İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin TBMM Grup toplantısında vekillere hitap etti.

Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"1923’te yapılan bu tespitteki hakikate, bugünlerde tüm çarpıcılığıyla şahit oluyoruz. Bay Kriz ve olağanüstü ekonomi yönetimi sayesinde artık her yeni güne, yeni bir zam haberiyle uyanıyoruz.  Sabah ekmeğe zam, öğlen elektriğe zam, akşam doğal gaza zam. Gece yarısı benzine, mazota zam. Artık zamla yatıyor, zamla kalkıyoruz…

Nebati'ye: Siz nesiniz, bostan korkuluğu mu? 

"Milletimiz güvensizlik içinde yaşarken, saray şürekasına göre her şey yolunda. Milletimiz yoksullukla boğuşurken, 5 maaşlı, 10 maaşlı, saray danışmanlarının keyifleri, her zamanki gibi yerinde. Ülkede enflasyon, makyajlı hâliyle bile, yüzde 73 buçuk olarak açıklanırken, beceriksizliğiyle göz kamaştıran Nebati Bakan çıkıp ‘Biz bir yol ayrımına gittik. Enflasyonla büyümeyi tercih ettik. Bu sistemden dar gelirliler hariç, üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyor’ diyor. Böyle bir rezalet olabilir mi? Böyle bir pişkinlik olabilir mi? Yokluğa, yoksulluğa mahkûm ettiğiniz insanlarımızla bir de utanmadan dalga mı geçiyorsunuz? ‘Dar gelirli hariç, diğerlerinin işleri yolunda’ ne demek? Dar gelirli vatandaşlarımızı, vatandaştan saymayan, böyle bir umursamazlık olabilir mi? Siz nesiniz o zaman? Bostan korkuluğu mu? Bu sistem, sizin tercihiniz değil mi? Uçacak dediğiniz Türkiye, böyle mi uçacak? Yazıklar olsun!

TÜİK'e: Ya görevinizi hakkıyla yapın ya da o görevlerden şerefinizle ayrılın

"Neymiş? ‘Enflasyon düşüş eğilimine girmiş…’ Üretim maliyetlerini yansıtan ÜFE, üç haneli sayılarda, tırmanışa aynen devam ederken, Nebati Bakan’ın bu sözlerine bakınca, anlıyoruz ki TÜİK, sihirli değneğiyle, tez zamanda bu arkadaşımızın, yardımına koşacak. Nitekim, bunun ilk işaretlerini görmeye başladık bile… İlk önce, TÜFE ve ÜFE oranlarından sorumlu, daire başkanını görevden aldılar.  Sonrasında, 20 bölge müdürünü değiştirdiler. Şimdi de TÜİK, bu aydan itibaren domatesin, patatesin kilosunu ne kadardan hesapladığını, kira fiyatlarını ne kadardan hesapladığını, yayınlamayacağını açıkladı. Nedenleri de neymiş biliyor musunuz? Avrupa Birliği’nden artık böyle bir talep gelmiyormuş… Şu işe bakar mısınız? TÜİK, yitip giden inandırıcılığını geri kazanmak adına vatandaşa daha şeffaf olmak yerine, tam tersine, ‘AB’den artık böyle bir talep gelmiyor, ben de yayınlama ihtiyacı görmüyorum’ diyor. Yani kendisini, bu ülkenin vatandaşına karşı değil, sadece Sayın Erdoğan’a karşı sorumlu hissediyor. Bu vesileyle, bu rakamları belirleyen zevata, bir çift sözüm var: Açıkladığınız rakamlar, işçinin, memurun, emeklinin, maaş zammını belirliyor. Ay sonunu getiremeyen insanlarımızın vebali boynunuzda. Gelin, iki cihanınızı da karartmayın. Gelin, bu milletin ahını, daha fazla almayın. Ya görevinizi hakkıyla yapın ya da millete karşı sorumluluğunuzun farkındalığıyla, o görevlerden, devlet insanı vakarıyla, şerefinizle ayrılın. Sakın unutmayın: Ah ile abat olan, dert ile berbat olur. Benden söylemesi…

"İstanbul Sözleşmesi'nin cumhurbaşkanlığı kararıyla fesih edilemeyeceğini duymak çok mu zoruna gitti?"

