Bir Kalem, Bir Hikâye, Bir Diyarbakır Kadını:
Ayşe Ceylan Topçu
“Arabaya binip eve doğru yola çıktılar.
Dikiz aynasına baktı.
Babasıyla göz göze geldi.
Hüzünle gülümsedi.
O an yazacağı kitabın kahramanını biliyordu artık.”
Belki de Ayşe Ceylan Topçu’nun yazarlık yolculuğu böyle başladı.
Bir hatırayla…
Ve yıllar sonra satırlara dönüşecek bir hikâyeyle…
1971 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
Hayat onu farklı şehirlere taşıdı.
Ama çocukluğunda dinlediği Diyarbakır hikâyeleri,
gönlündeki memleket sevgisini hiç eksiltmedi.
Çünkü bazen insan bir şehirden ayrılsa da,
o şehir insanın içinden hiç gitmez.
Biriktirdiği gözlemleri,
anıları
ve insan hikâyelerini kaleme aldı.
Ve ilk öykü kitabı,
“Yüzünü Güneşe Dön”
okurlarıyla buluştu.
Onun için her hikâye,
bir insanın hayatına dokunabildiği ölçüde anlam taşıyordu.
Yazdıklarında,
bu coğrafyanın sesini,
insanını
ve hafızasını yaşatmaya çalıştı.
Kendisinin de söylediği gibi:
“Ruhum yine bu topraklarda…”
Bu yüzden,
öykülerinde Diyarbakır’ın izleri hep hissedildi.
Ayşe Ceylan Topçu,
yazarlığını yalnızca edebiyatla sınırlı görmedi.
Kadınları,
ötekileştirilenleri,
yok sayılanları
ve sesi duyulmayanları anlatmayı seçti.
Çünkü ona göre edebiyat,
yalnızca anlatmak değil,
aynı zamanda tanıklık etmekti.
Ayşe Ceylan Topçu’nun hikâyesi,
yalnızca bir yazarın hikâyesi değildir.
Kelimelerle kurulan bir bağın,
aidiyet duygusunun
ve insanı merkeze alan bir kalemin hikâyesidir.
Ve nerede yaşarsa yaşasın,
gönlündeki Diyarbakır’ı satırlarında yaşatmaya devam eden bir Diyarbakır kadınının hikâyesidir.