Türkiye’nin gündemi gerçekten bu mu olmalıydı? Savaşların, ekonomik sıkıntıların, felaketlerin gölgesinde…
Ülkenin dört bir yanında iyilik üretmeye çalışan, çocuklara yuva inşa eden bir dernek ve başında Gülben Ergen gibi yıllardır bu işe gönül koymuş bir isim varken…Bazı kesimler yine aynı zehirli iştahla ayağa kalktı.
Çocuklar gülsün diye açılan anaokulunun sevincine ortak olmak yerine, “Gülben Ergen başörtülü kadının elini tutmadı!” başlığıyla toplumu kutuplaştırma çabasına girenler…Gerçekten yazık.
Adıyaman’da açılan 60’ıncı anaokulu…Düşünün; deprem yaralarını henüz saramayan bir şehirde çocuklar için yepyeni bir yaşam alanı oluşturuluyor. Davullar, zurnalar, halaylar…Mutluluk var, umut var…
Tam da o anda bir kare üzerinden öfke pompalanıyor. Bir eğlence anında, ritme kendini kaptırmış bir insanın hareketi çarpıtılıyor. Sosyal medyada linç kampanyası başlatılıyor. Çünkü bazıları “iyi bir haberle ülkenin gündemi değişmesin” istiyor!
Memleket olarak ne zaman güzel bir iş yapılmaya kalkılsa, birileri mutlaka gündemi başka yere çekiyor. Oysa Adıyaman’da açılan yeni bir anaokulu, deprem yaralarını sarmaya çalışan bir şehirde umut olması gerekirken, biz yine kısır tartışmaların içine sürüklendik.
Gülben Ergen’in başkanlığını yürüttüğü “Çocuklar Gülsün Diye” Derneği’nin yaptığı hizmet ortada: 60 anaokulu…
60 farklı şehirde, geleceğe atılmış 60 sağlam adım…
Ama ne yazık ki bazıları bu güzelliğin önüne geçmek için yine bir kare üzerinden hikaye yazmaya kalktı.
Türkiye’nin temel değerlerinden biri inanç özgürlüğüdür. Başörtüsü bu ülkenin hem inancının, hem kimliğinin, hem de kadınların kendi iradesinin bir sembolüdür. Bu değer üzerinden ayrıştırıcı bir dil kurulması ne geçmişimize yakışır, ne de geleceğimize…
Ancak videonun devamına bakıldığında, meselenin başörtüsüyle ilgisi olmadığı açıkça görülüyor. Ritme kendini kaptırmış bir insanın hareketi üzerinden, kasıt aramak iyi niyete sığmaz.
Kimsenin giyimi, kuşamı, inancı bir tartışma malzemesi olmamalı. Bu ülkenin kadınları ister başörtülü olsun, isterse başı açık…Hepsi bu toplumun zenginliği, hepsi saygıyı hak ediyor.
Deprem bölgesi hala yaralı. Evler, işyerleri kadar çocukların hayalleri de yıkıldı. Bir anaokulu, sadece bir bina değildir, yeniden ayağa kalkmanın, yeniden umutlanmanın adıdır.
Bu ülkenin gerçek meseleleri:
Eğitime erişemeyen çocuklar, eşitsizlikle mücadele eden aileler, güvenli bir geleceğin arayışı. Böyle bir ortamda halayda el tutulmadı diye tartışmak, bizi asıl dertlerden uzaklaştırır.
Kim çocuklar için atılan bir adıma sevinmez ki? Bırakın, çocukların yüzü gülsün…Bırakın umut büyüsün…Bugün birbirimizin elini değilse bile, çocukların elinden hep birlikte tutalım. Bu ülkenin geleceği kutuplaşmadan değil, sevgiyle, dayanışmayla, değerlerimize saygıyla yükselecek.