Bir Ses, Bir Hayat, Bir Şehir

Bir Ses, Bir Hayat, Bir Şehir:

Nihat Akçer

“Nice bu hasret-i dildar ile giryan olayım,
Yanayım ateş-i aşkın ile büryan olayım…”

Nihat Akçer bu gazeli okuduğunda, sesi yalnızca bir salonda yankılanmazdı…
Diyarbakır’ın küçelerine, eski yaz akşamlarına, hafızalarda kalan o tanıdık seslere karışırdı.
Çünkü o ses, yalnızca bir şarkıyı değil; bir duyguyu taşırdı.

1971 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.

Bu şehrin sokaklarında büyüdü.
Sesleri dinledi.
İnsanları tanıdı.

Henüz çocukken, müziğin onun hayatındaki yerini kimse tam bilmiyordu.
Belki kendisi bile…

Ama hayat bazen insanın yolunu erken çizer.

İlkokul dördüncü sınıftaydı.

Öğretmeni, mezuniyet töreninde şarkı söylemesini istedi.

Sıradan bir an gibi görünüyordu.
Ama bazen insanın kaderi, en sade anların içinde saklıdır.

O gün sahneye çıktı.
Türküler söyledi.
Ve öğretmenlerinden tam not aldı.

Belki alkışlar kısa sürdü…
Ama o yolculuk uzun sürdü.

Ortaokul yıllarında müzik artık onun için yalnızca bir ilgi değil, bir dile dönüşmüştü.

Eline flütünü aldığında okul sessizleşirdi.
Öğrenciler konuşmayı bırakır, onu dinlerdi.

Daha o yaşta, bunun sıradan bir yetenek olmadığı belliydi.

Yıllar geçti…

O küçük okul sahnesindeki çocuk, yıllar sonra müziği yalnızca icra eden değil; öğreten bir isme dönüştü.

İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı başarı ile okudu. Antalya İsmail Baha Sürelsan konservatuvarında THM Bölüm Başkanlığı, Eğitim Planlama ve Koordinasyon Başkanlığı ve Sanat Yönetmenliği yaptı.

Ama onun hikâyesi yalnızca unvanlardan ibaret değildi.

Nihat Akçer yalnızca bilgisiyle değil, sesiyle de insanlara dokunan bir sanatçıydı.

Türk sanat müziğiyle halk müziği arasında kurduğu köprü, onu farklı kıldı.

Klasik eserleri yorumladı.
Türküler söyledi.
Beste yaptı.
Söz yazdı.

2014 yılında yayımlanan “Yar” albümüyle dikkat çekti.
Bir çok klipi yayınlandı.

Hele bir Kerkük Divanı var ki..
Prof. Erol Parlak’ın TRT de ki programlarına konuk oldu.

Söylediği bir türkü, bir şarkı onun sesinde başka bir hikâyeye dönüşürdü.

Ama hangi sahnede olursa olsun…
O sesin içinde hep bir memleket vardı.

Bir çocukluk…
Bir hatıra…
Bir Diyarbakır…

Nihat Akçer…
Sadece güzel şarkılar söyleyen bir sanatçı değil;
sesinin içine memleketini de koymayı bilen kıymetli bir Diyarbakır evladı.