Bir Ressam, Bir Hikâye Anlatıcısı, Bir Kültür Taşıyıcısı:
Bahar Azizoğlu Ergül
Her tablonun bir hikâyesi vardır.
Kimi zaman bir kadının sessizliği…
Kimi zaman vazgeçmeyen bir annenin direnci…
Kimi zaman da yıllarca kurulan bir hayalin rengi…
Bahar Azizoğlu Ergül’ün resimleri de biraz böyledir.
Diyarbakır’da büyüyen genç bir kız…
Yıllar sonra yine kendi şehrinin kadınlarını,
umutlarını,
dirençlerini
ve hikâyelerini tuvaline taşımaya başladı.
1981 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde dünyaya geldi.
Bu kadim şehirde büyüdü.
Hayata bakmayı,
insanı anlamayı
ve üretmenin kıymetini bu şehirde öğrendi.
Çocukluğundan beri resim yapmayı seviyordu.
Resim, onun için yalnızca bir hobi değil,
duygularını anlatabildiği en özel dildi.
Ancak hayatın getirdiği sorumluluklar,
bu hayalini erteledi.
Evlilik…
Annelik…
Günlük hayatın yoğun temposu…
Ama hiçbiri içindeki sanat tutkusunu söndüremedi.
Evinde küçük bir atölye kurdu.
Yıllarca sessizce çalıştı.
Bozdu, yeniden başladı.
Ama hiç vazgeçmedi.
Çünkü biliyordu ki,
en güzel eserler,
sabırla ortaya çıkar.
Resimlerinde,
kadınların umutlarını,
acılarını,
dirençlerini
ve yeniden ayağa kalkışlarını anlattı.
Her tablosunda,
bir kadının hayat hikâyesi vardı.
Çünkü o,
tek bir kadını değil,
birçok kadının ortak hikâyesini resmediyordu.
Yaklaşık yedi yıllık emeğin ardından,
“Baharın Kadınları” adını verdiği ilk kişisel sergisini Diyarbakır’da açtı.
Bu sergi,
yıllardır sessizce büyüttüğü bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi.
Ama onun için en büyük başarı,
başka kadınlara cesaret verebilmek
ve yaşadığı şehrin kültürüne kendi rengini katabilmekti.
Çünkü o şuna inanıyordu:
“İsteyen kadın her şeyi yapar.”
Ve Bahar Azizoğlu Ergül…
Bugün de fırçasını eline alıyor.
Her yeni tablosunda,
kadınların ortak hikâyesini
ve Diyarbakır’ın kültürel hafızasını
gelecek kuşaklara taşımaya devam ediyor.