Bir Anne, Bir Ressam, Bir Diyarbakır Kadını

Bir Anne, Bir Ressam, Bir Diyarbakır Kadını:

Özlem Çoban

“Üç çocuk annesiyim.

Çocuklarım büyüyüp kendi hayatlarına karışınca kendimi büyük bir boşluğun içinde buldum.

Bir gün yeniden fırçayı elime aldım.

Aslında hikâyem de o gün başladı.”

Bu sözler Özlem Çoban’a ait.

Belki de yalnızca resimle tanışmasını değil, kendini yeniden keşfedişini anlatıyor.

1970 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde dünyaya geldi.

Çocukluğu ve gençliği Diyarbakır’da geçti.

Yaklaşık yedi yıl önce eline bir fırça aldı.

Önce merak etti.

Sonra öğrendi.

Sonra da renklerin ve hikâyelerin peşinden gitmeye başladı.

Sanat yolculuğu Diyarbakır’daki Cigerxwîn Kültür Merkezi’nde başladı.

Daha sonra ressam Mehmet Altuntaş’tan resim dersleri aldı.

Onun rehberliğinde yalnızca resim yapmayı değil, her resmin bir hikâyesi olması gerektiğini de öğrendi.

Başlangıçta bir hobi gibi görünen bu yolculuk, zamanla hayatının merkezine yerleşti.

Karma sergilerle başlayan sanat serüveni, kişisel sergilere dönüştü.

Bugün Özlem Çoban, eserlerini sanatseverlerle buluşturan bir ressam olarak üretmeye devam ediyor.

Resimlerinde bazen kendi ruh hâlini,

bazen bir hikâyeyi,

bazen de Mezopotamya’nın izlerini anlatıyor.

Mezopotamya’nın en eski yerleşimlerinden biri olan Kortik Tepe’den ilhamla hazırladığı eserinin müzede yer alması, onun için ayrı bir gurur kaynağı oldu.

Çünkü bu yalnızca bir tablonun hikâyesi değildi.

Aynı zamanda yıllar sonra yeniden kurulan bir hayatın hikâyesiydi.

Bugün Özlem Çoban;

Bir anne…

Bir ressam…

Ve hayallerin peşinden gitmek için hiçbir zaman geç olmadığını gösteren bir Diyarbakır kadını…

Çünkü bazı insanlar hayatın ikinci baharında kendilerini yeniden keşfederler.

Ve o keşif, bazen bir fırça darbesiyle başlar.