İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılan ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen ve hakkında yasal sürecin devam ettiği Meslek Fabrikası'nın tahliyesi için verilen iki haftalık süre bugün sona erdi. Tahliye süresinin sona ermesinin ardından sabah saatlerinde Meslek Fabrikası’na polis ekipleri tarafından binaya giriş ve çıkışlar kapatıldı.
Meslek Fabrikası önünde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın aralarında olduğu kalabalık bir grup nöbet tutuyor. Tugay’ın gece boyunca alanda kalacağı öğrenildi.
“İzmir adına utanç günü"
Cemil Tugay, polis tarafından ablukaya alınan Meslek Fabrikası önünde yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:
“Çok kötü ve şanssız bir gün yaşıyoruz. İzmir adına utanç günü diyebiliriz. Çünkü bir belediye binasını normalde hukuki ve idari süreçlerle götürülmesi gereken süreçler varken onun yerine sabahın beşinde yüzlerde polis arkadaşımızı buraya yığarak bir tür tecride tabi tuttular. Ben sabah yurt dışındaydım bir toplantı içi. Gitmeden hukukçu arkadaşlarımızla konuşarak böyle bir olay olur mu diye sormuştum. 'Olmaz. Bir yerde tahliye olacaksa tebligat çekilerek süre verilir' dediler Ama ne yazık ki başından beri bütün kamusal binaları almak için ellerinden geleni yaptılar. Herhangi bir bina vakıflar tarafından yapılmışsa ve tapuda şerh varsa o binayı vakıflar alabilir diyor. Buna dayanarak Meslek Fabrikamızı almaya çalışıyorlar. Ama yanlış olan çok şey var. Kanun, bina vakıf tarafınca yapıldıysa diyor. Bu binanın yapımı İzmirli iki vatandaş tarafındandır. Hiçbir vakıf buranın yapımında ne para ne emek harcamıştır ne de ufacık hakkı vardır.
“Tarih ve belgeler unutmaz”
Hikayesine baktığınızda 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olduğu dönemde bir heyet bu binayı ve bazı binaları parasını vererek. Bizim egemenlik binasına da aynı şekilde el koydular. Henüz orası için bir şey yapmadılar ama oraya da girişeceklerini biliyoruz. Egemenlik Evini İzmir halkı kendisi yapmış. Bu binalar, kamulaştırıldıktan sonra Mustafa Kemal Atatürk imzasıyla İzmir yerel yönetimine verilmiş. 1937 yılında burada halk ekmek fabrikası yapılmış. Tarih ve belgeler unutmaz. Bunların belgesi ve ispatı var. Bize Ekim 2025’te bu binaların Vakıflar mülkiyetine geçtiği söylenince arkadaşlarımız bu belgeleri çıkardılar. 2007 yılında o gün başkan olan Aziz Kocaoğlu zamanında buranın tapusunda bir şerh görüyorlar. O zaman da 1 milyon 600 bin liralık bir bedelle o şerh de kaldırılmış. İmalatında vakıfların olmadığı, tapusunda Vakıflar’ın şerhinin olmadığı bir bina burası.
“Darbeciler bile bu binanın mülkiyetini vakıflara geçirelim dememiş”
Burası 2007 yılında dökük bir bina halindeyken İZBB ve İZZSU çalışanlarımız o dönemin parasıyla 40 milyon lira harcayarak 10 yıl gibi bir sürede burayı restore ediyorlar. Burayı DGM kullandı. Ama DGM'yi oraya getiren belediye ya da İzmir halkı değil. Kim yapmış DGM’yi? 12 Eylül 1980'de askeri darbeyi yapanlar kendilerini askeri mahkeme kurmak zorunda hissettiler. O günkü belediye başkanını görevden alıp atanmış asker belediye başkanını atadıktan sonra o binayı DGM’ye vermişler. Ama o darbeciler bile bu binanın mülkiyetini vakıflara geçirelim dememişler. Onlar bile yapmamışlar.
Sonrasında İZBB para ve emek harcayarak bu bina 2017’de Meslek Fabrikası olarak kullanıma açıldı. O tarihten bu yana Meslek Fabrikası olarak İzmir halkına hizmet ediliyor. İnsanlar iş sahibi olsun diye kadınlara eğitim veriliyor. Böyle tarihi olan bir yapının ahlaki, hukuki ve hiçbir temeli olmadan İZBB’ye haber vermeden tapu dairesinden Vakıflar’ın mülkiyetine geçirilmesi kabul edilemez, büyük bir hukuksuzluktur. İzmir halkının malına çökmektir.
“Bu binanın vakıflarla alakası yok”
‘Mahkemeyi kaybettiniz’ diyorlar. Ne kadar yalancısınız siz ne kadar sahtekarsınız! Yalan söylüyorsunuz. O mahkemeler devam ediyor. Ocak ayında öğrendik durumu ve hemen dava açıldı. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ama bugünün Türkiye'sinde ne olduysa jet hızıyla yürütmeyi durdurma kararını kaldırdılar. Ama mahkemeler devam ediyor. Mahkemeden ret aldınız denilen şey mahkemeden aldıkları yürütmeyi durdurma kadarı iptali. Bu binanın vakıflarla alakası yok.
