Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı'nda, 955. Yıl Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı'nda açıklamalarda bulunan Erdoğan; "Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur." ifadelerine yer verdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerinin de hazır bulunduğu törende vatandaşlara hitap eden Erdoğan, etkinliklerin ilk durağı olan Ahlat'taki temaslarını anımsatarak, "Dün Anadolu'nun giriş kapısı ata şehrimiz Ahlat'taki etkinlik alanımızı ziyaret ederek gençlerimizle kucaklaştık. Ardından Kabine toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde üçüncü kez gerçekleştirdik. Şimdi de Malazgirt'teyiz." ifadelerini kullandı.
"Malazgirt Zaferi mübarek olsun"
Malazgirt Zaferi'nin Türk ve dünya tarihi açısından taşıdığı öneme değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
Sevgili Muşlu kardeşlerim; Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, Türkiye Yüzyılı'nın teminatı sevgili gençler, kıymetli hanım kardeşlerim; hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Dün Anadolu'nun giriş kapısı ata şehrimiz Ahlat'taki etkinlik alanımızı ziyaret ederek gençlerimizle kucaklaştık. Ardından Kabine toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde üçüncü kez gerçekleştirdik. Şimdi de Bizans'ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu'nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt'te sizlerle beraberiz. Konuşmamın başında Malazgirt Zaferimizin 953'üncü yıl dönümü mübarek olsun diyorum.
Malazgirt'te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemal-i edeple yad ediyorum. Bu meydanı tıklım tıklım dolduran, buradan dünyaya çok güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı veren siz kardeşlerime tek tek şükranlarımı sunuyorum. Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum. Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum.
"Muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri tebrik ediyorum"
Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için; Alparslan'ın ve gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şad ettiğiniz için; şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabbim sizleri korusun. Rabbim bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin.
Bugün aynı zamanda Anadolu'nun harim-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz'un 102'nci sene-i devriyesini idrak ediyoruz. Bu vesileyle Millî Mücadele'de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.
Bu toprakları savunmak için can almış ve can vermiş bir milletimiz. Bayrağımızın göklerde dalgalanması için kahraman bir milletiz. Söz konusu vatan olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. Bundan sonra bükülmez bilekle, çelikten yürekle bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
Malazgirt'in önemi kendisinin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır. 26 Ağustos 1017 Sultan Alpaslan Cuma namazını eda etti ve askeriyle Allah'a dua etti ve ordusuna dönüp "Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu hâlde böyle bekleyeceğiz. Ben, bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne âlâ. Aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz. Şu anda karşınızda ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim. Sizinle beraber kılıç sallayacağım. Benimle gelmek isteyenler gelsin. İstemeyenler geri dönsün." dedi.
Savaşın sonunda ordusuyla beraber Malazgirt'te tarihe geçen görkemli bir destan yazdı. Kardeşlerim, Sultan Alparslan muhteşem zaferiyle sadece Anadolu'nun kapılarını milletimize açmadı. Selahaddin Eyyubi ile Kudüs'e, Sultan Fatih ile İstanbul'a, Osmanlı Cihan Devleti ile üç kıtaya giden yolları da açtı. Mevlana ile Yunus Emre ile Hacı Bektaş-ı Veli ile İdris-i Bitlisî ve Ahmed-i Hânî ile gönüllere giden yolları da açtı. Anadolu'dan Balkanlara, Hicaz'dan Kuzey Afrika'ya, Adriyatik'ten Ata yurdumuza giden yolları da açtı. Kilitliyoruz ya, işte o kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı.
Bin yıldır Şehitler Tepesi'ni boş bırakmayanların ruhları şad olsun. Tarihte bazı hakikatlerin inkar edilmesi mümkün değildir. Biz ne zaman birlik olduysak, ne zaman kenetlendiysek başarıdan başarıya zaferden zafere koştuk. Malazgirt Zaferi'ni böyle yazdık.
Çanakkale'de, Millî Mücadele'de, 15 Temmuz'da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık, işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık.
Biz yüzünü bize çevirmiş kardeşlerimiz için de güçlü olmak zorundayız. Tüm alanlardaki çabamız güçlü Türkiye'yi inşa etmektir. Bu uğurda elimize birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş bulunmaktayız.
Bir sefere çıktığımız zaman bir yola çıktığımız zaman atımızın kuyruğunu bağlarız ve bunu sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık.
Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge için atımızın kuyruğunu bağladık. Kardeşliğimiz için bunu yaptık. Dost düşman herkes bilsin bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye barışçıl politikalarıyla bölgeye yön veriyor. Bunun önünü artık kimse kesemez.
Durduracaklarını hayal edenler yıkılacaktır. Birilerinin tahrikleriyle farklı yollara girmeyeceğiz. Azimle, sabırla ve kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.
Bu düşüncelerle Malazgirt Zaferi'nin 955 Yıl Dönümü bir kez daha kutlu olsun. Programa teşvik eden herkese teşekkür ediyorum. Tekrar görüşmek üzere sizleri Allah'a emanet ediyorum.