GÜNDEM

Davutoğlu’ndan rektörlere çağrı: Dünya durur eğitim durmaz!

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'deki bütün üniversitelerin rektörlerine çağrıda bulunarak, yüz yüze eğitime ara verilmesi kararına karşı tepki vermeleri gerektiğini söyledi.

Üniversitelerde uzaktan eğitime geçilmesi kararına ilişkin sosyal medya hesabından paylaştığı bir mektupla rektörlere seslenen Gelecek Partisi lideri, “Dünya durur eğitim durmaz” diyerek çağrıda bulundu.

Rektörleri karara tepki vermeye davet eden Davutoğlu, 17 Ağustos 1999 Marmara depremi sonrası dahi afet bölgesindeki üniversitelerin eğitim öğretim faaliyetlerine devam ettiğini hatırlatarak “Depremi esnasında da deprem bölgesi üniversiteleri bile eğitime ara vermemiştir. Bizler de o dönemde eğitime daha da artan bir azimle devam ettik; depremzede öğrencilerin katılabileceği özel programlar yaptık” dedi.

Davutoğlu, rektörlere yazdığı mektupta şu ifadelere yer verdi:

''Sayın Rektör,

Değerli Meslektaşım,

Millet olarak büyük acılar yaşadığımız bu kritik günlerde sizlere bir meslektaşınız olarak hitap etmeyi bilim ahlakımızın ve vatandaşlık bilincimizin bir gereği olarak telakki ediyorum.

Her şeyden önce deprem felaketinde kaybettiğimiz bütün canlarımız yanında öğretim üyelerimiz ve öğrencilerimiz için taziye dileklerinde bulunuyorum.

Her kayıp telafi edilebilir; en zor telafi edilebilecek kayıp ise nitelikli insan kaynağı kaybıdır. Bu kaybın telafisinde ana görev üniversitelerimiz başta olmak üzere eğitim kurumlarımıza düşmektedir.

Yıllarca her şartta üniversitelerde eğitim vermiş bir akademisyen olarak, böylesi hayati bir süreçte üniversitelerde yüz yüze eğitimin durdurulmasını telafisi mümkün olmayacak son derece yanlış bir karar olarak değerlendiriyorum.

Bu karar esasta da dönemsel olarak da yanlıştır.

Esasta yanlıştır, çünkü hiçbir şartta terk edilmeyecek tek bir faaliyet varsa o da eğitimdir, öğrenme ve öğretme faaliyetidir. Bunun içindir ki Balkan Savaşlarından I. Dünya Savaşı ve İstiklal Harbinin sonuna kadar geçen uzun savaş yıllarında (1911-1922) dönemin üniversitesi olan Darülfunun kapatılmamış, aksine bu mücadelenin içinde yerini almıştır. II. Dünya Savaşı şartlarında da üniversitelerde eğitim sürmüştür. Marmara Depremi esnasında da deprem bölgesi üniversiteleri bile eğitime ara vermemiştir. Bizler de o dönemde eğitime daha da artan bir azimle devam ettik; depremzede öğrencilerin katılabileceği özel programlar yaptık.

Devletimizin imkanları ve milletimizin fedakarlıkları ile her depremzedeye KYK yurtları dışında barınma imkanı sağlayabiliriz; ancak eğitimde kaybedilen zamanı bir daha geri getiremeyiz.

Bu karar dönemsel olarak daha da vahim sonuçlar doğuracak niteliktedir. Pandemi dolayısıyla öğrencilerimiz zaten 2019-2020 bahar döneminden 2020-2021 bahar döneminin sonuna kadar üç dönem yüz yüze eğitim alamamıştır. Bu kesintiyle birlikte öğrenciler 4 yıllık/8 dönemlik eğitim hayatının yarısında yüz yüze eğitim almamış olacaktır. Örneğin, 2019-2020 yılında üniversiteye kaydını yaptıran ve 2023 yılı baharında okulu bitirmesi beklenen bir öğrenci sadece 4 dönem yüz yüze eğitim almış olacaktır. Bütün uyarılarımıza rağmen pandemi döneminde dünyada yüz yüze eğitime en uzun süre ara veren üç ülkeden biri olmamız zaten vahim bir hata olmuştur. Bu hataya yeni bir hata eklenmemelidir.

Eğitime ara vermiyoruz, uzaktan eğitim veriyoruz diyenler çıkacaktır. Anfileri hayat mekanımız olarak gören biz akademisyenler çok iyi biliriz ki hiçbir teknolojik imkan yüz yüze eğitimi ikame edemez. Sosyal bilimlerde hal böyle iken, tıp ve mühendislik gibi uygulamalı bilimlerde uzaktan eğitimin yeterli olacağını iddia etmenin hiçbir bilimsel ve pedagojik temeli yoktur.

Çarpıcı bir soruyla bunu somutlaştırayım. Hiçbir uygulamada bulunmadan uzaktan eğitimle mezun olmuş bir inşaat mühendisinin inşa ettiği bir binada deprem korkusu olmaksızın huzur içinde oturabilir misiniz?

Değerli Meslektaşım,

Muhtemelen sizlerle istişare edilmeden alınan bu karara karşı bilim ahlakı ve sorumluluğu içinde sesinizi yükseltin. Akademisyenler olarak bizlerin birinci ve öncelikli sorumluluğu en nitelikli şekilde yetiştirmek zorunda olduğumuz öğrencilerimize karşıdır.

Değerli Meslektaşım,

Hepimiz tarihe zor dönemlerde aldığımız karar ve tutumlarla geçeceğiz. Böylesi zorlu bir dönemde akademisyenler olarak her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduğumuzu ve depremzede öğrenci ve öğretim üyelerimize de kampüslerimize alarak yüz yüze eğitime devam etmemiz gerektiğini vurgulayarak bu yanlış karardan geri dönülmesi çağrısında bulunmanız sizleri savaş şartlarında dahi eğitime devam eden geçmiş hocalarımızın hanesine yazacaktır. Bu kritik dönemi evde bilgisayar başında geçirmemiz ise çocuklarımıza ve torunlarımıza izah edemeyeceğimiz bir miras olarak vicdanlarımızı rahatsız edecektir.

Bu konuda ilkemiz açık ve net olmalıdır: Dünya durur, eğitim durmaz.

Bu zorlu günleri omuz omuza vererek aşacağımız inancıyla sizi, akademisyen meslektaşlarımızı, üniversite çalışanlarımızı ve öğrencilerimizi saygıyla selamlıyorum.''