DEPO DEĞİL, CÜZDAN YANIYOR! MOTORİN 80 LİRAYI AŞTI..!

Küresel gerilimlerin ekonomiye etkisi çoğu zaman gecikmeli hissedilir deriz. Ancak bu kez öyle olmadı. Savaşın gölgesinde yükselen petrol fiyatları, Türkiye’de adeta anlık bir yansıma buldu ve akaryakıt tabelaları bir gecede değişti.

Motorinin litre fiyatının 80 lirayı aşması, sadece bir zam haberi değil, aynı zamanda ekonomik dengeler açısından yeni bir psikolojik sınırın geçildiğinin ilanı niteliğinde.

Artık mesele yalnızca “zam geldi” meselesi değil. Mesele, bu zamların nasıl ve ne kadar hızlı bir şekilde hayatın tamamına sirayet edeceği.

Özellikle motorinde yaşanan 6 lira 58 kuruşluk artış, son yıllarda alışık olduğumuz fiyat güncellemelerinin çok daha ötesinde bir tabloyu ortaya koyuyor.

Bu artışın en dikkat çekici tarafı ise vergi mekanizmasının devre dışı kalmış olması. 20 Mart’ta motorinde ÖTV’nin sıfırlanmasıyla birlikte, uluslararası piyasalarda oluşan fiyat baskısı doğrudan pompaya yansımaya başladı. Yani artık küresel petrol fiyatlarındaki her dalgalanma, hiçbir tampon mekanizmaya takılmadan vatandaşın cebine dokunuyor.

Bu durum aslında iki yönlü bir gerçeği gözler önüne seriyor. Birincisi, Türkiye’nin enerji ithalatına olan bağımlılığı. İkincisi ise fiyat istikrarını sağlamak adına kullanılan vergi araçlarının sınıra dayanmış olması.

Eskiden ÖTV üzerinden yapılan ayarlamalarla fiyat artışları kısmen dengelenebiliyordu. Bugün ise o alan büyük ölçüde daralmış durumda.

Benzin tarafında ise henüz “tampon etkisi” tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak 93 kuruşluk artışa rağmen vergiden karşılanabilecek alanın 4 lira 60 kuruşa kadar gerilemesi, bu korumanın da uzun ömürlü olmayacağını gösteriyor.

Başka bir ifadeyle, motorinde yaşanan durumun benzin için de bir ön izleme olduğu söylenebilir.

Bu gelişmelerin en önemli sonucu ise zincirleme etki. Akaryakıt yalnızca bireysel araç sahiplerini ilgilendiren bir kalem değil. Nakliyeden tarıma, üretimden perakendeye kadar ekonominin her damarına dokunan stratejik bir unsur.

Motorin fiyatının 80 lirayı aşması demek, bir kamyonun, bir traktörün, bir servis aracının maliyetinin katlanması demek. Bu da kaçınılmaz olarak raf fiyatlarına yansıyacak yeni zam dalgalarının habercisi.

Bugün İstanbul, Ankara ve İzmir’de motorin 77-79 lira bandına yerleşmiş durumda. Doğu illerinde ise 81 liraya yaklaşan fiyatlar konuşuluyor. Bu tablo, bölgesel maliyet farklılıklarını da yeniden gündeme getiriyor. Ulaşım mesafesi arttıkça fiyatın yükselmesi, özellikle üretim ve lojistik merkezleri dışında kalan şehirlerde ekonomik baskıyı daha da artırıyor.

Peki bundan sonra ne olacak? Asıl belirleyici unsur, küresel petrol fiyatlarının seyri olacak. Eğer savaş gerilimi tırmanmaya devam eder ve arz endişeleri büyürse, petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketin sürmesi kaçınılmaz. Bu da Türkiye gibi ithalatçı ülkelerde akaryakıt fiyatlarının artmaya devam edeceği anlamına geliyor.

Diğer yandan iç piyasada vergi politikalarının yeniden şekillenip şekillenmeyeceği de kritik bir başlık. Ancak mevcut tablo, devletin fiyatları dengelemek için kullanabileceği alanın geçmişe kıyasla daha sınırlı olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak, motorinin 80 lirayı aşması sadece bir rakam değil, bir dönüm noktası. Bu eşik, hem tüketici davranışlarını hem de ekonomik beklentileri yeniden şekillendirecek bir sürecin başlangıcı olabilir.

Önümüzdeki günlerde akaryakıt tabelalarına bakarken aslında sadece litre fiyatını değil, küresel siyasetin ve ekonomik kırılganlıkların yansımasını da okuyor olacağız.

Çünkü artık pompadaki rakamlar, sadece enerji maliyetini değil, dünyanın içinde bulunduğu gerilimin de bir göstergesi haline gelmiş durumda.