Dün babam öldü benim. Sevdiğimi zannederdim, meğerse kolum kanadımmış o benim ki şimdi kırık hem kolum hem kanatlarım. Bundan sonra uçmak hayal artık benim için.

Yüreğimde öylesine büyük bir yeri varmış ki, kalbim patlamış, ciğerlerim ağzımdan sökün edip gelmiş gibi hissettim şu iki günde.

İçimdeki küçük kız yetim kaldı dün benim. O hep babasının küçük kızı da mezara gömüldü sanki bugün.

Babam, ilkokul mezunu, fabrika işçisiydi benim. Mükemmel olmasa da kendi doğrularıyla üç çocuk yetiştirdi. Benim kursağımda alın terinin tuzu halen durmakta bu yüzden. Ona göre kız çocuğu okumazdı. Öyle görmüş, öyle doğru bilmişti. İnadına okudum, inadına olmayacak başarılara imza attım evet.

İstemediğim halde kazandığım için hemşirelik okuluna yolladı, çalıştım, azmettim, Antalya ikincisi oldum, dershane bursları kazandım. Sağlık Meslek Lisesi’nden Ankara Hukuk fakültesine girdim. Yurda vermek istemedi, halamın yanında okuyamayıp ondan habersiz devlet yurduna kaydımı yaptırdım. Seni evlatlıktan silerim dedi, ben de seni babalıktan silerim o zaman dedim. O bana kafa tuttu, ben ona kafa tuttum doğru bildiğim yol için. Babam sonunda pes etti ve okumam için ek işler yaptı, gecesini gündüzüne katıp okuttu hem beni, hem de kardeşlerimi. Üstelik ben nereye, onlar da peşimden o şehre taşındılar. Ben babamla asla anlaşamazdım, çünkü ona çekmiştim ve onun gibi dik başlıydım evet. Kan gurubumuz, Sol kolumuzda ki ben bile aynıydı bizim. Aynı kutupların birbirini itmesi gibiydi bizim baba kız ilişkimiz.

Babamın bana en büyük hediyesi, her fırsatta bizi bol bol seyahate götürmesi olmuş meğer. Yaz aylarında, yıllık izninde gideceğimiz tatil için her ay maaşından para artıran bir adamdı çünkü o. Geçen ay 42. Ülkeye seyahat ettim. Babam o kadar sevmeseydi ve bize de alıştırmasaydı gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, bende ufak çapta bir gezgin olamazdım kesin.

Babam mükemmel bir adam değildi belki ama neşe dolu ve eğlenceli bir adam olduğunu cenazesinde bir kez daha teyit ettirdi.  Bir kişi dahi kötü demedi ardından.

Yaşlanıp 4 kez felç geçirince de iyice huysuz bir ihtiyar olmaya başlamıştı. Altına sürgü verip, iyileşsin diye başında uykusuz kaldığımda asla yük görmedim onu kendime. Çünkü o beni bebekken Kırıkkale’ de muayene ettirmeye kıyamayıp Ankara da doktorlara getiren babamdı. Allah başımızdan eksik etmesin, ömrümden alıp onlara versin dediğim annem ile birlikte atamdı.

Gözüne damlatılan yanlış ilaç yüzünden kısmen kör olan 36 kişiden birisi de babamdı benim. O neşe dolu, hayat dolu adam, son yıllarda iyice elden ayaktan düşmüş ve birisi olmadan gezip dolaşamaz olmuştu. En büyük hayali umreye gitmekti yolladım. Yakınımdan ev aldım ki elim hep üzerlerinde olsun. Her masraflarını karşıladım, hayır duaları çok kıymetliydi benim için. Her fırsatta tatilini, gezmesini sağlayıp yüzü gülsün istedim. Asla kıyıp alamayacağı kıyafetleri nasıl da sevinirdi ben alınca. Yazık kızım var benim elbisem, harcama paranı derdi, kıyamazdı hiç bilirdim. Feda olsun sana babam der yine dinlemezdim onu hep yaptığım gibi. Haftanın bir günü mutlaka onlara ayırır gezdirirdim. En büyük keyfi yemek yemekti. Dinlemezdi hiç perhiz filan. İyi ki de yemiş gönlünce. İyi ki o marka kıyafetleri görmüşüm sırtında. Şimdi yoksun bak askıda kaldı giymeye kıyamadığın gömleğin, ceketin babam. Annemin hazırladığı kahvaltıda içmeyi çok sevdiğin çay ağzına değmeden bardakta soğumuştu dün sabah. Bunun tarifi yok ki, soğumuş çay gibi tatsız artık gün, gece.

Biz yeni yeni öğrenmeye başlamıştık baba-kız olmayı seninle.Görmeyince dayanamıyorum kızım uğrasana her gün diye sitem ederdin bana. Artık o çocuk ben onun annesiydim sanki. Omuzlarım kopsa, dizlerim tutmasa da taşırdım seni sırtımda her zaman. Çok kızdığım, bıkkın hissettiğim zamanlar oldu evet. Özür dilerim senden bunun için babam. Seni bu kadar sevdiğimi bilmezdim ben. Sevdiğini zannetmekle, sevmek ayrı şeylermiş bunu sensizlikte anladım.

Evet insanoğlu kaybetmeden kıymet bilmezmiş. Yaşarken ardımdaki duvarmışsın sen. Ayazda, buzda, karanlıklarda kaldım sanki şimdi. İnsanın kalbi patlar mı içinde pimi çekilmiş bomba gibi? Patladı benim kalbim sen gidince babam. Lime lime oldu ciğerlerim ağzımdan sel oldu geldi.

Kanatlarım varmış, senmişsin bilmezdim, sensiz kalınca kırıldılar, canım yandı kanatlarımı o zaman farkettim.

Ölüm hepimize biliyorum, mevzu göçüp gitmen değil, mevzu kısmen sensizlik, mevzu seni özleyecek olmak, mevzu içimdeki o küçük kızın da seninle gömülüp gitmesi bil ki babam.  

Hayatta bu kadar başarılı olduysam hem sana inat, hem senin sayende biliyorum. Sen, beni bu kadar zorlamasaydın, ben sana inat kesin bu ben olamazdım onu da biliyorum.

Şimdi, meteor düşmüş gibi kocaman bir boşluk var evde, boğazımda kelimeler düğüm düğüm. Yaşanacak mı? Mecbur bununla Yaşanacak!

Hayır duaların benimle, benimkiler de senin yoldaşın olsun şimdi. Yaşadığım müddetçe adını, hayrını yaşatmak vazifemdir. Baki olan ruhlarımız ise, elbet bir gün bir yerlerde kavuşulacak biliyorum. Şimdiden çok özledim seni. Selam ve dua ile!

Yeni Journal’da yayımlanan köşe yazıları, yazarların kendi görüşlerini yansıtmaktadır. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlara aittir.