GÜNDEM

Akşener: Kimse sorumluluk almıyor!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Arama kurtarma çalışmalarına devam edilmesini buradan talep ediyoruz. Çünkü hala orada canlı insanlarımız olabilir. Bir kişinin canının kurtarılması her şeye değer." dedi.

Akşener, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Adana'da ziyaretlerde bulundu.

Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ı makamında ziyaret eden Akşener daha sonra, depremde eşi Zeynep (67), oğulları Fatih (43) ve Burak (35) ile torunu Zeynepnas Arnas'ı (16) kaybeden, partisinin Adana İl Yönetim Kurulu Üyesi Muhittin Arnas'la bir araya geldi. Akşener, Arnas'a taziyelerini iletti.

Akşener, daha sonra yaralı depremzedelerin tedavi gördüğü hastaneye gitti. Hastane çıkışında açıklamalarda bulunan Akşener, seçmenin iktidar partisini hizmet etmek üzere tespit ettiğini, muhalefet partisine de "avukatlık" görevi verdiğini söyledi. Bu görevi deprem esnasında da hayata geçirmeye gayret ettiklerini dile getiren Akşener, "Dolayısıyla zaman zaman milletimizin sesinin duyulmadığı anların duyulmasını sağladık. Diğer taraftan da 'şunun şöyle yapılması gerektiğine dair' projeler de ürettik çünkü biz biliriz ki milletimize zarar veren olayların olması halinde o zaman millet kim kimdir demeden, şuculuk buculuk, oculuk moculuk demeden bir araya gelir. İşte bu depremde de öyle oldu. Dolayısıyla birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için olduk." diye konuştu.

Büyük bir afetle karşı karşıya olunduğunu ifade eden Akşener, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diledi. Üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi kararını değerlendiren Akşener, şunları söyledi:

"Konuyla ilgili bugün iki bilgi var. Birincisi, nisan ayında YÖK'ün yaptığı açıklamaya göre nisan ayında gözden geçirileceği bu uzaktan eğitim meselesinin. Derhal bu işten vazgeçilmesi lazım geldiğini ifade etmek isterim. KYK yurtlarının, ailelere verilmesi son derece yanlıştır. 99 depremini Kocaeli'nde yaşamış bir insanım ben. Ailesinden insan kaybetmiş bir kişi olarak yaşadım. Aileleri, KYK yurtlarına yerleştirmek yanlıştır. Bizim inançlarımıza aykırıdır. Bizim geleneklerimize aykırıdır. Bizim ailevi davranış biçimlerimize aykırıdır. Dolayısıyla bu yanlıştır. Öğrencilerin oradan çıkarılıp ailenin yerleştirilmesi yanlıştır. Mesela İstanbul'da finans merkezi var. İstanbul Finans Merkezi var. En az 100 bin kişilik kapasitesi olan bir yerdir. Orası derhal 10-15 gün içinde, depremden zarar görüp tahliye edilmesi gereken insanlarımıza açılabilir. Böylece de KYK yurtları serbest kalır. Bunun gözden geçirilip derhal vazgeçilmesini öneriyoruz. Bunda da ısrarlıyız. Ama bir şey önermiştik. Sadece biz önermiştik. O da şuydu. 285 bin öğrenci deprem bölgesinde okuyan, oradaki okullarda okuyan ya da diğer yerlerde okuyan o öğrencilerin deprem bölgesi dışındaki okullarda, kendi bölümleriyle eşleşip oralarda okumalarının yolunun açılması lazımdı. Bugün YÖK'ün yaptığı bu açıklamada bunu gördük. Buna da teşekkür ediyorum. Yani bu teklifimizin kabul görmüş olmasına da teşekkür ediyorum. Doğrusu budur."

Koronavirüs salgınıyla iki yıl boyunca neredeyse bir neslin rekabet imkanının ortadan kalktığını ifade eden Akşener, "İnternetin, bilgisayarın bulunmadığı ailelerin çocukları eğitimden ister ilkokul, ister ortaokul, ister üniversite olsun doğru düzgün faydalanamadılar. Dolayısıyla rekabet etme şansları düştü. O nedenle uzaktan eğitim meselesinin yerine yüz yüze eğitime derhal geçilmesi lazım." değerlendirmesini yaptı.

Depremdeki arama kurtarma çalışmalarına da değinen Meral Akşener, bugün 12'nci gün olmasına rağmen enkazlardan insanların halen canlı çıktığına işaret etti. Akşener, "Arama kurtarma çalışmalarına devam edilmesini buradan talep ediyoruz. Çünkü hala orada canlı insanlarımız olabilir. Bir kişinin canının kurtarılması her şeye değer." açıklamasında bulundu.

"Biz elbette beceriksizliklerin, elbette yanlışlıkların, elbette bu tek adam sisteminin getirdiği organizasyon bozukluklarının hesabını soracağız." diyen Akşener, şunları kaydetti:

"Elbette bunların düzeltilmesinin peşinde olacağız ama bugün tek bir canlı arkadaşımız, kişimiz milletimizin bir ferdi varsa o bir canın kurtarılması için ben her kapıyı çalarım kardeşim. Gerekirse o kapıyı kırmak kaydıyla çalarım. Dolayısıyla bütün canlarımız tamamen 'canlı olanlar çıktı' deyip yani bir kişimiz bile canlı kalmadıktan sonra, o enkazlar kaldırılmalıdır. Şimdi bir şey daha gördük. Sayın Erdoğan tek adamlığı kendine bağladı. Yani bürokrasiden bıkmıştı, ondan bıkmıştı, her şeyden bıkmıştı. Ama gördük ki bu depremde biz hiçbir devlet memuru ister üst düzey ister orta düzey kendi adına inisiyatif kullanamıyor. AFAD'ın bünyesinde çalışan her bir arkadaşımdan Allah razı olsun. Herkes elinden gelen gayreti gösteriyor. O başka bir şey. Ama karar alma süreçlerinde bir müdür arkadaşımız kendi başına karar alamıyor. Ankara'ya soruyor. Ankara, saraya soruyor. O arada ne kadar zaman geçiyor? Üç gün geçiyor. Asgari, en küçüğü üç gün geçiyor. Demek ki bürokrasinin Sayın Erdoğan'ın ayağına vurduğu prangayı çözelim derken bürokrasi üçle çarpar hale gelmişiz. Bunu herkesin dikkatine sunuyorum."