Bir Kurban Bayramı’na daha ulaşmanın huzurunu ve manevi iklimini yaşıyoruz.
Bayramlar, sadece takvim yapraklarında yer alan özel günler değildir. Bayramlar; kırgınlıkların sona erdiği, gönüllerin birleştiği, sofraların bereketlendiği, yardımlaşmanın ve kardeşliğin yeniden filizlendiği müstesna zamanlardır.
Özellikle Kurban Bayramı, paylaşmanın, teslimiyetin ve insan olmanın en derin anlamlarını içinde barındıran kutsal bir mirastır.
Hz. İbrahim’in teslimiyetiyle başlayan bu büyük hikaye , bugün milyonlarca insanın gönlünde aynı duyguyla yaşamaya devam ediyor. Kurban; yalnızca bir ibadet değil, aynı zamanda nefsi törpüleyen, insanı vicdanıyla buluşturan büyük bir manevi yolculuktur.
Çünkü kurban kesmek kadar, bir yetimin başını okşamak, bir garibin kapısını çalmak, bir ihtiyaç sahibinin duasına ortak olmak da bu bayramın en kıymetli yanıdır.
Bugün dünyanın birçok coğrafyasında insanlar savaşın, açlığın, yoksulluğun ve gözyaşının gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Afrika’nın yoksul köylerinde, deprem bölgelerinde ve nice unutulmuş coğrafyalarda milyonlarca insan bayrama buruk giriyor. İşte tam da bu nedenle Kurban Bayramı’nın ruhunu doğru anlamak gerekiyor. Bayram, sadece kendi evimizin değil, başkasının sofrasını da düşünmektir. Kendi mutluluğumuz kadar, bir başkasının hüznünü de hissetmektir.
Ne yazık ki modern hayatın koşuşturması içerisinde bayramların ruhunu yavaş yavaş kaybetmeye başladığımız da bir gerçektir. Eskiden günler öncesinden başlayan bayram telaşı, mahallelerde yükselen çocuk sesleri, büyüklerin ziyaret edilmesi, komşuların birbirine ikram taşıması bugün yerini çoğu zaman yalnızlığa ve dijital mesajlara bıraktı.
Oysa bayram; ekranlardan değil, gönülden gönüle yaşanır. Bir büyükannenin elini öpmek, bir babanın duasını almak, çocukların gözlerindeki bayram sevincine ortak olmak hiçbir teknolojiyle yer değiştiremez.
Kurban Bayramı aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği günlerden biridir. Bugün kesilen her kurban, sadece sofralara et değil, umut, kardeşlik ve güven taşımalıdır. Çünkü paylaşmak, toplumları ayakta tutan en güçlü bağdır. İnsanlar birbirinin derdiyle dertlenmeyi bıraktığında, sadece ekonomik değil vicdani bir yoksulluk da başlar.
Bu bayramda özellikle trafikte dikkatli olmak, kul hakkına riayet etmek, ihtiyaç sahiplerini gözetmek ve kırgın olduğumuz insanlarla yeniden selamlaşmak büyük önem taşıyor. Bayramlar, hayatın kısa olduğunu ve geriye sadece iyiliklerin kaldığını hatırlatan özel zamanlardır.
Bayramlar, makamın, paranın, siyasetin ya da dünyanın geçici hesaplarının ötesinde, insan olmanın güzelliğini hatırlatır bize. Bir çocuğun yüzündeki tebessüm, yaşlı bir annenin duası, ihtiyaç sahibinin gözlerindeki umut belki de bu dünyanın en büyük zenginliğidir.
Temennimiz odur ki bu Kurban Bayramı; ülkemize huzur, milletimize birlik, İslam âlemine barış ve tüm insanlığa merhamet getirsin. Sofralar bereketle dolsun, gönüller sevgiyle birleşsin, kırgınlıklar son bulsun.
Bayramın gerçek anlamı; paylaşınca çoğalan sevgide, uzanan bir elde ve edilen samimi bir duada saklıdır.
Kurban Bayramımız mübarek olsun.