Avrupa Birliği'nin (AB) uzun yıllar boyunca müzakere edilen tartışmalı "Göç ve İltica Paktı" yarın itibarıyla tüm üye ülkelerde uygulanmaya başlanacak.
AB Komisyonundan yapılan yazılı açıklamaya göre, Mayıs 2024'te kabul edilen ve AB'nin yeni göç yaklaşımını oluşturan Göç ve İltica Paktı yarından itibaren tüm üye devletlerde yürürlüğe girecek.
AB'nin ilk kapsamlı göç ve iltica çerçevesi niteliğindeki anlaşma, "dış sınırların daha güçlü korunması, daha hızlı ve etkin iltica prosedürleri ile üye ülkeler arasında dayanışma ve sorumluluk paylaşımı" ilkelerine dayanıyor.
Yeni sistem kapsamında, AB dış sınırlarından düzensiz şekilde giriş yapan tüm göçmenler güvenlik kontrollerinden geçirilerek zorunlu kayıt altına alınacak.
Korunma ihtiyacı bulunmadığı değerlendirilen, güvenlik riski oluşturan veya yanlış beyanda bulunan kişiler için sınır bölgelerinde hızlandırılmış işlemler uygulanacak ve bu kişiler hızlı şekilde geri gönderilecek.
İltica başvuruları daha kısa sürelerde sonuçlandırılacak, kötüye kullanım niteliğindeki veya tekrar eden başvurulara yönelik daha sıkı kurallar getirilecek, böylece AB içinde "ikincil hareketler" de önlenecek.
Yeni kurallar çerçevesinde, tüm üye ülkelerde kabul koşullarına ilişkin ortak standartlar uygulanacak ve iltica başvurusunda bulunanların iş gücü piyasasına daha hızlı erişimi sağlanacak.
Düzenleme, aynı zamanda üye ülkeler arasında zorunlu ancak esnek bir dayanışma mekanizması kurulmasını da içeriyor. Buna göre, göç baskısıyla karşı karşıya kalan ülkelere destek sağlanırken, her üye devlet kendi koşullarına göre katkıda bulunabilecek.
Komisyonun açıklamasında, yeni sistemde temel hakların korunmasına yönelik güvencelerin de yer aldığı, özellikle sınır taraması ve iltica prosedürlerinin bağımsız izleme mekanizmalarıyla denetleneceği kaydedildi.
Eleştiriler almıştı
AB'de göç ve iltica konusu, İrlanda'nın başkentinde 1990'da imzalanan Dublin Sözleşmesi ile düzenleniyordu. Buna göre, mültecilerin ilk varış ülkesinde iltica başvurusu yapmaları, ardından başka bir AB ülkesine geçmişlerse bunu, başvuruyu yaptıkları ülkeye iletmeleri gerekiyordu.
Göç ve İltica Paktı'nın temelleri, AB'nin 2015'te yaşadığı ve bir milyondan fazla kişinin Avrupa'ya ulaşmasıyla sonuçlanan göç krizinin ardından atıldı.
Kriz sırasında üye ülkeler arasında sığınmacıların paylaşımı, dış sınırların korunması ve iltica başvurularından hangi ülkenin sorumlu olacağı gibi konularda ciddi görüş ayrılıkları yaşandı.
AB Komisyonu tarafından 2020'de teklif edilen Dublin Sözleşmesi'nin yerine geçecek pakt, özellikle zorunlu dayanışma mekanizması, yeniden yerleştirme kotaları ve sorumluluk paylaşımı konularında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle uzun müzakerelerin ardından ancak Mayıs 2024'te kabul edilebildi.
Yeni kurallar ise birçok kesim tarafından eleştiriliyor.
Uluslararası insan hakları kuruluşları, AB'nin yeni göç ve iltica kurallarının sınırdaki kontrollerin genişletilmesinin, göçmenlerin aylarca kabul merkezlerinde tutulmasının yolunu açabileceğinden endişe ediyor. Ayrıca "mücbir sebep" durumlarında üye ülkelere çeşitli muafiyetler sağlaması nedeniyle uygulamada mülteci hukuku ve uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülüklerin ihlal edilmesi riskine dikkat çekiliyor. Yeni kuralların, AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalar yoluyla sınır kontrolünü "kendi sınırlarının dışında yapma" ve Avrupa'nın mülteci koruma sorumluluğundan kaçması yönünde bir adım anlamına geldiği belirtiliyor.
Paktın en çok eleştirilen unsurlarının başında ise düzensiz göçle mücadele kapsamında üçüncü ülkelerde kurulacak "geri gönderme merkezleri" geliyor. Uzmanlar, geri gönderme süreçlerinin üçüncü ülkelere devredilmesinin denetim eksikliği ve insan hakları standartlarının zayıflaması gibi riskler barındırdığı görüşünü dile getiriyor.
Paktın, sığınmacıların üye ülkeler arasında paylaşılmasını öngören zorunlu dayanışma mekanizması ise bazı üye devletlerin itirazlarıyla karşılaşıyor. Söz konusu ülkeler, uygulamanın ulusal göç politikaları üzerindeki kontrolü azaltabileceğini, ilave mali yükler doğurabileceğini ve düzensiz göçü teşvik edebileceğini savunuyor.