İlk derece mahkemesinin daha önce reddettiği davanın istinafta tersine dönmesi, ana muhalefet partisini hem hukuki bir çıkmazın hem de çok bilinmeyenli bir yönetim krizinin eşiğine getirdi.
Hukukta mutlak butlan, bir işlemin kurucu unsurlarındaki sakatlık nedeniyle baştan itibaren hiç yapılmamış, yani hukuken "yok sayılması" anlamına geliyor.
Mahkemenin sadece kurultayı iptal etmekle kalmayıp, sürecin işletilmesi için "tedbir kararı" vermesi, partideki güç dengelerini tamamen değiştirdi. Mahkeme, Özgür Özel ve mevcut parti yönetiminin 'tedbiren görevden uzaklaştırılmasına', partiyi kurultaya götüren son lider olarak Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin görevi devralmasına hükmetti.
Normal şartlarda mutlak butlan kararları kesinleşmeden uygulanmaz ve Yargıtay temyiz süreci beklenirdi. Ancak mahkemenin verdiği "tedbir" kararı, temyiz süreci bitene kadar Özgür Özel’in yetkilerini donduruyor. Bu durum, Kılıçdaroğlu ve ekibine genel merkezi fiilen geri devralma ve partiyi yeni bir kurultaya götürme kapısını açıyor.
Mahkeme kararıyla fiilen yeniden "Genel Başkan" yetkilerine kavuşan Kılıçdaroğlu ve ekibinin partiyi en kısa sürede yeni bir olağanüstü kurultaya götürmesi gerekiyor.
Mahkeme kararıyla genel merkezin anahtarı eski yönetime işaret edilmiş olsa da, mevcut Özel yönetiminin karara yapacağı itirazlar ve Yargıtay aşaması süreci daha da karmaşıklaştırabilir. Eğer eski yönetim ile mevcut yönetim arasında devir teslim krizleri yaşanırsa, Medeni Kanun uyarınca partiye dışarıdan 3 kişilik bir 'kayyım heyeti' atanması ihtimali de masada olabilir.
Karar kesinleşmedi, Yargıtay yolu açık
Mahkeme kararında, tebliğden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolunun açık olduğu belirtildi. Karar henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte tedbir kararı derhal uygulanabilir nitelikte.
Karar Türk siyasi tarihinin en kritik yargı kararlarından biri olma özelliği taşıyor. Karar kesinleştiği takdirde CHP'nin örgütsel yapısını ve yönetimini kökten etkileyecek sonuçlar doğurması bekleniyor.