“Kimsenin emir kulu değiliz”
Bunun hukuksuz olduğu, o mahkemeler adaletli davrandığında İZBB lehine karar vereceği çok açık. Biz zaman istiyoruz. Mahkeme sonucunu bekleyin bizi buradan çıkarmayın diyoruz. Ama güç gösterisi yapma meraklısı olanlar var. O insanlar güya İzmir milletvekili ama gördüğüm kadarıyla Vakıfların milletvekilleri. Madem Vakıflar’a çalışacaktınız gidip orada göre yapsaydınız. Utanmadınız mı oylarını aldığınız İzmir halkının hakkını bu şekilde harcatmaya! İtiraz ediyoruz. Herkes burada herkesin itirazı var. Bu, başlangıç. Ben buradayım. Polis arkadaşlarımız görevli. Onları buraya getirenlere görüşmek istiyorum dedim. Görüşmeye gelmeyenlere, onlara emir verenlere, telefonlara çıkmayan valiye ve kaymakama şunu hatırlatmak isterim: Cemil Tugay İzmir halkının temsilcisidir. Kimsenin emir kulu değiliz. Sizden korkmamızı beklemeyin.
“İzmir hiçbir zaman baskıya boyun eğmemiş bir şehirdir”
Bu kadar belediye başkanını hapse tıktınız. Bana da yapabilirsiniz Ama CHP var, aslanlar gibi kardeşlerimiz var. İzmir bir cumhuriyet şehridir. Hiçbir zaman baskıya boyun eğmemiş bir şehirdir. Bu şehrin sabrını zorlarsanız eğer hiç tahmin etmediğiniz bir cevap alabilirsiniz.
“Diğer borcu olan kurumları da açıklayın”
Göreve başladığımızdan beri kaynaklarımızı kısmak, elimizi kolumuzu tutmak için yapmadıkları kalmadı. Bakanlarla görüşüyoruz bize makul cevaplar veriyorlar, dönüyoruz çalışıyoruz onların gösterdiği yolu izleyerek. Bekleyen kararlarımız, bekleyen kredilerimiz onaylansın istiyoruz. Kendi yarattıkları enflasyon ve faiz yüzünden birikmiş borçlar var. Bunları yapılandırsınlar istiyoruz. Biz sürekli faiz ödüyoruz. Hani sizin Nas? Hep CHP’li belediyelerin borcu var diyorsunuz. Diğer borcu olan kurumları da açıklayın. Yok yapmıyorsanız bu ülkede artık kanun geçmiyor mu? Niye o borçları açıklamıyorsunuz?
“Sizden korkmayacağım”
Bu kanunsuz düzeninizden bıktık. Ben sizden korkmayacağım. Bugüne kadar edebimle durdum. Bugüne kadar Cemil Tugay birilerinin ayağına gittiyse sorunları yapıcı bir şekilde çözmeye çalıştıysa bunu hizmet götürmek için yaptı. Bugün burada olmayanlar şunu bilsin: buradaki insanlar gaz yediler, itildiler, kakıldılar. Siz oturduğunuz evlerinde bilin ki bu insanlar tertemiz halkını seven insanlar. Eğer korkuyorsanız bilin ki o korku sizi kurtarmayacak. Bu ülkede padişahlar zamanında insanlar evlerinde otursaydı belki burada yunan bayrakları asılıydı. Cesur insanlar bir kere ölür, korkaklar bin kere öldür.
"Burası İzmir, başka şehre benzemez"
Ülkemizde çok fazla yolsuzluk, hırsızlık, hukuksuzluk var. Adalet artık tecelli etmiyor. Bu düzen nereye gidecek! Artık anladım ki susarsak, boyun eğersek buradan kuyruğumuzu kıstırıp gidersek bu işler bitmeyecek. Eğer yanlışsın diyorsanız istifa edeyim. Ama unutmayın eğer halkın sesi olan siyasetçiler olmazsa halkın hakkını ve hukukunu savunan kimse de olmayacak. Başınızı kuma gömmeyin, hakkınızı arayın. Kimsenin önünde eğilmeyin, umutsuzluğa kapılmayın. Burası İzmir, başka şehre benzemez. İzmir, Mustafa Kemal Atatürk'ün şehridir.
“Bundan sonra 24 saat buradayım”
Polis kardeşlerimiz var, amirleriyle görüşmek istediğimi söyledim. Bir şey söyleyemediler. Avukat arkadaşlarımız çağırdılar amiri. Binanın içinde arkadaşlarımızın olduğunu söyledim. İçeride yaptıklarınızı bilmiyorum görmek istiyorum dedim. Amir gidip görüşeyim dedi. Gitti ve gelmedi. Birilerinin güç gösterisinin parçası mı oluyorsunuz? Allah bizi bu zalimlerden kurtarsın. Çünkü artık dayanılmaz hale geldi. Siz bir daha ki yerel seçimi göremeyeceksiniz. Bunların yalanlarını bütün İzmir'e anlatacağım. Bu milletin her kesiminden insan kenetlenecek ve bu iktidarı gönderecek. Ben bundan sonra 24 saat buradayım. Birilerinin aklını başına toplamasını bekleyeceğim. Cemil Tugay, bu bina İzmir halkına verilene kadar buradadır.”