Bir İş İnsanı, Bir Baba, Bir Memleket Sevdalısı:
Musa Akar
“Babam bize patronluğu değil, tecrübeyi aktardı.
Bize balık vermedi, balık tutmayı öğretti.
Bugün kendi ayaklarımız üzerinde durabiliyorsak buna borçluyuz.
Güçlü olmamız için, her zaman varlığını hissettirdi.”
Bu sözler çocuklarına ait…
Belki de Musa Akar’ın hayatını anlatan en kısa cümleler…
Çünkü onun hikâyesi, yalnızca inşa ettiği binaların değil; yetiştirdiği evlatlarının da hikâyesidir.
1946 yılında Mardin’in Savur ilçesine bağlı Sürgücü Mahallesi’nde dünyaya geldi.
Çocuk yaşlarda çalışma hayatıyla tanıştı.
Henüz 12 yaşındayken babası ve dedesinin yanında ticaretin içinde yer aldı.
Çalışmayı, üretmeyi ve emeği hayatının merkezine koydu.
Genç yaşlarda Diyarbakır’da üstlendiği bir iplik fabrikası inşaatıyla müteahhitlik yolculuğuna başladı.
Bu ilk adım, zamanla büyük projelere dönüştü.
Kurucusu olduğu şirketlerle Türkiye’nin birçok ilinde hastaneler, adliye binaları ve kamu yapıları inşa etti.
Emeği, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nden Kabil Üniversitesi’ne uzanan önemli projelerde de iz bıraktı.
Ancak Musa Akar için başarı yalnızca inşa edilen yapılarla ölçülmezdi.
İnsana yatırım yapmak da en az bina yapmak kadar değerliydi.
Çocuklarına her zaman eğitimin önemini anlattı.
Dürüstlüğü…
Adaleti…
Çalışkanlığı…
Ve yaptığı işi en iyi şekilde yapmayı öğütledi.
Yıllar boyunca çok sayıda öğrenciye burs desteği sağladı.
İhtiyaç sahiplerinin yanında oldu.
Çünkü ona göre topluma bırakılacak en değerli miras, eğitim ve paylaşmaktı.
Yedi çocuk babası olan Musa Akar, bugün yalnızca inşa ettiği eserlerle değil; geride bıraktığı değerlerle de anılıyor.
Musa Akar’ın hikâyesi; emeğiyle üreten, evlatlarıyla çoğalan ve memleketine iz bırakan bir ömrün hikâyesidir.