"Hayırdır Sayın Erdoğan İstanbul Sözleşmesi'nin cumhurbaşkanlığı kararıyla fesih edilemeyeceğini duymak çok mu zoruna gitti? Yarıyı tamamen vesayetin altına almadığın için çok mu darlandın? Bu devlet kimsenin babasının çiftliği değil. Bu kurumlar kimsenin şahsi şirketi değil .Bu kurumlarda çalışan hiç kimse de emir erin değil. Bir an önce kendine gel. Sakın aklından çıkarma ne yaparsan yap Türkiye'ye diz çöktüremeyeceksin. İlk seçimde yetkiyi alıp Türkiye'yi içine soktuğun bu kurumsuzlaşma çukurundan evvel allah çekip biz çıkaracağız.

Kızılbük Koyu tepkisi: Büyük bir talan bir doğa katliamı yapılıyor, rantiyeler yine iş başında!

"Marmaris Milli Parkı içerisinde bulunan Kızılbük koyunda büyük bir talan bir doğa katliamı yapılıyor. Rantiyeler yine iş başında. Buradan kağıt üzerinde  çevre şehircilik ve iklim bakanı olarak geçen gerçekte ise çevremizin şehirlerimizin iklimimizin tarumarına sessiz kalıp yol veren Murat Kurum'a ve Muğla Valiliği'ne sormak istiyorum: ÇED raporu gerekli değildir kararını hangi çıkara hangi amaca hangi çıkar sahibinin amacına hangi beklentiye göre verdiniz? Eğer Muğlamızı sahipsiz milli parklarımızı da kimsesiz zannediyorsanız çok yanılıyorsunuz millete inat patrona itaat anlayışınızla devriminizin daim olacağını sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz.  Adı Yap işlet devret özü yak yağmala yok et projeleriniz yanınıza kalır diye düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.

Erdoğan'a "sürtük" tepkisi: Yazıklar olsun! Sen yeminini bozdun!

"Bir sandıklık siyasi ömrü kalanların acınası çırpınışlarına, koltuğunu korumak için tüm değerlerini kaybedenlerin hakaretlerine maruz kaldığımız bir haftayı da geride bıraktık. Artık pis dillerini öfkelerini açık etmekten çekinmiyorlar. Millete hesap vereceğine milletten hesap soran, vatandaşların taleplerini dinleyeceğini kendi taleplerini dayatan kirli bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sayın Erdoğan ve arkadaşları sayesinde artık her yeni güne bugün ne olduk diye uyanıyoruz. Bugün acaba hangi konuda suçlandık diye merak ediyoruz. Çünkü sayın Erdoğan milletimize yönelttiği hakaretler yelpazesini genişletmeye devam ediyor. Büyük Türk milleti AK Parti iktidarı nezdinde bir gün hain bir gün terörist bir gün nankör bir gün şükürsüz oluyor. Bu aziz millete çürük ve sürtük dendi. Bu hakareti denize dökülüşünü unutamayan bir Yunanlı etmedi bu hakareti geçmiş yenilgisinin karın ağrısını taşıyan bir İngiliz de etmedi, bu hakareti bu ülkenin cumhurbaşkanı etti. Yazıklar olsun! Bak sayın Erdoğan sen bu ülkenin cumhurbaşkanı seçildiğinde bir yemin ettin. Hatırlıyor musun? Hani nerede senin yeminin? Hani nerede hürriyet nerede insan hakları nerede adalet nerede Atatürk ilke ve inkılapları. Sen yeminini bozdun! Üstelik ilk defa da değil çok uzun zaman önce bozdun. Kibrinin esiri olup hakikate kör olurken bozdun. İktidar sarhoşu olup gazi meclisimizi vesayetin altına alırken bozdun. Yani 2017 referanduma giderken aziz Türk milletine yalan söyleyerek bozdun.

