarak Katar'da bu duruşa minnettarız. Türkiye Cumhuriyeti'ne, kardeş Türkiye'ye minnettarız. Son olarak şu hususu hatırlatmak isterim; şu an cereyan eden savaş derhal durdurulmalıdır. Saldırılar derhal durdurulmalıdır. Çünkü bu durumdan en çok istifade sağlayanın kim olduğu herkes tarafından biliniyor. Bölgeyi çatışmaya sürüklenmekten kimlerin faydalandığını herkes biliyor" dedi.

"Diplomasi için her zaman alan vardır"
Mevcut durumda diplomasiye alan bulunup bulunmadığı sorusuna Al Thani, "Diplomasi için her zaman alan vardır ve Katar Devleti her zaman bunu tek çözüm olarak görmüştür ve bu çözüme bağlılığını ifade etmektedir. Katar Devleti, İran'a karşı başlatılan bu savaşın olmaması için Türkiye de dahil olmak üzere bölge ülkeleriyle birlikte samimi bir şekilde büyük bir çaba sarf etmişti. Fakat maalesef bu diplomasinin karşılığı bir dizi saldırı oldu. Bu saldırılar, çatışmanın ilk saatlerinde başladı. Tabii daha önce de ifade ettiğim üzere bizim için şok, okların savaşın ilk saatlerinden itibaren bize ve bölge ülkelerine yöneltilmiş olmasıydı. Tabii olarak bu önemli sorular sormamıza yol açıyor. Biz, iyi komşuluğu esas alan ülkelerdik. Muhitimizle iyi geçinmeyi esas alan politikamız var ve güvenliği, istikrarı sağlamaya yönelik politikalarımız var. Fakat şu an İran İslam Cumhuriyeti'nin gerçekleştirdiği bu eylemler maalesef bölgedeki istikrar ve güveni ancak sarsmaya hizmet ediyor" cevabını verdi.

"Nihayetinde aynı coğrafyada yaşıyoruz"
Bölge ülkelerinin bir araya gelerek tek bir sesle bunu reddettiklerini ve saldırıların durması gerektiğini ifade ettiklerini söyleyen Al Thani, "Diyalog ve diplomasi alanları her zaman açık alanlardır. Tabii karşılıklı saygı ve egemenlik hususuna saygı esasında olmalıdır ve ülkelerin birbirine karşı saldırılarda bulunmaması da esastır. Hakiki manada zedelenen bu güvenin yeniden inşası için çaba sarf edilmesi gerekir. Nihayetinde aynı coğrafyada yaşıyoruz, komşuyuz ve İran halkı ile ortak bir tarih de var ve bizler bu tür şeylerin, İran halkı içinde veya bölge halkı içinde kin beslemeye sebep olabilecek şeylerin yaşanmasını istemiyoruz" dedi.
Al Thani, "Bölge halkları barış içerisinde yaşasın isteriz ve bölge halklarının bu sorumsuz kararların sonuçlarına katlanmak zorunda kalmaması için ve bölgenin içinden çıkması zor bir krize sürüklenmemesi için adımlar atmak gerekiyor. Tabii bu savaştan istifade edenlerin kim olduğunu herkes biliyor. Öncelikle İsrail'in kararıyla başlamış bir savaş söz konusuydu. İran buna cevap olarak komşularıyla düşman olmayı seçti. Dolayısıyla buradan kanaatimce en büyük istifadeyi sağlayan şunlardır ki bölgenin güvenini sarsmak isteyenlerdir.

"Zarar tespit çalışmaları devam ediyor"
Katar’ın dün saldırıya uğrayan gaz sahalarına ilişkin durumu ve Katar’ın bundan sonraki tutumuna ilişkin bir soru alan Al Thani, "Allah'a hamd olsun bu saldırıların büyük bir kısmı önlendi. Fakat maalesef tesisin bazı yerleri isabet aldı. Oradaki zarar tespit çalışmaları devam ediyor" dedi.
Saldırıda can kaybı yaşanmadığını belirten Al Thani, "Savaşın ikinci günde Ras Laffan eden bölgesi hedef alınmıştı. Bu, İran İslam Cumhuriyeti'nin gösterdiği bahanelerin gerekçesiz olduğunu bir kez daha gösteriyor. Çünkü sivil alanları ikinci günden itibaren hedef alınmaya başlamıştı. Gün sonunda Allah'a hamdolsun can kaybı olmadı. Maddi kayıplara gelince değerlendirmesi devam ediyor" dedi.
Katar halkının geçim kaynağı olan bir tesisin hedef alındığına dikkat çeken Al Thani, "Katar halkının malı var burada. Bu tesis, Katar halkının nasibi ve Katar'ın dünyanın farklı bölgelerindeki insan yardım ihtiyaç sahiplerine yaptığı yardımların da fonlayıcısı niteliğindedir. Katar'ın insani yardım imkanları varsa, bu tesislerin de doğal gaz kaynaklarının da bunda payı büyük. İran İslam Cumhuriyeti’nin bu ihtiyaç sahiplerinin yardımlardan mahrum kalmasında kendisinin de pay sahibi olduğunu hatırlaması gerekir" dedi.
Katar’ın gelecekteki tavrına ilişkin olarak Al Thani, "Bu duruma karşılık vermekle ilgili bütün haklarımızı saklı tutuyoruz. Hukuki haklarımız da aynı şekilde. Bütün bu eylemlerin, uluslararası hukuk çerçevesinde bir maliyeti olacak" dedi.