Türk-İş, Mayıs 2026 açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, Ankara'da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 35 bin 174,85 TL'ye çıktı.
Gıda harcamasıyla birlikte kira, ulaşım, eğitim, sağlık, giyim, elektrik, su ve yakıt gibi temel ihtiyaçlar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı ise 114 bin 576,10 TL olarak hesaplandı. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de 45 bin 488,25 TL'ye yükseldi.
Açlık sınırı bir ayda 588 TL arttı
Türk-İş'in verilerine göre, dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması nisan ayında 34 bin 586,86 TL iken mayısta 35 bin 174,85 TL'ye çıktı. Böylece açlık sınırı bir ayda yaklaşık 588 TL arttı.
Yoksulluk sınırı da aynı dönemde 112 bin 660,80 TL'den 114 bin 576,10 TL'ye yükseldi. Mayıs 2025'te 25 bin 92,26 TL olan açlık sınırı, bir yılda 10 bin TL'nin üzerinde artış gösterdi. Aynı dönemde yoksulluk sınırı 81 bin 733,73 TL'den 114 bin 576,10 TL'ye çıktı.
Çizelgedeki gıda harcaması kalemlerine göre, Mayıs 2026'da yetişkin erkek için aylık gıda harcaması 10 bin 507,79 TL, yetişkin kadın için 8 bin 617,65 TL, 15-19 yaş grubu çocuk için 10 bin 376,54 TL, 4-6 yaş grubu çocuk için ise 5 bin 672,88 TL olarak hesaplandı.
Mutfak enflasyonu yıllık yüzde 40'ı aştı
Türk-İş'e göre, mutfak enflasyonu mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,70 arttı. Gıda harcamasındaki 12 aylık artış yüzde 40,18, yıllık ortalama artış ise yüzde 40,58 oldu.
Yılın ilk beş ayında gıda harcamalarındaki artış oranı yüzde 16,69 olarak hesaplandı. Türk-İş, aylık artışların birikimli etkisiyle yılın ilk beş ayında dört kişilik ailenin mutfak harcamasına 3 bin 950 TL ek yük bindiğini belirtti.
"Ücret artışları fiyat artışlarını karşılamıyor"
Araştırmada, gıda fiyatlarındaki yükselişin özellikle ücretli çalışanlar, emekliler ve sabit gelirli kesimler üzerindeki baskıyı artırdığı vurgulandı.
Türk-İş değerlendirmesinde, ücret gelirlerinin yalnızca gerçekleşen enflasyona göre belirlenmesinin yeterli olmadığı belirtilerek, çalışanların ve emeklilerin satın alma gücünün korunması için ücret politikalarının daha geniş bir sosyal ve ekonomik çerçevede ele alınması gerektiği ifade edildi.
Araştırmanın tamamını okumak için tıklayın.