Yeşilçam efsanesine hüzünlü veda Yeşilçam efsanesine hüzünlü veda

"Gezi, bizzat senin elinle rayından çıkartıldı"

"Burdur’da oruç ağzıyla haykıran, bir çiftçi kardeşim diyor ki; 'Ben 14 yaşında evlendim.  Kocamdan başka bir erkek görmedim.  Allah’tan başka kimseye biat etmedim. Ben sürtük değilim. Bize sürtük diyemez, biz halkız!' Ne oldu Sayın Erdoğan? Sadece şehirli kadınlar kızdı zannettin değil mi? Sadece oyuna talip olmadıkların öfkelendi sandın değil mi? Sadece karşı mahalle diye bildiklerine hakaret ettin diye düşündün değil mi? Ama yanıldın, hem de çok büyük yanıldın. Ben o gün de söylemiştim, bugün de tekrar ediyorum. Gezi, başlangıcından bizzat senin elinle rayından çıkartılmasına kadar geçen süreçte; sağcısından solcusuna, muhafazakârından sekülerine, kadınından erkeğine, yaşlısından gencine, herkesin istibdat rejimine karşı sergilediği, bir ruh, bir duruş, bir direniştir.  Bu işi tetikleyen ise bizzat iki ayyaş söylemidir. Asıl yeter artık dedirten iki ayyaş söylemi oldu.

"Sana esas dersi, bu aziz millet sandıkta verecek! Edebi de, ahlakı da, saygıyı da, sana sandıkta gösterecek!"

"Sen bu hakaretleri ettikçe çok daha derine batıyorsun. Sen cumhurbaşkanı olarak bütün milletinin hakkını hukukunu namusunu şerefini koruyacağına da namusun ve şerefin üzerine yemin ettin. Ne yaparsan yap bu ruhu yenemezsin. Ne kadar sayıp sövsen de işte en sonunda böyle mağlup olursun! Ama hiç merak etme, sana esas dersi, bu aziz millet sandıkta verecek! Edebi de, ahlakı da, saygıyı da, sana sandıkta gösterecek! Sen, 'milletin dili' diye, edepsizliği haklı çıkarmaya çalışadur, Hakaret ettiğin bu aziz millet, sana en okkalı tokadını sandıkta gösterecek!

"Geri sayım başladı, bunun artık dönüşü yok, emin ol, çok az kaldı!"

"Çünkü birleştireceğine, nefret saçandan Cumhurbaşkanı olmaz! Çünkü milletin namusunu koruyacağına, namusa dil uzatandan, Cumhurbaşkanı olmaz! Çünkü devletin varlığına sahip çıkacağına, kendini devlet yerine koyandan, Cumhurbaşkanı olmaz! Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin, şanını ve şerefini yücelteceğine, ayaklar altına aldırandan Cumhurbaşkanı olmaz! Çünkü vatanın bölünmez bütünlüğünü savunacağına, vatan toprağını, bir türlü sahiplenemeyenden, kupon arazi olarak görenden, Cumhurbaşkanı olmaz! Çünkü hukukun üstünlüğüne, adalete, anayasaya bağlı kalacağına, yandaşa, saraya, koltuğa bağımlı kalandan, Cumhurbaşkanı olmaz!  Ez cümle sözünden dönenden, yeminini bozandan, emanete hıyanet edenden, Cumhurbaşkanı hiç olmaz! Aziz Türk Milleti, artık senin gerçek yüzünü gördü. Geri sayım başladı, bunun artık dönüşü yok. Sandık geldiğinde, milletimizin kutlu iradesi, seni o sandığa gömecek. Emin ol, çok az kaldı!