AHLAT: ECDADIN MÜHRÜ GELECEĞİN İSTİKAMETİ

Tarih bazı coğrafyalara yalnızca bir mekan değil bir ruh üfler. Taşın toprağın suyun ve rüzgarın hafızası olur. Asırlar geçse de o hafıza bir yerlerden fısıldamaya devam eder.
Bugün Malazgirt Zaferinin yıl dönümünde gözümüzü yeniden o kadim coğrafyaya çeviriyoruz. Ahlata…
Anadolu’nun kapısı Malazgirtte açıldıysa o kapının kilidine uzanan anahtarlardan biri Ahlattır.
Ahlat medeniyetin ilmin estetiğin ve kardeşliğin kubbesiydi. Orada yükselen her taş yalnızca bir yapı değil bir inancın bir iradenin ve büyük bir medeniyet tasavvurunun mührüydü.

Bugün Ahlata dönüp bakmak yalnızca büyük bir zaferi yad etmek değildir. Bin yıl önce başlayan bir medeniyet yürüyüşünün hala devam ettiğini hatırlamaktır. Ahlat geçmişte kalmış bir hatıranın değil Anadoluyu vatan kılan iradenin yaşayan hafızasıdır.
Çünkü bazı yıl dönümleri yalnızca geçmişi anmak için değil geleceğe hangi ruhla yürüyeceğimizi hatırlamak için vardır.
Ve bugün Ahlatı yeniden anlamlı kılan en güçlü iradelerden biri hiç şüphesiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın bu kadim mirasa sahip çıkan liderliğidir.

Bir ülkenin kaderini omuzlamak yalnızca bugünü yönetmek değildir. Asırların ötesinden gelen sesi duyabilmek milletin hafızasını korumak ve o hafızadan geleceğe bir istikamet çizebilmektir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın Ahlata gösterdiği özel ilgi tam da böylesi bir tarih ve devlet şuurunun tezahürüdür.
Onun öncülüğünde Ahlatın yeniden ihya edilmesi yalnızca tarihi bir şehrin ayağa kaldırılması değildir. Bir milletin kökleriyle yeniden buluşturulması bin yıllık devlet hafızasının geleceğe taşınmasıdır.
Cumhurbaşkanımızın yıllardır kararlılıkla ortaya koyduğu medeniyet ve güçlü Türkiye vizyonu Ahlatta adeta ete kemiğe bürünmektedir. Çünkü onun liderliğinde geçmiş yalnızca anılmıyor geleceğin inşasında bir kuvvete dönüştürülüyor.
Malazgirt ruhunun her yıl Ahlatta yeniden yaşatılması da bu nedenle sıradan bir anma değildir. Ecdadın emanetiyle bugünün iradesini bin yıllık hafızayla Türkiye Yüzyılının ufkunu aynı kubbenin altında buluşturan güçlü bir mesajdır.

Kökünü bilen hafızasına sahip çıkan ve tarihinden güç alan bir milletin yürüyüşünü hiçbir fırtına durduramaz.
İşte Ahlatın ihyası bu yüzden yalnızca taşa ve toprağa dokunmak değildir.
Asıl ihya edilen hafızadır.
Asıl ayağa kaldırılan milli şuurdur.
Asıl geleceğe taşınan büyük Türkiye idealidir.
Ve Ahlattan yükselen o güçlü ses bugün hala aynı şeyi söylüyor.
Kubbe yerinde kökler derinde.

Ahlata yolunuz düşerse ki düşmeli Selçuklu Meydan Mezarlığına uğrayın.
Göğe doğru yükselen abidevi mezar taşları yalnızca geçmişten kalan eserler değildir. Üzerlerindeki eşsiz motiflerle bin yıllık bir medeniyetin sessiz şahitleridir.
O taşlar susmaz.
Biraz yaklaşıp dinlerseniz sanki bin yıl öteden aynı ses yükselir.
Biz buradayız. Bu toprakları vatan kıldık. Emanete sahip çıkın.
İşte Ahlatın ağırlığı tam da buradadır. Toprağın altında tarih,üstünde hafıza vardır..
Bugün dünyanın yönümüzü değiştirmeye çalıştığı,milletlerin kendi tarihleriyle bağlarının giderek zayıfladığı bir çağda Ahlat bize bir hakikati yeniden hatırlatıyor.
Hafızası olmayanın istikameti de olmaz!!!
Bu yüzden Ahlat bir pusuladır. Geçmiş ile geleceğin tarih ile istikbalin buluştuğu kadim bir eşiktir.
Van Gölünün kıyısındaki o sessiz devin sesini duymak zorundayız. Çünkü kökleri derinde olan ağaçlar en sert fırtınalarda bile ayakta kalır.

Ahlat geçmişin müzesi değildir geleceğin temelidir.
Bin yıl önce Anadoluya vurulan o mühür bugün Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın güçlü liderliği ve ortaya koyduğu gelecek vizyonuyla Türkiye Yüzyılına uzanan büyük yürüyüşün tarihi hafızasına dönüşmektedir.
Çünkü geçmişini bilen milletler geleceğini başkalarına yazdırmaz.
Kökler derinde oldukça kubbe yerinde kalacak hafıza yaşadıkça bu kutlu yürüyüş devam edecektir.